Jump to content

Türkiye'de Ziyaret Edilmesi Gereken 10 Antik Kent


Sidre

Önerilen Mesajlar

Taşı toprağı tarih kokan ülkemizde gezmeniz gereken 10 antik kenti sizler için derledik.

 

fft20_mf3533086.Jpeg

1. Alacahöyük Örenyeri

Alacahöyük, Çorum 'un 45 km güneyinde, Alaca İlçesi'nin 17 km kuzeybatısında yer almakta olup, Boğazköy'e 34, Ankara'ya ise 210 km uzaklıktaki Alacahöyük Köyü yerleşim alanı içerisindedir. M.Ö. 4000 yılından başlamak üzere 15 kere yeniden kurulan kentte M.Ö. 750 yıllarına kadar yerleşim görülür. Alacahöyük'te Hititlerden Friglere kadar uzun dönem yerleşim izlerine rastlanır.

 

fft20_mf3533087.Jpeg

2. Aizanoi Antik Kenti

Kütahya 'ya 57 km uzaklıkta Çavdarhisar İlçesi'nde bulunan kent Bizans döneminde Ortadoks piskoposluk merkezi olmuştur. Antik dönemde kentte Zeus adına inşa edilen Anadolu'nun en iyi korunmuş tapınaklarından biri yer alır. Ayrıca iki hamam ve gymnasium, büyük tiyatro ile buna bitişik stadyum, borsa binası, sütunlu caddeler, nekropol alanları, Kocaçay üzerinde iki tanesi halen kullanılan beş köprü ile antik baraj ve Kutsal mağara bulunmaktadır.

 

fft20_mf3533088.Jpeg

3. Çatalhöyük Örenyeri

Konya'nın Çumra ilçesinin 10 km doğusundadır. Çatal denmesinin sebebi farklı yükseltilerde iki tepesi olduğundandır. Çatalhöyük 1958 yılında J. Mellaart tarafından bulunmuştur. Yüksek tepenin batı yönünde yapılan araştırmalar M.Ö. 7500 yıllarından başlayan 13 yapı katını ortaya çıkarmıştır. İlk yerleşme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntuları ile insanlık tarihine ışık tutan bir merkezdir.

 

efes.jpg

4.Efes Antik Kenti

İzmir İli Selçuk İlçesi sınırları içindeki antik Efes kenti’nin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Dönem olarak adlandırılan Cilalı Taş Devri’ne kadar inmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler (tarih öncesi tepe yerleşimleri) ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nde Tunç çağları ve Hittitler’e ait yerleşimler saptanmıştır. Hititler Dönemi’nde kentin adı Apasas’tır. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan’dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün gezilen Efes ise, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuştur. Hellenistik ve Roma çağlarında en görkemli dönemlerini yaşayan Efes, Asya eyaletinin başkenti ve en büyük liman kenti olarak 200.000 kişilik nüfusa sahipti. Efes, Bizans Çağında tekrar yer değiştirmiş ve ilk kez kurulduğu Selçuk’taki Ayasuluk Tepesi’ne gelmiştir. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve Aydınoğulları’nın merkezi olan Ayasuluk, 16.Yüzyıl’dan itibaren giderek küçülmeye başlamış, 1923 yılında Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra Selçuk adını almış ve bugün 30.000 kişilik nüfusa sahip turistik bir yerdir.

 

Antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Efes, İ.Ö. 4.bine dek giden tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamıştır.

 

Doğu ile Batı (Asya ve Avrupa) arasında başlıca kapı durumunda olan Efes önemli bir liman kenti idi. Bu konumu Efes’in çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelişmesini ve Roma Devrinde Asia eyaletinin başkenti olmasını sağlamıştır.

Ancak, Efes antik çağdaki önemini yalnızca büyük bir ticaret merkezi olarak gelişmesini ve başkent oluşuna borçlu değildir. Anadolu’nun eski anatanrıça (Kybele) geleneğine dayalı Artemis kültünün en büyük tapınağı da Efes’de yer alır. Bu ibadethane dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir.

