Jump to content

Kişilik Kuramları...


Renan
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Kişilik, çok geniş ve karmaşık bir olgudur. Bu yüzden henüz tam olarak açıklanamamıştır. Buna karşın bu alanda sürekli olarak araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmalar sonucunda kişiliğin oluşumunu ve gelişimini açıklamaya çalışan birçok kuram geliştirilmiştir. Bu kuramlardan bazıları şunlardır:

 

TEMEL EĞİLİM KURAMLARI

Temel eğilim, insanın davranışlarının, sebat, hız, uyumluluk, duygusallık vb. özelliklere yatkın olma durumudur. Bu kuramı savunanlara göre, bireyin doğuştan getirdiği fiziksel yapısı ile kişiliği arasında sıkı bir bağlantı vardır. Kalıtım ile doğuştan getirilen eğilim ve özellikler birbirini tamamlar.

 

Bazı araştırmacılar bu görüşe dayanarak beden yapılarına göre kişilik tipleri belirlemişlerdir. Örneğin, Sheldon (Şeldon), beden özelliklerine göre bireyleri endomorfi, mezomorfı ve ektomorfi olmak üzere üç tipe ayırmıştır.

 

Endomorfı, genellikle şişman ve kısa beden yapısı içinde rahatı, zevki, yemeyi ve sosyal kişileri seven insan tipidir.

 

Mezomorfi, genellikle kemik ve kasları gelişmiş beden yapısı içinde hareketlilik, enerjik olma ve atılganlık özelliği gösteren insan tipidir.

 

Ektomorfi, genellikle narin ince, uzun beden yapısı içinde utangaç, içe dönük, sakin, duygusal insan tipidir.

 

Ayrıca Hipokrat, Kretschmer gibi bazı araştırmacılar da beden yapısı ile kişilik arasında bağ kurmaya çalışan bunun gibi kuramlar ortaya koymuşlardır.

 

Günümüzde, fiziksel yapı ile kişilik yapısı arasında bağ kurma kabul görmemektedir.

 

PSİKODİNAMİK KURAMLAR

Psikodinamik kuramın kurucusu olan Sigmund Freud'a göre, kişilik, üç ana sistemden oluşmuştur. Bunlar id (alt benlik), ego (benlik) ve süper ego (üst benlik)'dur. Freud'a göre her sistemin kendine özgü işlevleri vardır. Fakat, bu sistemler, etkileşimde bulunarak davranışı şekillendirirler.

 

İD: Kişiliğin en ilkel kalıtımsal dürtü ve arzularını içerir. Bu bölüm, temel biyolojik dürtülerden oluşur. Freud'a göre idi oluşturan iki temel dürtü vardır. Bunlar; cinsellik ve saldırganlık dürtüleridir. İd, davranışımızı yönlendiren psikolojik enerji kaynağıdır. Zevk ilkesine göre çalışır. İd, arzularının hemen yerine getirilmesini ister. Dış koşullardan bağımsız olarak acıdan kaçınmaya ve haz elde etmeye çalışır.

 

EGO: Kişiliğin psikolojik yanıdır. İdin isteklerini denetim altında tutmaya çalışan kişilik birimidir. Ego, gerçeklik ilkesine uygun olarak hareket eder. İdden gelen isteklerin uygun olanlarını yerine getirir, uygun olmayanları ise bekletir. Bu yönü ile ego, id ile süper ego arasında aracı görevi görür. Ego, kişiliğimizin yönetici kısmıdır. Bunu yaparken mantıklı ve gerçekçi davranır. Aynı zamanda akılcı ve pratiktir.

 

SÜPER EGO: Kişiliğin toplumsal değerlerle ilgili yanını ifade eder. İnsanların davranışlarını, toplumdaki değerlere göre yorumlar. Kısaca, bireyin vicdanıdır. İdden gelen ve egodan geçen isteklerin toplumsal değerlere uygunluğunu araştırır. Uygunsa yapılmasına izin verir; değilse bilinçaltına atılmasını sağlar.

 

İd, ego ve süper ego kavramları, bir arada işleyen, iç içe olan kişilik birimleridir. Bunlan, kesin hatları ile birbirinden ayırmak zordur.

