Jump to content

Kendini Bil !


Guest cyus
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Sıradan insanın fikir anlamında üretken olduğu düşünülemez. O sıkı bir zombidir. Olsa olsa, eski fikirlerini “yeni” diye lanse etmeye kalkar. Veya durmadan kendisine öğretilenleri tekrar eder. Hâlâ bu şekilde varlığını sürdüren bir yığın insan görüyoruz. Siz de farkındasınız. Önlerinde beklenti ile geçmekte olan koskoca bir ömür var. Üstelik, geriye baktıklarında kayda değer bir tek oluşa bile tanık olamamanın üzüntüsü içindeler. Hâl böyle iken, insan gibi yaşamak da mümkün değildir. Toplumsal yaşam içinde her birim, ancak fikirleri kadar var olur. Ne varki fikir boyut da hızla erozyona uğramaktadır. Fikir tartışmaları yanı sıra, bugünün insanı her zamankinden daha bilgili, daha aktif olmaya mecburdur. Nedeni, globalleşen dünyada bilimin insana eriştirdiği kazanımdır. Bu koşullara uymak isteyen insan üretici olacaktır. Üretmek ise, sıradışı insanların yapabileceği bir aksiyonun neticesidir.

Bütün bu vasıflar, iyi bir meslek sahibi olmayı, iyi bir avukat, iyi bir doktor veya öğretmen ve iyi bir insan olabilmeyi getirebilir. Sıradışı gibi kabul ettiğimiz bu tür insanların, bugün bir tıp bilimine veya fizik biliminin yarattığı evrene yaklaşım yapması ise gayet mantıklıdır. Ama yeterli değildir. Bu aşama onların üst insan sınıfında yer aldığını göstermez. Sıradışı niteliklere sahip bir birimin ayrıca kendine yakın olması, buram buram özünü hissetmesi gerekir ki, istenilen elde edilsin.

Neden bunları düşündüm biliyor musunuz?

Belki bilirsiniz; Eski Yunan’ da Delfi Tapınağının üzerindeki ‘Kendini Bil‘ ibaresi var. Yukarıda ortaya koymak için çaba gösterdiğim görüşe somut bir açıklama getiriyor da ondan! Bu ibare benim düşündüğüm şeylerle bir bağlılaşım içinde bulunduğunu kanıtlıyor.

Aslında derinliği olan ve çok dikkât çekici bir cümle. ‘ Kendini Bil’ uyarısı..Sıradışı her insanın yakalaması gereken bir fırsat bu. Dikkat ederseniz sıradışı dedim, yani azda olsa muhakeme ve tefekkür eden bir kesimden bahsettim.

Algılayabildiğim kadarı ile kendini bilme, sadece basit bir tefekkür anlayışını yansıtmaktan ziyade, yine kendine dönük üretici fikirsel eylem ve bilimin sonucunda elde edilebilen bir oluşu işaret ediyor. Bu yüzden, kendini bilmek, tanımak nihai nokta olarak kabul edilmelidir. Bu, insanın varoluş gayesi olmalıdır. Ve İnsan kendini tanımak için çıktığı yolculukta ne kadar meşakkâtle karşılaşırsa karşılaşsın, alabora olmadan, emin ve sağlam adımlarla yürümeyi bilmelidir. Aksi takdirde, yarı yolda kalır, emekleri de heba olur gider.

Ve insanoğlu bu sözün anlamına gerçek bir eğitimle, gerçek felsefe olan “tasavvuf felsefesi“ ile varacaktır. Tasavvuf bütün meseleleri çözüme ulaştıran bir alandır. Tasavvufun çağdaş bilimleri yanına alması ve beraberce yürümesi şarttır. Mistisizmde birçok değerli insan bu felsefe ile yetişmiştir. Hz. Ali de bu ender insanlardan biridir ve Hz.Muhammed tarafından en iyi biçimde eğitilmiştir.

Bu doğrultuda Taptuk’la özdeşleşen Yunus “ İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin bu nice okumaktır?“ dizeleriyle insanın kendine arif olması hususunu ince ve renkli bir biçimde dile getirerek, bizlere çok anlamlı mesajlar ulaştırmıştır. Dikkât çeken nokta, yukarıda da değindiğim gibi bu mesajın muhatabının cahil birinin değil, özellikle belirli bir eğitimden geçmiş insanın olmasıdır..

 

Keza, Hz Resulullah’ın “ Nefsini bilen, Rabbini bilir” hadisi de insanın bu mantıkla ve aklın derinliklere dalarak, kendinle ilgili ipuçlarını yakalaması bakımından, yine uyarı mahiyetinde söylediği örnek bir sözdür. Zihinlerini doldurmayan, sınırlı, dar kafalı, bedenle bütünleşmiş, insanların ‘ Kendini bilmesi ‘ pek beklenemez. Sıradışı insanlarla, sıradan insanların, sıradışı insanlarla üst insanların arasındaki fark da işte burada ortaya çıkıyor!

