Jump to content

Sitare...


devrikcumle
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

nerden çıktın karşıma böyle sitare

efsaneler dökülüyor gülüşlerinden

kirpiklerin yüreğime batıyor

telaşlı bir kalabalığın ortasında

 

ayak üstü konuşuyoruz

nedim'in nigehban nergisleri gibi

üstümüzde bütün nazarlar

çok utanıyorum sitare

 

dün oturup hesap ettim

sen doğduğun zaman

ben bir askeri mektepte talebeymişim

sen bilmezsin sitare

 

burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tesbih

geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu

her akşam dokuzda yat borusu çalardı

yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı

 

bir derin uykuya atardım kendimi

siyah benli bir kız düşlerime kaçardı

bende onu alır anamın düşlerine kaçardım

bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum

 

gözlerin mi daha sıcak gülüyor

yoksa dudakların mı anlayamıyorum

seninle konuşurken sitare

aklıma yıldızlar dökülüyor

 

bir çaresiz zühre oluyorsun babil caddelerinde

ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan

binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında

gökyüzü salkım salkım

 

zigguratlar tıklım tıklım

dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım

ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım

kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan

 

kimi gün inatçı yosunlar gibi

kepez diplerine yapışan aklım

gözlerine baktığım zaman sitare

bütün çöllere ay doğuyor

 

yoldaş ediyorum kendime

imr'ül kays'ı antere'yi a'şa'yı

en kuytu vahaları dolaşıyorum

hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş sitare

 

çadırla su arasında bir cılga var

o cılgada narin ayak izlerin var

durgun suya düşüp kalmış gözlerin var

bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum

 

gözlerin mi daha sıcak gülüyor

yoksa dudakların mı anlayamıyorum

bazen sapsarı bir benizle geliyorsun

yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun

 

biliyorum içinde bir sızı var

bıçak ağzı gibi ince bir sızı var

bu sızıdır işte seni verimsiz kılan

züheyr'in suad'ı gibi keremsiz kılan

 

kuzeyden güneye

güneyden kuzeye

hey! gidip geliyorum bu çöllerde

kureyş'in heybetli ve inatçı develeri

 

hiç aldırmadan benim esmer sevdama

geviş getiriyorlar ufuklara bakarak

ben kaçıp yesrib'e sığınıyorum

yesrib bahane bir kitaba sığınıyorum

 

dağda, ovada, badiyede okuduğum hep 'elif'

elif diyorum sitare sineme elif çekiyorum

'ah minel aşkı ve halatihi...'

çok eski bir gerçektir bu biliyorum

 

bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum

gözlerin mi daha sıcak gülüyor

yoksa dudakların mı anlayamıyorum

sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz

 

ve ikimiz de ıslanıyoruz

ben ne yağmurlar gördüm sitare

ben kaç kere iliklerime kadar ıslandım

bilmiyorum sen kaç yaşındaydın

 

ben, göğü hep kurşun bir kubbe gibi ağır

o şehirde sırılsıklam gezerdim

bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan

tapınaklar insanları safra gibi atardı

 

sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı

bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni

gidip bir uygur çadırında göğü dinledim

kara bulutlar kükrerken bir kaşgar sabahında

 

oturup aprunçur tigin ile seni konuştuk

bakışlarımı sunuyorum tereddütsüz alıyorsun

gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun

kaşı karam, gözü karam, saçı karam

 

umay gibi yumuşak huylum

nerden çıktın karşıma böyle

sesin ılık bir bahar güneşi gibi

ığıl ığıl akıyor içime

 

asya'nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime

yığılıp kalmışım bu anadolu toprağına sitare

adamakıllı yorulmuşum

ellerin böyle olmamalıydı

 

ellerine acıyorum

ve kimbilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum

durup durup ıssız yerlerde

güçlü ol ey kalbim güçlü ol

 

daha çok işimiz var diyorum

bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum

gözlerin mi daha sıcak gülüyor

yoksa dudakların mı anlayamıyorum

 

 

 

Dilaver Cebeci

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Sitare

      Kol kola gelip geçen bir mevsim gibidir Baharı yaşamayan kentlerde, Aşk... Sana mesafeler çok çok özlemdir Bir kozaya iki kelebek, Mümkündür! Papatya topluyor isen Çöl yüreği bahçelerimden. Sen... Sevileri, Mehabetli sabahlarında sütçülerin, Bilinç kaybına uğramış,akıp giden zamanlar Gözümün önünden gitmez hiç Soba önünde terli yüzü babaannemin, Patlayan mısır kokusu bekleyişleri Ve Dudak kıvrımından çaldığım gece lambam, Sen gülerken,Sitare...

      , Yer: Şiirler

    • Göz Kırp Bana Sitare; Bileyim Seni!..

      Göz Kırp Bana Sitare; Bileyim Seni!.. Siz ey evvelce kömür karasında yalan sonra gönül yarasında parlayan yıldızlar! Siz zambak zambak... Ve sonra bayrak bayrak... Hani siz; kendinizi dostluğa ilikleyerek dolaşırdınız semalarımızda?!.. Siz ey düşmanlar iken birbirinin ışığında dost olan yıldızlar! Hani siz firuze akşamların reyhan reyhan açan çiçekleriydiniz atlas bahçelerde!?..   Yıldızlarımız nerede hey!.. Gerçeğin ruhuna üfleye üfleye hayatı sevgiyle yorumlayan yıldızlarımız nerede?

      , Yer: Deneme & Makaleler

×
×
  • Yeni Oluştur...