Jump to content

Anne Duası...


prayer
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

ANNE DUASI

 

Acemi hırsız, girdiği apartmanda gözüne kestirdiği kapının önüne geçmiş etrafı gözden geçiriyordu.

 

Baktı, kimseler yoktu.Hele de gecenin bu saatinde

kimsenin uyanık olacağını sanmıyordu.

Cebinden çıkardığı tornavidayla yavaşça kapıyı zorlamaya başladı.O, çok zor olacağını sanıyordu ama kapı sanki içerden açılmış gibi kolaylıkla ardına kadar açılmıştı.Sevindi, çünkü hiç ses çıkartmamıştı.

 

Ayağını kapının eşiğinden içeri atıp yavaşça içeri süzüldü.Ama ne görsün,önünde yaşlı bir kadın sırtı ona dönük bir odaya giriyordu.

“Acaba?” dedi “Beni görmüş müdür?Eğer görseydi, çığlığı basardı.”

Dedi genç hırsız. İçi biraz rahatlamıştı.Ancak şimdi nasıl ortalığı karıştıracaktı?Kadın

belli ki yaşlılığından kulakları pek iyi duymuyordu.Yoksa ondan mutlaka

haberi olurdu.

 

Ama kendiside hiç ses çıkartmamıştı hani.Kendi kendine övünmeye başladı.

Artık yapacak bir şey yoktu.İçeri girip değerli ne var ne yoksa alıp götürecekti. Salonda eski birkaç eşyadan başka bir şey yoktu.Bu sefer

diğer odaları da karıştırmaya başladı.

Ama o odalarda da aradığını bulamamıştı.

Son olarak yaşlı kadının girdiği odaya yaklaştı.

Kadın halen oradaydı.

Eğilip doğruluyordu.

 

Genç hırsız,yaşlı kadının gecenin bu saatinde ne yaptığını merak etmişti ve:

“Vay ihtiyar vay!Yoksa bütün malın burada da o yüzden mi gecenin bu saatinde bile

onlardan ayrılmıyorsun?”

Kapıyı biraz araladı.

İhtiyar kadın bu kez oturuyordu.Derken kafasını

önce sağa sonra sola doğru çevirdi.Ayrıca bir şeyler de fısıldıyordu.Hırsızın şimdi yüzü kızarmış, annesini hatırlamıştı.Annesi o küçükken kardeşiyle ikisini yatağa yatırır sonra da kalkıp namaza dururdu.

 

Kardeşiyle annesinin namazda çıkarttığı fısıltıları dinleyerek uyurlardı. Bazen çığlıklarla uyandıkları kabuslarından yine annelerini karşılarında

namaz kılarken bulur sakinleşip uyurlardı.Gözleri dolmuştu delikanlının;”Keşke ,keşke o günlerdeki kadar mutlu olsaydım” dedi.Sonra yine aklına annesinin verdiği öğütler geldi.Bir defasında kardeşi bir arkadaşının oyuncağını çalmış

ve eve getirmişti.Annesi bunu fark edince döveceğini sanıyordu ama, o tam aksine kardeşinin başını öpüp okşadıktan sonra:

 

“Evladım!Bunu neden yaptın bilmiyorum.Ama bundan sen de mutlu değilsin.Çünkü o

senin değil.Hiçbir zamanda o oyuncağı seninmiş gibi kullanıp açığa çıkarıp oynayamayacaksın.Bu defa pişman olacaksın.Pişmanlıksa eğer telafi

edemezsen seni yiyip tüketecektir.

Bence sen gel beni dinle!Bunu arkadaşına geri verip özür dile!Daha sonra dayanıma gel”

Kardeşi de aynısını yapmış ve annesinin yanına oturmuş ne söyleyeceğini bekliyordu:

“-Yavrularım!İkinizde beni dikkatle dinleyin.Bilin ki Allah’ın size verdikleri herkesin sahip olduklarından daha tatlıdır.Sizin elinizdeki kuru ekmek ,diğerlerinin çeşitli lezzetteki emeklerinden daha temiz ve lezzetlidir.Çünkü o ekmek size Allah’ın hediyesidir.Sakın ha bu tatlı ekmeği

başkalarının güzel görünüşlü fakat acı yemeklerine değişmeyesiniz!”Sonrada ömrü boyunca her hatırladığında acı çektiği o duayı hatırladı

kelimesi kelimesine;

 

“Allah’tan dileğim,sizleri yolundan ayırmasın.Eğer bir gün ayağınız kayarsa ,yine sevdiği bir kulu vasıtasıyla sizi elinizden tutup kaldırsın.”

“ Ah anacığım ahh!Oysa oğlun şimdi elin acı ekmeğine göz dikmekte.Nice canlar

yakmakta.Senin zamanındaki gibi artık insanlar düşene el uzatmıyor.Bir tekmede onlar atıyor.Senin duan kabul olmamış ki ben şimdi burada bu haldeyim.”dedi genç hırsız içi sızlaya sızlaya.Yüzü gözyaşlarından ıslanmıştı.Kendinden

utanıyordu.Tam geri dönmeye hazırlanırken ihtiyar kadının seslendiğini duydu:

“-Evladım!Çekinme gel!Gel de biraz oturalım.Hem yorulmuşsundur.Nerdeyse on

dakikadır ağlıyorsun.Hadi bir büyük sözü dinle de geçip otur.”Delikanlı kendinden utana utana :

 

“-Ama ben, ben buraya..”

“-Şiiiştt!Sus!Sakın devam etme!”

“-Hayır teyzeciğim söylemeliyim.Ben evinize hırsızlık için girdim.”

