Jump to content

Evrensel Yasalar: Çekim Yasası, Kasıtlı Yaradılış Bilimi ve İzin Verme Sanatı


Guest krema

Önerilen Mesajlar

Daha net bir şekilde kavramanızı istediğimiz üç Daimi Evren­sel Yasa vardır. Böylece onları, yaşamınızın fiziksel ifadesinde kas­ten, etkili ve tatmin edici bir şekilde uygulayabilirsiniz. Değinece­ğimiz ilk Yasa, Çekim Yasası'dır. Çünkü eğer Çekim Yasasını an­lamak ve etkili bir şekilde uygulamayı başaramazsanız, ikinci Ya­sa; Kasıtlı Yaratılış Bilimi ve üçüncü Yasa; izin Verme Sanatı 'ndan faydalanamazsınız. İkinci Yasayı anlamak ve faydalanmak için ilk Yasayı anlamalı ve etkili bir biçimde faydalanmalısınız. Ve üçüncü Yasayı anlamak ve faydalanmak için ikinci Yasayı anla­malı ve etkili bir biçimde faydalanmalısınız.

İlk Yasa, Çekim Yasası, der ki: Kendisine benzer olan şey, çe­kilir. Bu, size basit bir ifade gibi görünebilir, ancak Evrendeki en güçlü Yasayı tanımlar, her zaman her şeyi etkileyen bir Yasayı.

İkinci Yasa, Kasıtlı Yaratılış Bilimi der ki; Düşündüğüm ve inandığım ya da umduğum olur. Kısacası isteseniz de istemeseniz de, düşündüğünüz şeyi elde edersiniz. Düşüncenin özgür bir uygulama­sı, Kasıtlı Yaratılış Bilimi'nin temelidir. Siz bu Yasaları anlamaz ve onları özgür bir biçimde uygulamazsanız, varsayılanla yaratıyor olabilirsiniz.

Üçüncü Yasa, İzin Verme Sanatı der ki; Ben neysem oyum ve başkalarının da oldukları insanlar olmalarına izin vermek istiyo­rum. Başkalarının oldukları insan olmalarına izin vermeyi istedi­ğinizde, onların size izin vermediğinde bile, siz İzin Veren olursu­nuz. Ancak bu noktaya ulaşmanız için önce elde ettiğinizi nasıl el­de ettiğinizi anlamanız gerekiyor.

Herhangi bir şeyin, siz düşüncelerinizle (ya da onlara verdiği­niz ilgiyle) çağırmadığınız ve düşüncelerinizle (ya da onları göz­lemlemenizle) kendinize davet etmediğiniz sürece hiçbir koşulun sizin deneyiminizin bir parçası olamayacağını anladığınızda, yaşa­mın bu deneyimine adım attığınızda olmak istediğiniz İzin Veren olabilirsiniz.

 

Bu üç güçlü Evrensel Yasayı ve onları özgür bir biçimde uygulamayı anladığınızda, yaşam tecrübelerinizi tamamen sizin istedi­ğiniz şekilde yaratmanıza yardımcı olacak keyifli Özgürlüğü tadar-Tüm insanların, koşulların ve olayların, sizin aracılığınızla yaşamınıza çekildiğini anladığınızda, yaşamınızı, bu fiziksel bedene erişmeye karar verdiğiniz zaman niyetlendiğiniz gibi yaşamaya başlarsınız. Bu yüzden, güçlü Çekim Yasası'nı anlamak, kendi ya­şam tecrübenizi Kasten Yaratma niyetiyle katlandığında, yalnızca İzin Verme Sanatının anlaşılması ve uygulanmasıyla gelen benzer­siz bu özgürlüğe ebediyen kavuşmuş olursunuz.

Esther&Jerry Hicks (Abraham’ın Kanallığı ile)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
anlamadım ben

Ben de anlamadım; nefret ediyorum bu konudan.

Olabilecekleri mi düşünüyor ve gerçekleştiriyorum?

(Yakın gelen senaryoları, aşina olanları..)

Gerçekleşecek olanları mı önceden görüyorum?

Herşey önceden mi yazılmış?

Kendim yazıp, kendim mi oynuyorum?

Zaten herşey önceden yazılmışsa,

Nereden aldığımı bilmediğim sezgiler,

Daha sonra olabilecekleri mi gönderiyor?

Daha sonra olabilecekleri kendim mi belirliyorum?

Yeni dramlar mı ekliyor?

Ben mi yanılıyorum, herşey çok mu karışık..

Anlamamı istemediği şey nedir ?

