Jump to content

Arakan neresi... Kalbiniz, imanınız neresi?


indigo

Önerilen Mesajlar

Burma veya diğer adlarıyla, Myanmar, Birmanya diye bilinen Güneydoğu asyada, andaman denizi kıyısında yeralan, Çin, Hindistan, Bangladeş, Tayland gibi ülkeler ile sınır komşusu olan devlettir. Yüzölçümü yaklaşık Türkiye kadar nufusu ise 50 milyonun üzerindedir. Kişi başına bütün yıl ancak 1500 dolar gibi bir rakamla yoksul ülkeler içinde yer almaktadır. Halkının yaklaşık % 87 budist, %1 hindu, %4 hristiyan ve %8 oranında Müslüman olarak hesaplanmaktadır ama devletin resmi organları bu konuda net bir bilgi vermemektedir.

 

Arakan devleti ise Bangladeş ile sınır olan Andaman denizi kıyısnda özel bir eyalet olarak yer alır. İslam dünyasında yaşanan sorumlar yüzünden Arakan eyaleti Müslümanları çoğunlukla göz ardı edilmektedir. Dünyanın uzak ucu sayılan bu bölgedeki yaklaşık 2 milyondan fazla Müslüman yıllardır sürekli baskı ve zulm altındaıdr. Müslüman olan çevredeki Bangladeş ve Malezya devletlerinin çok sınırlı yardımları dışında fazla bir destek göremezler.

 

İngiliz, Amerikan, çin gibi ülkelerin gazete, medya muhabirleri çektikleri video ve resimlerde (ne yazık ki forumda yayınlamam yasak) insanlık dışı değil resmen yecüc mecüc vakası yaşandığı açıkca görülmekte. Canlı canlı kızartılan Müslüman cocukları yemek olarak sunuluyor! Dahasını yazmak beni hasta edecek.

Şimdi petrol ve doğalgaz yolları için Arakan eyaleti kurban edilecek. Sadece Müslüman olduğunuz için evlenmeniz üniversite, hastane veya en azından seyahat etme haklarınız yasak ise ve Müslüman gibi davrandığınız için Budistler tarafından öldürülmeniz gayet normal ise varın gerisini siz düşünün!

 

Biz şimdi sadece seyrediyoruz! Aşağıda yazılan alıntıyı okumanızı isterim.

 

arakan_nerede_02.jpgarakan-grafik.jpg

 

 

 

Arakanlılar geçmişte 50 bin kilometre karelik bir toprak parçasında yaşıyorlardı ve bu bölgeye Arakan deniyordu. Fakat şu an Arakan Halkı 10 bin kilometre karelik bir bölgede yaşıyor. Arakanlı Müslümanların nüfusları da 2 milyona düştü. İslam?ın Arakan?a ilk defa 8. yüzyılda bölgeye gelen Arap tüccarlar ve dervişler vasıtasıyla girdiği tahmin ediliyor. 13. yüzyıla gelindiğinde Arakan Halkı tamemen Müslümanlaştı ve 1430 yılında Arakan İslam Devleti kuruldu. Arakan İslam Devletinin ilk sultanı ise Süleyman Şah?dır. Arakan İslam Devleti 1784 yılına kadar bölgeye hükmetti. Bu dönemde Arakan bir ticaret ve ilim merkezi oldu. Portekizliler, Hollandalılar uzun yıllar Arakanla ticaret yaptılar ve Arakan ekonomik olarak güçlü bir hale geldi.

Bugün petrol ve doğalgaz açısından Güneydoğu Asya?nın en zengin topraklarına sahip olan Arakan, tam 350 yıl İslam?la yönetildi. 17OO?lü yıllardan itibaren Budist Burma Sultanlığı?nın saldırılarına uğramaya başlayan Arakan İslam Devleti, Müslüman Halkın gösterdiği büyük direnişe rağmen 1784 yılında yıkıldı. İslam Devletinin yıkıldığına şahit olan Arakanlı Kadınların günlerce gözyaşı döktükleri rivayet ediliyor. Burma Sultanlığı, Arakan İslam Devleti?ni yıksa da bölgeye tam olarak hâkim olamadı. 19. Yüzyılda Arakan?ı işgal eden yeni sömürgeci güç İngiltere?ydi. Arakan?ı iliklerine kadar sömüren ve Arakanlı Müslümanları maden ocaklarında zorla köle olarak çalıştıran İngiltere, bölgeden ayrılırken Arakan?ı Burma Sultanlığı?na bıraktı. İngiltere, Ortadoğu?da oynadığı oyunun aynısını bu sefer Asya?da oynuyor, burada da cetvellerle sınırlar çizerek ardında kalan sorunlar yumağıyla bölgeyi askeri olarak terk ediyordu.

