Jump to content

Resimde ve Müzikte İzlenimcilik...


Renan
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

müziğin tarihçesi - izlenimci müzik - iİzlenimci akımda ressamlar - izlenimci müziğin özellikleri

 

Resimde 19. yüzyıl sonlarında nesneleri kavramdan sıyırıp anlık görüntü izlenimini veren İzlenimcilik, müzikte de 20. yüzyıl başlarında etkinleşir. O günlerde sanatın başkenti olan Paris, resim, müzik ve heykel dallarında zengin örnekler üretmektedir. Simgeciliğin (symbolism) edebiyattaki etkinliği de müziğe yansımıştır. Şair Stephane Mallarme (1842-1898), Wagner’in leitmotiv kavramından kaynaklanarak şiirde simgeciliğin öncülüğünü yapar.

 

Monet, Degas, Whistler ve Renoir gibi izlenimci ressamların su damlacıklarının ya da bir sis perdesinin ardından sundukları görüntüler, bestecilerde de aynı izlenimin uyanmasına yol açar. Örneğin: Debussy, Ravel, Faure vb, bazı yapıtlarında müziği ince bir tül perdesinin ardından duyuran bir teknik oluştururlar. Bir öyküyü, nesneyi doğrudan betimlemek yerine onun bellekte bıraktığı buğulu izlenimini duyururlar. Teknik olarak akorların belirsizlik duygusu yaratan yeni birleşimleri, egzotik diziler ve yoğun kromatik doku, müzikte izlenimci araçlar olmuştur.

 

İzlenimci müzik, Geç Romantik senfoniler gibi bir çeşit program taşır. Ancak bir öyküyü anlatmak ya da bir duyguyu dile getirmek değildir amacı. Yapıta verilen başlığa göre bir ortam yaratmak, bir duyguyu uyandırmak peşindedir. Özgürce duygulanım, duyduğunu bağımsızca müziğe aktarma ve imgelerin sınırsız boşluğunda dolaşabilmeyi özler. Tıpkı izlenimci ressamların dar stüdyoları bırakıp, tuvallerini kırların ortasına taşıyarak sınırsızlık aramaları gibi. Edebiyat dalında ise bu arayışın başlıca öncüsü Marcel Proust’tur. Bir kır manzarasının yazarda uyandırdığı izlenimi betimlerken, ressamın aynı manzarayı bir tabloya aktarmasındaki tekniği işler. Güneş ışıklarının, doğanın o ışıklara göre aldığı renklerin, gölgelerin, parlak-mat karşıtlığının oluşturduğu ortam, yazarı büyüler.

 

Ressam, ışığın özünü kavramaya çalışırken microstructure yöntemine başvurur, ışığı parçacıklara böler. Müzikte izlenimci tekniği işleyen besteciler de sesi oluşturan öğeleri temele indirgeyip, akorları parçalayarak, bölerek yeni bir çözümlemeye giderler. Debussy’nin bölünmüş dörtlü’sû ve çalgıların tınısında ses düzeyini alçaltması, en küçük ses titreşimine dek varması, resimdeki fragmantasyon tekniğine benzer.

 

İzlenimci akımda ressamın tam renk, saf renk arayışı, bestecinin saf ses, tam ses (ton juste) arayışına koşuttur. Edebiyatta ise Flaubert’in “tam sözcüğü” arayışı, sanat dalları arasında bu dönemdeki etkileşimi sergiler. Verlaine, Şiir Sanatı’nda şiir, resim ve müziği iç içe dile getirir, belki müziğin her şeye egemen oluşunu da biraz eleştirir:

 

Müzik, her şeyden önce müzik olmalı

Onun için tekli dizeden şaşma

Daha belirsizdir, erir havada

Ne ağırbaşlıdır, ne tumturaklı

Kelime seçerken de meydan senin,

Bile bile bir nebze aldanmalı.

Dumanlısı güzeldir türkülerin,

Öyle hem seçik olsun, hem kapalı.

Güzel gözler tül ardında görünsün,

Gün ışığı titremeli şiirinde

Ak yıldızlar maviliğe burunsun

Ilgıt ılgıt sonbahar göklerinde.

Ararengin peşindeyiz çünkü biz

Rengin değil, ararengin sadece.

Ancak öyle sarmaş dolaş ederiz

Kavalı boruyla rüyayı düşle.

Nükte belasından kurtulmaya bak

Acı zekâ, sulu gülüş neyine?

işe karıştı mı bu cins sarmısak

Maviliğin yaş dolar gözlerine.

Nedir bu kafiyeden çektiğimiz

Hangi sağır çocuk ya da deli zenci

Sarmış başımıza bu meymenetsiz,

Bu kof sesler çıkaran kalp inciyi?

Hep musiki, biraz daha musiki,

Havalanan bir şey olmalı mısra

Deli gönülden kalkıp gitmeli

Başka göklere, başka sevdalara. (Paul Verlaine)

 

İzlenimci resimde renk ve ışığın ardına saklanan konu, simgesel şiirde ritim ve sesin gölgesine gizlenirken, müzikte de sesin kulakta bıraktığı hoş izlenimlerin ardına süzülür. Debussy pek çok yapıtında doğa izlenimlerini müziğine aktarmıştır. Doğayı, özellikle denizi, bir çocuk kadar saf ve yalın bulduğunu söyler.

 

Debussy’ye göre bir bestecinin kimliği, orkestrasında kullandığı renk ve gölge oyunlarında yansır. Her parçanın özüne göre çalgı seçimi yapılmalıdır. Flütle seslendirilmek üzere yazılmış bir parça piyanoda çalındığında özünden çok şey yitirecektir. Debussy ve Ravel’in piyano müziğinde de izlenimci sanat önemli bir yer tutar. Akorların bir tül perdesi ardına bürünmesi, susturucu pedal ile seslerin büyülü bir ortamda buharlaşması, şiirsel bir yumak oluşturur.

 

Debussy’nin Estampes, Images ve Preludes başlıklı albümlerinde ve Ravel’in Su Oyunları, Aynalar ve Gecenin Çocuğu başlıklı yapıtlarında izlenimci piyano müziğinin en tipik örneklerini buluruz. Ayrıca Ravel’in İspanyol Rapsodisi ve Daphnis ile Chloe başlıklı senfonik yapıtı da izlenimci orkestra müziğinin örnekleridir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...