Jump to content

Tevbe Ehli


melbourne
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Tevbe ehli, yaşadıkları her an nefislerini muhasebe etmeli, her türlü şehveti bırakmalı ve fuzuli olan herşeyi terketmelidirler. Fu­zuli şeyler altı tanedir:

1. Sözün fuzulisini bırakmak;

2. Bakışın fuzulisini terketmek;

3.Yürümenin fuzulisini terketmek;

4.Yiyeceğin fuzulisini terketmek;

5. İçeceğin fuzulisini terketmek;

6. Giyeceğin fuzulisini terketmek.

Seri dedi ki: Şehvetleri terkedemeyen, şüpheli şeyleri de terke-demez.

Yahya b. Muaz'a (ra), 'Tevbe eden kişi ne yapmalıdır?' diye so­rulmuştu. O da şu cevabı verdi: Onun ömründe iki günü vardır. Bir günü geçip mazi olmuş, ikinci günü de gelecektir. Her ikisini de üç şey ile İslah eder. Geçmiş gününü pişmanlık ve istiğfar ile, gelecek gününü ise helali harama karıştırmayı ve böyle yapanları terkede-rek İslah eder. Sonra müridlerle arkadaşlık edip zikir ehlinin mec­lislerine oturur. Üçüncüsü de, gıdasını helal ve temiz tutup ameli üzere gayretli olur.

Tevbenin sadık oluşunun alameti; kalbin yumuşaması ve göz­yaşlarının artmasıdır. Bu babda rivayet edilen bir hadiste Allah Resulü (sav) şöyle buyurmaktadır: "Tevbekarlarm meclislerine otu­run. Onlar, kalpleri en ince olanlardır". Tevbenin hak olup olmadı­ğını bilmenin ölçüsü, günahların insanın gözünde büyümeye başla­masıdır. Hatta bu meyanda şöyle denir: Günah, kulun gözünde bü­yüdükçe Allah Teala'nm nazarında küçülür. Başka biri de şöyle de­miştir: Günahı küçük görmek, büyük günahtır.

Bu manada Allah Resulü'nden de (sav) şu hadis rivayet edilmiş­tir: "Mümin, işlediği günahı önündeki dağ gibi gören ve üstüne yı­kılmasından korkan kimsedir. Münafık ise, işlediği günahı burnuna konan ve üfleyerek kaçırdığı bir sinek gibi gören kimsedir". Bu mev­zuda mürsel olarak şöyle bir hadis rivayet edilmiştir: "Sizden biri, kendine göre günahlarının en küçüğündeyken ölmekten korksun". Ariflerden bir zat şöyle demiştir: Mağfiret edilmeyen tek günah, kulun şu sözüdür: İşlediğim her günah keşke bunun gibi olsa. Bilal b. Sa'd da şunu söylemiştir: İşlediğiniz günahın küçüklüğüne bak­mayın. Ancak kime karşı işlediğinize bakın. Kudsi bir hadiste ise Allah Teala'nm şu buyruğu nakledilmiştir: Allah Teala, veli kulla­rından birine şöyle vahyetti: Hediyenin küçüklüğüne bakma. Hedi­ye edenin büyüklüğüne bak. Günahın da küçüklüğüne bakma. O günahla karşı çıktığın Hâlık'm büyüklüğüne bak'.Günahların büyüklüğü, kulun onlara karşılaşacağı Rabbinin büyüklüğünden kaynaklanmaktadır. Zat-ı Kibriya'nın büyüklüğü­nün müşahede edilmesinden dolayı da günahlar kulun gözünde bü­yür. Bu müşahedeye rağmen, O'nun emrine karşı çıkmak gerçekten büyük bir cürettir. Bu şuur ve ilme sahip olan kullar nezdinde hiç­bir günah küçük değildir. Sağâ'ir denilen küçük günahlar dahi, korku ehlinin nazarında kebâ'ir yani büyük günahlardır.

Allah Teala'nm, "Bu böyledir. Kim, Allah'ın muhterem kıldığı şi­arlara hürmet ederse, kendisi için daha hayırlıdır" (Hac/30) ve "Bu böyledir. Kim, Allah'ın muhterem kıldığı şiarlara hürmet ederse, şüphesiz ki bu, kalplerin takvasmdandır" (Hac/32) buyruklarının tefsirlerinden biri de bu anlamda şöyle yapılmıştır: Kul, Allah Tea­la'nm yasak ve muhterem kıldığı şeylere kalbinde hürmet gösterir ve bunları asla ihlal etmez.

Bu meyanda Sahabe de, Tabiun'a şöyle demişlerdir: Öyle amel­ler yapıyorsunuz ki onları kendi gözünüzde kıldan daha ince görü­yorsunuz. Biz ise Allah Resulü (sav) devrinde aynı amelleri, helak edici fiiller arasında sayardık. Sahabe, bu sözü söylerken Allah Re-sulü'nün (sav) devrinde kebai?~ sayılan günahların, Tabiun devrin­de küçük günahlar haline geldiklerini ima etmemektedir. Ancak onlar, kalplerindeki iman nurundan dolayı Allah Teala'nm azame­tini yakinen bildikleri için, Tabiun devrinde işlenen küçük günah­ları bile gözlerinde büyütmekteydiler. Halbuki aynı nur, onlardan sonra gelenlerde aym kuvvetle mevcut olmamıştır. .

Allah Teala, velilerinden bir zata şöyle vahyetmiştir: İşlediğini gördüğüm öyle günahların var ki, senden önce onlardan daha basit günahlar için ümmetler helak ettim. İban b. İsmail, Enes b. Ma-lik'in (ra) Allah Resulü'nden (sav) şunu rivayet ettiğini nakletmiş-tir: "Allah Teala, ümmetlerden birini erkekleriyle oynaştıkları için helak etmiştir".

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Tevbe ehli, yaşadıkları her an nefislerini muhasebe etmeli, her türlü şehveti bırakmalı ve fuzuli olan herşeyi terketmelidirler. Fu­zuli şeyler altı tanedir:

1. Sözün fuzulisini bırakmak;

2. Bakışın fuzulisini terketmek;

3.Yürümenin fuzulisini terketmek;

4.Yiyeceğin fuzulisini terketmek;

5. İçeceğin fuzulisini terketmek;

6. Giyeceğin fuzulisini terketmek.

Seri dedi ki: Şehvetleri terkedemeyen, şüpheli şeyleri de terke-demez.

Yahya b. Muaz'a (ra), 'Tevbe eden kişi ne yapmalıdır?' diye so­rulmuştu. O da şu cevabı verdi: Onun ömründe iki günü vardır. Bir günü geçip mazi olmuş, ikinci günü de gelecektir. Her ikisini de üç şey ile İslah eder. Geçmiş gününü pişmanlık ve istiğfar ile, gelecek gününü ise helali harama karıştırmayı ve böyle yapanları terkede-rek İslah eder. Sonra müridlerle arkadaşlık edip zikir ehlinin mec­lislerine oturur. Üçüncüsü de, gıdasını helal ve temiz tutup ameli üzere gayretli olur.

Tevbenin sadık oluşunun alameti; kalbin yumuşaması ve göz­yaşlarının artmasıdır.

allah razı olsun...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...