Jump to content

Güneşimizin Kıyamet İkizi mi Var?


Guest yagmurruzgari
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Güneşimizin Kıyamet İkizi mi Var? Paul BLAKEMORE

 

 

1846 yılında Araştırmacılar, Uranusun Newtonun Devinim Yasasını bozar biçimde yalpaladığını fark ettiler. Bunun anlamı onların iki seçeneği olması demektir : eski ve geçerli fizik yasalarını yeniden yazmak veya fazladan kütleçekimsel kuvveti hesaba katmak için bir yeni gezegen "yaratmak". Newtonun ününe nazaran bir sekizinci gezegen çok daha az yoğun gibi görünürdü ve Neptün keşfedildi.

Bugün Lousiana Üniversitesinde çalışan Bilimciler benzer orantıların istatistiki anomalilerini keşfettiler. Profesörler John Matese, Patrick Whitman ve Daniel Whitmire 20 yıldır kuyruklu yıldızların yörüngelerine çalıştılar ve onların son bulguları onları afallatıcı teorilere götürdü.

 

Chicago Üniversitesinde çalışan iki Paleontolojistin çalışmasından etkilenen, Prof Whitmire Nasadan meslektaşı Dr Al Jackson ile birlikte kurgulu düzenek gibi her 26 milyon ile 30 milyon arası yıllarda dinazorların yok olması da dahil olmak üzere bütün olmuş olan kıyamet vahiylerine ait altı olayın şaşırtıcı keşfini açıklamak için vaktinden evvel teşebbüsde bulundular. Bu kitle imha devresini açıklamak için sorumlu tutulacak kuyruklu yıldız yağmurları olabileceği olasılığına baktılar.

 

Koca kuyruklu yıldızlar bulutundan 82 kuyruklu yıldız üzerinde Matese, Whitman ve Whitmirenin çalışmalarının en son çabasına bizim güneş sistemimizin etrafında bulunan Oort bulutu deniyor. Bu kuyruklu yıldızların afelini, güneşimizden en uzaktaki onların yörüngelerindeki noktaları buldular ve onları arz küresi üzerine haritaya çizdiler. Öyle ki yayılımların hedef bölgede meydan getirdiği bir dağılım şekli bulmayı beklerlerken onun yerine bütün kuyruklu yıldızların çeyreğinden fazlasında ve bu buluttan gelen kuyruklu yıldızların yaklaşık yüzde 25 inde aykırı düşen yollarının bulunduğunu ve belirli bir gök tabakası, yaklaşık altıda bir bütün, olduğunu buldular.

 

O halde yörüngeleri ne etkiliyordu? Teorileştirmeye dayandıkları en iyi açıklama önceden bilinmeyen bir cismin varlığıydı - geniş çiftli sistemde bizim güneş sistemimiz güneşten ve bir gölge ortağı olan ya kahverengi cüce veya bir yoğun gezegenden oluşmaktadır. Etki olarak, Güneş sisteminin iki yıldızı bulunmaktadır, birbirlerinin etrafında dönen güneş ve karanlık dostu.

 

Şimdi doğal olarak benim gökte ikinci yıldızı fark etmiş olduğumu sizler düşünüyorsunuzdur ki ben biliyorum? Ancak, Prof Whitmire açıkladığı gibi, varsayım sürecinin dayandırıldığı istatistiki anomaliler daima bilimsel buluşların köşe taşları olmuştur. Onların mevcut teorilerine göre onun dediği “dost olanın kahverengi cüce veya Jüpiterin kütlesinin iki ila altı katı arasında olan bir yoğun gezegendir”. Kahverengi cüce güneşimize güç sağlayan nükleer füzyonu sürdüremeyecek kadar küçük yıldızdır. Güneşimize güç sağlayan nükleer füzyon ve öylesi göreceli olarak serin ki (yüzey ısısı 1500 C den az) ve aynı zamanda donuk ışık yaymak için hemen hemen hiç yeterli sıcak olmaz.

 

Ancak daha da kötüleşiyor. Nemesis teorisi denilen orjinal teorilerinde, Güneşten Yerkürenin olduğundan 90000 kat daha uzağındaki çevrede gizlice dönen bu küçük karanlık yıldız 30 milyon yılda bir defa yoğun olarak yığılmış iç bulutun içine doğru onu sabanla gömen bir yörünge üzerinde bulunuyor olabilir. İşte onun engin kütleçekimsel kuvveti Oort kuyruklu yıldızlarından birkaçını çekip çıkarabilirdir ve Yerküreye tehlikeli biçimde yakın yörüngelerden onları Güneşe doğru gönderecek gerekli olan enerjiyi verebilirdir. Her 30 milyonda bir artmış kuyruklu yıldız aktivitelerinin düzenli devrelere uygun olarak uğursuz kitle imha devresini Profosorün açısından bu açıklamaktadır.

 

Her nasılsa, bizler sığınaklara yönelmeden önce Profosörün sözlerine dikkat etmeliyiz "Pratik husus olarak bizim modellerimiz güncel nesne bulunmadıkça asla genelde kabul edilmeyecektir (öyle de değil mi zaten). Ne kadar da onlar sıkıcılar ki "başkalarına yaymak için yeterince inandırıcı meram anlatmak".

 

 

Bugün onların belgesi Nemesis teorisinden uzaklaştı ve kuyruklu yıldız yörüngelerinin temelinde, daha azı yaklaşık Jüpiter kütlesinin üç katı, bir yoğun gezegeni önerdi. Şimdilik kitle imha devresinin bulunması açıklamasıyla daha azı mümkün olmaz, onların karşılıklı birbirlerinden ayrı olmayabileceklerini; ve iki karanlık yıldız da olabileceğini, birinin bizim kendimizinkinin başarısızlığa uğramış eşi olabileceğini, ve bir diğerinin ise yalnızca sanki kıyamet için alarm saati gibi hareket ediyormuşmuş olabileceğini o itiraf etti. Öyle bile olsa, o diyor ki, : "Ben hala eninde sonunda bunların aynı nesne olduklarının ortaya çıkacakları diye umutluyum.".

 

" Bilimde özgün bir düşünce sıklıkla sezgisel dürtüdür, ancak bu düşüncenin gelişimini etkilememesi gerekir” diye Profesör demektedir. "Ben her zaman kendimin en kötü eleştirmeni olmaya uğraştım". Bilim dünyası ilgili kalmaktadır ama kuşkucu. Her ne kadar, Jüpiterin son bombası bir anımsatıcı olsa da, eğer takım haklıysa onların çevrede işittiğini söyleyecek pek çokları olmaz : "Ben sana öyle demiştim ya"

 

http://www.viewzone.com/nemesis.html sitesinde yer alan 22.10.2002 tarihli İngiliz The Telegraph Gazetesi haberinden Çeviridir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...