Jump to content

Düşünce Zehirlenmesi


Olcix

Önerilen Mesajlar

* Zeka, düşünceyi hayatın yeni şartlarına uydurmaktır. Yani problem, mesele çözmek kuvvetidir. Mücerred, soyut fikirlerle düşünebilmektir. Zeki kimse, bunların pratiğe tatbikini sağlar.

 

* Başka bir ifadeyle zeka, düşünebilmek kuvvetidir. Zeki insan, düşüncelerinin doğru olabilmesi için, birtakım prensiplere muhtaçtır. Zeki bir kimse, büyük bir kumandan olabilir.

 

* Akıllılardan, uygun çevreden öğrendiği metodları, yeni harp vaziyetine uydurarak, kıtaları fethedebilir. Fakat, aklı az, zihnini besleyen kaynak yetersiz ise, bulunduğu çevre zihnini beslemeye müsait değilse, bir hata ile, başarıları felakete döner. Bunun tarihte örnekleri çoktur.

 

* Zihnimiz çok şaşırtıcı, oynak bir mekanizmadır. İyi yönde çalıştırıldığında, büyük başarılar üretebiliyor. Ama aynı zihin, kötü bir yönde çalıştırılırsa, bu defa da devamlı başarısızlık üretebiliyor...

 

* Zihnin beslemesiyle bedenin beslenmesinde önemli benzerlikler var: Mesela, milyonlarca insan rejim yapmaktadır. Dengeli beslenmeye çalışmaktadır. Fiziksel dayanıklılık, hastalığa karşı direnç, hep yediğimiz şeylerle çok yakından ilişkilidir. Vücut, neyle besleniyorsa, odur.

 

* Bunun gibi zihin de ne ile beslenirse, odur. Zihinsel yiyecekler tabii ki, paketler halinde gelmez ve marketlerde satılmaz. Zihinsel yiyecekler, içinde bulunduğumuz çevredir.

 

* Hepimizin içinde gelişmeye açık belli bir kapasite vardır. Ama gerek bu kapasitenin ne kadar geliştirileceği, gerekse de kapasiteyi geliştirme biçimi, tamamiyle zihnin ne ile beslendiğine bağlıdır.

 

* Zihin de tıpkı vücudun aldığı besinleri yansıtması gibi, çevresi onu ne ile beslerse, onu yansıtır.

 

* Hiç düşündünüz mü? Yetişmiş olduğunuz ülke yerine, yabancı bir ülkede yetişmiş olsaydınız, ne tür bir insan olurdunuz?

 

* Anlayışınız ne olurdu? Ne tür yiyecekleri tercih ederdiniz? Giyim tercihleriniz aynı mı olurdu? En çok ne tür şeyleri severdiniz? Ne tür işler yapardınız? Dininiz ne olurdu?

 

* İnsanın içinde bulunduğu çevresinin, onun zihnî yapısını meydana getirmede çok önemli bir yeri vardır. Olumsuz insanlarla kurulan uzun süreli ilişkiler, olumsuz düşünmeye başlamamıza sebep olur.

 

* Basit insanlarla yakın ilişkiler, basit alışkanlıklarımızın doğmasını sağlar. Yine aynı şekilde; büyük fikirleri, idealleri olan insanlarla ilişki içinde olmak, düşünce seviyesini yükseltir insanın.

 

* Hırslı insanlarla yakın ilişki kurmak bizi de hırslandırır. İnsanın kişiliği, hırsları, hayattaki statüsü, içinde bulunduğu fiziksel çevrenin sonucudur.

 

* İnsan, beş, on, yirmi yıl değişik bir çevrede kalsa, eski kimliği kaybolur ve yeni bir kimliğe bürünür. Bulunduğu çevreye bağımlı olur.

 

* Çevresinde yoğun hava kirliliği olan kimse, zehirlenmeye mahkumdur. Ben hem bu kirli havada yaşayacağım, hem de zehirlenmeyeceğim demek eşyanın tabiatına aykırıdır.

 

* Bedenimizi zehirlememek için, yiyecek ve içeceklerimize de dikkat ederiz. Bozuk gıdalardan yemeyiz. Kazara yemişsek hemen tedbirini alır, hastahaneye koşarız.

 

* Fakat vücut zehirlenmesinden çok daha önemli bir zehirlenme daha vardır ki, bunun üzerinde pek durulmaz. Hele hele tedavisi kimsenin aklına gelmez. Bu da zihin zehirlenmesidir.

 

* Biraz da gizlice faaliyet gösteren bu düşünce zehirlenmesinin birçok çeşitleri vardır. Fakat, bunlar kokmuş gıdalar gibi kolay fark edilmezler.

 

* Bozuk gıdalar gibi, bunların sevimsiz kokuları da yoktur. Aksine, hoşa giden, nefsin tadına doyamadığı lezzetleri vardır. İşte size en başta gelen zehirler: Mesela, “Dedikodu”, “Gıybet”, “Su-i zan” insanların en çok hoşuna giden şeyler... Bunun için bıldırcın etine benzetilmiştir bunlar...

 

* Düşünce zehiri, vücut zehirinden iki açıdan farklıdır. Vücudu değil de aklı zehirler ve anlaşılması, fark edilmesi daha zordur. Zehiri alan kişi, genellikle bunun farkında bile olmaz.

 

* Düşünce zehirinin anlaşılması zordur, ama doğrusu büyük işler yapar. Topluma büyük zararlar verir. Bizi ufak tefek, önemsiz şeyleri düşünmeye zorlayarak, düşünce kapasitemizi düşürür. İnsanlar hakkındaki düşüncelerimizi saptırır ve çarpıtır. Çünkü gerçeklerin tahrif edilmesi üzerine kurulmuştur. Geçmişteki milletleri, devletleri, medeniyetleri öldürüp, yok eden hep bu zehirdir.

 

* Bu öyle bir zehirdir ki, sadece kişiyi zehirlemekle kalmaz. Aileyi, cemiyeti, devletleri, hatta imparatorlukları zehirler. Aile fertlerini, toplum fertlerini, devletleri birbirine düşürür. Bütün insanlar birbirini yerler. İnsanlar, insanlıktan uzaklaşıp canavarlaşırlar.

 

Mehmet Oruç - Gül Bahçeleri

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...