Jump to content

İnsan, kaderine yön verebilir mi?


ecrinruya
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

kader.jpg

Kâinatta ne varsa bütününü yaratan Allah’tır. Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde her şeyin yaratıcısının Allah olduğu vurgulanmaktadır. Kâinatta her an meydana gelen her şeyi yapan, yaratan Allah’tır.

Vücudumuzdaki hücreler altı ayda bir yenilenir. Bahar mevsiminde ağaçlar çiçeklenir, yeryüzü rengârenk olur. Gezegenlerin hareketinden sineğin kanat çırpmasına kadar her şeyi yaratan Allah’tır. Eğer Allah, bunların olmamasını isterse hiçbir şey olmaz! Kâinat var olmaz; bizler serçe parmağımızı kımıldatamayız. Benim şimdi sol kolum ve sol ayağım felç, sağ elimi hareket ettirebiliyorum, sol elim hareketsiz. Sağ elim diyor ki; “Bana Allah’tan başkası hareket veremez”. Sağ elim de sol elim de Mektûbât-ı Rabbanî oluyor, benimle konuşuyor.

Kadir-i Mutlak olan Allah’ın kudretinin yanında bizim irademiz çok küçüktür.

Bir sanatla uğraştığınızı, resim yaptığımızı düşünelim. “Bu tabloyu ben çizdim” diyoruz. Düşünelim…

Gerçekten o tabloyu yapan siz misiniz?

Bize düşünme kabiliyetini veren, düşündüklerimizi ifade etmemizi sağlayan, resmin ne resmi olacağından nasıl bir resim olacağına varana kadar her teferruatına karar verme kabiliyetini bize veren kimdir? Tabii ki Allah’tır.

İnsanlar “ben yaptım, ben ettim” derler. Kendilerine hiçbir noksanlık vermek istemezler, kendilerini mükemmel görürler, “ben başardım” derler. Hâlbuki insanın kudreti küçücük bir virüse dahi karşı koyamaz. O halde, yapılan işlerde insanın fonksiyonu yalnızca “İSTEMEK”tir. Yaratan Allah’tır; insan sadece iradesiyle meyleder ve ister.

Sizce sadece bu kadarcık bir meyille insan, Allah’ın yarattığı işlere “ben yaptım” diyebilir mi?

“Çok şey yaparız” dediler. Hatta sınırı aşıp “yaratırız” dediler. Kocaman hastaneler, laboratuvarlar, insan kanına eş kan yapamadı. Çocuklar için anne sütünden iyi gıda bulunamadı.

İlim, ne kadar ilerlerse ilerlesin, Allah’ın ilim sıfatı yanında zerre kadardır. Bulutlardan, şimşek ve yıldırımı yani sudan elektriği, ateşi yaratan, Allah’tır. Hastane, ilaç, tıp her şey demek değildir. Eğer servet ve ilim her derde deva olsaydı, zenginler, alimler dertsiz olurdu…

Tesadüf denilen şeyler İlahi planın tecellileridir. Kader hükmünü verince her şey ona razı olur. İnsan karşı koysa da koymasa da kader hükmünü icra eder.

Kadere yön veren, insanların istekleri, arzuları, dualarıdır. Kadere inanmayan da kaderini yaşar!..

Hekimoğlu İsmail

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İlim, ne kadar ilerlerse ilerlesin, Allah’ın ilim sıfatı yanında zerre kadardır. Bulutlardan, şimşek ve yıldırımı yani sudan elektriği, ateşi yaratan, Allah’tır. Hastane, ilaç, tıp her şey demek değildir. Eğer servet ve ilim her derde deva olsaydı, zenginler, alimler dertsiz olurdu…

Tesadüf denilen şeyler İlahi planın tecellileridir. Kader hükmünü verince her şey ona razı olur. İnsan karşı koysa da koymasa da kader hükmünü icra eder.

Kadere yön veren, insanların istekleri, arzuları, dualarıdır. Kadere inanmayan da kaderini yaşar!..:thumbsup:

Allah razı olsun.....

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Guest miftahu'l gencine

selamun aleyküm benim şahsi kanaatime göre insan kaderini değiştirmez birşeyi çok istiyodur dua eder ve o şey kendisine verilir ALLAH-U TEALA duasını kabul eder bu kişinin istediğini RABBİ de istiyordur dilemiştir ve vermiştir demektir peki dua etmese ne olucaktı netice kulun istemediği hoşuna gitmeyecek şekilde neticelenecekti

velhasılı kelam arkadaşlar ALLAH istemeseydi istemeyi vermezdi diyorum

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

selamun aleyküm benim şahsi kanaatime göre insan kaderini değiştirmez birşeyi çok istiyodur dua eder ve o şey kendisine verilir ALLAH-U TEALA duasını kabul eder bu kişinin istediğini RABBİ de istiyordur dilemiştir ve vermiştir demektir peki dua etmese ne olucaktı netice kulun istemediği hoşuna gitmeyecek şekilde neticelenecekti

velhasılı kelam arkadaşlar ALLAH istemeseydi istemeyi vermezdi diyorum

 

Bizler' date=' kader çizgimizin sadece yaşadığımız kısımını biliyoruz. Bundan sonrasını bilmiyoruz, ötesini göremiyoruz. Ancak Yüce Rabbimiz: "Bana dua edin; dualarınıza karşılık vereyim" [Ğâfir, 60.'] buyuruyor.

