Jump to content

Gerçeküstü Anlamlandırmalar


Visall

Önerilen Mesajlar

Anlamlandırma insanın düşünsel bir faaliyetidir.çevresinde olup bitenlere tanık olan insan, olaylar,subjeler,nesneler,zaman ve mekan arasında bağlar kurar. dil ise bu faaliyetin simgesel bir ifadesidir.

 

Bütün simgeler oznenin (insanın) zaman mekan özne ve nesne arasında meydana gelen olayları anlama ve anlamdırmasıyla ilişkilidir.bu yüzden bir simge veya anlatımın simgesel biçimi olan dil, öznenin bilinci duygulanımından bağımsız değildir.Kelimeler de ona yüklenen anlamlarla hayat bulurlar.Bu yüzden dil düşüncelerin duyguların anlamlandırılmış biçimleridir.

 

Gerçeküstü anlamlandırma kavramını nesnel bir tanıma dahil etmek oldukça zordur.Bununla birlikte kelimelerin yaygın olarak kollektif ortalama bir düşünce ve duygulanıma karşılık gelmesi dolayısıyla gerçeküstü bir anlamlandırma aslında kavrama anlam yükleyen öznenin kendi standartlarından uzaklaşarak diğer bir özne veya nesneyi algılama biçiminde meydana gelen şiddetli değişikliği göstermektedir.

 

Şöyle ki örneğin özne, başka bir özneye aşık olduğunda ona anlamlar yüklemeye başlar.onun ellerine kollarına gözlerine hatta eşyalarına bile farklı anlamlar yükler.Gerçekte bu anlamlar öznenin diğer özneye karşı düşünce ve duygularının onun bedeninde,eşyalarında,uzuvlarında somut hale gelmesidir.

 

Dolasıyla öznenin aşkının sınırlarını belirleyen şey öznenin hayal gücü duygulanım yoğunluğu ve yaratıcılığının sınırlarıdır.Bu noktada diğer özne edilgen bir varlık olarak en fazla esas öznenin sınırlarını ortaya çıkarmada bir araç olabilen bir ilham perisi olabilir.

 

Aşkın aşk olarak kalabilmesi için zorunlu olarak bu gerçeküstü anlamdırmalara ihtiyacı vardır.Her özne kendi aşkını kendisi yaratır ve kendisi yıkar.Aşkın gerçeküstü anlamlandırma süreci öznenin diğer özneye yüklediği gerçeküstü kendi standartları dışındaki anlamlandırmadan vazgeçip rasyonel bir değerlendirmeye tabii tuttuğunda sona erer.Gerçeküstü anlamlandırma sürecinde yaşananlar tıpkı sanatçının yapıtını ortaya çıkarma sürecine benzer.

 

Düşsel ve imgesel bir dünya somutlaşıp öznelere zamana mekana ve nesnelere hayat verir. Aynı şekilde bütün cansız varlıklara yüklenen anlamlar aslında geçmişte hissettiğimiz veya halen hissetmekte olduğumuz (özlem,korku,sevgi,hoşlanma,aşk,sadakat,vefa,minnettarlık,nefret,kızgınlık gibi) duyguların ve yaşadığımız deneyimlerimizin somutlaştırılmasıdır.İnsan zihni çevresinde olup bitenleri anlamlandırmak ve somut hale getirmek üzerine çalışır.

 

Aksi halde anlamlandıralamayan bu duygular ve düşünceler hatıra haline dönüşemez ve boşlukta kalırlar.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...