Jump to content

İnsan Bilinci Projesi


Guest mole
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

İkinci düşünme katı, birinci düşünme katının büyük direncine karşı ortaya çıkmalıdır. İlginç olan bu direnişin en büyük payının yeşilin çoğulcu göreliliğinden gelmesidir; çünkü yeşil mim; daha önce marjinal konuma getirilmiş insanları, fikirleri ve öyküleri dahil etmek için kültür araştırmaları yasasını soylu biçimde genişletirken, ikinci düşünce katını, alt mimlerin gereğini onaylar biçimde anlayış sunmasını baskıcı ve zorbalığa paye olarak görür. Böylece kendinden alt mimlere açtığı amansız savaşın aynısını ikinci düzey düşünce katına da yöneltir.

 

Burada Molla Nasreddin'in bindiği dalı kesme metaforunu tüm çıplaklığı ile görebiliriz; çünkü yeşil mim, bir sonra geçeceği entegratif ve holistik mimleri en acımasız şekilde yoketme, "kesme" gayretine girerek hem kendi doğal işlevini yapmakta ama diğer yandan kendi yolunu tıkamaktadır.

 

Akademik çevrelerde çoğulcu görelilik yaygın bir tutumdur, farklı insanların ve gurupların mantıklı olarak farklı anlayış kalıpları vardır. Sonunda inancın tek gerekçesi "benim için doğru" biçimini alır. Belki de konu çok açıktır: Çoğulcu göreliliğin böylesine şiddetli bir öznellik tutumu olduğundan özellikle narsizm ile beslenir. Sorunun çözümünün en güç yanı budur; çoğulculuk, farkında olmaksızın Narsizm Kültürü'nün yuvasına dönüşür ve narsizm genelde herhangi bir entegral kültürün büyük bir tahripçisi olur.

 

 

 

Ve narsizm enfeksiyonu bulaşmış çoğulculuğun resme girdiği yer burasıdır.

 

 

 

Narsizm enfeksiyonu bulaşmış Çoğulculuk

 

 

 

Narsizmin sözlük tanımı, "kişinin kendi benliği, önemi, yetenekleri vb. ile aşırı ilgilenmesi; benmerkezcilik" tir. Yine de narsizm sadece benliğe ve onun yeteneklerine aşırı değer vermek değildir, aynı zamanda başkalarının değerlerini ve katkılarını küçümsemektir.

 

Çok sayıda psikolog, narsizme bakışın bir çok yolu olmasına rağmen, genelde bunun ideal olarak, en azından önemli ölçüde vazgeçilen normal bir çocukluk özelliği olduğunda görüş birliği içindedir. Aslında gelişim, benmerkezciliğin giderek azalması olarak tarif edilebilir.

 

Ben merkezciliğin, birden altıncıya kadar tüm mimlerde nasıl değişim geçirdiğini yukarıda zaten görmüş idik. Bireysel benmerkezcilik, giderek ailesel, ırksal ya da dinsel, dünyasal hallere girmekte ve sonunda yeşil mimde başkaları ile kendini eşitlemektedir.

 

Fakat burada bahsedilmeye çalışılan narsist yapıların, bu özelliği kaybetmeksizin yeşil mime kadar ilerlemeyi başardığı ve tam da orada hiç zarar görmeden yuvalanmaya imkan bulduğudur! Çünkü evrendeki her varlığı ve kavramı; özel, biricik ve değerli görmek durumuna gelmiş yeşil mim, narsistleri de aynı anlamda titizlikle korunacaklar listesine rahatça dahil edebilecek denli duyarlı benliklerdir.

 

Bu davranışı belki şöyle dramatize edebiliriz; "bırakın onlarııı, ellemeyin narsistleri, onlar bu halleri ile dünyayı zenginleştiriyor!"

 

Böylece yeşil mime kalıcı olarak yerleşen narsistler, Yeşil mimin çoğulculuğunda üreyerek, ikinci düşünce katına amansız bir engel oluştururlar.

 

Narsistik yapı, yeşil mim öncesinde kendine açıkça bir yer edinemez, bilindiği gibi o düzeylerde narsizm; önceki mimlerde kötülük, ilerleyen mimlerde hastalık olarak algılanmakta ve toplumdan temizlenme gayreti içinde olunmaktadır. Bu sebeple birçok narsist, kendilerini zekice gizleyerek alt mimlerden geçer ve yeşil mimi kuvvetle teşvik eder, onun yaygınlaşması için mücadele eder.

Sevecenlik spirali

 

konvansiyonel Fr. conventionnel

Anlaşma ile ilgili, uzlaşma ile ilgili

 

Türk Dil Kurumu

 

 

 

Bu, -benmerkezcilikten ırk merkezciliğe, dünya merkezciliğe- üç genel evre, bilincin gözönüne serilen birçok dalgasının basit bir özetidir ama aynı zamanda gelişimin, benmerkezciliğin azalması/ ya da kitleye aktarılması olarak da algılayabilirsiniz.

