Jump to content

Sabetaycılık ve sabetaycılar listesi


ege

Önerilen Mesajlar

İlk bakışta konu size uzun gibi gelebilir,

 

Fakat yazar oyle güzel toparlamıski,bir solukta okuyacaksınız.

 

Önce ön bilgi olarak ,Dinler Tarihi uzmanı DR. lütfü Özşahin'in sözlerini aktarayım.

 

"Yahudiliğin tarihsel serüveninde Babil sürgününe kadar henüz Mesihlik anlayışı doğmamıştır.

Özellikle Batılı araştırmacılara göre Yahudilerin kendilerini kurtarıp "göksel-şeriat" devletini kurarak yeniden Kral Süleyman dönemindeki ihtişamlı günlerini getirecek Arz-ı Mev'ud, Büyük İsrail Projesi'ni gerçekleştirecek Mesih beklentisi yoktu.

Nabukadnezar M.Ö. 587'de Süleyman Mabedi'ni yıkıp 50 bin Yahudi'yi Babil'e köle olarak götürünce Yahudiler burada Zerdüştlük'teki son kurtarıcı simgesi olan Saoşyant inancından etkilenerek Mesih inancını geliştirdiler. Öyle ki, bütün sürgün ve işgal dönemlerinde kendilerini kurtaracak Mesih beklentilerini daima diri tuttular".

 

 

Sabetaycılar

 

 

İspanyollar, topraklarından İslâmiyet’i silme çalışmalarına 1200’lü ilk yıllarda başladılar. 1492’ye gelindiğinde, çalışmalar hedefe ulaşmıştı. Sıra, Yahudiler’e – Musevîler’e gelmişti. Bilindiği gibi; Yahudilik ırk, Musevîlik ise dindir. Ancak Yahudi ırkı ile Musevî dini özdeşleşmiştir. Birlikte anılırlar.

Yahudiler, 1490 ‘lı yıllara kadar İspanya’da altın çağlarını yaşadılar. Bu tarihlerde başlayan asimilâsyon, sindirme ve göçe zorlama amaçlı baskılar, dayanılmaz hâle gelmişti. Yahudiler, Osmanlı Devleti’nden gelen dâveti kabul ederek 1492 yılında İspanya’yı terk etmeye başladılar.

Göçmenler: İstanbul, İzmir ve Selânik’e yerleştirildiler. Huzur dolu, sâkin bir hayat yaşıyorlardı.

İzmir’de, Kadifekale semtinin fakir Musevî ailelerinden oluşan alt kesimlerinde, l6 Eylül l626 tarihinde bir erkek çocuk dünyaya geldi. Adını ‘Sabetay’ koydular. Aile soyadları ‘Sevi’ idi. Sabetay Sevi, din adamı olarak yetiştirildi. O, 39’uncu yaşının eşiğinde yoğun bir mistisizme saplandı. Toplumu kurtarabilecek ilâhi bir güce sahip olduğunu söylemeye başladı. 31 Mayıs 1665 tarihinde Mesih olduğunu ilân etti.

Yahudi inancına göre Mesih (kurtarıcı), kendilerine bu günkü İsrail topraklarında bağımsız bir devlet kuracak ve dünyanın dört bir yayına dağılmış olan Yahudiler’i bir araya toplayacaktır.

Sabetay Sevi, haham olarak sinagoglarda ateşli konuşmalar yapar. Taraftarlarının sayısı her gün artmaktadır. Avrupa’dan Yemen’e, Kuzey Afrika’dan Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayan insanlar arasında dalgalanmalar, kaynaşmalar olur. Heyecan kasırgası ile Yahudiliğin resmî tutumundan ayrı, yeni ve radikal bir akım doğar. Bu akım, Hıristiyanlar arasında etkileşimlere, Müslümanlar arasında ise sert ve ciddî tartışmalara yol açmıştır.

İnsanlar, Sabetay Sevi’ye tapmaya, sinagoglardaki konuşmalarından sonra taşkınlıklar yapmaya başladılar. Kimse, neler olabileceğini kestiremiyordu. Taraftarlar: “Efendimiz, Türk’ü tahtından indirecek ve dünyayı 18 krallığa bölecek.” Diyorlardı.

Sabetay Sevi, oluşmasına yol açtığı heyecan seline kapıldı. Taraftarlarıyla birlikte Osmanlı Devleti’nin başşehri İstanbul’a doğru yürüyüşe geçti.