Anlamamı sağladığından başkasını anlamayacaksam,

Amacı nedir ? :nea::wacko::nea:

Sonra mızıkçılık ta yapamayacaksın,

Kendin çektin yasayı olacak.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Selam arkadaşlar, aslında çok net bir konu ama sadece bir bölümünü yazdım kitaptan. Kısaca diyor ki, bir şeyi düşünce ile oluşturmakla yetinmeyin, buna izin verin ve sevgi ile kabul edin. Dilerseniz devam eden bölümleri de scan edip aktarabilirim.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Onu Düşünmek, Onu Davet Etmektir

Çekim Yasası'nın gücünü daha iyi anladıkça, düşüncelerinizi yönlendirme konusunda daha ilgili olacaksınız. Çünkü isteyin ya da istemeyin, neyi düşünürseniz onu elde edersiniz.

 

istisna olmadan, düşündüğünüz şey, deneyiminize davet etme­ye başladığınız şeydir, istediğiniz bir şey hakkında çok az düşün­düğünüzde, Çekim Yasası ile, o düşünce giderek büyür ve güçle­nir, istemediğiniz bir şeyi düşündüğünüzde, Çekim Yasası onu si­ze çeker ve o da giderek büyür. Böylece düşünce ne kadar büyür­se, daha güçlü bir şekilde çekilir ve o deneyimi yaşayacağınız da­ha çok netleşir.

 

Deneyimlemek istediğiniz bir şeyi görüp, "Evet, buna sahip ol­mak isterdim," dediğinizde, ona yönelttiğiniz ilgi sayesinde, onu yaşamınıza çağırırsınız. Ancak deneyimlemek istemediğiniz bir şey görüp, "Hayır, hayır, bunu istemiyorum!" dediğinizde, onu da yö­nelttiğiniz ilgi sayesinde yaşamınıza çağırırsınız. Çekim-esaslı Ev­rende, ayrı tutmak diye bir şey yoktur. Ona verdiğiniz ilgi, titre­şimlerinizde var olur ve bu ilginizi ya da farkındalığınızı uzun sü­re sürdürürseniz, Çekim Yasası onu, hayatınıza getirir. "Hayır" diye bir şey yoktur. Yani, bir şeye bakıp, "Hayır, bunu yaşamak istemiyorum; uzaklaş benden!" dediğiniz anda, aslında yaptığınız şey, onu yaşamınıza çağırmaktır. Çünkü çekim esaslı Evrende, "Hayır" diye bir şey yoktur. Sizin ona olan ilginiz, "Evet, bu istemediğim şey, bana gel!" der.

 

Neyse ki sizin fiziksel zaman-yer gerçekliğinizde, bir şeyler de­neyiminizde bir anda ortaya çıkmaz. Bir şeyi düşünmeyi başladı­ğınız an ile onun ortaya çıktığı an arasında kusursuz bir zaman tamponu vardır. Bu zaman tamponu size, ilginizi daha çok yaşa­mınızda gerçekleşmesini istediğiniz şeylere yöneltmeniz için fırsat verir. Ve ortaya çıkmadan çok önce, (hatta onu ilk düşünmeye başladığınızda), nasıl hissettiğinize bakarak, onun ortaya çıkması­nı istediğiniz bir şey olup olmadığını anlayabilirsiniz. Eğer ilginizi ona vermeye devam ederseniz —istediğiniz bir şey olsa da olmasa da- yaşarsınız.

 

Bu Yasalar, siz yaptıklarınızı anlamasanız dahi, onları görmez­den geldiğinizde bile deneyimlerinizi etkiler. Daha önce Çekim Yasası'nı duyduğunuzun farkında olmasanız bile, onun güçlü et­kisi, yaşamınızın her alanında kendini gösterir.

 

Burada okuduklarınızı düşünüp söylediğiniz ya da düşündüğü­nüz şeyle elde ettiğiniz şey arasındaki ilişkinin farkına varmaya başladıkça, güçlü Çekim Yasası'nı anlamaya başlayacaksınız. Dü­şüncelerinizi ve ilginizi, gerçekleşmesini istediğiniz olaylara yö­neltmeye başladıkça, her konuda arzuladığınız yaşam deneyimle­rine sahip olacaksınız.

 

Fiziksel dünyanız, bazılarını onayladığınız (ve deneyimlemek istediğiniz), bazılarını onaylamadığınız (ve deneyimlemek isteme­diğiniz) enfes ve çeşitli olay ve koşullarla dolu engin ve değişik bir yerdir. Bu fiziksel deneyime eriştiğiniz zaman, her şeyin olması gerektiğini düşündüğünüz fikirlerinize uyum sağlaması için dün­yadan değişmesini istemek kasıtlı yaptığınız bir şey değildi. Siz bu­nu onaylamadığınız şeyleri eleyip onayladıklarınızı ekleyerek yap­tınız.