 

Freud'a göre id, arzu ve istekleri; ego, mantığı; süper ego ise vicdanı temsil eder. Kişiliğin oluşmasını sağlayan, bu birimlerden hangisinin baskın olduğudur. Örneğin, süper egosu baskın olan kişi, utangaç, duygularını açığa vuramayan, bütün davranışlarında toplumsal değerleri ön plana çıkaran bir kişilik oluşturur.

 

İdi baskın olan kişi, sadece kendini düşünen, zevkine düşkün, katı yürekli bir kişilik oluşturur.

Egosu baskın olan kişi, kendisini ve çevresindekileri düşünen ve buna göre davranan bir kişilik oluşturur. Ego ve süper ego, ide bağlı olarak gelişir. Bazen birbiri ile çelişen bu üç birim, genellikle birlikte çalışarak bütünleşmiş bir davranış oluştururlar.

 

İdden gelen ve ego tarafından benimsenmeyen arzu ve istekler bilinçaltına atılır. Bilinçaltındaki bu arzu ve istekler sürekli olarak davranışlarımızı etkiler. Freud'un "Psişik Determinizm" ilkesine göre bütün davranışlarımızın farkında olmadığımız bilinçaltından kaynaklanan nedenleri vardır. Bilinçaltının davranışlarımızı şekillendirmesi, kişiliğimize de yön verir.

 

Freud'a göre kişilik, çeşitli aşamalardan geçerek oluşur. Bu aşamalar, doğumla başlar ve kişiliğin yerleşmesi ile sona erer. Bunlar Oral, Anal, Fallik, Latent ve Genital aşamalardır.

 

Jung, Adler, Horney, Fromm gibi psikodinamik kuramı savunan psikologlar, bu görüşlerinden dolayı Freud'dan ayrılırlar. Bunlar, Freud'un, kişiliğin içgüdüsel ve biyolojik yönlerini aşırı vurguladığını savunurlar. Bunun yanında, kişiliğin oluşmasında toplumsal çevrenin etkisini görmezden geldiğini söylerler.

 

ÖĞRENME KURAMLARI

Bu kuramını savunanlar, davranışçı yaklaşım içindeki psikologlardır. Bunlara göre kişilik, yaşanmış deneyimlerden ve öğrenilmiş davranışlardan oluşur. Bütün davranış özelliklerimiz bu şekilde oluşmuştur. Örneğin, bir kişi utangaç davranıyorsa bunun nedenini onun geçmiş yaşantılarında aramak gerekir.

 

Öğrenme kuramını savunanlara göre kişilik, pekiştirilen davranışlar sonucunda oluşmuştur. Toplum içinde insan davranışları, ödüllendirme ya da cezalandırma yolu ile pekiştirilir. Pekişen davranış sürekli hale gelerek kişilik özelliği olur. Örneğin, bir toplumda doğru sözlülük ödüllendirilir, yalancılık cezalandırılırsa o toplumda doğru sözlülük pekişir. Bunun sonucunda o toplumun bireylerinde doğru sözlülük daha yaygın olarak gerçekleşir.

 

Bu kuramı savunan Skinner'e göre kişilik, koşullanma yolu ile öğrenme sonucunda oluşur. Korkularımız, zevklerimiz, insanlarla ilişkimiz, iyi ve kötü alışkanlıklarımız bu yolla kazanılmıştır.

 

Albert Bandura, koşullanmaya ek olarak kişiliğin oluşmasında, başkalarının davranışlarını gözleyerek öğrenmenin önemini vurgular. Ona göre taklit, bireyin kişiliğinin oluşmasında çok etkilidir. Bandura'ya göre, bireyin içinde yaşadığı toplumsal çevre ve örnek aldığı insanlar kişiliğin oluşmasında önemli bir faktördür.

 

Julian Rotter, kişiliği, "beklenti - değer" kuramı ile açıklar. Birey, bir davranışı, sonucu için yapar. Eğer bu sonuç birey için bir değer taşıyorsa o davranış sürekli hale gelir. Eğer bu sonucun birey için bir değeri yoksa bu davranış tekrarlanmaz. Rotter'e göre kişilik, tekrarlanan davranışlar sonucunda oluşur.

 

Öğrenme kuramları karaktere önem verip mizacı dışlamışlardır. Bu nedenle kişilik ile ilgili görüşleri tek yönlü kalmaktadır.

