Jump to content

Mektup


Beray
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

tumblr_muv9bhuroI1qm1x85o1_500.jpg

 

Ben sevmem kafiyeli cümleleri. Şiir dediğin, şairinden dağınık olmalı.

Gelişi güzel anlatılmalı sevmek, zaten ne yazsan az, ne yazsan eksik gelecek.

 

Bu sayfadan önce tam üç sayfa yırttım demin. Onları uçak yapıp, penceremden aşağı bırakmayı planladım. Aklım o kadar çocuk aslında. Bir yanım, bir çocuğun ağırlığınca ağrıyor olsada..

 

Rüzgarı düşündüm, günlerdir açılmamış penceremden içeri ne kadar sert girebileceğini. Duvarlarımı yıkabilecek miydi ? Odamdakileri değil, aklımdakileri. Seni düşünmemek adına ördüklerimi. Senin aşamayacağını sandığım görünmez duvarları. Tek parmağını oynatarak tuzla buz edebileceğin duvarlarımı..

 

Merhaba bu arada !

Soylu bir yağmura benzetiyorum seni. Dev ormanları ıslatan yağmurlara, güzelsin, kendine has kokuyorsun. Daha çok ölüm döşeğine benziyorsun gerçi, bu sebeple ben çok uzun yaşadım belki. Çok uzun yaşadım sensiz. Çok bahar.

 

Baharları sevmiyorum bugünlerde, takvimlerden haberim yok. Soğuk, biraz da halsizim işte. Gün batışları görünüyor oturduğum koltuktan. Oturduğumuz diyebilmek isterdim tabi. Çoğulluğa değil, sana düşkünlüğümden.

Ara sıra kitap okuyorum. Hemen sen geliyorsun aklıma, aslında aklımdan hiç çıkmıyorsun da, bunu ben kabullenemedim hala. Bazen çok yalnız kalıyorum. İsteyerek, bilerek, tercih ediyorum bunu. Seçme hakkımı bu yönde kullanıyorum.

 

Şehir değiştiriyorum sık sık. Sizin sokağa girmeye cesaret edemediğim zamanlarda bir gitme istediği giriyor kanıma. Gidiyorum. Gitmeme göz yumduğun için epey kızıyorum. Kilometrelerce, şehirlerce kızıyorum.

Sana uzun uzun ihtiyaç duyuyorum zaman zaman sen o gün ayağım kaydığında düşmeme izin vermediğinden beri. Ara sıra, bazı bazı, hep ! Hergün çoğalarak. Ne zaman düşmeye ya da atlamaya yakın hissetsem kendimi.

 

Ağlamıyorum.

Bir iki damla belki. O da göz hakkıdır zaten. Seni göremeyen gözlerimin hakkı.

 

Kendimi avutmuyorum, kimseye de bahsetmiyorum senden. Siyaset konuşuyoruz, pek dinlemiyorum elbette. Konuşuyoruz işte bu kışın daha ılıman olduğundan. Meşhur ******lardan. Din tüccarlarından falan. Muhabbet çok uzayınca toplanıyorum hemen, kaçmak bu aslında. Aslında geç kalmak sana. Her neyse işte.

 

Sık sık kararsız kalıyorum. Renkler ve desenler arasında. Sana sormak geliyor içimden, oturup çay içiyoruz. Gidiyor sonra. Üç paket sigara aldım bugün. Hepsini içebilir miyim bilmiyorum. Her birini aramızdaki bu yorgun soğukluğu ısıtmak için tutuşturuyorum.

 

Düşündüm de şimdi, sen gülümsenerek hatırlanacak bir anı olamazsın. Niye olasın ki ? Bunca kırgınlık, bunca yokluk, bunca telaştan sonra ayıp değil mi bunca umudunu yitirmiş ömre. Sana, bana..

 

Ben seni üzerine etten yama yapılmış kocaman bir yara olarak saklayacağım. Öyle istiyor canım. Bazen okşarım, bazen sızlarsın, bazen kanarsın hatta. Acırsın çoğu zaman. Daha gerçekçi bu. Daha öz. Daha değerli.