 

179.jpg

5.Hattuşaş Ören Yeri

Çorum ilimizin 82 km güneybatısında bulunan, Ankara’ya 208 km uzaklığındaki ören yeri. Hattuşaş, M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu ve Suriye’de güçlü bir imparatorluk kurmuş olan Hititlerin başkentiydi.

Hattuşaş’ın çevresinde ovadan 300 m yükseklikte sayısız kaya kütlesi ve dağ yamaçları bulunmaktadır. Kentin kuzey yönünün dışındaki üç yönü, yaklaşık 6 km uzunluğundaki surlarla çevriliydi. Surların arasında bazı kapılar bulunmaktaydı. Bu kapılar aslan, sfenks ya da Tanrı betimi gibi ince taş işçiliği gösteren çeşitli kabartmalarla süslüdür. 1893′te başlayıp 1931′den beri Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından sürdürülen kazılar sayesinde, şehrin büyük bir kısmı açığa çıkarılmış ve restore edilmiştir. Direkli galerilerle çevrilmiş dört avlu etrafına dizilmiş yapılar, kral ve ailesinin yanı sıra, saray memurları ve “altın mızraklılar” olarak adlandırılan nöbetçi askerleri de barındırıyordu. Aşağı Şehir olarak adlandırılan alanda konutların yanı sıra, ülkenin en yüksek tanrıları olan Fırtına Tanrısı ile Arinna’nın Güneş Tanrıçası’na adanmış Büyük Tapınak yer alır. Hititler kil tabletler üzerine Mezopotamya’dan öğrendikleri çivi yazısıyla anlaşmalar, resmî yazışmalar, kanunlar, kült kuralları ve hatta edebî metinleri kaydetmişlerdi. Hattuşaş’ta on binlerce çivi yazılı tabletin bulunduğu arşivler, 1915 yılında Hitit dilinin çözülmesiyle Hititoloji denilen yeni bir bilim dalının doğmasına neden olmuştur. M.Ö. 1200 yıllarında Karadeniz Bölgesi’nden gelen Kaşkaların istilâsına uğrayan kent, yağmalanarak yakıldı. Daha sonra onarılan kent, yeniden yerleşim merkezi hâline dönüştürüldü.

Hattuşaş kenti, UNESCO’nun dünya mirası listesindedir. Ayrıca New York’taki Birleşmiş Milletler binasında Hattuşaş’ta bulunmuş bir çivi yazılı tabletin büyütülmüş kopyası asılıdır. Bu tablet, Hitit Büyük Kralı III. Hattuşili ile Mısır Firavunu II. Ramses arasında imzalanan Kadeş Barış Anlaşması’dır.

 

14810.jpg

6.Laodikeia

Laodikeia, MÖ. I. yüzyılda Anadolu'nun en önemli ve ünlü kentlerinden biridir.

Denizli ilinin 6 km. kuzeyinde yer alan antik Laodikeia kenti, coğrafi bakımdan çok uygun bir noktada ve Lykos ırmağının güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok “Lykos'un kıyısındaki Laodikeia” şeklinde geçmektedir. Diğer antik kaynaklara göre ise, kent MÖ. 261-263 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve kente Antiokhos'un karısı Laodike'nin adı verilmiştir.

Kentteki büyük sanat eserlerinin MÖ. I. yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir. Romalılar da Laodikeia'ya özel bir önem vermişler ve Kıbyra (Gölhisar-Horzum) Conventus'unun merkezi yapmışlardır.

İmparator Caracalla zamanında Laodikeia'da bir seri kaliteli sikke basılmıştır. Laodikeia halkının da katkılarıyla kentte çok sayıda anıtsal yapı yapılmıştır. Küçük Asia'nın 7 ünlü kilisesinden birinin bu kentte bulunması, Hıristiyanlığın burada ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. MS. 60 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem kenti yerle bir etmiştir.

