Jump to content

Dahilerin Hastalığı - Disleksi Hakkında...


Renan

Önerilen Mesajlar

Disleksi; okuma, yazma, akıl yürütme, dinleme, konuşma ve matematiksel becerilerin kazanılmasında kendini gösteren bir öğrenme bozukluğu olarak tanımlanıyor ve bu rahatsızlıktan muzdariplere ‘dislektik’ deniyor. Yunanca kökenli bir sözcük olan disleksi (dyslexia), ‘kelime kullanımında yaşanan güçlük’ anlamına geliyor.

 

Dislektik olan, yani öğrenme güçlüğü çeken kişiler harfleri birbiriyle karıştırır, okuyamaz, yazamazlar. Okuduklarını kısa süre sonra unutabilir, harflerin seslerini telafuz etmede güçlük yaşarlar.

Nörolojik kökenli bu rahatsızlık, doğuştan geliyor ve beynin sol yarım küresindeki dil kullanımıyla ilgili bölümlerdeki farklılaşmayla okuma, yazma ve telafuz edebilme yeteneklerinde görülen bozulmayla ortaya çıktığı öne sürülüyor. Beyin görüntüleme tekniklerinin göstergelerine bakılırsa, dislektik olan kişiler, bilgiyi farklı bir biçimde işliyorlar ve bu da .

 

Disleksi; okuma, yazma, akıl yürütme, dinleme, konuşma ve matematiksel becerilerin kazanılmasında kendini gösteren bir öğrenme bozukluğu olarak tanımlanıyor ve bu rahatsızlıktan muzdariplere ‘dislektik’ deniyor. Yunanca kökenli bir sözcük olan disleksi (dyslexia), ‘kelime kullanımında yaşanan güçlük’ anlamına geliyor. Dislektik olan, yani öğrenme güçlüğü çeken kişiler harfleri birbiriyle karıştırır, okuyamaz, yazamazlar.

 

Okuduklarını kısa süre sonra unutabilir, harflerin seslerini telafuz etmede güçlük yaşarlar.

Nörolojik kökenli bu rahatsızlık, doğuştan geliyor ve beynin sol yarım küresindeki dil kullanımıyla ilgili bölümlerdeki farklılaşmayla okuma, yazma ve telafuz edebilme yeteneklerinde görülen bozulmayla ortaya çıktığı öne sürülüyor. Beyin görüntüleme tekniklerinin göstergelerine bakılırsa, dislektik olan kişiler, bilgiyi farklı bir biçimde işliyorlar ve bu da sıralama yapma, okuma ve bilgiyi organize etme konularında çeşitli sorunlar yaşanmasına neden oluyor.

 

Bu rahatsızlık motivasyon, dikkat, algılama süreçlerinde oldukça büyük güçlükler çıkarsa da, dislektiklerin çoğunun zeka seviyesinin ortalamanın üzerinde olduğu ve bu kişilerin farklı yeteneklere sahip bulundukları gözlenmekte.

 

Nörolojik farklılıklar ve öğrenme sırasında beynin farklı işleyişi, dislektiklere 3 boyutlu düşünme, mekansal muhakeme, görsel kavrayış kabiliyeti kazandırıyor. Bu da problem çözmede ve yaratıcılıkta sıra dışı bakış açıları sunuyor kendilerine. Öğrenme sorunu yaşayan pek çok bilim adamı, sanatçı, devlet adamına bakılırsa dislektiklerin yazma ve okumada güçlük çekerken, öte yandan özel yeteneklerle donatıldıklarını düşünmeden edemiyor insan.

 

İşte tarihten ve bugünden okuma ve yazma güçlüğü çeken, ancak başarının peşini bırakmayan ünlü dislektiklerin uzayıp giden listesi: Leonardo Da Vinci, Einstein, Thomas Edison, Düşünen Adam heykelinin sahibi ünlü heykeltraş Rodin, Alexander Graham Bell, Winston Churchill, Walt Disney, Agatha Christie, Henry Ford, Matrix’in baş aktörü Keanu Reeves, Richard Branson, Yırtık Rahibe ve Hayalet filmlerinin sevimli oyuncusu Whoopi Goldberg, Tom Cruise, şarkıcı ve oyuncu Cher.

 

Disleksi doğuştan gelse de, ancak kelimelerin ve seslerin kullanılmaya başlanmasıyla farkına varılan bir rahatsızlık. Bu rahatsızlığı olan küçük çocuklar, konuşmaya ve sözcükleri telafuz etmeye yaşıtlarından daha geç başlarlar. Okul çağındaki çocuklar ise sözcüklerin yazımını öğrenmekten çok ezberleme yoluna giderler. Dislektik olan yetişkinler daha yavaş çalışır, yazma gerektiren eylemlerden kaçınırlar.

 

Dislektik Dahi Leonardo Da Vinci

Usta bir ressam, desinatör, bilim adamı ve düşünür olan Leonardo Da Vinci disleksiden muzdarip kişilerden biriydi. Büyük ressamdaki bu rahatsızlık kendisini en göze çarpıcı biçimde el yazısında gösterir.

Yazıyı tersten, aynadan görünüş imajıyla, yani sağdan sola doğru yazıyordu Leonardo da Vinci. Bu durumun solak olan dislektiklerin çoğunda rastlanan bir davranış biçimi olduğu öne sürülür. Ve bu kişilerin tersten yazdıklarının farkında olmadıkları da bulgular arasındadır.

