Jump to content

Çarmıhını Taşıyan İsa( Ghent Versiyonu)


Melâl
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

HIERONYMUS BOSCH

 

 

Albert Camus’nün Veba romanının Can Sanat Yayınlarından çıkan 16. baskısının kapağını Hieronymus Bosch’un Çarmıhını Taşıyan İsa( Ghent versiyonu) tablosu süslemektedir. Bosch’un bu konuyu resmeden iki ayrı tablosu daha vardır: Biri 1500lerde çizilmiş olup Viyana Kunthistoriches Müzesinde sergilenen Viyana versiyonu , diğeri de 1498′de çizilmiş olup Madrid Kraliyet Sarayı’nda sergilenen Madrid versiyonudur.

 

666px-Jheronimus_Bosch_or_follower_001.jpg

 

 

Bu yazıda Hieronymus Bosch’un, Çarmıhını Taşıyan İsa Ghent versiyonu ele alınacaktır. Tablonun 1515-1516 yıllarında yapıldığı zannedilmektedir. Tahta üzerine yağlı boya ile çizilmiştir. 74cm-81 cm boyutlarındadır. Belçika’nın Ghent şehrinde Güzel Sanatlar Müzesi’nde sergilenmektedir. Ghent Müzesi tarafından 1902′de satın alınmış, 1956 – 57 yılları arasında restore edilmiştir.

 

Figürler nefretin ve alayın çarpıcı etkisini tasvir etmek için yan yana dizilmişlerdir. İsa’yı saran kalabalık, rahatsız edici bir kalabalıktır. Kötülük simgesel değil, biçimsiz yüz hatları, kanca burunlar, büzülmüş kulaklar, dişsiz ağızlar ile insanda cisimlenir. Profilden görülen yüzleri, arada hiç boşluk kalmaksızın, önden ya da çeyrek açıdan görülen başlar izler. Haçın diagonal hattını izleyerek İsa’nın dingin yüzünde zirveye ulaşan 19 figürden oluşan bu teknik, sahnede bir hareket hissi yaratır. Hatlar ve detaylar, yüzlerin karikatürize edilmesinden önce hayatın dikkatle gözlenmiş olduğunu da anlatır. Sağ üst köşede bulunan iyi hırsızın cildi soluktur. Suçunu yanındaki keşişe itiraf etmiştir. Keşişin tehditkar görünüşünden gözü korkmuş, korku ve günahtan tükenmiş gibidir. Ruhban sınıfına ait bir temsilcinin tehditkâr, gözleri öfkeden dönmüş, dişsiz, çirkin, otoriter çizilmiş olması bir tesadüf değildir. Tanrı’nın ve temsil ettiklerinin yeryüzündeki elçisi olması gereken bu sınıfın, dünyevi meselere çok fazla gömülmüş olmalarına, insanlar üzerinde kurduğu egemenliğe, kendilerine çıkar sağlıyor olmalarına getirilmiş bir eleştiridir. Tövbekârın gözleri, aynı köşegendeki İsa ile Veroninca’nınkiler gibi kapalıdır. Bu sayede iyi, insanda bulmuş olduğu kötülüğün rahatsız eden görünüşünden soyutlanır. Oysa sağ alt köşedeki tövbe etmeyen kötü hırsız, kendisini alaycı ifadelerle süzen üç adama küstahça bakar. Pişmanlık duymadan kaderine hazırlanır. Çarmıha doğru ilerleyen şeytani geçit alayının başını, parlayan miğferi ve kalkanıyla bir muhafız çeker. Karakterlerin o dönem betimlemelerinde, kısa kalın bir boyun ve baş, aptallığın göstergesiyken, büyük, geniş bir ağız kavgacı, hilebaz ve kötü bir kişiyi simgeler. 16.y.y.ın başlarında İtalya Rönesansında yaşanan klasik güzelliğin zerafetine karşın, Bosch, adeta bir çirkin imgeler topluluğu çıkarır karşımıza. Leonardo, Raffeollo ve Michalengelo İtalya’da klasik güzelliğin izini sürerken Bosch’un yarattığı bu çirkin imgeler topluluğu bizi şaşırtmamalıdır. İtalyan Rönesansı’nın iyimser dünya görüşüne karşın, Kuzey’de gerçekliği keşfetmeye başlayan sanatçıların ve bilim insanlarının içi kuşku ve karamsarlıkla doluydu. 15. y.y.da Hollanda’da yaşanan büyük ekonomik dönüşümleri sosyal çatışmalar, savaşlar, veba salgınları ve açlık felaketleri izlemişti. İnsanlar bütün bu korkunç olaylara Tanrı’nın gazabını çektikleri için maruz kaldıklarını düşünüyorlardı. Tanrı onlara kol kanat germiyordu artık. Güvensizlik duyguları dinsel fanatizmi doğurdu. Ülkenin yolları kendini kırbaçlaya , günahkar olmakla suçlayan ve avaz avaz günah çıkartan insan kalabalıklarıyla doldu. Acımasız ”cadı katliamları” alıp başını giderken, herşeye çare bulacağını iddia eden tarikatlar belirdi. Dünyevi iktidarın meselelerine çok fazla gömülmüş olan Roma Katolik Kilisesi, dini konulardaki inandırıcılığını kaybetmeye başladı. Artık kuşkucu insan yığınlarının taleplerine cevap veremiyordu. Din , büyük bir krize girmişti. Bir yön değişikliği, bir ” Reform ” ihtiyacı, gözardı edilemez hale geliyordu. Martin Luther’in (1483-1546) öncülüğünü yaptığı Tanrı ile kul arasındaki aracı kurumu kaldıran görüş, ortaçağdan beri süregelen dinsel baskıları, hem toplum üzerinden hem de sanatsal açıdan ortadan kaldırmıştır. Roma Katolik Kilisesi’nin katı ve tutucu dayatmasına bir karşı çıkış olarak akılcı ve özgür düşünceyi savunan bu reform hareketi, Protestan Kilisenin kurulmasına da öncü olmuştur. Ayrıca Kuzey Avrupa’nın önemli bir liman kenti olan Anvers deniz ticareti ile zenginleşerek kendi burjuva sınıfını yaratmıştır. Kilisenin baskılarının ortadan kalkması ve burjuvazinin sanatı desteklemesi sonucu Flaman sanatı gelişmiştir. Flaman sanatçıların yapıtları, çağdaşı İtalyan Rönesansı sanatçılarına oranla daha gerçekçi ve akılcıdır. kaynaklar:

1wikipedia

 

2.Rönesanstan Günümüze Resim Sanatının Öyküsü Anna – Carola Krausse

3.Analitik Resim Çözümlemeleri Leyla Varlık Şentürk

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...