 

Siz, dünyanın -başkalarının olmasını istedikleri gibi- var olma­sına izin verirken, çevrenizdeki dünyanın sizin seçtiğiniz gibi ol­ması için buradasınız. Onların tercihleri sizin tercihlerinizi etkile­mezken, onların seçimlerine gösterdiğiniz ilgi, sizin titreşiminizi ve dolayısıyla kendi çekim noktanızı etkiler.

 

Düşüncelerim Manyetik bir Güce Sahip

Çekim Yasası ve onun manyetik gücü Evrene ulaşır ve titreşim-sel olarak onu seven diğer düşünceleri çeker ve size getirir: "Ko­nulara olan ilginiz, düşünceleri harekete geçirişiniz ve Çekim Ya­sası'nın bu düşüncelere verdiği tepki, yaşamınıza giren her insan, her olay ve her koşuldan sorumludur. Tüm bunlar, sizin kendi dü­şüncelerinizle titreşim açısından uyumlu oldukları için, güçlü bir manyetik boru aracılığıyla size ulaşır.

 

ister istediğiniz bir şey olsun, isterse hiç istemediğiniz, ne düşü­nürseniz onun özünü alırsınız. Bu, sizi başlarda huzursuz edebilir, ama zamanla, bu güçlü Çekim Yasası'nın adaletini, istikrarını ve kesinliğini takdir edeceğinizi umuyoruz. Bu Yasayı anladığınız ve ilginizi neye verdiğinize dikkat etmeye başladığınız zaman, kendi yaşam deneyiminizin kontrolünü elinize alacaksınız. Bu kontrolle, isteyip de başaramayacağınız ve istemeyip de yaşamınızdan uzaklaştıramayacağınız hiçbir şey olmadığını tekrar hatırlayacaksınız. Çekim Yasasını anlamak ve düşündüğünüz ve hissettiğiniz şey­le yaşamınızda ortaya çıkan şey arasındaki korelâsyonu fark etme­ye başlamak, kendi düşünceleriniz konusunda daha tetikte olma­nızı sağlayacak. Düşündüklerinizin, okuduğunuz, televizyonda gördüğünüz, dinlediğiniz ya da bir başkasının hayatında gözlem­lediğiniz bir şeyden kolayca etkilendiklerini fark etmeye başlaya­caksınız. Çekim Yasası'nın, küçükken başlayıp onlara yönelttiği­niz ilgi sayesinde giderek büyüyüp güçlenen bu düşünceler üzerin­deki etkisini gördükçe, düşüncelerinizi daha çok yaşamak istediği­niz deneyimlere yöneltmek için güçlü bir istek duymaya başlaya­caksınız. Üzerinde düşündüğünüz ve bu düşünceyi uyarak sebep her ne olursa olsun, o düşünceye yoğunlaştıkça, Çekim Yasası ha­rekete geçer ve size benzer nitelikler taşıyan diğer düşünceler, dialoglar ve deneyimler sunar.

 

İster geçmişi hatırlayın, şimdiki zamanı gözlemleyin ya da ge­leceği hayal edin, bunu şu anda yapıyorsunuz ve her neye odakla­nıyorsanız, Çekim Yasası'nın karşılık verebileceği bir titreşimi ha­rekete geçiriyorsunuz. Başlarda bir konuyu özel olarak düşünüyor olabilirsiniz, ama onu yeterince uzun düşünürseniz, başkalarının sizinle aynı konuyu tartışmaya başladığını fark edersiniz. Çünkü Çekim Yasası, aynı titreşimi sunan başka insanlar bulur ve sizin yanınıza getirir. Bir şeye ne kadar uzun süre odaklanırsanız, onun gücü o kadar artar; ona yönelttiğiniz ilgi ne kadar güçlü olursa, yaşamınızda ortaya çıkacak kanıtlar da o kadar fazla olur. Odak­landığınız şeyler istediğiniz şeyler olsa da, olmasa da, düşünceleri­nizin ispatlan sürekli önünüze çıkar.

 

İçsel Varlığım Duygular Yoluyla İletişim Kurar

Siz, burada fiziksel bedeninizde gördüğünüzden çok daha faz­lasınız. Çünkü siz, aslında, harika bir fiziksel yaratıcısınız, eşza­manlı bir şekilde başka bir boyutta yaşıyorsunuz. Sizin bir de Ru­hani yanınız var; -biz buna İçsel Varlık diyoruz- bu da siz bura­dayken bu fiziksel bedende yaşıyor.