 

Bu olay üzerine Sevi tutuklandı ve yargılandı. Sultan Dördüncü Mehmet, çok uzun süren yargılamayı perde arkasından takip etti. Yargılama sonunda Sabetay Sevi’nin önüne iki seçenek kondu: İddialarından vazgeçmezse öldürülecek, Müslümanlığı kabul ederse, hayatı bağışlanacaktır. Sevi: “Bu can bu bedende olduğu sürece Müslüman’ım.” Der, Aziz Mehmet Efendi adını alır.

 

Taraftarlarının bazıları bu ihaneti kabullenmez ve intihar ederler. Çoğunluk ise Müslümanlığı kabul eder.

Mesih, yâni kurtarıcı, kendisini kurtarabilmek için dinini değiştirmiştir.

 

Bir müddet sonra da taraftarları arısındaki intiharları durdurabilmek ve insanları kendisine çekebilmek için bir atraksiyon yapar: Cübbesinin içine bir kuş yerleştirerek topluluğunun huzuruna çıkar. Burada cübbesinin önünü açarak sakladığı kuşu uçurur. “Can bedenden çıktı.” Diyerek, eski dinine döndüğünü îma eder.

 

Sabetay Sevi ve yandaşlarına, dinlerinden döndükleri için, ‘dönme’ veya ‘avdeti’ denilir. Fakat onlar, İslâmiyet’i kabul ettiklerini söylemelerine, görünüşte Müslüman gibi hareket etmelerine rağmen, gerçekte Musevîliğe inanmaktadırlar. Bu durum, yetkililerin gözünden kaçmaz. 1676 yılında Arnavutluk’a sürgüne gönderilirler. Sabetay Sevi aynı yıl Arnavutluk’ta ölür.

 

Sabetay Sevi’nin hayattaki iddiaları kadar ölümü de fırtınalara yol açtı. Ona inananlar, Mesih olarak Müslüman olduğunu fakat Musevî olarak gökyüzüne uçtuğunu söyleyip, günün birinde tekrar dünyaya döneceğine ve bütün Yahudiler’i kurtaracağına inanırlar. Bu inançlarını korumak ve yaymak için teşkilâtlanırlar. Gizli, içine kapanık bir cemaat olarak Mesih’lerini beklemektedirler. Sabetaycılar, daha sonra Selânik’e yerleşirler. ‘Selânik Dönmesi’ isimlendirmesi böylece oluşur. Oradan da 1924 yılında topluca İstanbul’a gelirler.

 

Toplumumuzdaki Konumları

 

Sabetaycılar’ın; Mesih’lerini beklemeleri, çoğunluğu muhafazakâr olan insanlarımız için bir problem oluşturmuyor. Ancak kendilerini gizleyen Sabetaycılar’ın sıkıntıları var. Birincisi, kendi aralarında üç ana gruba ayrılmış durumdalar:

1- Yâkubiler,

2- Kapancılar,

3- Karakaşlar .

Her grubun alt kolları var. Gruplar ve kollar arasında çetin bir mücadele yaşanıyor. Asıl mücadele ise, Sabetaycılar ile Musevîler arasındadır.

Sabetaycılar, Müslüman gibi yaşamalarına rağmen Müslüman değiller. İbadetlerini sinagoglarda yapmak istiyorlar.

Musevîler ise, Müslüman gibi yaşadıklarından ve Musevîliğin gerekli ritüellerini yerine getirmediklerinden onları Musevî saymıyorlar ve ibadethanelerine kabul etmiyorlar, birlikte dua etmeyi reddediyorlar. Aralarındaki bu çekişmelerin oluşturduğu huzursuzluk, toplumumuzu olumsuz olarak etkiliyor.

 

Hele bir de Türk vatandaşı olmaları sebebiyle, İsrail hükümeti nezdinde haklarının aranıp verilmesini devletimizden istemiyorlar mı ?... Anlaşmazlıklar böylece milletlerarası boyutlara ulaştırılıyor. Yarın neler olabileceğini kestirmek mümkün değil.

 

Sabetaycılar gerek Osmanlı, gerekse Cumhuriyet döneminde asimilâsyonist baskılar (!) altında bulunduklarını iddia ediyorlar. Fakat bu nasıl bir baskı ise, her iki dönemde paşalık, vezirlik, baş vezirlik, genel müdürlük, milletvekilliği ve bakanlık gibi devletin çok önemli makamlarına gelebiliyorlar. İş hayatında, sanat ve basın alanında bir numara olabilenler var.