Hem zaten ben gülümseyerek hatırlanmayacak bir hastalık gibi sevdim seni.

 

Kirpiklerinden,

Öperim kirpiklerinden.

 

Alıntı

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Yarım Mektup

      YARIM MEKTUP... Annem, evi, babamı ve bizi terk ettiğinde ben altı yaşında, abim sekiz yaşındaydı. Annemin babamı terk etmesini o yaşta bile anlamıştım da, bizi terk etmesini anlamamıştım. Anne çocuklarını terk eder miydi? Babam, annemi döverdi. Babam beni, abimi döverdi. Ben o yaşlarda babalar döver diye biliyordum. Babalar döver… Anneler olmayınca, evlerin yalnız dört duvardan ibaret olacağını da, annem gidince öğrenmiştim. Sabahları “Elinizi, yüzünüzü yıkayın, kahvaltı hazır” diyen o

      , Yer: Düz Yazı (Nesir)

    • Wiccan Bir Kızdan Mektup..

      Arkadaşlar bu mektup uydurma değil Nicole isminde wiccan bir kızın günlüğünden alınmıştır.Gerçekten güzel bir mektup çok şey anlatmak istemiş.Anlamayanlara...   '''I am a witch. (ben bir cadıyım.) I do not worship Satan;I am not interested in Satan. (şeytana tapmıyorum, şeytanla ilgilenmiyorum.) Satan was invented by the Christians. (şeytan hristiyanlar tarafından icat edilmiştir.) Satanism is a form of Christianity. (satanizm hristiyanlığın bir formudur.) I am not a Christian. (ben hristiya

      , Yer: Wicca & Witchcraft

    • Bir Mektup

      Bir.. Mektup verdiler elime Al oku bizde dinleyelim dediler Dikkat kesilmişti meraklı gözler, teşvik eden sözler Gençler, hasreti umut yapmış ümitler, gözleri nemlenen anneler İşte o an içinde zamanı yaşatan, ruhun hicranını anlatan, telaş içinde heyecandı bekleyen gözler Mektup el yazısıyla yazılmıştı, besmele, hamt ve selatü selamla başlamıştı, adeta eski bir yazıydı Yıllardır haber alınamayan, ne kadar uğraşılsa da ulaşılamayan, gurbette çalışmak için vedalaşan bir insandı Lakin henüz

      , Yer: Üyelerimizden Şiirler & Denemeler

    • Muazzez İlmiye Çığ'dan Başbakan Erdoğan'a Mektup

      Başbakan Recep Tayip Erdoğan Hazretlerine İkide bir “demir ağlarla kim örmüş, hep biz ördük” deyip duruyorsunuz, Atatürk zamanında yapılanları sıfıra indiriyorsunuz. Eğer biraz tarih bilseniz bunu söylemeye utanırdınız, yüzünüz kızarırdı. O günkü örülen demir ağlar yalnız tren yolları değildi: güçlü eğitim, güçlü ekonomi, güçlü demokrasi , güçlü laiklik temelleri atılmasaydı, ne siz bu gün o mevkie gelebilirdiniz, ne de gösteriş olarak başlarını örttürdüğünüz, yüzleri gözleri boyalı eşl

      , Yer: Serbest Kürsü

    • Vahdettin'den ABD'te Mektup

      Vahdettin'den ABD'te mektup   26.06.2013   İstanbul İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington, Padişah'ın yaveri Fahri Engin'le görüşerek Vahdettin'e şu mesajı göndermiştir: "Vaziyet Türkiye'de gittikçe fena bir şekil alıyor, Padişah isterse, kendisini Malaya gemimizle, Malta'ya nakledebiliriz. Durum düzelince memleketine dönerler.."   Fahri Engin, Harrington'un bu mesajını Vahdettin'e iletirken Fddişahı şöyle gözlemlemiştir: "Padişah beni iç mabeyn dairesinde kabul etti. Arkasında ro

      , Yer: Türkiye Cumhuriyeti Tarihi

×
×
  • Yeni Oluştur...