 

Duygularınız, sizin İçsel Varlığınızla olan ilişkinizin fiziksel be­lirtisidir. Diğer bir deyişle, siz bir konuya odaklanıp onunla ilgili spesifik bir bakış açınız ve fikriniz olduğunda, içsel Varlığınız da o konuya odaklanır ve onunla ilgili spesifik bir bakış açısı ve fikir geliştirir. Hissettiğiniz duygular, bu fikirlerin birbirleriyle uyum sağlayıp sağlamadığının göstergesidir. Örneğin, bir şey olur ve si­zin kendinizle ilgili o anki düşünceniz daha iyisini yapabileceğiniz ya da o kadar zeki olmadığınız ya da değerli bir birey olmadığın!^ yönündedir. İçsel Varlığınızın o anki düşüncesi iyi iş çıkardığınız, zeki ve kesinlikle değerli olduğunuz yönünde olduğu için, fikirler arasında net bir uyumsuzluk vardır ve siz bu uyumsuzluğu, nega­tif duygu formunda hissedersiniz. Diğer yandan, kendinizle ya da bir başkasıyla gurur duyup memnun olduğunuz zaman, o anda iç­sel Varlığınızın hissettiği duygularla daha yakın bir uyum olur ve bu koşulda siz gurur, sevgi ya da takdir gibi pozitif duygular bes­lersiniz.

 

İçsel Varlığınız ya da Esas Enerjiniz, her zaman avantajınıza olacak bir bakış açısı sunar. Sizin bakış açınız da bununla uyum­lu olduğu zaman, pozitif bir çekim oluşur. Diğer bir deyişle, ne ka­dar iyi hissederseniz, çekim noktanız o kadar iyi olur ve sizin için daha iyi şeyler oluşmaya başlar. Bakış açınızla İçsel Varlığınızın bakış açısındaki göreli titreşimler, sizin için her zaman müsait olan bu inanılmaz Kılavuzdan sorumludur.

Çekim Yasası, her zaman her ne titreşim sunuyorsanız ona gö­re hareket edip ona karşılık verdiği için, duygularınızın size, iste­diğiniz bir şey mi, yoksa istemediğiniz bir şey mi yaratma sürecin­de olduğunuzu anlatmaya çalıştığını anlamak son derece yardım­cı olacaktır.

 

Genelde, fiziksel dostlarımız Çekim Yasası'nın gücünü öğrenip düşündüklerinin erdemiyle olayları kendilerine çektiklerini anla­maya başladıklarında, düşünceleriyle ilgili tedbirli hissederek her düşüncelerini gözden geçirmeye çalışırlar. Ancak düşünceleri göz­den geçirme, zordur, çünkü düşünmeniz gereken çok fazla şey var­dır ve Çekim Yasası daha fazlasını getirmeye devam eder.

 

Düşüncelerinizi gözden geçirmeye çalışmaktansa, kısaca nasıl hissettiğinize dikkat etmenizi istiyoruz. Çünkü daha engin, olgun, bilge ve sevecen içsel Varlığınızın gördüğü ile uyumlu olmayan bir düşünce seçerseniz, düşünce ayrılığını hissedeceksiniz. Sonra düşüncenizi, kendinizi daha iyi hissettiren ve dolayısıyla size daha iyi hizmet eden bir başka düşünceye kolayca yönlendirebilirsiniz.

Bu fiziksel bedene erişmeye karar verdiğinizde, bu kusursuz Duygusal Kılavuz Sistemiyle ilişkide olacağınızı biliyordunuz. Çünkü o zaman kusursuz, her zaman var olan duygularınız aracı­lığıyla, daha engin bilginizden uzaklaşıyor musunuz, yoksa onun­la birlikte yola devam mı ediyorsunuz, bilebilecektiniz.

İstediğiniz bir şeyi düşündüğünüz zaman, pozitif duygu hisse­dersiniz. İstemediğiniz bir şeyi düşündüğünüzde ise negatif duygu hissedersiniz. Bu şekilde, dikkatinizi ne hissettiğinize vererek, han­gi güçlü manyetik Varlığınızın düşündüğünüz konuyu hangi yön­de çektiğini her zaman bileceksiniz.

 

Her Yerde ve Her Zaman Duygusal Kılavuzluk Sistemim

inanılmaz Duygusal Kılavuzluk Sisteminiz, sizin için büyük bir avantajdır. Çünkü siz bilseniz de bilmeseniz de, Çekim Yasası her zaman çalışır. Bu yüzden, ne zaman istemediğiniz bir şeyi düşün­meye başlasanız ve o düşünceye odaklansanız, Yasa ile onu kendi­nize hep daha fazla çekersiniz ve sonunda benzer olay veya koşul­ları hayatınıza çekmeyi başarırsınız.

