Jump to content

Hasan Dağı


Guest mole
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

KAPADOKYA’NIN MİMARLARI, HASAN DAĞI

 

3268 m. yüksekliğiyle Anadolu’daki volkanik zirveler içinde önemli bir yeri bulunan Hasan Dağı’na tırmanmaya karar verdiğimizde, dilimizde dolanan Hasan Dağı türküsü ve onun yazılış öyküsünün yüreğimizde yarattığı hüznün yanı sıra yeni bir dağa tırmanmanın verdiği heyecan tam anlamıyla birbirine karışmıştı. Yaz aylarında Hasan Dağı’na yapılacak tırmanışlar kış aylarındaki kadar çekici olmamakla birlikte, gene de dağda olmak güzel bir duyguydu.

Kapadokya bölgesinin doğal oluşumunu hazırlayan Erciyes Dağı, Melendiz Dağı ve Hasan Dağı’nın püskürttüğü lav ve küller bölgede kalın bir tüf tabakasının oluşumunu sağlayarak Kapadokya’nın mimarı olmuşlardı. Cappadocia Dergisi ekibi olarak Kapadokya bölgesine hayat vermiş bu üç volkanik dağa sırayla tırmanarak bu dağları daha yakından tanımaya karar verdik.

 

HASAN DEDENİN MEZARI

 

Hasan Dağı’na adını veren Hasan Dede eski zamanlarda bu dağ üzerinde yaşamış ve çevrede saygınlık kazanmış bir kişi olarak biliniyor. Bazıları Hasan Dede’nin Danişmentoğullarının komutanlarından biri olduğunu ve Haçlı seferleri sırasında II. Kılıçarslan ile birlikte çeşitli savaşlara katıldığını belirtiyorlar. Bazıları ise Hasan Dede’yi bir evliya olarak görüyorlar.

 

Bölgede Hasan Dede ile ilgili olarak anlatılan bir de efsane var. Bu efsaneye göre Hasan Dede, dağın üzerinde tek başına yaşayan bilge bir kişidir. Aksaray’dan Ali Baba adlı bir derviş ile yakın arkadaşlığı vardır. Ali Baba Aksaray’da bir hamamda çalışmaktadır. Bir gün Ali Baba Hasan Dede’yi ziyarete gider. Mendilinin içinde bir avuç kor vardır. Sohbetleri süresince kor için için yanar ancak mendile bir şey olmaz. Aradan zaman geçer bu sefer Hasan Dede, Ali Baba’yı ziyaret etmek üzere Aksaray’a gider. Mendilinin içinde Hasan Dağı’ndan aldığı bir avuç kar vardır. Ali Baba ile hamamda uzun uzun konuşurlar bu süre içinde mendildeki kar hiç erimeden öylece kalır. Bir ara Hasan Dede’nin gözü hamamdan çıkan kadınlara takılır. O andan itibaren mendildeki kar erimeye başlar. Bunun üzerine Ali Baba Hasan Dede’ye bakar ve şöyle der;

 

“Hasan Dede, dağ başında ermişlik hüner değildir.

 

Asıl hüner güzel kadınlar arasında ermiş kalabilmektir.”

 

Ali Baba’nın bu sözleri sonradan yörede halk arasında bir özdeyiş gibi uygun durumlarda kullanılır. Hasan Dede ölümünden sonra mezarının bu dağın zirvesine yapılmasını vasiyet eder. Ölümünden sonra vasiyeti üzerine mezarı dağın zirvesine yapılır. Bu dağ o günden itibaren Hasan Dağı adı ile anılmaya başlar. Bugün Hasan Dağı’nın zirvesine çıkanlar, zirvedeki krater çukurunun batı sırtı üzerinde Hasan Dede’nin taşlarla çevrilmiş mezarını görebilirler. Bu mezarın yanında birkaç mezar daha vardır. Ancak diğer mezarların kimlere ait olduğu konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

 

HASAN DAĞI’NIN İLK RESMİ

 

Hasan Dağı’na ait yapılmış ilk resim, günümüzden 9000 yıl öncesine ait bir duvar resmidir. Bu duvar resmi Anadolu’da M.Ö 7000 yıllarında kurulmuş olan neolitik dönem yerleşimlerinden Çatalhöyük kazıları sırasında bir evin duvarı üzerinde bulunmuştur. Konya ilimizin yaklaşık 50 km. güneydoğusunda yer alan Çatalhöyük’ün Kapadokya bölgesine uzaklığı kuş uçuşu 200 km. kadardır.