 

Ayrıca Leonardo Da Vinci’nin el yazısı oldukça karmaşık, düzensiz ve ilginç bir görüntüye sahiptir. Da Vinci’nin bitirdiği projelere yeni baştan başlaması da dislektiklerin karakteristik özellikleri arasında sayılmaktadır. Bunlar yanında çizimlerinin oldukça detaylı ve kusursuz oluşu, olağandışı bir sanat üslubu ve eserlerine akseden yaratıcı dehası disleksinin Leonardo Da Vinci’ye bahşettikleri arasında sayılıyor.

 

Dislektikler Nasıl Davranır?

< Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada güçlük çekerler.

< Yön (yukarı-aşağı, sağ-sol gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları ayırt edemezler.

< Kısa süreli hafızaları zayıftır.

< Sesleri tanımakta güçlük çekerler.

< Harfleri ya da sayıları tersten algılarlar. Örneğin b’yi d, E’yi 3, 6’yı 9, 73’ü ile 37 gibi görürler.

< o, e, c gibi harflerin arasındaki farkları dile getiremezler. Sözcükleri tersten okurlar, örneğin ‘edip’ sözcüğünü ‘pide’ şeklinde algılarlar.

< Sıralamada güçlük çekerler; alfabeyi öğrenme, mevsimleri ve ayları sıralamada zorlanırlar, doğum tarihlerini karıştırırlar, alışveriş listesi yapamazlar.

< Okurken kelime atlarlar.

< Konuşmaya yaşıtlarından geç başlarlar ve konuşma becerileri zayıftır.

< Harfleri doğru algılayamadıkları için okuma sırasında şiddetli baş ağrısı ve mide bulantısı çekerler.

< Hecelerin seslerini karıştırır, sessiz harflerin yerini değiştirirler.

< Zamanı hatırlamakta ve algılamakta güçlük çeker, randevu saatlerini unuturlar.

< Ritimleri iyi duyamazlar.

< Mizahi öğeleri kavrayamayabilirler.

< Uzun sözcükleri telaffuz etmekte güçlük çekerler.

< Koordinasyon ve düzenlemede sorun yaşarlar.

< Son okunan şeyi hatırlayamaz, bu nedenle aynı paragrafı tekrar tekrar okumak zorunda kalabilirler.

< Konsantrasyon ve dikkat güçlüğü yaşarlar.

< Kolay okunamayan bir el yazıları vardır, ellerini iyi kullanamazlar.

< Aynı anda birden çok işi yapmakta güçlük çekerler. Örneğin yazarken dinlemek ve izlemekte ya da aynı anda karşısındaki iki kişiyle birlikte konuşmakta güçlük çekerler.

< Fikirlerini kağıt üzerine kolay kolay yazamaz ya da sözlü olarak seslendiremezler.

< Hareketlerinde yavaş ve hantaldırlar.

 

Dislektikleri Dahi Yapan Özellikler

Dislektikler dahi olarak addedilen kişilerin sahip oldukları pek çok özel yeteneğe sahiptirler. Bu kişiler öğrenme sürecinde beyinlerinin farklı işleyişiyle birlikte şu özelikleri kazanırlar:

< Ortalamanın üzerinde bir meraka sahiptirler.

< Çevrelerinde olup bitenler ya da yer alanlar hakkında oldukça yüksek bir farkındalık yakalamışlardır.

< Kelimelerle düşünmek yerine resimlerle düşünürler.

< Sezgisel bir düşünüş ve anlayışa sahiptirler.

< Çok boyutlu olarak düşünür ve algılarlar.

< Düşüncelerini realiteye, şekil, imaj ya da biçimlere dökebilirler.

< Düşündüklerini hayal güçlerinde oldukça canlı ve berrak şekilde canlandırabilirler.

< Sözel, işitsel ve görsel algıları güçlüdür.

< Beyinlerinin işleyişini, algılarını değiştirmek ya da farklı algılar yaratmak üzere kullanabilirler.

< Mekansal muhakeme ve görsel kavrayış yetenekleri güçlüdür.

 

Ünlü Disklektiklerden Sözler

 

Öğretmenim sersemin teki olduğumu söylüyor, babam da aptal olduğumu düşünüyordu. Bense artık budalanın teki olduğuma karar vermiştim.

Thomas Edison /Bilim adamı

 

Öğretmenlerim aklımın yavaş çalıştığını, asosyal olduğumu ve ölene kadar aptal rüyalarımın peşinde sersemce savrulacağımı söylüyorlardı.

Albert Einstein /Bilim adamı

 

Okuma güçlüğü çeken bir bilim adamını, bilimsel becerileri olmayan bir okur-yazara tercih etmelisiniz.

Leonardo Da Vinci/Sanatcı-Bilim A.

 

Okul yıllarında kendimi oldukça bezgin ve cesaretim kırılmış hissederdim. Kendini sınıftan tamamen dışlanmış veya yarışın en sonunda hissetmek berbat bir duyguydu.

Winston Churchill/Devlet adamı

 

Ailedeki en yavaş kişi olduğumu düşünürdüm. Korkarım oldukça haklıydım ve bu gerçeği kabul etmem gerekiyordu. Yazmak ve hecelemek benim için kabustu. Yazdığım harfler asıllarından çok farklı oluyordu. Okuma ve telaffuzum da felaket derecede kötüydü.

Agahta Christie/Yazar

 

Dikkatimi toplamak konusunda kendimi eğitmem gerekiyordu. Daha iyisini yapabileceğimi ve aynı zamanda daha iyi okuyabileceğimi herkese göstermekti dileğim.

Tom Cruise/Oyuncu

 

Okulda hep kötü notlar alırdım, C’ler, D’ler ve F’ler… Sonunda okuldan kaçtım. Öğrendiğim her şeyi dinleyerek aklıma sokmam gerekiyordu. Bu da beni çok zorluyordu. Karneme hep potansiyelimi tam anlamıyla kullanamadığım notu düşülürdü.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...