Jump to content

Mahremini Saçlarımda Gizlediğim Adam / Yasemin Yıldırım


Guest kara sewdam
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Bu senin imtihanın diyor bir ses… Ve diğer bir ses sabretmemi emrediyor. !

 

İçim bu kadar yıkıkken hangi kent kabul eder beni içine. İçimin içsizliği değil miydi beni kaldırmalara düşüren. Ölüme hiçken geçiyordu dakikalarımız. Kentin kendine sığamaz oldum. Bana dar geldi sebepsiz susmaların…

 

Saçlarımın mahreminde saklıyordum o adamı. . Seviyordum onu tenha sokaklarımda. Bir başka kentin kadını olmak acıtmıyordu ruhumu. Bana en çok acı veren onun suskunluğuydu. Bir konuşsa kim vurdu ya giderdi harfleri… Kelimelerin sol tarafına kurmuştu suretini Ne zaman yazmaya başlasam aklımın hiçliğine çarpıyordu adı…

 

Suskunluğumu ödünç almıştım geceden… Karanlık büyüyordu yüzümde. Koridorlarıma birikmişti bütün kirli yağmurlar. Sesimde avazı içime karışmış bir adam vardı. Bir bilse arka bahçemde neleri gömdüğümü… Nelere katlanamadığımı…

 

bu kentte diri cesetler gördüm. Konuşan, acıkan, kusan ve hiç sevmeyen kalpler gördüm. Oysa cesetlerin tek hakkı değimliydi çürüdüğünü bilerek susmak... Susuyorum şimdiler de ve belki de çürüyorum… Bir bankın eskimiş tahtalarına bırakıyorum ağrılarımı. Şiir papirüslerine asıyorum gözlerimi… Ah yüreğim hangi şehrin bayat gününü yedin ki bu kadar acı çekiyorsun?

 

İki durak vardı. İki gün üç nokta girmişti aramıza. Sen çoktan gitmiştin de benden. Ben kendimi asıyordum sokak lambasına. Boşluğa düşüyordum. Bir tek o adam yetiyordu yetimliğime…

 

Bayat bir şiir tadındaydı ölüm.

 

Dizlerime hangi gidişin yokluğu bulaşmıştı da seni terk edemiyordum. Ellerime karışmıştı teninin tuzu ama aramızda koca bir yıkıntının faili vardı. Enkazı kaldırılmamış çocuk gülüşümle uğurluyorum seni karşı kıyılara. Demir gemilerim batıyor nemli gözlerimde. Kirpiğimi martısız denizlerde tuza batırıyordum…

 

Parmak izlerinde seni arıyordum.

 

Demli bir çayın koyuluğuna uzanıyordu dudaklarım.

Paldır küldür düşüyordun aklımdan.

İçimde bu kadar çokken dışıma az geliyordun…

En olmadık yerde inanıyordun yalanıma…

En olmadık kentte en olmadık sokakta en derinime düşüyordun.

Mahremini saçlarımda gizlediğim o adam sendin. Seni sevmeler ütopyasında hiçe vuruyorken zaman bekle ve gör seni nasıl sustuğumu…

 

 

Yasemin Yıldırım

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bu senin imtihanın diyor bir ses… Ve diğer bir ses sabretmemi emrediyor. !

 

İçim bu kadar yıkıkken hangi kent kabul eder beni içine. İçimin içsizliği değil miydi beni kaldırmalara düşüren. Ölüme hiçken geçiyordu dakikalarımız. Kentin kendine sığamaz oldum. Bana dar geldi sebepsiz susmaların…

 

 

 

 

Saçlarımın mahreminde saklıyordum o adamı. . O adam ki yakasında biriktirmişti günahlarını... Ceketinin iç cebinde gizliyebiliyordu maskesini. Seviyordum onu tenha sokaklarımda. Bir başka kentin bir başka adamın kadını olmak acıtmıyordu ruhumu. Bana en çok acı veren onun suskunluğuydu. Onun acıtan küfürleri vardı. Bir konuşsa kim vurdu ya giderdi harfleri… Kelimelerin sol tarafına kurmuştu suretini Ne zaman yazmaya başlasam aklımın hiçliğine çarpıyordu adı…

 

Suskunluğumu ödünç almıştım geceden… Karanlık büyüyordu yüzümde. Koridorlarıma birikmişti bütün kirli yağmurlar. Sesimde avazı içime karışmış bir adam vardı. Bir bilse arka bahçemde neleri gömdüğümü… Nelere katlanamadığımı…

 

 

bu kentte diri cesetler gördüm. Konuşan, acıkan, kusan ve hiç sevmeyen kalpler gördüm. Oysa cesetlerin tek hakkı değimliydi çürüdüğünü bilerek susmak... Susuyorum şimdiler de ve belki de çürüyorum… Bir bankın eskimiş tahtalarına bırakıyorum ağrılarımı. Şiir papirüslerine asıyorum gözlerimi… Ah yüreğim hangi şehrin bayat gününü yedin ki bu kadar acı çekiyorsun?

 

İki durak vardı. İki gün üç nokta girmişti aramıza. Sen çoktan gitmiştin de benden. Ben kendimi asıyordum sokak lambasına. Boşluğa düşüyordum. Bir tek o adam yetiyordu yetimliğime…

 

Bayat bir şiir tadındaydı ölüm.

 

Dizlerime hangi gidişin yokluğu bulaşmıştı da seni terk edemiyordum. Ellerime karışmıştı teninin tuzu ama aramızda koca bir yıkıntının faili vardı. Enkazı kaldırılmamış çocuk gülüşümle uğurluyorum seni karşı kıyılara. Demir gemilerim batıyor nemli gözlerimde. Kirpiğimi martısız denizlerde tuza batırıyordum…

 

Parmak izlerinde seni arıyordum.

 

Demli bir çayın koyuluğuna uzanıyordu dudaklarım.

Paldır küldür düşüyordun aklımdan.

İçimde bu kadar çokken dışıma az geliyordun…

En olmadık yerde inanıyordun yalanıma…

En olmadık kentte en olmadık sokakta en derinime düşüyordun.

Mahremini saçlarımda gizlediğim o adam sendin. Seni sevmeler ütopyasında hiçe vuruyorken zaman bekle ve gör seni nasıl sustuğumu…

 

o8.o8.2oo8

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...