Strabon'un bildirdiğine göre Leodikya, kuzguni siyah yününün yumuşaklığı ile ünlü bir tür koyun yetiştiriyordu. Yazar bu hayvanların leodikyalılara büyük gelir sağladığını da anlatmaktadır. Kent ayrıca tanınmış bir tekstil endüstrisi geliştirmiştir. "Laodicean" olarak adlandırılan bir tür kumaştan Diocletian fermanında söz edilmektedir. Leodikya'da yapılan ve "Trimita" adıyla bilinen tünikler o denli ünlüydü ki, kent "Trimitaria" olarak anılıyordu. Leodikya'daki kazılar 1961-1963 yılları arasında Kanada Quebec Laval Üniversitesi'nin araştırmacıları tarafından, Profesör Jean des Gagniers yönetiminde yapılmış ve çok ilginç bir çeşme yapısı bütünüyle ortaya çıkarılmıştır. Bu başarılı çalışmalar, özellikle çeşme yapısı üzerine çok iyi etüdler kapsayan bir bölümle birlikte yayımlanmıştır.

 

MagnesiaMeander1.JPG

7.Magnesia Antik Kenti

Magnesia antik kenti, Aydın İli, Germencik İlçesi, Ortaklar Bucağı’na bağlı Tekin Köyü sınırları içinde, Ortaklar-Söke karayolu üzerindedir. Kent efsaneye göre Thessalia’dan gelen Magnetler tarafından kurulmuştur. Apollon’un kehaneti ve yol göstermesi üzerine Anadolu’ya gelen Magnetlerin kurdukları ilk Magnesia’nın yeri bilinmemektedir. Diodor, Menderes Nehrinin sürekli yatak değiştirip taşması sonucu meydana gelen salgın hastalıklar ve Pers tehlikesine karşı Atinalı Thibron’un kenti M.Ö. 400-399 taşıdığını yazmaktadır. Büyük bir olasılıkla Thibron yeni bir kent olmaktan çok, Magnesia kenti sakinlerini bugünkü Magnesia’nın eteklerinde Thorax (Gümüş) Dağı’nın eteklerinde Leukophyr’e getirmiş ve orada korumuş olmalıdır. Bu nedenle bugünkü Magnesia’ yı da daha sonraki bir dönemde kurulmuş saymak doğru olacaktır.

 

13_big.jpg

8.Bergama Antik Kenti

Pergamon, günümüzde İzmir iline bağlı Bergama ilçesinin merkezinin yerinde kurulu antik kentin adıdır. Pergamon, eski çağlarda Misya bölgesinin önemli merkezlerinden biriydi. MÖ 282-133 arasında da Pergamon Krallığı’nın başkentiydi. Pergamon adı, bir söylence kahramanı olan Pergamos'tan gelir. Pergamos’un, Teuthrania kralını öldürdükten sonra kenti ele geçirdiği ve kendi adını verdiği sanılır. Başka bir söylenceye göre de Teuthrania Kralı Grynos savaşta Pergamos'tan yardım istemiş, zaferden sonra iki kent kurdurarak birine onun onuruna Pergamon, ötekine de Gryneion adını vermiştir.

Yazılı belgelerde Pergamon'dan ilk kez MÖ 4. yüzyılın başlarında söz edilir. Kent daha sonra Pergamon Krallığı'nın başkenti oldu. Bu dönemde saray, tapınak, tiyatro gibi yapılarla yapıldı, kent kule ve surlarla çevrildi. Pergamon, krallığın Roma'ya bağlanmasından sonra da Batı Anadolu'nun sayılı kentlerinden biri olarak kaldı.

Eski kentin kalıntılarını, 1870'lerde Batı Anadolu’da demiryolu döşenmesinde çalışan Alman mühendis Carl Humann buldu. Pergamon'da ilk araştırma ve kazı çalışmalarına da 1878'de başlandı. Kazılar ve onarım çalışmaları günümüzde de sürmektedir.