Bu duvar resminde Hasan Dağı lav püskürtürken görüntülenmiştir. Dağın iki tepeli olarak resmedilmiş olması Hasan Dağı olduğu konusunda kuşkuları ortadan kaldırmaktadır. Çatalhöyük yerleşiminin en önemli özelliği dünyada günümüzden 9000 yıl önce köy yaşantısı yerine kent tarzı bir yerleşim planı kullanarak oluşturulmuş ilk örnek olmasıdır.

Çatalhöyük’de bulunan Hasan Dağı duvar resmi, yanardağın insanlar üzerindeki etkisini göstermesi açısından anlamlıdır. Hasan Dağı’nın günümüzden 14 milyon yıl önce püskürmeye başladığı ve 8 bin 800 yıl öncesine kadar püskürmesini sürdürdüğü bilinmektedir. Büyük bir olasılıkla Çatalhöyük sakinlerinin Hasan Dağı’nı tanrının görüntüsü olarak algıladıkları ve kutsal bir dağ olarak kabul ettikleri düşünülmektedir.

 

HASAN DAĞI KAMP ALANI

 

Anadolu’nun geniş platoları üzerinde birdenbire yükselen Hasan Dağı, düzgün konik görünümüyle gerçekten çok etkileyicidir. Aksaray ilimizin güneydoğusunda bulunan dağa bir çok yönden çıkış yapılabilmektedir. Hasan Dağı’na tırmanışın teknik bir zorluğu yoktur. Günübirlik olarak zirvesine çıkıp inmek mümkündür. Dağa hangi yönden çıkılacaksa o yöne yakın bir köyden tırmanışa başlamak uygun olur. Dağa tırmanış için en yaygın olarak kullanılan rota, doğu rotasıdır. Çarşak çıkışı şeklinde olan bu rota doğrudan zirve çanağına ulaşmaktadır.

Doğu rotasından dağa tırmanabilmek için Aksaray’dan Helvadere köyüne gitmek gerekmektedir. Eski devirlerde adı Nora olan bu köy daha sonraları Harlıdere olarak adlandırılmıştır. Bugün ise Helvadere adı ile anılmaktadır. Helvadere Köyü’nün Aksaray’a olan uzaklığı Aksaray içinden ayrılan asfalt yol takip edildiğinde 32 km. kadardır. Bu yol araba ile 1 saat 30 dakika kadar sürmektedir.

Helvadere Köyü’nden Hasan Dağı zirvesine çıkış yapabilmek için köyün güneyinde bulunan Süt Kilisesi mevkii kamp alanı olarak kullanılmaktadır. Köy ile kamp alanı arası 5 km.dir. Kamp alanının rakımı 1850 m.dir. Burada Bizans döneminden kalma bir kilise ksı vardır. Süt Kilisesi adı ile bilinen bu kilise yıkık ve oldukça bakımsız durumdadır. Süt Kilisesi’nin 150 m. kadar aşağısında Dağevi Sosyal Tesisleri adıyla yapılmış bir dağ evi bulunmaktadır. Bölgede çadır harici yapılacak konaklamalar için burası uygundur. Çadırlı konaklamalar için Süt kilisesi önündeki düzlük alan kullanılmaktadır. Kamp alanında içilebilir su bulunmamaktadır. Buraya gidecek ekiplerin sularını yanlarında götürmeleri gerekmektedir. Kamp alanından dağa çıkış patikası üzerinde 30 dakika yürüme uzaklığında içilebilir su kaynağı bulunmaktadır. Bu su kaynağı dar bir kayalık boğaz geçildikten sonra boğazın üst tarafında yer almaktadır.