Myanmar geçmişte Burma Sultanlığı olarak biliniyordu. Fakat Burma Sultanlığını deviren Askeri Yönetim, ülkenin adını Myanmar olarak değiştirdi. Myanmar?ın nüfusu şu an 51 milyon civarında ve Miyanmar halkının yüzde 80?i Budizme inanıyor. Arakan Halkı, İslam Devleti?nin yıkılmasının ardından Budistler tarafından sürekli olarak din değiştirmeye zorlandı. Fakat Arakanlı Müslümanlar her ne pahasına olursa olsun dinlerini terketmediler. Bunun üzerine Burmalı Budistler, askerlerden aldıkları destekle Arakanlı Müslümanlara yönelik büyük bir katliama giriştiler. 28 Mart 1942 yılında ilk olarak Minbya şehrine bağlı Çanbilli Köyü?nde başlayan, daha sonra da bütün Arakan?a yayılan bu katliamda en az 150 bin Arakanlı Müslümanın öldüğü tahmin ediliyor. Bu tarihi katliam esnasında yüzbinlerce Arakanlı vatanını terk ederek komşu ülkelere sığındı.

 

NE WİN ARAKANLILARA SAVAŞ AÇTI

 

Toprakları işgal edilen Arakanlı Müslümanlara yönelik ikinci saldırı dalgası 1962 yılında askeri darbe ile yönetimi ele geçiren Komünist General Ne Win tarafından başlatıldı. Yüzlerce İslam Âlimini kurşuna dizdiren Ne Win, Arakan?daki bütün camilerin kapısına kilit vurdurdu ve camiler birer eğlence mekânına dönüştürüldü. Ne Win?in imza attığı en büyük zulüm ise Arakanlı Kadınlara yapılanlardı. Arakanlı Kadınlar askerler tarafından toplama kamplarına götürüldüler. Bu kadınların birçoğu toplama kamplarında tecavüze uğradı ve tecavüz sonucu hamile kalan kadınlar zorla Budist erkeklerle evlendirildi. Bu dönemde yine hacca gitmek, kurban kesmek, toplu olarak namaz kılmak ve diğer ibadetler yasaklandı. İnsan hakları kuruluşları tarafından açıklanan resmi rakamlara göre Arakan?da 1962 ile 1984 yılları arasında 2OO bin Müslüman öldürüldü. 1 miyona yakın Arakanlı da komşu ülkelere, özellikle de Bangladeş?e kaçtı.

 

İZİN ALMADAN ÇOCUK YAPAMIYORSUNUZ

Arakan?daki müslümanlar bugün de Mymar Askeri Diktatörlüğü tarafından dayatılan inanılmaz uygulamalarla karşı karşıyalar. Evlenmeyi veya çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız, mutlaka devletten izin almak zorundasınız. Bu nedenle evlilik yaşı gelen Arakanlı Gençlerin birçoğu ülkelerinden kaçarak başka bir ülkede evleniyorlar. Arakanlı Müslümanlara getirilen bir başka yasak da seyahat yasağı. Ülke içinde bir yerden başka bir yere gitmek istiyorsanız veya evinize bir misafir gelecekse bu durumu mutlaka devlete bildirmeniz gerekiyor. İnsanı hayrete düşüren bir başka yasak da eğitim alanında. Arakanlı çocuklar sadece ilkokul eğitimi alabiliyorlar. Arakanlı bir çocuk lise veya üniversite okumak istiyorsa mutlaka din değiştirip Budist olmak zorunda. Arakan?da şu an, ezan okumak veya çocuklara Kur?an dersi vermek ölüm sebebi olarak yetiyor. Mymer?deki bütün bölgelere 24 saat elektrik verilirken, Arakanlılara günde sadece 4 saat elektrik veriliyor. Yine Arakanlı Müslümanların internet gibi iletişim araçlarını kullanmaları da askeri yönetim tarafından yasaklanmış durumda.

