Jump to content

Dikkati Yöneltmek Enerji Vermektir


Guest krema
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Bir insana, bir nesneye, bir hayvana, bir bitki veya bir imgele­meye, bir düşünceye olumlu veya olumsuz dikkat yöneltmek, dikkatimizi yönelttiğimiz şeye enerji vermenin bir yoludur. Bir şeye negatif dikkat yönelttiğimizde negatif bir titreşim, po­zitif dikkat yönelttiğimizde pozitif bir titreşim yayarız ve yük­leriz. Bizden yayılan titreşim, genellikle o şeyde de aynı titre­şimi yaratır ve onun titreşimleriyle rezonansa gireriz. Bir taraf bir frekans yaratıp karşı taraf da buna aynı frekansla karşılık verdiğinde, her iki taraf da rezonansa girmiş olur.

 

Eğer birilerinden geldiğini hissettiğiniz olumsuz bir etki­ye siz de ona eşdeğer nitelikte olan olumsuz bir etkiyle karşı­lık verirseniz onu kısa süreli olarak kendinizden uzaklaştır­manız olasıdır. Ancak bu durum çevreyi psişik olarak kirletir. Sizden yayılan olumsuz etki, kendisiyle benzer titreşimlerde-ki diğer titreşimlerle birleşip güçlenir ve nihayetinde siz de bu psişik kirlilikten nasibinizi alırsınız. Geçici bir korunma elde edip sonuçta daha büyük bir psişik saldırıya maruz kalırsınız. Bu nedenle en önemli korunma mantığı, hiçbir olumsuza, olumsuz bir karşılık vermeme prensibini benimsemektir. Bu­nu demek kolay ama yapmak zordur. Örneğin birisi size ba­ğırdığında bağırmamak, öfkeye öfkeyle cevap vermemek, de­dikodu yapmamak vb. spiritüel bir disiplin işidir. Bizler de pe­kala kendimizi disipline edebiliriz.

 

Bir olumsuzluğa olumsuz bir tepki vermek yerine, pozi­tif ve cömert bir enerjiyle yani tüm kalpleri arındıran sevgi tit­reşimleriyle cevap vermek daha yapıcı ve daha koruyucu bir yoldur. Sevgiyle cevap vermek, aynı zamanda temiz bir psişik atmosfer elde etmek için gerekli olan yaratıcı bir güçtür. Dün­ya olarak içinde bulunduğumuz ve muhatap olduğumuz her durum ve koşulun oluşmasında tüm insanlığın ve dolayısıyla her birimizin yaptığı düşünce yayınlarının katkısı vardır. Kor­kuyu beslersek korktuğumuz durumların gerçekleşme olasılığını, barış duygularını beslersek de barışın gerçekleşme olası­lığını seçmiş ve onların tezahür etmesine katkıda bulunmuş oluruz. Şu anda dünyanın pek çok yerinde gerçekleşen savaş ve barbarlığın görünürdeki nedeni siyasi, politik ve ekonomik temellere dayandırılır. Görünenin arka planındaki sebepler ise insanlığın psişesinde yatar. Psişenin derinliklerindeki temel duygunun korku olması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü hayat­ta kalma içgüdüsü ile egonun itici gücü ne yazık ki korkudur. Korku yerine güven titreşimlerini, nefret yerine sevgi titreşim­lerini üretmeye başladığımızda kişisel yazgımız da insanlık yazgımız da şu anki akıllarımızla kavrayamayacağımız nite­liklerde değişecek, aşkın titreşimlerin sihirli gücüyle işbirliği yapan kozmik oyuncular olarak yolumuza devam edeceğiz. İşte o zaman, hayatta kalmak için korkunun ve egonun ege­menliğine hiç mi hiç ihtiyaç duymayacağız.

 

 

 

 

 

 

Fadime Emir'in Psişik Korunma isimli kitabından dır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 

 

Bir insana, bir nesneye, bir hayvana, bir bitki veya bir imgele­meye, bir düşünceye olumlu veya olumsuz dikkat yöneltmek, dikkatimizi yönelttiğimiz şeye enerji vermenin bir yoludur.

 

Bir şeye negatif dikkat yönelttiğimizde negatif bir titreşim, po­zitif dikkat yönelttiğimizde pozitif bir titreşim yayarız ve yük­leriz.

 

Bizden yayılan titreşim, genellikle o şeyde de aynı titre­şimi yaratır ve onun titreşimleriyle rezonansa gireriz.

 

Bir taraf bir frekans yaratıp karşı taraf da buna aynı frekansla karşılık verdiğinde, her iki taraf da rezonansa girmiş olur.