 

Dua, henüz elimizde olmayan bir nimete ulaşmak veya içinde bulunduğumuz bir sıkıntıdan kurtulmak için yapılır. Yani, bizler dua ile mevcut halimizin değişmesini veya iyi halimizin devamını istiyoruz demektir. Bu konuda Efendimiz [s.a.v] şöyle buyurmuştur:

 

 

 

"Kaderi ancak dua engeller. Ömrü ancak iyilikler artırır. Kul işlediği günahlar yüzünden rızkından mahrum olur."( Hakim, Müstedrek, l, 394; ibnu Hıbban, Sahih, No: 872.)

 

"Dua, başa gelen sıkıntıyı gidermede ve henüz başa gelmeyeni engellemede sahibine fayda verir." (Tirmizi, No: 3548; Hakim, Müstedrek, l, 498.)

 

"Şüphesiz sadaka Rabbin gazabını söndürür ve kötü ölümü engeller."( Tirmizi, Zekat, 28; ibnu Hıbban, Sahih, No: 3309.)

 

"Rızkının genişlemesini, ömrünün uzamasını isteyen kimse, akraba hukukunu korusun."( Buhari, Edeb, 12; Müsiim, Birr, 20-22; Ebu Davud, Zekat, 46.)

 

Şartlarına uyan her dua muhakkak kula fayda verir. Duada samimiyet, iman, kalb uyanıklığı, helal lokma ve usanmadan devam şarttır. Her şey ilahi irade, izin ve kudrete bağlıdır. Ancak bazı hükümler ve sonuçlar bir takım sebeplere bağlandığı için, o sebeplere yapışan kimse, o sebebe bağlanan ve takdir edilen sonuçlara varır. Kul, bütün sebeplere yapıştığı halde, istediği ve beklediği sonucu alamaz ise, bu, duanın ve çalışmanın faydasız olduğunu göstermez. Belki, her istediği muhakkak olan tek varlığın sadece Allahu Teala olduğunu gösterir. Şu ayet-i kerimede öğretilen ilmi ve inceliği iyi anlayalım:

 

"Rasülüm de ki: Ben, Allah'ın dilediğinden başka kendime her hangi bir fayda ve zarar verecek güce sahip değilim."( A'raf/188.)

 

Büyük arif İbnu Ata (k.s) "Hikem" adlı eserinde der ki: "Himmetler ne kadar büyük ve hızlı olursa olsun kader sınırlarını geçemez."

 

Bir çeşit kader vardır ki onun gerçekleşmesi Allah tarafından kesin hükme bağlanmıştır. Bu hükmü verilen şeyin gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Onu dua ve himmet değiştirmez. Buna "kazâ-i mutlak" denir. Yani, kesin hükme bağlanmış olması kesinleşmiş kaza demektir. Rızık, evlilik ve ecel gibi.

 

Bir çeşit kader vardır ki, onun gerçekleşmesi bazı sebeplere bağlanmıştır. Buna "kazâ-i muallak" denir. Yani sonucu bazı sebeplere bağlanmış kaza demektir. İşte dua, himmet ve sadaka bu kısımda fayda verir. Allahu Teala, bir hikmeti icabı o sonucu bu sebebe bağlamıştır. Kul, neyin neye sebep yapıldığını bilmediği için, sadaka, dua, tevbe, istiğfar, zikir, ibadet, taat gibi hayırlı sonuç verecek bütün sebeplere sarılmalıdır. Bunun muhakkak faydasını görecektir.

 

Büyük veli Mevlana Halid Bağdadi (k.s), kendisinden neslinin devamı için dua ve himmet isteyen Akka valisi Abdullah Paşa'ya şu cevabı göndermiştir:

 

"Biz kendimizi himmet ehli görmüyoruz. Ancak, öyle olsa bile, istenilen şeyin kaza-i muallak (meydana gelmesi sebeplere bağlanan bir kader) olduğu anlaşılmadan himmet kullanılmaz. Kesin olan kazayı (kaza-i mübremi) değil veliler, peygamberlerin himmeti bile değiştiremez. Onun sonucuna rıza gösterip Allahu Teala'ya teslim olmak gerekir. Şunu belirtelim ki, velileri inkardan sakınmak vacip olduğu gibi; onlar hakkında akideyi bozacak inanışlara gitmekten sakınmak da vaciptir. Bu aşırı ve tehlikeli inanışlar, daha çok velilere güzel zan ve aşırı muhabbet besleyen kimselerde olmaktadır. Unutmayın ki, şeytan hile ve düzen sahibidir; insanı helake götürecek her yolu dener."( Mektubat-ı Mevlana Halid, 7. Mektub.)

alıntı

umarım yardımcı olur:)

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Misafir
Bu konu artık başka yanıtlara kapalıdır.
 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...