Jump to content

İsimsiz Simalar


ecrinruya
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

[h=1][/h]

Hayatımın farklı dönemlerinde sadece bir an için karşılaştığım insanlar var.

Çok özel olmasa da yaşantımın bir anını onlarla paylaşmış olmamın dışında haklarında en ufak bir bilgiye sahip olmadığım bu simalar bana tümüyle yabancıdırlar.

İsimlerini, kimliklerini, yaşadıkları yeri, çoğu kez dillerini bile bilmem. Yabancının da yabancısıdırlar kısacası.

Lâkin yabancının da yabancısı olduğum bu insanlar hayatımın o anına bir bakış, bir tebessüm, bir fark ediş, hattâ çoğu kez hiçbir şey yapmayış da sadece var oluş, orada bulunuşlarıyla refakat ettikleri için unutulmazdırlar.

Hayatıma az ya da çok ilgiyle girmiş insanlardan yüzlercesini çoktan unutup da o bir-iki kişiyi hatırladığıma bakılırsa bu farklı bir var oluşun hatırlaması.

Ama ne?

Hayatıma kattıkları nedir? Kendi tanıklıklarının farkında mıdırlar? Şimdi ne haldedirler? Sağ mıdırlar, esen midirler? Dahası onlar da beni hatırlar mı acaba? Ben de onların özel bir anlarına denk gelmiş, perdelerine gölge düşürmüş olabilir miyim?

Sanmam.

Ama ben hatırlıyorum. Hiç unutulmaması gerekenleri unutur gibi, hiç hatırlanmaması gerekenleri hatırlıyorum.

Bundan otuz yıl evvel karlı bir İstanbul gününde bir türlü bulamadığım Mimar Sinan Üniversitesi’ni ararken yol sorduğum üniversite öğrencisi genç kız meselâ. Neden bu kadar canlı çizilmiş bir resim gibi duruyor ki hâlâ gözlerimin önünde? Atkısının ekose deseni, teninin rengi, saçlarının modeli, boyu, endamı şu an bile gözlerimin önünde. Sesi. Sevecenlikle bana yardım etmesi, yol göstermesi.

Bütün bunlar mı bu keskin çizgilerin, bu net hatıranın nedeni?

Hayır, değil. Çünkü o kadar çok ki yol sorduğum, nezaketle cevaplandığım ya da cevap bile alamadığım kaybolmalarım. Oysa hiçbirisini böyle hatırlamıyorum.

Ya da Konya’da, Belediye Parkı’nda bir damla gözyaşı dökerken yakalandığım o genç kız.

Köln Katedrali’ni dört saat için ziyarete giderken bindiğim trende çaprazımda oturan melez kadın.

Veya Mısır’da şu an ismini, unvanını, saltanatını hatırlamadığım, kim bilir kaçıncı sülâleden kaçıncı firavunun mezar odasında, taş lahit kapağı üzerindeki kabartma elin bumbuzluğuna elimin sıcaklığını bıraktığım anın tanığı olan turist.

Böyle fazla değil birkaç sima.

Kişi diyemiyorum çünkü kişiden çok sadece o anlarıyla yaşayan, öncesiz ve sonrasız birer simadır onlar. Sizden önce olduğu gibi sizden sonra da birer yaşamları vardır. Ama bu sadece bir kelime bilgisi olarak kalır. Sanki sadece sizin için var olmuşlardır.

Sadece bir ana tanıklık etmek midir onların önemi? Bir çemberin üzerinden teğet geçen doğru parçası gibi bir anın içinden geçmek? Orada olmak sadece.

Bir yerlerde söylemiş olmalıyım. İki tren. Karşılıklı. Son hızla. Geçişirken. İki pencere. Birinde siz. Diğerinde o.

Kimdir? Bilmezsiniz. Bir an. Sadece bir an.

Bir görüntü. Sizden ona. Ondan size. Çok değersiz gibi.

Ama. Kimin bilincinde görüntü, kimin perdesinde gölge, kimin rüyasında hayalsiniz?

Bunu düşününce. Önemli.

Nazan Bekrioğlu

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...