Jump to content

Hem Yaralı Hem Yakını Bir Yaralının


devrikcumle
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Hem yaralı hem yakını bir yaralının

 

kırıldı kuş sesinden direkleri dünyanın, kaldım eşikte sübyan

 

kaldım cümle ovayla temmuzun köklerinde, yaşlanmış ağaçlara dert oldum.

 

Kimi görsem dedim işte burdayım, iki ince boynumun arasında

 

kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan.

 

Yürüdüm benle birlik ağır bir halk yürüdü

 

suya baktı ağırdı, güze düştü ağırdı, yola vurdu ağırdı.

 

Bir sabah dünya boşken kalkıp sordum kendime: neyin var taşınacak?

 

şu kırık dal sesinden, şu tökezleyen ırmak gürültüsünden başka

 

neyin var sen gidince aklı sende kalacak!

 

Şehirden Erzurum kitaplardan Krişna

 

üzerime uzattım gerneştikçe yorgun düşen evleri, hiç yaşlanmadı akşam

 

hiç yaşlanmadı bana bütün ana dillerden kar toplayan çocuklar.

 

Kurutulup saklanmış bir hayatım yok diye beni boşladı kışlak

 

indim aşağılara, ilk seferde dürülmüş sancak gibi açık kaldı maceram.

 

Hangi kavşakta dursam çatallı bir acıyım.

 

dağınık bir toy yeri, emanet bir elbise, bir ince kopuz sesi.

 

Yok yerlere yön oldum; her hayrata okuttum bu şaşkın kitabeyi

 

ki çözülsün insanların insanlara dokunduğu sınırda neden ellerim çolak

 

ve neden baktığımda büyüyor ölü balık gözleri.

 

Yurtsuz Marek* beni çiz benden başka göçmen yok

 

boştu varlığın evi iki ince boynumla salındım ortalıkta.

 

Bak nasıl da oturuyor üstüme sararmış otlakların uzaktan görünüşü

 

trampetler çalınca toz kalkan bir kasaba gibi duruyor yüzüm

 

soyuldu her bir yanım günlere yapışmaktan, hâlâ sütten kesilmedi bu yara.

 

*Marek Brzozowski. Göç temasını işleyen Polonyalı bir ressam.

 

Ali AYÇİL

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hem yaralı hem yakını bir yaralının

kırıldı kuş sesinden direkleri dünyanın, kaldım eşikte sübyan

kaldım cümle ovayla temmuzun köklerinde, yaşlanmış ağaçlara dert oldum.

Kimi görsem dedim işte burdayım, iki ince boynumun arasında

kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan.

 

Yürüdüm benle birlik ağır bir halk yürüdü

suya baktı ağırdı, güze düştü ağırdı, yola vurdu ağırdı.

Bir sabah dünya boşken kalkıp sordum kendime: neyin var taşınacak?

şu kırık dal sesinden, şu tökezleyen ırmak gürültüsünden başka

neyin var sen gidince aklı sende kalacak!

 

Şehirden Erzurum kitaplardan Krişna

üzerime uzattım gerneştikçe yorgun düşen evleri, hiç yaşlanmadı akşam

hiç yaşlanmadı bana bütün ana dillerden kar toplayan çocuklar.

Kurutulup saklanmış bir hayatım yok diye beni boşladı kışlak

indim aşağılara, ilk seferde dürülmüş sancak gibi açık kaldı maceram.

 

Hangi kavşakta dursam çatallı bir acıyım.

dağınık bir toy yeri, emanet bir elbise, bir ince kopuz sesi.

Yok yerlere yön oldum; her hayrata okuttum bu şaşkın kitabeyi

ki çözülsün insanların insanlara dokunduğu sınırda neden ellerim çolak

ve neden baktığımda büyüyor ölü balık gözleri.

 

Yurtsuz Marek* beni çiz benden başka göçmen yok

boştu varlığın evi iki ince boynumla salındım ortalıkta.

Bak nasıl da oturuyor üstüme sararmış otlakların uzaktan görünüşü

trampetler çalınca toz kalkan bir kasaba gibi duruyor yüzüm

soyuldu her bir yanım günlere yapışmaktan, hâlâ sütten kesilmedi bu yara.

 

 

 

*Marek Brzozowski. Göç temasını işleyen Polonyalı bir ressam.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...