“-Hayır evladım!Hiç öyle olur mu?Seni ben davet etmiştim ya ?!”

Delikanlı “Her halde teyze bunamış.Zavallı beni bile misafir sanıyor.”dedi

Kadınsa sözlerine devam etti:

“-Neden kendine hırsız diyorsun?”

“-Çünkü evinize bunun için girdim.”

“-Olur mu yavrum kapıyı sana ben açtım ya”

 

Delikanlı afalladı ,demek ki kapı bunun için kolay açılmıştı.İhtiyar kadın söze başladı:

“-Baktım saat üç.Kalkayım da teheccüdü kılayım dedim.Ama baktım kapıyı açmaya

çalışıyorsun ben sana kapıyı açtım.Sen içeri girerken ben de abdest almış odama dönüyordum.Ama ben namazı bitirdim sen halen gelmiyorsun.Her halde yabancılık çekiyor,utandı içeri giremiyor deyip kapıya yaklaştım ki sen

odanın kapısına dayanmış ağlıyordun.O kadar ağladın ki yorulduğundan çömeldin.Ben

de dayanamadım işte,gel otur diyorum.”

 

Delikanlı kalkıp ihtiyar kadının gösterdiği kanepeye oturdu.Kendini toparlayınca:

“-Teyzeciğim ne olur verin elinizi öpeyim.Ama ne olur beni hırsız diye polise

vermeyin.İnanın ki çok zor durumdayım.Ufak bir kızım var.Geçenlerde hastalandı.Yokluk işte hastaneye götürdüm ama ilaçlarını alamadım.Bu

yüzden bu işe teşebbüs ettim.Yoksa asla yapmazdım.” İhtiyar kadın bu kez şöyle dedi:

 

“-Yavrum kapıyı sana ben açmışsam sen hırsız değil misafirim olursun.Hem sonra

benimde elimde fazla bir şeyim yok.Ama şu kolumdaki emanet bileziği verebilirim. O bileziğin sahibi gelin kızımı çok severdim.Zamanında

yanıma gelmiş ve bu bileziği bana uzatıp bir gün gerçek bir ihtiyaç sahibiyle karşılaşırsam vermemi tembihlemişti. Dün gece rüyamda onu gördüydüm:

 

“Anacığım emanetimi almak için yarın biri seni ziyarete gelecek.Gecenin uyanıklarının az olduğu vakit gelen o misafire emanetimi ver ne olur”

dedi.Demek ki nasip seninmiş.Al evladım!Al da bir daha böyle şeylere tenezzül etme.Günahtır evladım.Bak çakı gibi delikanlısın maşallah.Çalış çabala kendini de evladını da helal lokma ile besle.”Daha bir zaman böylece nasihatler verdi.Delikanlı evden ayrılırken

aklına o yardım sever kadını sormak geldi:

 

“-Teyzeciğim!O kadın kimdir?Adı sanı var mıdır?”

“-He ya vardır elbet.Adı Zeliha’ydı.İki öksüz yavrusu vardı.Ben de bunun için anlamadıydım ya bu bileziği vermesinin sebebini, neyse artık emaneti sahibine verdim derdim bitti.Haydi yolun açık olsun evladım.” Delikanlı apartmandan çıkarken daha da ağlamaya başlamıştı ve hep aynı sözü tekrarlayıp duruyordu:

“-BEN BİLİYORUM SEBEBİNİ… BEN BİLİYORUM…ÇÜNKÜ..ÇÜNKÜ.. O BENİM ANNEM…”

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Anne Duası

      Musâ peygamber, Tûr Dağı’nda Allah u Tealâ ile konuşma şerefine erdikten sonra: “Yâ Rabbi, benim Cennet’teki komşularım kimlerdir, bazılarını bildirir misin?” diye bir istekte bulunmuştu. Allah, Musâ peygambere: “Senin Cennet’teki komşularından biri, falan yerde yaşayan bir kasaptır. Görmek istersen, dükkânı falan yerdedir. Git, bir gece kendisine misafir ol,” buyurdu.   Musâ Peygamber, bu kasabın nasıl bir iyilik işleyerek kendine Cennet’te komşu olmayı hak ettiğini düşündü. Bu merak

      , Yer: İslamiyet

    • Anne Duası !

      Soğuk ve dondurucu bir kış gecesi idi. Annesi yattığı yerden oğluna seslenip su istedi. Bayezidi Bistami hazretleri hemen fırlayıp su testisini almaya gitti. Fakat testide su kalmadığından çeşmeden doldurup geldi. Buzlarla kaplı testi ile annesinin başına geldiğinde tekrar uyuduğunu gördü. Uyandırmaya kıyamadı.   O halde bekledi. Nihayet annesi uyandı ve ( Su su ) diye mırıldandı. Bayezid hazretleri elinde testi bekliyordu. Şiddetli soğuk tesiri ile eli donmuş parmakları testi

      , Yer: İslamiyet

    • Anne Baba Duası

      Mısır evliyasından Ahmed-ez Zahid hazretlerinin talebesinden Ömer adında bir genç bu zatın huzuruna geldi bir gün. - Hocam, izin verirseniz memlekete gitmek istiyorum. - Hay hay evladım. Git tabii, iyi olur. - Yarın sabah çıksam hocam? - Tabii ya. Anneni babanı ziyaret eder, dualarını alırsın. Delikanlı sevinmişti. Hocasının elini öpüp çıkıyordu ki, mübarek seslendi arkasından: - Giderken bal götür babana! Hikmetini anlamadıysa da; - Başüstüne! deyip düştü yola. Memleketine vardığında

      , Yer: İslamiyet

×
×
  • Yeni Oluştur...