 

ARAKANLI MÜSLÜMANLARLA NE KADAR KARDEŞİZ?

 

Arakan?da yaşananlar sadece bu anlattıklarımla sınırlı değil elbette. Bu anlattıklarım yaptığım kısa bir araştırma sonucu tespit edebildiklerim. Ülkeye hâkim olan baskı rejimi nedeniyle Arakan?dan dışarı doğru dürüst haber çıkmıyor. Kim bilir Arakanlı Müslümanlar her gün ne tür sıkıntılarla karşı karşıya kalıyorlar? Arakanlıların Türkiyeli Müslümanların kardeşliğine, desteğine ve dualarına bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaçları var. Bizden Filistin, Irak, Patani, Çeçenistan, Afganistan ve Somali için ettiğimiz duaların arasına Arakan?ı da eklememizi ve Osmanlı Halifelerinin torunları olarak onlara kol kanat germemizi istiyorlar. Bu masum ve anlamlı istek inşallah bir gün gerçekleşir.

BİR ANI

Aşağıda size anlatacağım olay kısa bir zaman önce Arakan?da yaşandı. Sadece bu olay bile Arakanlı Müslümanların ne tür baskılarla karşı karşıya olduklarını bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

 

?Arakan?da yaşayan bir grup Müslüman devletten izin alamadıkları için izinsiz olarak Sittwe Şehrinden Rangoon Şehrine otobüsle yolculuk yapmak istediler. Yocuların amacı yakınlarını ziyaret etmekti. Arakanlı Müslümanlara yönetim tarafından 1988 yılından beri seyahat yasağı uygulandığını bilen Arakanlılar, bu yasağı delmek için Budist kıyafetleri giyerek yola çıktılar. Sittwe yakınlarındaki Min Chaung köprüsünde askerler tarafından durdurulan Arakanlı Müslümanların Budist olmadıkları anlaşılınca, yolcuların hepsi tutuklandı. Yocular çıkarıldıkları mahkeme tarafından Müslümanlara uygulanan seyahat yasağını delmek suçundan 6 ay hapis cezasına çarptırıldılar.'

Arakan Dünden Bugüne

 

Burma’nın bugünkü yöneticileri; Burman, Şan, Kaçin, Karen, Kayah, Mon, Çin ve Rakhin (Arakanlı Budistler) gibi 8 farklı etnik gruptan oluşan ve 135 etnik alt gruba ayrılan yerli Burmalıların tamamının Moğol ırkından geldiğini iddia etmektedirler. Bu durumda, Rohingyalar (Arakanlı Müslümanlar) gibi Aryan ırkından gelen Burmalıların var olduğu gerçeğini inkâr etmektedirler. Bugün Burma’da Hintli görünümünde olan “Kalalar”, ne kadar süredir orada yerleşik bulunduklarına bakılmaksızın yabancı olarak görülürler. Gerçekte, tarihsel gerçeklerden habersiz olan sıradan gözlemcilerin birçoğu, Hintli görünümünde olan bu insanları, Güneydoğu Asya’nın birçok ülkesinde olduğu gibi İngiliz sömürgeciliği sırasında ülkelerini terk edip Burma’ya gelen Hintli göçmenlerin çocukları ile karıştırırlar. Rohingyalara karşı Burmalıların bir kısmı ve Arakan’daki kardeş topluluk Maghlar tarafından yürütülen yanlış propaganda, gerçeği önemli ölçüde bulandırmaktadır. Fakat Arakan’da gerçek yabancıların kim olduğu sorusunu sormak gerekmektedir. Arakan saf Moğol ırkından gelenlere ait bir yer midir? Elinizdeki bu çalışma, yukarıdaki sorulara doğru cevaplar bulmak için hazırlanmıştır.