 

Eğer birilerinden geldiğini hissettiğiniz olumsuz bir etki­ye siz de ona eşdeğer nitelikte olan olumsuz bir etkiyle karşı­lık verirseniz onu kısa süreli olarak kendinizden uzaklaştır­manız olasıdır.

 

Ancak bu durum çevreyi psişik olarak kirletir.

 

Sizden yayılan olumsuz etki, kendisiyle benzer titreşimlerde-ki diğer titreşimlerle birleşip güçlenir ve nihayetinde siz de bu psişik kirlilikten nasibinizi alırsınız.

 

Geçici bir korunma elde edip sonuçta daha büyük bir psişik saldırıya maruz kalırsınız.

 

Bu nedenle en önemli korunma mantığı, hiçbir olumsuza, olumsuz bir karşılık vermeme prensibini benimsemektir.

 

Bu­nu demek kolay ama yapmak zordur.

 

Örneğin birisi size ba­ğırdığında bağırmamak, öfkeye öfkeyle cevap vermemek, de­dikodu yapmamak vb. spiritüel bir disiplin işidir.

 

Bizler de pe­kala kendimizi disipline edebiliriz.

 

Bir olumsuzluğa olumsuz bir tepki vermek yerine, pozi­tif ve cömert bir enerjiyle yani tüm kalpleri arındıran sevgi tit­reşimleriyle cevap vermek daha yapıcı ve daha koruyucu bir yoldur.

 

Sevgiyle cevap vermek, aynı zamanda temiz bir psişik atmosfer elde etmek için gerekli olan yaratıcı bir güçtür.

 

Dün­ya olarak içinde bulunduğumuz ve muhatap olduğumuz her durum ve koşulun oluşmasında tüm insanlığın ve dolayısıyla her birimizin yaptığı düşünce yayınlarının katkısı vardır.

 

Kor­kuyu beslersek korktuğumuz durumların gerçekleşme olasılığını, barış duygularını beslersek de barışın gerçekleşme olası­lığını seçmiş ve onların tezahür etmesine katkıda bulunmuş oluruz.

 

Şu anda dünyanın pek çok yerinde gerçekleşen savaş ve barbarlığın görünürdeki nedeni siyasi, politik ve ekonomik temellere dayandırılır.

 

Görünenin arka planındaki sebepler ise insanlığın psişesinde yatar.

 

Psişenin derinliklerindeki temel duygunun korku olması kuvvetle muhtemeldir.

 

Çünkü hayat­ta kalma içgüdüsü ile egonun itici gücü ne yazık ki korkudur.

 

Korku yerine güven titreşimlerini, nefret yerine sevgi titreşim­lerini üretmeye başladığımızda kişisel yazgımız da insanlık yazgımız da şu anki akıllarımızla kavrayamayacağımız nite­liklerde değişecek, aşkın titreşimlerin sihirli gücüyle işbirliği yapan kozmik oyuncular olarak yolumuza devam edeceğiz.

 

İşte o zaman, hayatta kalmak için korkunun ve egonun ege­menliğine hiç mi hiç ihtiyaç duymayacağız.

 

Alıntıdır....Bir insana, bir nesneye, bir hayvana, bir bitki veya bir imgele­meye, bir düşünceye olumlu veya olumsuz dikkat yöneltmek, dikkatimizi yönelttiğimiz şeye enerji vermenin bir yoludur.

 

Bir şeye negatif dikkat yönelttiğimizde negatif bir titreşim, po­zitif dikkat yönelttiğimizde pozitif bir titreşim yayarız ve yük­leriz.

 

Bizden yayılan titreşim, genellikle o şeyde de aynı titre­şimi yaratır ve onun titreşimleriyle rezonansa gireriz.

 

Bir taraf bir frekans yaratıp karşı taraf da buna aynı frekansla karşılık verdiğinde, her iki taraf da rezonansa girmiş olur.

 

Eğer birilerinden geldiğini hissettiğiniz olumsuz bir etki­ye siz de ona eşdeğer nitelikte olan olumsuz bir etkiyle karşı­lık verirseniz onu kısa süreli olarak kendinizden uzaklaştır­manız olasıdır.

 

Ancak bu durum çevreyi psişik olarak kirletir.

 

Sizden yayılan olumsuz etki, kendisiyle benzer titreşimlerde-ki diğer titreşimlerle birleşip güçlenir ve nihayetinde siz de bu psişik kirlilikten nasibinizi alırsınız.

 

Geçici bir korunma elde edip sonuçta daha büyük bir psişik saldırıya maruz kalırsınız.