 

HASAN DAĞI TIRMANIŞI

 

Kamp alanından dağa yapılacak tırmanışlarda su kaynağı geçildikten sonra dağın eteklerine ulaşılır. Buradan itibaren kuzey ya da doğu rotası kullanılarak tırmanış yapılabilir. Kuzey rotası üzerinde bulunan kayalıkların sağ ya da sol taraflarındaki kulvarlar tırmanış için uygundur. Kuzey rotası oldukça dik ancak daha kısadır. Klasik çıkış rotası olarak bilinen doğu rotası kullanılacaksa tırmanışı sola doğru kaydırmak ve kayalık kesimin altından dağı yan geçerek doğu sırtı üzerinden tırmanışa başlamak gerekir. Gerek kuzey gerekse doğu rotaları kullanıldığında dağın 3200 m. yükseklikteki sırt hattına ulaşılmaktadır. Burada taşlar üst üste dizilerek oluşturulmuş bir zirve noktası bulunmaktadır. Hasan Dede’nin mezarı bu sırt üzerindedir. Sırt hattına çıkıldığında dağın çukur şeklindeki krateri bütünüyle görülebilir. Bu krater çukurunun eski dönemlerde su ile dolu olduğu bilinmektedir. Dağın asıl zirvesi 68 m. daha yukarda ve karşıda görülen kayalık kesimin üzerindedir. Zirvede Dağcılık Federasyonu’na ait bir zirve defteri yer almaktadır. Kamp yerinden zirveye tırmanış yaklaşık 4 saat kadar sürmektedir. Zirvenin hemen yanında 4-5 çadır kurulabilecek bir kamp alanı vardır. Dönüş için gene aynı rota kullanılmaktadır. Zirveye ulaştığınızda eğer hava açıksa, Erciyes Dağı, Melendiz Dağı, Aladağlar ve Bolkar Dağları’nı görebilmek mümkündür.

 

Ağustos 2004

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

hasan dağına tırmanamadım..yanız bu dağın hikayesini ordaki çobanlardan öğrenmiştim..

hikaye baya etkileyiciydi,çobanın anlatıkları uzun uzadıya bir mevzuattır,oralara girmek istemem...

yalnız hasan dağında bulunan mezarın etrafını içki ve çöp götürdüğünü söylemişti ..yazık tarihe saygımız olmadığı bir kez daha şahit olmuş oldum :( .....

 

 

açtığınız konuyu okuyunca "o anı hisetirdiniz bana..teşekürler;)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ya transitle ulu kışladan yola çıktık..aksaray nevşehir,niğde istikametinde müşterilerimiz vardı..arkadaşımyoldan geçen bir çobanın yürümesine dayanamadı..onu aldık arabaya..derken ben hasan dağının heybetine dalıp konuşmaz iken..çobanın dikatini çekmişim..

 

çobanbeni dürtü...bilirmisini bu dağın tepesine yakın bir mezar var..

 

-hayır bilmiyorum dedim..

 

çoban,biz yazın koyun ve keçileri oralarda yaydırır,otlatırız dedi..

 

 

 

işin aslı çoban baya hikayeyi uzatmıştı..aklımda kalan mevzu,çoban anlatırken ben hayallerimle o dağı karış karış hisetmemdi..

 

asfalt yoldan bir kaç kilometre içerde kalan dağ gayet güzel bir görüntüye sahiptir..

 

 

yolum nevşehire düştüğü günlerde, ara ara bu dağın yolumun üzerinde heybetli duruşuna hayranlıkla izlerdim.herkese gitmek nasip olsun ne diyim..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Hasan Dağı Türküsünün Hikayesi ( Çukurova Yöresi )

      Büyük bir halk şairi olan Karacaoğlan'ın hayatı üzerine yapılan araştırmalarda kesin bir bilgi yoktur. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ve şiirlerinde yapılan incelemelerden onun 1606 da doğmuş 1670 yılında ölmüş olduğu tahmin edilmektedir. Her nekadar doğduğu yer bilinmiyorsa da öldüğü ve mezarının bulunduğu yer bellidir. Kendisinin Güney Anadolu'da yaşayan Türkmen aşiretinden olduğu daha doğrusu İçel'li olduğu muhakkaktır.Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla kendisi pek çok yer gezmişaşkı ve

      , Yer: Genel Kültür

×
×
  • Yeni Oluştur...