 

Tarihte Arakan, Burma’nın bir eyaleti olmaktan çok Doğu Hindistan’ın sınır eyaletidir. Çok erken tarihlerden, Moğolların ve Tibet-Burmaların 10. yüzyılda bölgeye varmalarına kadarki zaman diliminde Arakan, Bengal benzeri nüfusu ile bir Hint toprağı idi. Bu erken tarihlerde İslam ile tanışan Arakan’ın, özellikle 1203 yılında Bengal’in Müslüman olması ile birlikte İslam medeniyeti ile daha yakın temasa geçtiği bilinen bir gerçektir. Burmalılar tarafından Moğol ırkından geldikleri düşünülen Arakanlı Budistler (Rakhin), gerçekte Hindistan’da bulunan Bihar’dan 8. yüzyılda göç eden ve daha sonraları işgalci Moğollar tarafından asimile edilen Aryan Maghada Budistlerinin torunlarıdır. Arakan, 1430 yılında Süleyman Şah (Narameikla) tarafından kurulan Mrauk-U Hanedanı’ndan önce Burmalılar ve Monların bir takım engellemeleri ile karşılaşmış olsa da, hem Müslüman hem de Budist nüfusu ile her daim bağımsız bir statüye sahip olmuştur.

 

Arakan tarihinde 1430’dan 1638’e kadarki süre zarfında bütün hükümdarlar -birkaç zorba hükümdarı saymazsak- sonradan İslam’ı seçmiş ve Bengal Kralı Sultan Celaleddin Muhammed Şah tarafından tahta getirilmiş olan Süleyman Şah’ın torunlarıdır. 1430 ile 1530 yılları arasındaki 100 yıllık süreç, Arakan ile Bengal’in birbirleriyle öylesine iyi ilişkiler kurdukları bir zaman zarfıdır ki, tarihçiler bu dönemi Arakan’ın Bengal’e kul köle olduğu dönem olarak adlandırmışlardır. Arakan, Bengal Sultanı tarafından ele geçirildiği dönemde tarihinin en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Ancak 1538 yılında Bengal’de iktidarın el değiştirmesi ile Arakan Kralı Zabuk Şah, ilk defa 1540 yılında Bengal’in Çittagong’u da içine alan güneydoğu bölgesini işgal etti. Lakin burası tekrar Bengal sultanlarının eline geçti. Bölge, 1582–1666 yılları arasındaki yaklaşık 100 yıllık süre içerisinde ise Arakan idaresinde kaldı.

 

1430’dan beri Bengal ile sürdürülen iyi ilişkilere bakılır ve bugünkü Çittagong ve Arakan topraklarının yaklaşık bir asır boyunca eski Arakan tarafından yönetildiği göz önünde bulundurulursa, Arakan’da İngiliz sömürgeciliği öncesinde Çittagong halkı ile kültürel ve dini yakınlıkları ona Müslüman yerleşim bölgelerinin bulunmadığı nasıl söylenebilir? Arakan’daki Müslüman yerleşimcilerin çok uzun zamandan beri orada bulunuyor olmaları, dürüst hiç bir tarihçi tarafından yalanlanamaz. Ancak gerçek şudur ki, Müslümanların nüfusunun artması ve etkin bir konuma gelmeleri, ancak Süleyman Şah tarafından kurulan Mrauk-U Hanedanı sayesinde, zaman içerisinde gerçekleşmiştir.

 

Çittagong’un 1582 yılındaki işgalinden sonra Arakan kralları, Bengal’in kontrolünü elinde tutan Moğollara karşı Portekizliler ile iş birliği yapmak zorunda kalmışlardır. Ancak 1638 yılından sonraki gelişmelerle birlikte Arakan’ın güçleri gittikçe azalan Budist kralları Portekizlilere öylesine bağımlı hale gelmişlerdir ki, Çittagong’un sınır eyaletleri Portekizli korsanların uğrak yeri olmuştur. Bir seyyah, 1650 yılında kayıtlarına şu notu düşmüştür: “Portekizliler Çittagong’da bir çeşit hakimiyet kurdular ve her ırktan haydut ve korsan ile iş birliğine girdiler... Gerek denizde, gerek karada soygunlar yaptılar.” Yine Portekizliler Aşağı Bengal bölgesini yağmaladılar ve nüfusu seyrelterek çöle çevirdiler. Portekizlilerin bu barbarca davranışlarına Maghlar da ortak oldu. Onlar da yüz kızartıcı “korsan” ünvanını aldılar. İşte bu nedenledir ki, bugün hiç bir Arakanlı Budist bu isme sahip çıkmaz.