 

Her bir gelişim dalgası narsisizmde bir azalma ve bilinçte bir artıştır (ya da daha derin ve daha geniş bakış açılarını gözönüne alma yeteneğinin artmasıdır).

 

 

 

Daha önce bahsettiğimiz 8 dalganın; konvansiyonel, öncesi ve sonrası olarak üç temel bölümde görülebileceğini ve bunun konuya hakim olmamız açısından önemli olduğunu sanıyorum.

 

 

 

Dünya görüşü Mim Benlik Kimliği

 

(ben ne görüyorum) (Ben kimim)

 

 

 

Konvansiyonel Öncesi (Ben-merkezci)

 

 

 

Arkaik (içgüdüsel) Bej İtici güce dayanan

 

 

 

Büyü (animistik) Mor Ben-merkezci

 

 

 

GEÇİŞ

 

Tanrıların gücü (kabile merkezci) Kırmızı Kahraman

 

Konvansiyonel (ırk-merkezci)

 

 

 

Mitik (üyelik) Mavi Konformist

 

 

 

GEÇİŞ

 

Biçimsel (mantıklı) Turuncu Vicdanlı

 

 

 

Konvansiyonel Sonrası (Dünya merkezci)

 

 

 

Çoğulcu (göreli) Yeşil) Bireyselci

 

 

 

GEÇİŞ

 

Entegral (holistik) İkinci Kat Özerk

 

(Kişiötecil)

 

 

 

Gelişimin spirali, benden size, hepimize yayılan bir sevecenlik spiralidir: Orada durup entegral benimsemeye açılır.

 

Bunun, gelişmenin tatlılık ve ışık, gelişimin doğrusal merdiveninde bir dizi harika ilerleme anlamına gelmediğini eklemeliyim; çünkü her gelişim evresi sadece yeni yetenekler değil, yani felaketler olasılığını da, sadece yeni potansiyeller değil, yeni patalojiler de, sadece yeni güçler değil, yeni hastalıklar da getirebilir. Evrimin genelinde, yeni sistem beraberinde yeni soru(n)lar getirir. Bilincin her artışının, can sıkacak derecede ödenecek bi fiyatı olabilir ve bu "ilerlemenin diyalektiği" (iyi haber-kötü haber) her zaman hatırlanmalıdır.

 

Yine de şimdilik konu, bilincin gözler önüne serilen her dalgasının, entegral benimsemeye giden yolda en azından daha büyük ilgi, sevecenlik, adalet ve merhamet olasılıkları getirmesidir.

 

 

 

Sistemle Mücadele Et!

 

 

 

Toplumun normlarını denetleyen, bunların üzerinde düşünen ve eleştiren konvansiyonel sonrası (KS) tutuma ancak önce konvansiyonel evrelerden geçilerek ulaşılabilir.; çünkü bu evrelerde kazanılan yeterlilikler konvansyonel sonrası bilincin gerekli önkoşullarıdır. Başka bir deyişle, konvansiyonel evreleri kat edemiyen biri, KS'sı bir toplum eleştirmeni değil KÖ'si bir isyancı olarak ortaya çıkacaktır. Narsisizmin çekirdeği olan "Ne yapılacağını kmse bana söyleyemez!" KÖ'si dalgalarda yoğun şekilde vardır.

 

Eleştirmenler, 1946-1964 kuşağının adı çıkmış isyancı bir kuşak olduğunda görüş birliği içindeler. Kuşkusuz bu isyanın bir bölümünü KS'sı bireyler oluşturmuştu; fakat yine büyük bölümünün (bunun için elde birçok amprik kanıt vardır) KÖ'si benmerkezcilerden oluştuğu da bir gerçektir. Altmışların, "Sistemle mücadele et!" den "Bütün otoriteleri sorgula!" ya kadar standart bağırmaları KS'sı kadar kolayca KÖ'sinden de çıkabilir, kanıtlar bunun, birinciden çok ikinci olduğunu akla getirmektedir.

 

 

 

Burada belrtmemiz gereken bir husus da KÖ'si dalga gibi KS'sı dalgaların hiçbiri konvansiyonel değildir. Önce ve sonra, çoğunlukla aynı konuşma sanatını ve aynı ideolojiyi kullanacaktır; ama aslında onlar kocaman bir büyüme ve gelişme uçurumuyla birbirlerinden ayrılırlar.

 

O halde birini dinlerken, önce mi sonra mı düzeyinde olduğunu karıştırmak çok kolaydır; yine de atasözlerimiz bunu test etmenin kolay yollarını gayet güzel açıklıyor: "Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz!" ya da "Özün sözü desteklediği" vb...