 

1345113098_Miletus_Theater.jpg

9.Milet Antik Kenti

Milet, Aydın ili, Söke ilçesi sınırları içerisinde Söke’ye 30 km. uzaklıkta ve Akköy yakınlarındadır. Hellenistik ve Roma Çağı boyunca birçok önemli yapının inşa edildiği Mile tos, antik kenti dünyanın önde gelen kentlerinden birisi haline gelmiştir.

 

Milet’te ilk kazılar 1899’da Th. Wiegand tarafından başlatılmış ve 1938’e kadar devam etmiştir. İkinci Dünya Savaşından sonra tekrar başlatılan çalışmalar hâlen kazı ve onarımlarla Alman uzmanlar tarafından sürdürülmektedir.

 

M.Ö. 38’de şehir, Roma imparatorlarının özel ilgisiyle özerkliğini elde etti. Böylece Milet İyon şehirleri arasında metropol düzeyine ulaştı. M.S. 3. yüzyıldan başlayarak, bu parlak dönem yavaş yavaş kötüye gitmeye başladı. Şehir, limanlar alüvyonla doldukça, etrafı bataklığa döndükçe ve sıtma tehlikeli boyutlara ulaştıkça terk edilmeye başlandı. Bizans döneminde, şehrin sınırları oldukça daralmıştı ve binalar tiyatronun çevresinde toplanmıştı. Duvarlar yeniden inşa edildi ve bazı binalar restore edildi. M.S. 6. yüzyılda ilerlemek için yapılan çabalar ise uzun sürmedi.

Milet kuruluşunda bir liman kenti olmakla beraber, Büyük Menderes nehrinin getirdiği alüvyonlarla liman doldurulduğu için bugün denizden içeride bulunmaktadır. Kentte ızgara plân uygulanmış ve yapılar bu plânın öngördüğü biçimde konumlanmışlardır.Kentte bulunan yapılar arasında 15.000 kişilik kapasitesi olanMiletos (Milet) antik kenti kalıntıları ve son yıllarda onarılmaya başlanan Roma çağı yapısı Tiyatro, M.S. 1. yüzyılda inşa edilmiş Roma Hamamları, ana dini merkez olan Delphinion, Kuzey Agora, M.S. 1. yüzyıla ait Ionik Stoa, Capito hamamları, Gymnasium, 2. yüzyılda inşa edilen Bouleterion, 164x196 m. boyutlarındaki Güney Agora, M.S. 2. yüzyılda yapılan Faustina Hamamı önem kazanır.

 

640px-Athena_temple_at_Priene.jpg

10.Priene Antik Kenti

Priene Aydın Söke'de Efese yaklaşık 100 km uzaklıkta kurulmuş bir İyon (Antik Yunan) şehridir. Şehir Menderes nehrinin 10 km kuzeyindedir. Şehir kurulduğunda deniz kıyısındaydı. Menderesin alüvyonu nedeniyle şehir şimdi kilometrelerce kara içerisindedir.

Belus'un oğlu Aegyptus yönetiminde İyonlar tarafından kurulduğu kabul edilir. Şehir sonra Lidyalı Ardys tarafından alınır. MÖ 6. yüzyılın ortalarında şehrin "Bilge"si Bias yönetiminde, şehir tekrar canlandı ve zenginleşti. MÖ 545 yılında Pers Kralı Cyrus (Kurash) tarafından ele geçirildi. Şehir Perslere karşı İyon Başkaldırısı na (MÖ 499) 12 gemi ile katildi. Komşusu Samos (Sisam) ile ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve Büyük İskender in ölümünün ardından çıkan karışıklar dolayısıyla şehir güçsüzleşti. Roma 155 yılında şehri, Bergama (Pergamon) ve Kapadokya krallarının elinden kurtarmak durumunda kaldı.