 

Bu nedenle en önemli korunma mantığı, hiçbir olumsuza, olumsuz bir karşılık vermeme prensibini benimsemektir.

 

Bu­nu demek kolay ama yapmak zordur.

 

Örneğin birisi size ba­ğırdığında bağırmamak, öfkeye öfkeyle cevap vermemek, de­dikodu yapmamak vb. spiritüel bir disiplin işidir.

 

Bizler de pe­kala kendimizi disipline edebiliriz.

 

Bir olumsuzluğa olumsuz bir tepki vermek yerine, pozi­tif ve cömert bir enerjiyle yani tüm kalpleri arındıran sevgi tit­reşimleriyle cevap vermek daha yapıcı ve daha koruyucu bir yoldur.

 

Sevgiyle cevap vermek, aynı zamanda temiz bir psişik atmosfer elde etmek için gerekli olan yaratıcı bir güçtür.

 

Dün­ya olarak içinde bulunduğumuz ve muhatap olduğumuz her durum ve koşulun oluşmasında tüm insanlığın ve dolayısıyla her birimizin yaptığı düşünce yayınlarının katkısı vardır.

 

Kor­kuyu beslersek korktuğumuz durumların gerçekleşme olasılığını, barış duygularını beslersek de barışın gerçekleşme olası­lığını seçmiş ve onların tezahür etmesine katkıda bulunmuş oluruz.

 

Şu anda dünyanın pek çok yerinde gerçekleşen savaş ve barbarlığın görünürdeki nedeni siyasi, politik ve ekonomik temellere dayandırılır.

 

Görünenin arka planındaki sebepler ise insanlığın psişesinde yatar.

 

Psişenin derinliklerindeki temel duygunun korku olması kuvvetle muhtemeldir.

 

Çünkü hayat­ta kalma içgüdüsü ile egonun itici gücü ne yazık ki korkudur.

 

Korku yerine güven titreşimlerini, nefret yerine sevgi titreşim­lerini üretmeye başladığımızda kişisel yazgımız da insanlık yazgımız da şu anki akıllarımızla kavrayamayacağımız nite­liklerde değişecek, aşkın titreşimlerin sihirli gücüyle işbirliği yapan kozmik oyuncular olarak yolumuza devam edeceğiz.

 

İşte o zaman, hayatta kalmak için korkunun ve egonun ege­menliğine hiç mi hiç ihtiyaç duymayacağız.

 

Alıntı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Örneğin birisi size ba­ğırdığında bağırmamak, öfkeye öfkeyle cevap vermemek, de­dikodu yapmamak vb. spiritüel bir disiplin işidir.

 

Bizler de pe­kala kendimizi disipline edebiliriz.

 

Bir olumsuzluğa olumsuz bir tepki vermek yerine, pozi­tif ve cömert bir enerjiyle yani tüm kalpleri arındıran sevgi tit­reşimleriyle cevap vermek daha yapıcı ve daha koruyucu bir yoldur.

 

Sevgiyle cevap vermek, aynı zamanda temiz bir psişik atmosfer elde etmek için gerekli olan yaratıcı bir güçtür.

 

--- Sonraki mesaj ---

 

Sende sagol canim..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sevgili Reyhan,

 

Yazdiklarina katiliyorum ancak sürekli siz verici oluyorsaniz bir yere kadar oluyor :)

 

 

istediginiz kadar iyi niyetli, hosgörülü ve pozitif ol bir yere kadar sabrediyorsunuz :) sonra patliyorsunuz :)

 

 

kesinlikle katılıyorumm bir yere kadar pozitif hoşgörülü ve anlayışlı olunuyor..Süreklii verici yapıcı olduktan sonra bir yerde enerji tükeniyor ister istemez

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

merhaba bazı zamanlar birini çook özlediğimi çok derinden hissediyorum yani o an hissettiğim enerjiyi anlatacak kelime bulamıyorum şu anda çok derin bişey oluyor o hissettiğimkalbimin taa derinliklerinden geliyor.şimdi bu karşı tarafında bana karşı aynı ya da benzer birşey hissettiği anlamına mı geliyor?:wacko: bu bazen bir anda oluveriyor.

 

bazı zamanlar da çok öfke duyuyorum sanki resmen beynimden onunla tartışıyorum o an yüzü fln gözümün önüne geliyor.o anlarda o da bana karşı öfke hissediyor olabilir mi?:wacko:

 

bunlar çok merak ettiğim sorular :) aydınlatırsanız eğer çooooookkkk mutlu olurum arkadaşlar :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...