 

Arakan’ın Budist kralı Sanda Tudamma’nın, kötü talihli Moğol prensi Şah Şuca’ya koruma tahsis etmesi ve ardından prensi katletmesi, zaten iyi durumda olmayan Arakan-Moğol ilişkilerinin iyice bozulmasına neden olurken; Çittagong’un geriye dönüşü olmayacak şekilde elden çıkması sonucunu getirmiştir. Şah Şuca ve yandaşlarının katlinden sonra Arakan’ın Burma tarafından son işgaline kadar iki kardeş toplum arasında, Burmalıların Arakan’ı ele geçirmelerine kadar varan amansız bir mücadele olmuştur. Her ne kadar Burmalılar İngilizlerden bağımsızlıklarını kazanma sürecinde Arakan’ın işgalini kendilerince haklı göstermeyi başarsalar da, tarih, gerçekliğinden kuşku duyulmayan birçok olayla doludur. Burmalılar da Arakan’da yabancı saldırganlar ve işgalciler olarak kalmışlardır.

 

Burma zihniyeti, Arakan tarihinin bir gün tekerrür edebileceği ve sonunda oradan tamamen çekilmek zorunda kalacakları kurgusu ile daima meşgul olmuştur. Bunun önüne geçebilmek için, kendilerince potansiyel bir tehlike durumunda olan Arakanlı Müslümanları ortadan kaldırma yoluna başvurmaktadırlar. Rohingyalara karşı zaman zaman gerçekleştirilen etnik temizlik operasyonları, kökenleri çok derinlerde olan bu korkunun bir tezahürüdür.

 

ADEM ÖZKÖSE - GERÇEK HAYAT DERGİSİ / İHH

arakan_nerede_02.jpg

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bilgilendirme için teşekkürler...olmak ya da olmamakla ilgili bir mesele :( Mevlana hazretlerinin insan-ı kamilane verdiği bir cevap vardı;Şemsle tanışmadan önce ben Konyanın zemheri soğuklarında kürkler içerisinde ve ocakbaşında ısınıyordum şimdi dışarıda tek bir Allahın kulu üşüyorsa. Ben kürk içinde ocakbaşında dahi üşüyorum.

Daha önce açlar yoksullar sokakta dolaşırken bezenmiş sofralarda doymaktan utanmazdım. Şimdi dışarda aç birinin olduğunu bilmek mükellef sofralarda dahi beni aç bırakıyor....kainatsal bir şuuur sahibi olabilmek marifet ki El-İnsan demektir bu...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İngiliz, Amerikan, çin gibi ülkelerin gazete, medya muhabirleri çektikleri video ve resimlerde (ne yazık ki forumda yayınlamam yasak) insanlık dışı değil resmen yecüc mecüc vakası yaşandığı açıkca görülmekte. Canlı canlı kızartılan Müslüman cocukları yemek olarak sunuluyor! Dahasını yazmak beni hasta edecek.

 

indigo ne yazık ki konularının beğen butonuna basamadım diğer ve bu konun çok anlamlı, ne yazık ki kanımı dondurdu. dünya adalatini ve ne yazık ki ilahi adaleti sorgulatıp vicdanımı cayır cayır yaktı. öldürmenin hiç bir türü onaylanamaz ama bu kadar acımasız ve insanlık dışı bir durumun adını koyamadım, insanlığımdan utandım yaşayıp mutlu olamamaktan utandım,yaşamaktan utandım.

 

şimdi aklıma ne geldi biliyormusunuz. bu kadar insana kucak açtık bu kadar insana baktık birçok nankörlüğe karşılık oradaki insanlara keşke kapılarımızı açsak keşke onlara baksak destek olsak. ölüm birşey değil bu iğrençlikleri yaşayarak ölmek ya da acılar içinde ölmek ve ölümü beklemek ne acı ne fena!

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...