Jump to content

Kişisel Bilgilerimiz Nereden Gelir?..


Renan
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Kişisel bilgiler birçok kaynaktan gelir. Bazıları kendiliğinden gelişiyormuş görünebilir. Açık bir örnek olarak bazı bilgilerin nereden geldiğinden emin olmayabiliriz; ama doğruluklarından emin olabiliriz.

 

[h=2]Toplumsallaşma Süreci[/h]Kişisel bilgilerimizin çoğu toplumsallaşma sürecinde gerçekleşir. Çocukluk döneminde belirli yollarla ailemiz, öğretmenlerimiz ve arkadaşlarımız gibi davranırız ve dinsel etnik gruplara veya kültürel aktivitelere katılırız. Kişiliğimizin anlamlı yönlerinin olması sonradan kazanılır. Ailesi tarafından her hafta sonu sergi ve konsere götürülen bir çocuk, kendinin bir kültürel kimliğe sahip olduğunu düşünebilir. Toplumsallaşma biçimi önceki tecrübelerimizin özüdür. Bu deneyimlerimizin düzenli olması sonunda kişisel kavramların anlam bulması gerçekleşir.

 

[h=2]Değer Yargılarımız - Değer Yargılarının Yansıması[/h]Kendimiz hakkında öğrendiğimiz şeylerden biri de diğer insanların bize olan tepkileridir. Cooley’in geliştirdiği “kendi bardağına bakma” ilkesi insanların kendilerini ve diğer insanları algılamalarını ve onlardan sorumlu olmayı savunur. Diğer insanların bize olan tepkilerini nasıl algıladığımız, değer yargılarının yansıması olarak adlandırılır (Sears, 2000).(Taylor, Peplau, Sears,2000)

İnsanlardan Geribildirim

 

Bazen insanlar kişisel bilgilerimiz hakkında geribildirim verirler. Bu süreç toplumsallaşma sürecinde başlar. Ailemizin bize söylediği, bu kadar çekingen olma, piyano çalarken nasıl daha iyi olabilirsin veya nasıl daha iyi bir okuyucu olabilirsin gibi. Genellikle ailelerin çocukları için düşündükleri, kendi yetenekleri ve çocukların kişisel düşünce kavramları arasında boyutsal bir ilişki vardır. Çocukluk ve ergenlik döneminden sonra geribildirimleri dikkate almak daha önemli olabilir.

 

Örneğin Koç, takıma aday seçerken, kimin seçildiği popülaritemiz açısından çok önemlidir. Takıma alınmayı popüler olmanın ölçüsü olarak görürüz. Öğrenciler, öğretmenlerine akademik notları hakkındaki yorumları ve yeteneklerini açıkça gösterebilirler ve bunun sonunda geri bildirimler alırlar.

 

Araştırmacılar, insanların kişisel özellikleri hakkında objektif geribildirimler yapılmasını öneriyorlar. Tarafsız geribildirimler, kişisel düşüncelerden daha dürüst ve daha az önyargılı olarak ele alınır. Özellikle büyük bir çoğunluğun paylaştığı fikirlerin doğruluğuna inanmaya başlarız.

 

[h=2]Kişisel Algı[/h]İnsanların davranışlarını gözlemleyerek kişisel özelliklerini anlamaya çalışırız. Yani, aslında bu bir kendimizi izleme sürecidir. Biz kendimiz için, sürekli olarak emin hareketler, emin yiyecekler veya emin insanları tercih ediyoruz.

 

Buna rağmen, Dearly Bems’in (1967, 1972) kişisel algı teorisi, kişisel bilginin kaynağının, kişi tarafından öncelikli olarak yararlı olduğunu, ama belli bir merkezi olmadığını ileri sürüyor (Aktaran: Taylor, Peplau, Sears, 2000). Örneğin ançüezden hoşlanmıyorsanız, pizzanın üzerindeki ançüezden nasıl sakındığınızı incelemeye gerek yoktur. Anneler gününde anneniz için çiçek siparişi verirken, annenizi nasıl sevdiğinizi incelemeye gerek yoktur. Kişisel algının en önemli tarafı, sürekli inançlarımızın biçimini davranışlar ve etkili önceliklerimizi içten ve açık bir şekilde dile getirmektir.

 

[h=2]Etiketli Psikolojik Uyarılma Durumları[/h]Psikolojik uyarılmalarımız kişilik özelliklerimizi ve iç durumumuzu belirler. Bazı şeylerin tehdit edici olup olmadığını, bir köpeğin tehlikesini ve aldatan eşi; zihinsel, psikolojik ve duygusal şekilde anlamak ve tanımlamakla sorumluyuz. Ama birçok duygusal tepkinin biyokimyası aynıdır. Özel olmayan duygusal durumların dışında genellikle çok ve az uyarılmayı ayırt edebiliriz.

 

Stanley Schachter’a (1964) göre (aktaran: Taylor, Peplau, Sears, 2000) duygusal algılarımız, sahip olduğumuz uyarılma düzeyine, başvurduğumuz bilişsel etikete bağlıdır. Bilişsel etikete varmak için, davranışlarımızı ve durumlarımızı gözden geçirmeliyiz. Örneğin eğer izlediğimiz komedi programından sonra kahkahalarla gülüyorsak, bundan mutlu olduğumuz sonucunu çıkarabiliriz. Bu bağlamda algı teorisi; iç durumumuzdaki anlam belirsizliği üzerinde duruyor ve bunun yalnızca dışsal çevrenin ve yapılan davranışların algılanmasına bağlı olduğunu söylüyor.