 

HÜMANİSTİK VE VAROLUŞÇU KURAMLAR

Hümanistik kuramlar, kişiyi ve kişiliği iyimser bir tavırla ele alır. Doğuştan her insanın iyi olduğu ilkesi görüşlerinin temelini oluşturur. Bu kuramı savunan psikologlar, kişiliği oluşturan etmen olarak bireyin kendisini ön plana çıkarırlar. Bunlara göre kişilik, bireyin kendini yönlendirmesi ve benlik bilinci sonucunda oluşur.

 

Hümanistik kuramının önde gelen savunucusu Carl Rogers'tir. Rogers, kişiliğin oluşmasında "benlik bilinci"ne önem verir. Bir kimsenin benlik bilinci, o bireyin kendini nasıl gördüğü yani kendisi ile ilgili düşünceleri ve kanaatleridir. Her insan, olumlu ve gelişmiş bir benlik geliştirmeye çalışır.

 

Rogers'e göre olumlu bir benlik bilinci geliştirebilmemiz için, "koşulsuz sevgi" ortamında yetişmemiz gerekir. Koşulsuz sevgi; birey ne yaparsa yapsın, onun sevgi ve saygıya layık olduğunu kabul etmektir. Koşulsuz sevgi ortamında büyüyen insanların benlik bilinçleri güçlü ve olumlu olur.

 

Maslow bu konuda "kendini gerçekleştirme" kavramı üzerinde durur. Kendini gerçekleştirme, bireyin, beklentilerini gerçekleştirmek için tüm potansiyelini kullanabilmesidir. Kendini gerçekleştiren kişi, içinde yaşadığı topluma uyumlu, kendine güveni olan, dürüst, çevresinde olanları olduğu gibi kabul eden, kendine ve yaşama gülebilen kişidir.

 

Görüldüğü gibi hiçbir kuram tek başına tam olarak kişiliği açıklayamamıştır, incelediğimiz dört kuramın da bazı eksiklikleri vardır. Ama bunları tamamıyla yanlış olarak kabul etmek doğru değildir. Günümüzde kişiliği tüm yönleri ile açıklayan bir kuram geliştirmek çok zordur. Bunun nedeni kişiliğin çok geniş ve karmaşık bir olgu olmasıdır.

 

KİŞİLİĞİ OLUŞTURAN ETMENLER

Kişilik, bir insanı diğer insanlardan ayıran davranışların oluşturduğu bütündür. Bu bütünü oluşturan etmenler çok çeşitlidir. Kişiliğin oluşmasını en fazla etkileyen başlıca etmenler; kalıtım, fizyolojik etmenler, bilinçaltı etmenler, sosyal ve kültürel çevredir.

 

KALITIM

İnsanlar arasında, doğumdan kısa bir süre sonra, duygu ve davranış düzeyinde farklar görülür. Bu farklar birey davranışlarında, kalıtımın etkili olduğunu gösterir. Kişiliğimizin bir yönü olan mizacın kalıtımla doğuştan kazanıldığı kabul edilmektedir. Özdeş ikizler üzerinde yapılan deneyler bu görüşü desteklemektedir. Amerikalı Psikolog W. Herman, hayatlarının bir bölümünde ayrı yetişmiş olan ikizler üzerinde deneyler yapmıştır. Bu deneyler sonucunda ayrı yetişen özdeş ikizlerin birbirine benzediğini tespit etmiştir. Fakat, bu bilgilerin bilimsel olarak kanıtlanması çok zordur.

 

FİZYOLOJİK ETMENLER

Kişiliği etkileyen diğer bir faktör de organizmanın yapısı ve işleyişi ile ilgili fizyolojik etmenlerdir. Bu etmenlerin başında; iç salgı bezleri, hormonlar, otonom sinir sistemi gelir. İç salgı bezlerinin salgıladığı hormonların azlığı ya da çokluğu organizmanın işleyişini bozar. Bu durum organizma ile birlikte kişiliği de etkiler.

 

Boğazda bulunan tiroit bezi, tiroksin adı verilen bir hormon üretir. Tiroksin hormonu, organizmanın işleyişini etkiler. Tiroksin hormonu fazla salgılandığı zaman bireyde heyecan, gerginlik ve uykusuzluğa neden olur. Tiroksin üretiminde azalma olursa bireyde yorgunluk ve tembellik oluşur. Bu iki durum da kişiliği etkiler.