Sabetaycılar’ın, insanlarımıza ters gelen davranışları şöylece sıralanabilir:

-Sabetay Sevi’ye tapanlar olmuş. Kendisine ‘Allah’lık izafe edilmiş. İtiraz etmemiş. Müslüman Türk halkının anlayışına göre bu sapkınlıktır.

-Devlete karşı ayaklanmış, yürüyüşe geçmiş. Bu hareket anarşi ve terördür.

-Sabetaycılar, “Salt mantık açısından bakıldığında, Sabetay Sevi öğretilerinin kavranamayacağını” söylüyorlar. Akla ve mantığa uygun olmayan bir felsefe ciddiye alınamaz.

-Sabetaycılar, 300 yıllık kültürlerini gizlice yaşamaktan şikâyetçiler. Türkiye’de, 4000 yıllık kültürlerini yaşamak ve yaşatmak isteyenler var. Onları fundamentalist( yaradılışın kökenini araştirmak) ve çağ dışı olmakla suçluyorlar.

 

 

-İstekleri, Devletimiz tarafından karşılanmadığı için “Türkiye bu gün, Osmanlı Devleti’nin çok gerisindedir. Bu şartlar altında hiç kimse, Türkiye’ nin Avrupalı sayılmamasından gocunmamalıdır.” Diyorlar.

 

Azınlığın Çoğunluğua Dayatması

Türkiye’deki akl-ı selim sahipleri, Sabetaycılar’a, ‘Ya sev, ya da git’ demiyor.

Yukarıda bir kısmı özetlenen olumsuzluklara rağmen Sabetaycılar, kültürümüzün alt zenginliklerini oluşturan bir grup olarak saygın insanlar halinde aramızda yaşama hakkına sahipler. Kimse varlıklarından rahatsız olmaz.

 

Saygınlığın devamını güçleştiren davranışlar, Sabetaycılar’dan geliyor.

-Milliyetçi ve muhafazakâr aydınlarımıza batıcı bir hayat tarzını dayatıyorlar. Millî ve manevî değerlere önem vermeyen kozmopolit insanlar olarak tanınıyorlar. Kendilerinin bu şekilde tanımlanmasından rahatsız olmadıklarını açıkça belirtiyorlar.

 

-“Elhamdülillah Müslüman’ım” Diyorlar. Fakat değiller. Bu durum, onlar için sadece bir dinî tercih olarak kalsa, kimsenin bir diyeceği olmaz. Olması gerekenin bu olduğunu söylemeleri insanı tedirgin ediyor.

 

-Sağ-sol, lâik-dindar, Alevî-Sünni ve Türk-Kürt sürtüşmelerinde gizliden gizliye kışkırtıcı roller üstlendikleri sezinleniyor.

 

-Kimlik bunalımı içerisinde olmaları sebebiyle yaşadıkları huzursuzluk, giderek topluma yayılıyor.

 

Sabetay Sevi, kendi cemaatine; “Benzet, fakat benzeme !” emrini vermişti.

Onlar, bu emir gereği, kendilerini Müslüman’a benzetiyorlar. Türkiye’de Türk ve Müslüman olduklarını söylüyorlar. Milletlerarası platformlarda ise, Yahudi – Musevî olduklarını iddia ediyorlar. Bu iki yönlü söylem, Müslüman-Türk imajımızı zedeliyor.

Kendilerini samimiyetle ortaya koyanlar, hoşgörü ile karşılanabilir. Çifte kimliği benimseyenler de... Onlar değişmeseler de olur. Fakat içerisinde bulundukları toplumu değiştirmeye çalışmaları hoş karşılanmıyor.

Yine de onlar, çifte kimlikleri ve çifte standartları ile alt kültürümüze ayrı bir renk katıyorlar. Tatlı tonlarda olmasa bile...

Oğuz Çetinoğlu

 

 

Türkiye’de Sabatay Sevi’nin târikatına bağlı yüzbinlerce insan yaşamaktadır.

Bunlar tarihte ve günümüzde hâdiselerin gelişmesinde önemli rol oynayan çok tesirli bir güç teşkil ediyorlar. Gizli bir cemaat oldukları için kimliklerini ortaya çıkarmak oldukça zor olmakla beraber zamanla yapılmış bazı ifşaatlar, olaylar karşısındaki tutum ve davranışları, mevki ve ünvanlari ile kullandıkları tipik isimler bize bâzı ipuçları verebiliyor.