[alinti]

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Keza, Hz Resulullah’ın “ Nefsini bilen, Rabbini bilir” hadisi de insanın bu mantıkla ve aklın derinliklere dalarak, kendinle ilgili ipuçlarını yakalaması bakımından, yine uyarı mahiyetinde söylediği örnek bir sözdür. Zihinlerini doldurmayan, sınırlı, dar kafalı, bedenle bütünleşmiş, insanların ‘ Kendini bilmesi ‘ pek beklenemez. Sıradışı insanlarla, sıradan insanların, sıradışı insanlarla üst insanların arasındaki fark da işte burada ortaya çıkıyor!

 

 

güzel konular açıyorsunuz, dilerim okunur ...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kendini bilmenin yaratacağı bilgeliği anlatan Fars dörtlüğü şöyledir:

 

O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini; çocuktur, onu eğitin/yetiştirin.

O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini; cahildir, ondan uzak durun.

O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini; uykudadır, onu uyandırın.

O ki, biliyor ama biliyor bildiğini; bilge kişidir, onu izleyin....

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sıradan insanın fikir anlamında üretken olduğu düşünülemez. O sıkı bir zombidir. Olsa olsa, eski fikirlerini “yeni” diye lanse etmeye kalkar. Veya durmadan kendisine öğretilenleri tekrar eder. Hâlâ bu şekilde varlığını sürdüren bir yığın insan görüyoruz. Siz de farkındasınız. Önlerinde beklenti ile geçmekte olan koskoca bir ömür var. Üstelik, geriye baktıklarında kayda değer bir tek oluşa bile tanık olamamanın üzüntüsü içindeler.Hâl böyle iken, insan gibi yaşamak da mümkün değildir. Toplumsal yaşam içinde her birim, ancak fikirleri kadar var olur. Ne varki fikir boyut da hızla erozyona uğramaktadır. Fikir tartışmaları yanı sıra, bugünün insanı her zamankinden daha bilgili, daha aktif olmaya mecburdur. Nedeni, globalleşen dünyada bilimin insana eriştirdiği kazanımdır. Bu koşullara uymak isteyen insan üretici olacaktır. Üretmek ise, sıradışı insanların yapabileceği bir aksiyonun neticesidir.

Bütün bu vasıflar, iyi bir meslek sahibi olmayı, iyi bir avukat, iyi bir doktor veya öğretmen ve iyi bir insan olabilmeyi getirebilir. Sıradışı gibi kabul ettiğimiz bu tür insanların, bugün bir tıp bilimine veya fizik biliminin yarattığı evrene yaklaşım yapması ise gayet mantıklıdır. Ama yeterli değildir. Bu aşama onların üst insan sınıfında yer aldığını göstermez. Sıradışı niteliklere sahip bir birimin ayrıca kendine yakın olması, buram buram özünü hissetmesi gerekir ki, istenilen elde edilsin.

Neden bunları düşündüm biliyor musunuz?

Belki bilirsiniz; Eski Yunan’ da Delfi Tapınağının üzerindeki ‘Kendini Bil‘ ibaresi var. Yukarıda ortaya koymak için çaba gösterdiğim görüşe somut bir açıklama getiriyor da ondan! Bu ibare benim düşündüğüm şeylerle bir bağlılaşım içinde bulunduğunu kanıtlıyor.

Aslında derinliği olan ve çok dikkât çekici bir cümle. ‘ Kendini Bil’ uyarısı..Sıradışı her insanın yakalaması gereken bir fırsat bu. Dikkat ederseniz sıradışı dedim, yani azda olsa muhakeme ve tefekkür eden bir kesimden bahsettim.

Algılayabildiğim kadarı ile kendini bilme, sadece basit bir tefekkür anlayışını yansıtmaktan ziyade, yine kendine dönük üretici fikirsel eylem ve bilimin sonucunda elde edilebilen bir oluşu işaret ediyor. Bu yüzden, kendini bilmek, tanımak nihai nokta olarak kabul edilmelidir. Bu, insanın varoluş gayesi olmalıdır. Ve İnsan kendini tanımak için çıktığı yolculukta ne kadar meşakkâtle karşılaşırsa karşılaşsın, alabora olmadan, emin ve sağlam adımlarla yürümeyi bilmelidir. Aksi takdirde, yarı yolda kalır, emekleri de heba olur gider.

Ve insanoğlu bu sözün anlamına gerçek bir eğitimle, gerçek felsefe olan “tasavvuf felsefesi“ ile varacaktır. Tasavvuf bütün meseleleri çözüme ulaştıran bir alandır. Tasavvufun çağdaş bilimleri yanına alması ve beraberce yürümesi şarttır. Mistisizmde birçok değerli insan bu felsefe ile yetişmiştir. Hz. Ali de bu ender insanlardan biridir ve Hz.Muhammed tarafından en iyi biçimde eğitilmiştir.