 

(Gurdjieff, kişide iki ana düzey olduğundan bahseder: Varlık derecesi ve bilgi derecesi. En ideali iki düzeyin birbirini dengelediği durumlar olmakla birlikte, bilgi derecesinin varlık boyutundan birazcık önde olması da yadırgatıcı değildir; fakat aradaki fark büyüdükçe kişinin hem kendine hem de çevresine görünümü tedirgin edici olur.)

 

 

 

Egemen Hiyerarşilere Karşı Büyüme Hiyerarşileri

 

 

 

Çoğulculuğun, eşitlikçiliğin ve çok kültürlülüğün hepsi, en iyi şekilleriyle çok yüksek bir gelişim durumundan –yeşil mim- kaynaklanır ve yeşil mim bütün diğer mimlere eşit bir özen ve sevecenlikle, gerçekten soylu bir niyetle bu çoğulcu adalet ve ilgi duruşuyla davranmaya çalışır. Ama şiddetli bir eşitlikçiliği benimsediğinden kendi duruşunun çok ender, seçkin bir duruş olduğunu göremez. Daha da kötüsü, o zaman yeşil mim, en başta kendisini meydana getiren evreleri saldırganca yadsır; çünkü o hiçbir ast-üst yargısına varmamayı ister (bindiği dalı keser-kendi kuyruğunu ısıran yılan).

 

Bu çoğulcu karışıklığın büyük bölümü hiyerarşiyi ve onun doğal büyümede ve gelişmedeki yerini yanlış anlamaktan kaynaklanır.

 

Şimdi her bir mimin hiyerarşi fikrine nasıl baktığını görelim:

 

Mor mim (büyü) birkaç hiyerarşi tanır.

 

Kırmızı (benmerkezci güç) kaba kuvvet hiyerarşilerini (feodal imparatorlukları n temeli) tanır.

 

Mavinin (mitik düzen) soydan gelen kast sistemi, ortaçağ kilisesi hiyerarşileri vb çok katı hiyerarşileri vardır.

 

Turuncu (bireysel başarı) bireysel özgürlük ve eşit fırsat adına mavi hiyerarşileri kararlı şekilde aşındırır. (Turuncu hiyerarşiler, soydan gelen ve yararlılık-erkineve mükemmelliğe ayrıcalık veren mavi hiyerarşilerden arklıdır)

 

Yeşile geldiğimiz zaman duyarlı benlik her tür hiyerarşiye karşı planlı ve fiili saldırı ve suçlama başlatır; çünkü bu hiyerarşiler çoğu kez gerçekten de korkunç toplumsal baskılara karışmıştır. Saldırganca anti-hyerarşik tutum genellikle yeşil mimin kuşku götürmeyen ayar damgasıdır.

 

Ama ikinci katın ortaya çıkışıyla hiyerarşiler tekrar geri döner, bu kez daha yumuşak ve yuva yapmış tarzda... Bu tarz hiyerarşilere çoğunlukla büyüme hiyerarşileri denir. Moleküllere, hücrelere, organizmalara, eko-sistemlere, biyosfere, evrene kadar giden hiyerarşi atomları gibi... Ne kadar altta olduğuna bakılmaksızın bu birimlerin her biri, bütün ardışıklık için kesinlikle önemlidir. Eski dalgaların her biri kendinden sonrakini sarmalayarak gelişir, böylece her dalga daha kapsayıcı, daha benimseyici, daha entegral –daha az marjinal duruma getiren, daha az dışlayan, daha az baskıcı- olur. Birbiri ardına gelen her dalga "aşar ve kapsar", diğerlerini kapsamak için kendi darlığını aşar.

 

Bu durumda eğer biz bütün hiyerarşilere olumsuz tepki gösterirsek, sadece egemen hiyerarşilerin haksızlığına karşı onurlu bir mücadele vermiş olmayız, büyük olasılıkla entegral ikinci kata gelişmemizi engellemiş oluruz. Gördüğümüz üzere, yeşil mim mutlakiyetçiliğe, evrensele, mavinin ve turuncunun egemen hiyerarşilerine etkili biçimde başkaldırır, sonra bütün hiyerarşileri aynı düzende görüp yanlış anlar, sonra da hepsini yadsır; bu da onu birinci düşünce katına sıkı sıkı kilitler.

 

Gelişim spirali, birçok doğal büyüme süreci gibi yuva yapmış bir hiyerarşi, ya da büyüme hiyerarşisidir. Aslında Beck ve Cowan, yuva yapmış hiyerarşilerin, ikinci düşünme katının ayar damgası olduğunu işaret eder.

 

 

 

 

 

Her Şeyin Teorisi- Ken Wilber'den özetleyen Sibel Atasoy

 

16.06.08 – Beylerbeyi

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...