 

Bu bir “kara liste” değildir. Onları kimliklerinden ötürü yargılıyor da değiliz. Antisemitizm yapmak gibi bir niyet asla yoktur. Sadece gerçeklerin gün ışığına çıkarılması ve insanların hakiki kimliklerini saklamadan rahatça yaşabilecekleri bir toplum oluşmasına katkı sağlamaktır.

 

Siyasiler

Rahşan Ecevit

İsmail Cem

Tansu Çiller

Şükrü Sina Gürel

Ercan Karakaş

Bülent Tanla

Coşkun Kırca

Kemal Derviş

Câvid Bey

Nuri Conker

Ahmet İsvan

Osman Kibar

Hayrettin Erkmen

Turan Güneş

Sebâti Ataman

Emre Gönensay

Naim Talû

Salih Bozok

Aka Gündüz

Turhan Kapanlı

Mithad Şükrü Bleda

Sümer Oral

Ali Dinçer

Ekrem Alican

Cem Kozlu

Fatin Rüştü Zorlu

Sabiha Sertel

Ş. Hüsnü Değmer

Kıbrıslı Kâmil Paşa

Ahmed Vefik Paşa

Faik Nüzhet

Tayyibe Gülek

 

Sinema-Tiyatro

Haldun Dormen

Hulûsi Kentmen

Ayhan Işık

Kenan Işık

Aziz Rutkay

Doğa Rutkay

Aziz Basmacı

Yıldız Kenter

Müşfik Kenter

Leyla Gencer

Halûk Bilginer

Memduh Yükman

 

 

Televizyon

Ali Kırca

Ali Baransel

M. Ali Birand

Murat Birsel

Deniz Arman

 

Bürokrası

Gazi Erçel

Metin Yalman

Osman Olcay

Osman Kulin

Sadun Terem

Kaya Toperi

Gaazi Yaşargil

S. Kâni İrtem

Onur Öymen

Özdem Sanberk

Hüseyin Poroy

 

 

Gazeteciler

Güneri Civaoğlu

Cüneyt Arcayürek

Ahmed Emin Yalman

Nazlı Ilıcak

Cengiz Çandar

Canan Barlas

Altan Öymen

Örsan Öymen

Abdi İpekçi

Nail Güreli

Güngör Mengi

Yusuf Ziya Ortaç

Ali Sirmen

Aydin Emeç

Çetin Emeç

Ülkü Arman

Sedat Simâvî

Erol Simâvî

Ali Nâci Karacan

Nadir Nâdi Abalıoğlu

Yunus Nâdi Abalıoğlu

Ali Gevgilli

Ruhat Mengi

Leyla Umar

İlker Sarıer

Hasan Tahsin

Murat Birsel

Fazlı Necib

Necmi Tanyolaç

Yılmaz Çetiner

 

Eğlence

Sezen Aksu

Nilüfer

Burak Kut

Neco

Sibel Egemen

Ciğdem Talu

Egemen Bostancı

Murat Arkan

Perran Kutman

Harika Avcı

Ozan Orhon

Işıl Özışık

 

 

Serbest Meslek

Atilla Dorsay

Cemil İpekçi

Uğur Civelek

Yıldırım Mayruk

Muvaffak Benderli

 

Karikatüristler

Cemal Nadir Güler

Semih Poroy

Ali Ulvi Ersoy

Altan Erbulak

Tekin Aral

Oğuz Aral

Piyale Madra

Bedri Koraman

 

 

 

 

 

Sanayici - İşadamı

Nejat Eczacıbaşı

Bülent Eczacıbaşı

Feyyaz Berker

Feyyaz Tokar

Cem Boyner

Ali Koçman

Dinç Bilgin

Can Paker

Ömer Çavuşoğlu

Halil Bezmen

Dilber Ailesi

Rona Yırcalı

Selahattin Göktuğ

Fuad Sâdıkoğlu

Ferdi Vardarman

Öner Akgerman

M. Cemil Merzeci

Ziya Taşkent

Cem Uzan

Ali Koç

 

Yazarlar

Hâlide Edip Adıvar

Orhan Pamuk

Yaşar Kemal

Muazzez Berkand

Nâzım Hikmet Ran

Azra Erhat

Vedat Nedim Tör

Yaşar Nâbi Nayır

Celal Sâhir Erozan

Emil Galip Sandalcı

Ali Cânip Yöntem

A. Hamid Tarhan

Şinasî

 