Bu doğrultuda Taptuk’la özdeşleşen Yunus “ İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin bu nice okumaktır?“ dizeleriyle insanın kendine arif olması hususunu ince ve renkli bir biçimde dile getirerek, bizlere çok anlamlı mesajlar ulaştırmıştır. Dikkât çeken nokta, yukarıda da değindiğim gibi bu mesajın muhatabının cahil birinin değil, özellikle belirli bir eğitimden geçmiş insanın olmasıdır..

Keza, Hz Resulullah’ın “ Nefsini bilen, Rabbini bilir” hadisi de insanın bu mantıkla ve aklın derinliklere dalarak, kendinle ilgili ipuçlarını yakalaması bakımından, yine uyarı mahiyetinde söylediği örnek bir sözdür. Zihinlerini doldurmayan, sınırlı, dar kafalı, bedenle bütünleşmiş, insanların ‘ Kendini bilmesi ‘ pek beklenemez. Sıradışı insanlarla, sıradan insanların, sıradışı insanlarla üst insanların arasındaki fark da işte burada ortaya çıkıyor!

 

Alıntı..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Kendini hatırlatman dönmesi için ..

      Merhaba arkadaşlar bende ilk defa yazıyorum yeni üye oldum .Benim erkek arkadaşımla aşırı sorunlarım vardi bir dargın bir barışık beni sürekli birakiyodu yani şöyle 3 ay aramiyodu kaç kere yaptı bunu bana sürekli beni arattirmak istiyodu daha önce herşeyi denedim ama maalesef ki 3 ay da beni aramadı bana dönmedi.ben aramak zorunda kaldım .Bu son ayrıldığımız da bı teyze var bizim tanıdığımız bana yasinden sonra gelen sure Saffat süresini her dileğin için dönmesi pişmanlık yada evlilik vs okuyabi

      , Yer: Sevgi ve Muhabbet için Dualar

    • Kendini İyileştirmede Hoş Bir Adım

      Kendini İyileştirmede Hoş Bir Adım   Nefes alın ve şimdi kendinizi gerçekten sevmek için kendinize izin verin. Melekler karmik affedilme (aklanma) yolunu seçmenizi istiyor ve her birinizden bu yoldaki “yedi” adimi onlarla birlikte yürümenizi istiyor. “Ilk” adim altindir ve bu adimi atan tüm ruhlara büyük ferahlik getirir. Bu kendini – bagislamanin adimidir. Tüm bu melekler sizinle şimdi birlesiyor ve kendini – bagislama adimini atmanizi ve kendinize saygi duymanizi istiyor. Nefes alin ve şimdi

      , Yer: Enerji Sistemleri (Reiki, Feng Shui vb)

    • İnsanın Kendini Kaybetmesi

      İnsanın... Kendini kaybetmesi Ne kadar acı bir taktir ve yanılgıdır İdrak Ne kadar feryat etse Ruh amansız bir şekilde figan eylese Akıl Ve irade sahibi olan Hayrı ve şerri, hak ve batılı seçendir Mes'uliyet Şuur ve hassasiyeti Sözle, şekliyet le, gösterişle oluşmaz Kim  Olduğunu bilmeyen Taklitten ve muhakemeye geçemeyen Anlamayı Emin olmayı dert edinmeyen Nefsi ve hırsı için zafiyeti seçen nicedir İnsan  Yalnızca yaş

      , Yer: Üyelerimizden Şiirler & Denemeler

    • Kendini Tanımak

      Fikir.. Sahibi olmak Emanet ve ehliyeti anlamak için Bir imkan Olarak bahşedilen Hayatı ziyan etmeden yol almak Emin olmak Güven duymak ve şevkle Umut inşa ederek kendini tanımak Akıl ve irade Hürriyetinin hakkını korumak Bilgi, tecrübe, azim ile mümkün olur Sanal ve izafi Rekabet içine giren kimseler Aslına, aidiyetine bilmeyen kişilerdir Bir güdü Ve sürü zehabıyla yaşayanlar Ön yargıları ile yaşamayı seçenlerdir İnsan r

      , Yer: Üyelerimizden Şiirler & Denemeler

    • “Kendini Gerçekleştiren Kehanet” Ne Demektir?

      Kendini gerçekleştiren kehanet terimi ilk olarak 20. Yüzyıl sosyologlarından Robert Merton tarafından ortaya atılmıştır. Kendini gerçekleştiren kehanet, olması düşünülen bir durumun gerçekliğe dönüşmesidir. Örneğin “bugün çok kötü bir gün yaşayacağını düşünen bir kişi isteyerek olmasa da bilinçaltına yerleşen bu düşünce nedeniyle davranışlarını olumsuz yönde etkiler ve kötü bir gün geçirir. Bu durumda düşündüğü ihtimal gerçekleştiği için “Kendini Gerçekleştiren Kehanet” denilmektedir.  

      , Yer: Psikoloji

×
×
  • Yeni Oluştur...