 

Bazen bulanıklıklar olsa da genellikle uyarılma durumlarımız bu kadar belirsiz olmaz. Genelde duygusal durumumuza neyin sebep olduğunu biliriz. Schachter’ın iki faktörlü duygusal teorisi; (psikolojik uyarılma ve makul etiket) belirsiz duygularımızın kökenini inandırıcı bir şekilde anlamamızı sağlar ve biz bundan çevremizde neler olduğu sonucunu çıkarırız (Aktaran: Taylor, Peplau, Sears, 2000).

 

[h=2]Çevresel Belirsizlikler - Bizi Belirleyici yapan durumlar[/h]Çevre, kişisel özelliklerimiz hakkında bize ipucu sağlar. Özellikle kişisel kavramlarda bizi belirleyici yapan faktörlerden yoğun etkileniriz.

 

Üstelik bizi belirleyici yapan özel durumlarda da imalarda bulunuruz. Bize benzeyen insanların olduğu bir grupta olduğumuz zaman kişisel kimliğimizi, bizi birçok açıdan farklı yapan özelliklerimizi düşünmeye başlarız. Bu sonuçla, sporcu kolej öğrencileri, odayı dolduran diğer öğrencilerden onları ayıran, özel yapan özelliklerinin spor yetenekleri olduğunu düşünürler.

 

Diğerleriyle Karşılaştırma

 

Bazı zamanlarda kendi boyutumuzu veya niteliklerimizi ve elde edemediğimiz bazı bilgileri değerlendirmek isteriz. Örneğin, ne kadar iyi bir dansçı olduğumuzu öğrenmek istiyorsak, bunun cevabını bulmak için olası bir uzman bulabiliriz; ama belki de bulamayız. Diğer insanlara ne kadar iyi bir dansçı olduğunu sorabilirsin, ama bunu yapmaktan çekinebilirsin. Sonuçta; bazen kişisel özelliklerimizi başkalarıyla karşılaştırarak ölçeriz. Biliyorsunuz ki eğer iyi bir dansçıysanız, dans pistinde etrafınız dolar ve diğerlerinden daha iyi bir dansçı olduğu görülür. Bu süreç bir sosyal karşılaştırmadır.

Sosyal Kimlik

 

Sosyal kimlik; “Kişisel düşüncenin bir parçası, grup üyelerinin değerlerinin duygusal anlam taşıyan hareketlerinin hep beraber elde edilmesidir.” (Tajfel, 1981, p: 248; Aktaran Sears, Peplau, Taylor, 2000). Bu gruplar ailenizi ve diğer akrabalarınızı içerir. İş, din, politika, etnik ve toplumsal gruplar ve diğer üst gruplar veya önemli kişisel yönlerinizi güçlendiren gruplardır. Çocukluk döneminde sosyalleşmenin büyük bir bölümü oluşur. Biz özel bir ailede, etnik grupta dinsel grupta doğarız. Büyüdükçe kişisel özelliklerimizi ve değerlerimizi güçlendirecek ve rahatça yansıtabileceğimiz sosyal grupları seçeriz. Kişisel düşüncemiz ve sosyal kimliğimiz ortak karar verirler ve birbirlerinin parçasıdırlar.

 

Sosyal kimlik üzerinde yapılan araştırmaların çoğu etnik kimlik üzerine odaklanıyor. Bu da içinde bulunduğu etnik grubun üyeleriyle ilgilidir. Azınlık grup üyeleri için özel çıkışlar doğabilir. Erken ergenlik ve ergenlik yıllarında, duygularımız şekillendiği zaman, etnik grupların geçmişi ve ana kültürü etkilidir. Bu süreçte bir değişim olduğunda örneğin, öğrenciler okul değiştirdiğinde veya üniversiteye girdiklerinde daha zor olmaya başlayabilir. Sosyal kimliğin negatif yönleri belirgin veya tehdit edici olduğunda, insanlar özellikle pozitif yönlerini öne çıkarırlar, Etnik kimlikle ilgili olan bir araştırmada (Phinney, 1981; Aktaran: Sears, 2000) güçlü bir etnik kimliğin tipik olarak yüksek öz saygıyla bağdaştığı bulundu. Ana kültürün etkisi olmadan, güçlü etnik kimliklerini koruyan kişiler arasında, özsaygı daha problemli olabilir. Benzer olarak diğer araştırmalar gösteriyor ki bireyler kültürel kimliklerini kaybetmeden, bir kültürü diğerine tercih etmeden, her iki kültürü de elde etme becerisine sahip olabilirler. Çift kültür becerisinin bu görüşü birinin yeni bir kültür de öz kültürü kadar başarılı olarak görevini yapmasıyla bağdaşlaştırılabilir.

 

İnsanları ırksal veya etnik grupların kimliğine sürükleyen nedir? Amerikan Afrikalı üniversite öğrencileri arasında yapılan bir araştırmaya göre; kimin ailesi siyahların bir örgütüne üyeyse, kim siyahların dersini aldıysa ve kim ırkçı veya ırksal bir önyargıyla ilgili bir deneyime sahipse, kendi geçmişine daha bağlı, yani onların kendi genel kavramları daha güçlüdür. Çünkü birinin etniksel ve ırksal geçmişi, etnik kimliğin duygusunu besliyor. (Aktaran, Sears.2000, Ktaran Taylor, Peplau, Sears, 2000)

 

Aslında bazı araştırma sonuçları kanıtlıyor ki bireysel algılar ırksal ve etniksel kimliklerinden dolayı negatif geri bildirim oluyor. O bireyler önyargılarını kendi içine almak için diğerine çok olumsuz nitelikler veriyorlar ve kendi karakter ve davranışlarına daha fazla değer biçerek özsaygılarını koruyorlar. (Taylor, Peplau, Sears, 2000)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...