 

Ancak, eğer Duygusal Kılavuzluk Sisteminizin varlığının far­kında ve hislerinize karşı duyarlıysanız, o zaman daha erken, sin­si dönemlerde, istemediğiniz bir şeye odaklandığınızın farkına va­rabilirsiniz. Böylece istediğiniz bir şeyi kendinize çekmek için o düşünceyi kolayca değiştirirsiniz. Hislerinize karşı duyarlı değilseniz, o zaman istemediğiniz bir yönde düşündüğünüzün farkına varamayacak ve ileride başa çıkılması daha zor olan, istemediği­niz, çok büyük ve güçlü bir şeyi yaşamınıza çekeceksiniz.

 

Aklınıza bir fikir gelip siz o konuyla ilgili heyecan duyduğu­nuzda, bu, içsel Varlığınızın fikirle titreşimsel bir uyum içerisinde olduğunu gösterir. Pozitif duygunuz da o andaki düşüncenizin tit­reşiminin, içsel Varlığınızın titreşimiyle uyumlu olduğunun göster­gesidir. Aslında bu, ilham denen şeydir: Siz, o anda, içsel Varlığı­nızın daha engin bakış açısıyla kusursuz bir titreşim uyumu sergi­lersiniz ve bu uyum sayesinde içsel Varlığınızdan daha net bir ile­tişim ya da Kılavuzluk alırsınız.

 

Peki, Ya Daha Çabuk Olmasını İstersem?

Çekim Yasasıyla uyumlu düşünceler bir araya toplanır ve bu şekilde daha da güçlenirler. Güçlendikleri zaman -ve oluşmaya yaklaştıklarında- hissettiğiniz duygu da orantılı olarak büyür. Ar­zu ettiğiniz bir şeye odaklandığınızda, Çekim Yasası ile arzu etti­ğinizle ilgili düşünceler daha çok birikir ve daha büyük bir pozitif duygu hissedersiniz. Bir şeyin oluşmasını, sadece ona daha fazla ilgi vererek hızlandırabilirsiniz; geri kalanıyla Çekim Yasası ilgilenir ve düşüncenizin özünü size getirir.

 

İstek ya da arzu sözcüklerini şöyle tanımlarsınız: Düşünceleri bir konuya yoğunlaştırmak ya da ilgi vermek, aynı zamanda pozi­tif duygu deneyimlemek. Dikkatinizi bir konuya verdiğinizde ve bunu yaparak onunla ilgili yalnızca pozitif duygu hissettiğinizde, kısa süre içinde deneyimlemeye başlarsınız. Bazen fiziksel dostları­mızın, bir yandan istek ve arzu sözcüklerini söylerken, bir yandan da bu arzunun gerçekleşmeme ihtimaline karşı duydukları şüphe ya da korkuları duyarız. Bizim bakış açımıza göre, negatif bir duy­gu yaratırken bir şeyi katıksızca arzulamak mümkün değildir.

 

Katıksız arzu, her zaman pozitif bir duyguyla oluşur. Belki de insanların, bizim istek ve arzu sözcüklerini kullanımımızla hemfi­kir olmamalarının sebebi budur. Genelde, "istemenin" bir çeşit yoksunluk olduğunu ve kendi anlamıyla çeliştiğini söylerler. Biz buna katılıyoruz. Ama sorun, sözcük ya da etikette değil, sözcüğü kullanırken ifade edilen duygudadır.

 

Bizim arzumuz sizin, nerede ve hangi Varlık formunda olursa­nız olun, şu an her nerede iseniz, olmak istediğiniz yere gidebile­ceğinizi anlamanıza yardımcı olmaktır. Anlamanız gereken en önemli şey, o andaki zihinsel Var Oluş durumunuzun ya da tavrı­nızın, neyi daha çok çekeceğinizin temeli olduğudur. Bu yüzden, güçlü ve istikrarlı Çekim Yasası, bu titreşimsel Evrendeki her şeye karşılık verir, uyumlu titreşimleri olan insanları, olayları ve dü­şünceleri bir araya getirir. Aslında, düşüncelerinizin aklında dolaş­masından trafikte buluştuğunuz insanlara kadar yaşamınızdaki her şey, Çekim Yasası ile olması gerektiği gibidir.

 

 

 

 

 

 

Sabah devam edeceğim arkadaşlar, scan edip metin olarak aktarmak biraz zaman alıyor.

Sevgiyle

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...