Üniversite

Kemal Gürüz

Kemal Alemdaroğlu

Nermin Abadan-Unat

Sulhi Dönmezer

Talât Halman

Gündüz Gedikoğlu

Eser Karakaş

H.Veldet Velidedeoğlu

Sıddık Sâmi Onar

İlhan Arsel

Sâhir Erman

Bülent Tanör

Nur Serter

Tunç Erem

 

Askerler

Çevik Bir

Ali Fuad Cebesoy

Am. Sait Halman

Tuğg. Halit Göktuğ

Yarb. Selim Soley

Tümg. Ömer Z. Dorman

Kur.Alb. Osman Köksal

Tümg. Sırrı Öktem

Gen. Cahid Tokgöz

Gen. Zeki Soydemir

Güven Erkaya

Refik Tulga

İsmail Toker

 

 

 

 

Bütün sabetaycılar elbette bu listeden ibaret değildir.

Ama bütün isimleri illa görmek istiyorsanız daha kapsamlı bir liste için Kendinizde araştırıp bulabilirsiniz.

 

 

Yine Dinler Tarihi uzmanı DR. lütfü Özşahin'in yazdıklarına bakalım.

 

"Şüphesiz Sebatayistler üzerine ilk önceleri İslami kesimde ve şimdilerde sol tandanslı kesimlerde çok yazılıp çizilmektedir.

Ancak hemen belirtelim ki, özellikle Adnan Mendres'i de kapsayan Sabataycı suçlamalarla kantarın topuzu iyice kaçmışa benzemektedir.

Zira yarın işi öyle bir noktaya vardırırlar ki, milletin tarihsel ve toplumsal değerleri ile bütünleşen, topluma maddi ve manevi hizmet eden, yakın tarihimizde çok önemli kilometre taşları olan M.K.Atatürk, Mehmet Akif, Said Nursi, Necip Fazıl, Nurettin Topçu vs. gibi şahsiyetleri düzmece şecerelerle Sabataycı ilan edip toplumun tarihsel hafızasını dumura uğratabilirler".

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

arkadaşım dikkatimi çekti ne kadar tanınmış isim varsa listede...eğer bu liste gerçek ise vay bize :) bu liste biraz yalçın küçük'ün yahudiler listesine çok benzemiş :) mesela ben hulusi kentmeni çok seviyorum,çocukluğumuz hep onun filimleriyle geçti.adamın kökeni ne olursa olsun seviyorum onu :)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bende bugün Soner Yalçın'dan Beyaz Müslümanların büyük sırrını okuyordum ve kitap tamamen sebatayistlerden bahsediyor...Kendilerini tarikatlarla gizleyen, ne müslüman ne yahudi olan topluluk... Kabala felsefesine dayandıkları söyleniyor...Bu kitabı kesinlikle okumalısınız.. Yani Türkiye'deki birçok tarikatın aslında neye hizmet ettiğini öğrenmek için okumalısınız.. Sizin müslüman kökenli sandığınız tarikatlar aslında sebatayistlerin yuvası olabilir...Hatta bazı cemaatler hatta çok mensubu olan cemaatler sebatayların elinde :) Çok ünlü tarikatlar ve cemaatler (isim vermiyorum) sebatayların kendilerini gizleme kalkanı malesef ve arada müslümanları kullanıyor, onları da saçma sapan ideolojilerine alet ediyorlar... Bu tarikat ve cemaatlerin başında da yahudi (daha doğrusu değişime uğramış sebatay adı verilen müslümanlaşmış gibi görünen yahudi) kişiler var..Biraz daha dikkatli olmak gerek çünkü akla kara birbirine girmiş durumda, umarım ne demek istediğimiz anlamışsınızdır...Girdiğiniz cemaatlere dikkat ediniz...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ben Ezberden kopyala yapıştır yapmadım.

Bir cok görüş okudum ve araştırdım

 

Ve en can alıcı okudugum yazılarda Ilgaz zorlu'ya ait olanlardı.

Ilgaz zorlu yahudi kökenlidir.

 

Kimdir peki ılgaz zorlu

1969 yılında İstanbul'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini, İstanbul'da tamamladı. 1990 yılında Bursa'da Uludağ Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nü bitirdi. 1990-1991 yılları arasında Dr.Gad Nasi'nin yardımları ile Kudüs'te bir yıl süren araştırmalarda bulundu. Bu arada Sabetaycılığın önemli kaynaklarının muhafaza edildiği Ben Zwi Enstitüsü'nde incelemeler yaptı. Yavne Kibbutz'unda Yahudi Tarihi ve Kültürü konusunda eğitim gördü. Halen İstanbul'da yaşıyor.

