Jump to content

Yaşamın Show'u


Guest eqinox
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Truman Show;

 

1998 yapımı bir film. Birçoğunuz seyretmişsinizdir sanırım. Hani kocaman bir platform içinde, gerçeğinin aynısı olan bir dünya yaratmışlar. İçindeki herkes ve her şey aslında bir oyunun parçası. Yönetmen tarafından yazılmış ve yönetilen bir oyun. Sadece başrol oyuncusu- gerçeği bilmiyor. Ben bu filmi duyduğumda bir gece aldım biletimi gittim tek başıma seyrettim sinemada. Aslında benim düşündüğüm şeyi başkasının bu kadar erken düşünüp üstelik sahneye koyması çok ağrıma gitmişti. Film boyunca hayatımda ağlamadığım kadar ağlamışımdır. En iyi bildiğim ve sevdiğim film bu. Hele filmin sonunda adamın teknesiyle dünyanın sonuna çarpması ve perdenin yırtılması benim için tam bir yıkım dı. Tam benim yaşlarımda bir adam içinde bulunduğu sahte dünyayı fark eder. Ve o dünyadan gerçek yaşama kaçmaya çalışır. Kolay değildir. Bildiği bir dünyanın dışında yeni ve daha acımasız belki de çok daha güzel bir dünyaya adım atmak. Buna cesaret etmek..

 

Bir de, o filmini hiç unutmam. Bilge adam çekirgesini ömür boyu yanında taşır. Ona felsefesini öğretir. Çok uzun sürer bu yolculuk. Benim dedem, ölürken tüm çocuklarına ve torunlarına araziler bırakırken bana sadece içkiden ve kumardan uzak durmamı vasiyet etmişti. Ve ben bunu hep tuttum. Küçükken kungfu filmindeki gibi elimden tutar ve beni gezdirirdi. O bana bir şeyler anlatırken ben koşturur oyun oynardım. Hiç kızmazdı bana. Arada dinler manasız şeylerin altından anlam çıkartmaya çalışırdım. Ölümünü kabullenemediğim tek insan olmuştur. Hala da aynı şeyleri düşünürüm. Onun aramızdan ayrılmasını hala hazmedemiyorum. Onsuz dünyada çok zor zamanlar yaşadım. O nun bilgeliğine çok kez ihtiyaç duyuyorum. Onun mirası dışında fazla bir şey de yok aslında. Keşke hatırlayabilsem. Daha kolay olurdu benim için.

 

Bana bir gün “Öyle bir şey yap ki, imkansız olsun, imkansız bir şeyi başar evladım” demişti. Ben de okudum, çalıştım ve yaşadım. Bilimde tüm dünyanın kabul ettiği bir şeyi başardım. Bir imkansızı. Dünya alkışladı beni. Bunun dedemin istediği şey olmadığını anlamam geç olmadı. Onun istediği imkansız bir şeydi. Başarılmış şeyler imkansız olamaz ki..

 

1972 yılında onu kaybettim. Ve ben onsuz yolculuğuma başladım. Tek başına bir yolculuk. Artık kendi bilgeliğimi kendim yaratmalıydım. Hem çekirge hem de bilge.

 

Genç yaşta kolay aşık oluyordum. Ama bana aşk konusunda söylediği bir şey vardı. “Aşk bir çocuğun doğumunu kabullenmek kadar olağan üstü güzel, ayrılıklar ise onun ölümünü kabullenmek kadar acı olmalı” derdi. Ancak o zaman gerçek sevgiyi tariflersin, gerçek sevmek budur.. derdi. Geçmişte hiçbir aşk bana babalık duygusu yaşatmadı, hiçbir ayrılık bana ölüm acısı vermedi. Dedemin yokluğuna yakın bir ayrılık yaşamadım.