Kapadokya kralının asi oğlu Orophernes, Romalıların şehri alması ile Priene’ye gömdüğü hazinesine ulaştı ve adak olarak şehirdeki Athena tapınağını onardı. Roma ve Bizans yönetimi altında zengin bir şehir olarak kaldı. M.S. 13. yüzyılda şehir Türklerin eline geçti.

İngiliz (sanat ve eski eser ticareti yapan ve Francis Dashwood tarafından kurulan) Dilettante Sosyetesi 1765 ve 1868 de, taraçalanmış planlı şehrin kalıntılarını araştırma ile görevli bir grup gönderdi. Bu grubun çalışmaları ve daha sonra Berlin Müzesinden Theodor Wiegand (1895-1899) ın çalışmalarından sonra şehrin tamamen soyulduğu ve harap edildiği görülüyor.

Şehir, 4. yüzyıl da tekrar kuruldu. Şehrin yeni planı, yolların birbirini dik açı ile kestiği bir dikdörtkendir. Bu plan günümüzün modern şehir planı Grid in öncüsünü oluşturur. Şehrin üzerine kurulduğu dik yamaç güneye bakar. Şehrin Akropolis'i 230 m yukarıdadır. Şehir güvenlik kuleleri olan 2 metre kalınlığında taş duvar ile çevrilidir. Şehre giriş, üç ana kapıdan yapılır.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Benzer Konular

    • SPQR - Antik Roma Tarihi / Mary Beard

      “Romulus ve Remus kuruluş efsanesinden İmparator Caracalla’nın özgür Roma yurttaşlarına… Surlar’ın binyıllık tarihi.”    Antik Roma, modern dünyanın sağladığı olanaklarla düşünüldüğünde bile görkemli bir kentti: İspanya’dan Suriye’ye uzanan bir imparatorluğun güç merkezi; bir milyondan fazla insanın yaşadığı, genişleyen bir imparatorluğun metropolü; “lüks ve pisliğin, özgürlük ve sömürünün, kente ait olmanın yarattığı gurur ile kanlı iç savaşın birbirinden ayrılmadığı” dayatmacı bir kent… 

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Herkesin Okuması Gereken Bir Hikaye

      Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki, "Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir faren

      , Yer: Düz Yazı (Nesir)

    • Anlatılması Gereken Bir Şeymi Bilmiyorum

      Anlatılması gereken birşeymi yoksa saklımı kalmalı bilmiyorum ancak kim ve nerde olduğumu bilemiyceniz için Allah c.c izniyle böyle bi foruma yazarak anlatarak belki bi sebeb sonuç ilişkisiyle değişimler gerçekleşicektir.   - Çok küçük yaşlarda araştırmaya başladım.. Dabbe, ruhlar alemi, cinler, kurandaki sırlar, ahir zaman, alametler, hz mehdi, tüm peygamberler, ahit sandığı, masonluk, illuminati, illuminati oyun kartları, yeni dünya düzeni, büyük orta doğu projesi , uzaylılar astral seyahet

      , Yer: Yaşadığınız Doğaüstü Olayları Paylaşın

    • Genç Bir Kızın Dolabında Olması Gereken 100 Elbise :)

      Her bayan güzel görünmek ister. Kimisi modaya daha düşkün olabilir. Modaya düşkün olmanın dışında da uyumlu giyinmek her kadının görevi. Kadın giyim, erkek giyime göre kat kat zordur bunu kabul ediyoruz. Fakat bayanlar bunun üstesinden gelebileccek güçte  Artık teknoloji gibi moda da çok hızlı gelişiyor ve değişiyor. Elbise modelleri çok hızlı değişime uğruyor. Bunları takip etmenin yanı sıra bir bayan aşağıda sıralayacağım elbise sahip olduğu sürece her türlü kombini yapabilir ve çok hoş g

      , Yer: Kadın Moda

×
×
  • Yeni Oluştur...