 

Şimdi merak edip arastırın ropörtajını,neler demiş ve neden demiş.

Bir cok seyi zaten anlatıyor,kimin sabetaycı oldugunu,kimin saklayıp kimin saklamadıgını.ve kendilerini deşifre ettigi hakkında için kac hakaret davası acıldıgını vs vs vs.

 

Ve ilave ediyor,Sabetaycılar listesi kara liste degildir.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Bende bugün Soner Yalçın'dan Beyaz Müslümanların büyük sırrını okuyordum ve kitap tamamen sebatayistlerden bahsediyor...Kendilerini tarikatlarla gizleyen, ne müslüman ne yahudi olan topluluk... Kabala felsefesine dayandıkları söyleniyor...Bu kitabı kesinlikle okumalısınız.. Yani Türkiye'deki birçok tarikatın aslında neye hizmet ettiğini öğrenmek için okumalısınız.. Sizin müslüman kökenli sandığınız tarikatlar aslında sebatayistlerin yuvası olabilir...Hatta bazı cemaatler hatta çok mensubu olan cemaatler sebatayların elinde :) Çok ünlü tarikatlar ve cemaatler (isim vermiyorum) sebatayların kendilerini gizleme kalkanı malesef ve arada müslümanları kullanıyor, onları da saçma sapan ideolojilerine alet ediyorlar... Bu tarikat ve cemaatlerin başında da yahudi (daha doğrusu değişime uğramış sebatay adı verilen müslümanlaşmış gibi görünen yahudi) kişiler var..Biraz daha dikkatli olmak gerek çünkü akla kara birbirine girmiş durumda, umarım ne demek istediğimiz anlamışsınızdır...Girdiğiniz cemaatlere dikkat ediniz...

 

yazar kanıtlıyor mu bu iddialarını, ben kitabı henuz okumadım. tesekkurler.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Livane arkadaşım ne bileyim biraz abartılı değilmi sence liste...

 

Yoo değil aslında ve bu listedekilerin çoğu kimliğini inkar etmiyor ki :) Ilgaz zorlu demiş ege ve oda direk ben sebatayistim diyen biridir...Türkiye'de tahmin ettiğinizden çok daha fazla yahudi kökenli insan var arkadaşlar...Hatta dünyada.. Onlar ABD de, ABD li hristiyan, Avrupada Avrupalı hristiyan, Türkiyede de Türkiyeli müslüman oluyorlar... Onlar müslüman olduklarını söylüyor, tasavvufu (aslında yahudilerde karşılığı olan kabalayı) örnek alıyor, tarikatlar kuruyorlar... Yani onları gerçek bir müslümanda ayırt etmek mümkün değilken, hatta onlar artık kimliklerini gizlemiyorken bu liste az bile...Liste de çook çok ünlü iş adamları, devlet bakanları, yöneticiler var ama onlar direk ben sebatayistim demez, diyemez... Demem o ki, asla bir sebatayı o demeden anlayamazsınız, çünkü tam bir müslüman gibi yaşıyorlar....Ama kalkan bu sadece :)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bir şey daha eklemek istiyorum.

Ilgaz Zorlu kimligine kararıyla nüfus kağıdının din bölümüne yahudi yazdırmiştir.

Bunun dışında Cemil İpekci ve Halil Bezmen'de sabetaycı oldugunu acıklamıs.

Yazıdaki bir noktaya dikkat etmeniz gerekiyor.

 

"Sabetay Sevi, kendi cemaatine; “Benzet, fakat benzeme !” emrini vermişti".

 

İyi geceler

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
yazar kanıtlıyor mu bu iddialarını, ben kitabı henuz okumadım. tesekkurler.

 

Elbetteki dayanaklarla söylüyor..Ama o isim vermiyor yada sebatayları yargılamıyor...Şu ana kadar sebataylar çok derinlemesine incelenmedi...Gizliden ilerliyorlar ve bu kitap bu topluluk hakkında çok açık bilgiler veriyor...Onlardan olanlarla konuşuyor, araştırıyor...Hatta bu kitabı yazdığı için antisebatayist ilan ediliyor, başı çok ağrıyor ama sağolsun elini taşın altına sokup böyle bir kitap yazmış.. Herkes böyle tabuları yıkmaya cesaret edemez..Ama emin olun, Soner Yalçın ii bir araştırmacı gazeteci/yazar ve gerçeği yazıyor..Yalan şeyler yazsa zaten çoktan alırlardı hesabını :)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...