 

Sonra uzun yolculuğum devam etti. Ama bir tuhaflık vardı. Her şey çok normaldi. Alışılmışlığın dışında normal. Hasta oluyorum iyileşiyorum, Herkes beni çok seviyor bana ilgi gösteriyor. Hep ön plandayım ve vazgeçilemezim. Hep zenginim, asla param bitmiyor. Uçurumdan denize uçuyorum ve ölemiyorum. Savaşıyorum, vuruluyorum ve diriliyorum. Acısı çabuk geçiyor. İstediğim gibi dişli düşmanım hiç olmuyor. Her savaşı ben kazanıyorum. Her zaferde ben varım. İstediğim kadar seviyor ve seviliyorum. Her çeşit meyve ve sebze önümde, her yemek bana amade. İstediğim kişi bana aşık olabiliyor. Sadece istemem yeterli. Yaşadığım zorluklar kolaylıklara dönüşüyor. Bir yerde hemen yardım mutlaka ulaşıyor. Neden ben hiç kaybedemiyorum. Her oyunda ben kazanıyorum. Büyük bir oyun bu..

 

Nedir bu tuhaflıklar. Araştırmaya başlıyorum. Yaşadığımız yüzyılda, birisi sizden hoşlanıyor, size 160 karaktere sığacak kadar bir mesaj ekranından mesajlar yazıyor. Sizde ona cevaplar. Sonra 160 günden fazla sürmeyecek bir ilişki başlıyor. Bu süre bitince normal bir şekilde başka mesajlar ve o mesajların uzunluğu kadar kısa ve sahte ilişkiler sürekli kendini yeniliyor. Yeni bir telefon numarası ve yeni bir mesaj ekranı. Kontörler her yerde satılıyor. Satın alabildiğin kontör kadar aşk ve sevgi de satın alabiliyorsun. Sonra bilgisayar icat oluyor. Daha uzun ve sınırsız bir ekranı var. Telefonuna sığdıramadığın yalanlarına müsait bir zemin. İstediğin kadar yalan ve istediğin kadar özgürlük. İstediğin gibi süsleyebilme lüksün de var üstelik. Orada kendini istediğin gibi gösterebilme yada söylediğin gibi biri olabilme özgürlüğün de cabası..

 

 

Elektronik yaşamında dışında caddelerde ve parlak ışıklı evlerde sıradan ve programlanmış yaşamlar devam ediyor. Sadece senaryoya uygun yaşanıyor. Her geçen gün yaradılışın amacından uzak bir dünya kendini yeni bir oyuna sürüklüyor. Tüm dizi filmlerin ortak konusu işleniyor yaşamda. Aldatmak, aldatılmak, sınırsız sevebilmek ve öldürebilmek işleniyor konu olarak.

 

40 yaşıma geldiğimde bir tekne kiraladım. Senaryonun dışında gerçek yaşamı aramak için yelken açtım denizlere. her şeyi kaybedebilme risklerini de göze alarak. Yolculuğumun sonunda dünyanın sonuna çarptım. Yelken takıldı ve gerçek dünya ile benim dünyam arasındaki şeffaf duvarı yırttı. Tek çıkış yoluna kadar ilerledim. Merdivenlere kadar.

 

Yakın geçmişte benim kolay ve sahte yapmacık dünyamda rol almış, beni gerçekten tanımaya çalışmış, kendi dünyası ile benim aramda gidip gelmiş insanlar oldu. Ben onların gözlerindeki parlaklıkta bu sırrı çözdüm. Geldikleri dünyanın izlerini taşıyan benim bildiğimin dışında bir işaretti bu. Sonuçta kendi dünyamda her şeyi başarmış bir insan olarak gerçeğe açılan dünyada da başarılı olabilirdim. Belki de kapıdan geçip daha kötü ve karmaşık bir yaşamda da kendimi bulabilirdim. Ama ne olursa olsun ben farkında olmak la yeni bir adımı atmış oluyordum. Biraz yardım ve biraz sabırla bende o düzenin parçası olabilirdim.

 

Ama heyecanla bekleyen ve izleyen seyirciler filmdeki gibi aynı tepkiyi vermediler. O bir film di. Sadece o gözle bakmak yeterliydi onlar için. Onlar da kendi dünyalarındaki oyunlarını oynuyorlardı.

 

O gece sinemadan çıktığımda kendi hayat hikayemin sahneye yansımasını hiç hazmedemedim. Güzel ve romantik bir bitiş oldu filmde. Özellikle piyano arkasından çalan keman insanın içini ferahlatıyordu. Adam kapıdan sahneyi selamladı, tüm yaşamını o sahnenin içinde bırakarak sevgilisine onu gerçekten seven sevdiğine koştu. Dünyasını elinin tersiyle tepti ve belirsiz ve gerçek yaşama ilk adımı attı. Çok güzel bir bitiş di..