 

BİLİNÇALTI ETMENLER

Her insanın kendine özgü arzuları, duygu ve düşünceleri, inançları vardır. Bunların bir kısmı mantıklı ve toplumsal değerlere uygun olmadığı için bilinçaltına atılır. İşte bilinçaltındaki bu arzular, duygu ve düşünceler, inançlar davranışlarımızı ve kişilik gelişimimizi olumsuz etkiler. Çocukken anne ve babası tarafından devamlı suçlanan bir çocuğun bilinçaltına suçluluk duygusu yerleşir. Suçluluk duygusu çocuğun kişiliğini etkiler. Karşılaştığı bütün problemli durumlarda kendini suçlu hisseder.

 

SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKENLER

Bireyin kişilik özelliklerinin çoğu, içinde yaşadığı sosyal ve kültürel çevrenin eseridir. Bu özellikler toplum içinde yaşayarak öğrenilir. Birey, toplum içindeki ahlak kurallarını, örf ve adetleri, inançları öğrenerek bunlara uygun davranır. Bunlar, bireyde davranış kalıplan oluştururlar. Davranış kalıpları, yerleşik hale gelince kişiliği oluşturur.

 

Bireyin toplum içindeki değerleri öğrenmesi, benimsemesi ve bunlara uygun davranması çok uzun bir süreçtir. Bu sürece sosyalleşme adı verilir. Sosyalleşme ailede başlar. Birey aile içinde hangi davranışları yapıp hangilerini yapmayacağını öğrenir. Daha sonra okul, arkadaş grupları ve mesleği sosyalleşmesini devam ettirir.

 

Bireyin tavırları, duygu, düşünce ve kanaatleri; anne ya da babanın ölümü, ciddi bir kaza ve göç gibi bireysel yaşantılar da kişiliğin gelişimini etkiler.

 

Bu etmenlerin hiçbiri, tek başına kişiliği oluşturmaz. Kişilik; biyolojik, fizyolojik ve sosyal etmenlerin bireyi uzun süre etkilemesi sonucu oluşur.

 

Kişiliğimiz, bir engellenme ve çatışma ile karşılaştığımızda ne tür davranış göstereceğimizi etkiler. Çatışma ve engellenme ile karşılaşan birey, kişiliğine uygun savunma mekanizması geliştirir. Örneğin, haksız yere azar işiten iki insandan biri bunu bastırdığı halde diğeri duvarları tekmeleyerek tepkisini belirtir. Bu durum, kişilik ile savunma mekanizmaları arasında güçlü bir bağ olduğunu gösterir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Kişilik Psikolojisi ve Kişilik Kuramları...

      Kişilik Psikolojisi ve Kişilik kavramlarını tanımlayacak, kişiliğin gelişimine etki eden biyolojik ve çevresel etkenleri açıklamak Kişilik, çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Kişiliğin gelişmesini etkileyen başlıca etkenler biyolojik ve çevresel olmak üzere iki genel grupta incelenmiştir. Kişiliğin anlaşılması ve incelenmesine yönelik çeşitli kuramlar geliştirilmiştir.   Kişiliğin anlaşılması ve incelenmesine yönelik geliştirilen kuramları tanımlayabilmek Bunlardan başlıcaları psikoanalitik,

      , Yer: Psikoloji

    • Örtük Kişilik Kuramları...

      Boşlukları Doldurmak   Bireyler sosyal hayatın doğası ile ilgili kendilerinden emin olamadıkları zaman boşlukları gidermek için şemalarına başvururlar. Şema akılsal bir kısa yoldur: ilgilerimiz yeterli olmadığı zaman bize boşlukları gidermek için ilave veri sağlarlar. Bundan dolayı da, başka insanları algılamaya çalıştığımızda, çıkış noktası olarak elimizde sadece bir kişiyle alakalı sayılı gözlem bulunur, ondan sonra şemalarımızı kullanarak anlayışımızı oluştururuz. Şemalar seri bir biçimde,

      , Yer: Ansiklopedi

×
×
  • Yeni Oluştur...