 

Şimdi, dış dünya ile kendi dünyam arasındaki merdivende oturuyorum. Ama o dünya ile benim dünyam arasında bir bağlantı da yok. Filmler gerçeğe dönüştüğünde o eller ve gözler bir anda kayboldu. Üzülmüyorum. Çünkü o merdivenin basamaklarında öğrendiğim bir gerçek daha var. Dış dünyadaki insanlar başkalarının dünyasını film gibi izlerken ve duyarsız kalırken, kendi dünyalarının da benim dünyamdan daha büyük bir sahne olduğunu bilmiyorlar. Gerçek senaryonun aslında kendileri oldukları. Dikkatlerini sadece başka bir noktaya çekmek için hazırlanmış bir senaryoda..

 

Ve Ben, Dedemin bana öğretmek istediği imkansızı biliyorum. Sahte dünyaların dışında, Yüce Yaratıcımızın bizi sınavla alacağı gerçek dünyayı ve gerçek hayatı. Bize aslında layık gördüğü o sonsuz huzuru..

 

Bu da, iç içe dünyaların dışında sadece öldükten sonra kavuşabileceğimiz bir dünya. Yeni yüzyılda yeni ekranlardaki mesaj yağmuru hep devam edecek. İnsanlığın dünyası gittikçe daralacak ve sonunda kendi yaşam alanları ile kafeslenmiş bir dünyası olacak. Nefes darlığı çeken insanlar, elleriyle kendi gökyüzünü tutabilecek…

 

Sonuna çarptığım dünyanın çıkış merdiveninde Bir süre daha bekleyerek ait olduğum kapıdan geçeceğime inanıyorum… Görmek istediğim yüzler sadece sonsuz hayata inanan ve bulunduğumuz geçici yaşamda el uzatanlar.. Rol yapmadan gerçekten kendi olup, yaşayanlar..Gerçek huzuru arayanlar.. Gerçek aşkı gerçekten bulabilenler..

 

EQ

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sonuna çarptığım dünyanın çıkış merdiveninde Bir süre daha bekleyerek ait olduğum kapıdan geçeceğime inanıyorum… Görmek istediğim yüzler sadece sonsuz hayata inanan ve bulunduğumuz geçici yaşamda el uzatanlar.. Rol yapmadan gerçekten kendi olup, yaşayanlar..Gerçek huzuru arayanlar.. Gerçek aşkı gerçekten bulabilenler..:thumbsup:teşekkürler

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ne denirki bazı şeylerin anlamını ne kadar güzel kavramışsınız biraz kendi duygularımdan hisseler gördüm biraz imrendim(gemiye binip gitmek güzel olmalı) biraz içim buruldu ki o bu günlerde biraz buruk zaten... hayat bir çaba bazılarımız biraz daha üzerinde düşünmeyi seçiyor ne kadar yorucu zahmetli olsada öylesine yaşamamayı kendi filminde iyi bir kahraman olmayı .... paylaştığınız için teşekkürler

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Tek kelimeyle mukkemmel emegine saglik, zevkle okudum :))

--------------------

Yaşadığımız yüzyılda, birisi sizden hoşlanıyor, size 160 karaktere sığacak kadar bir mesaj ekranından mesajlar yazıyor. Sizde ona cevaplar. Sonra 160 günden fazla sürmeyecek bir ilişki başlıyor. Bu süre bitince normal bir şekilde başka mesajlar ve o mesajların uzunluğu kadar kısa ve sahte ilişkiler sürekli kendini yeniliyor. Yeni bir telefon numarası ve yeni bir mesaj ekranı. Kontörler her yerde satılıyor. Satın alabildiğin kontör kadar aşk ve sevgi de satın alabiliyorsun. Sonra bilgisayar icat oluyor. Daha uzun ve sınırsız bir ekranı var. Telefonuna sığdıramadığın yalanlarına müsait bir zemin. İstediğin kadar yalan ve istediğin kadar özgürlük. İstediğin gibi süsleyebilme lüksün de var üstelik. Orada kendini istediğin gibi gösterebilme yada söylediğin gibi biri olabilme özgürlüğün de cabası..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...