Jump to content

Türk Destanlarında Madenler


İη¢ιѕєℓ

Önerilen Mesajlar

Türk Destanlarında kullanılan madenler ve maden isimleri

 

 

Türk destanlarında dikkati çeken mühim bir nokta da madenler ve maden isimleridir:

 

 

Saka destanlarında Şu isimli Türk hükümdarının seyyar havuzu gümüşten yapılmıştı. Aynı destanda bir Türk askerî, İskender ordusu askerlerinden birini belinden kılıçla ikiye bölmüş ve düşmanının belindeki kemerden kanlı altınlar döküldüğünü görmüştü. Oradaki Türkler hayretle birbirlerine bakmışlar ve “Altun – Kan” demişlerdi. Bu sebeple o civardaki bir dağın adına da Altın Han denilmişti. Oğuz Kağan, ormandaki canavarı ve onun leşini yiyen ala doğanı öldürdüğü zaman şöyle söylenmişti: Canavarı kargı ile öldürdüm. Çünkü kargım demirdendir. Ala doğanı ok-yayla vurdum. Çünkü onlar bakırdandır.

 

 

Yine Oğuz’un, hükümdarlığını ilân ettiği gün milletine söylediği hitabede “Demir kargılar orman gibi olsun” gibi muhteşem ve demirden sözler vardı. O çağlarda Türkler sağ yanda oturan bir kavmin (Çinliler) hükümdarına, Altın Kağan diyorlardı, ki bu hükümdar Oğuz’a pek çok altın ve gümüş yollamıştı. Yine Oğuz Kağan Çörçet hükümdarının üzerine yürüdüğü zaman yolda bir ev görmüştü ki bu evin damı altından, pencereleri gümüşten, çatısı demirden yapılmıştı. Bu çatıyı ancak Oğuz ordusundaki Tömürdü Kağul adlı bir kahraman açabilmişti.

 

 

Oğuz’un ak saçlı vezirinin rüyasında gördüğü şeyler arasında bir altın yay ve üç gümüş ok vardı. Oğuz’un sağa, sola gönderdiği yerlerde bir altın yay ve üç gümüş ok bulan çocukları sonradan Üçoklar ve Bozoklar diye anılan iki büyük Oğuz kolunun ilk ataları olmuşlardı. Fakat Türk destanının, madenle en çok ilgisi olan parçası meşhur Ergenekon, Türklerin maden işleyerek yaşadıkları mukaddes bir yurdun adıydı.

 

 

Bu Türkleri, mukaddes yurtlarında çoğaldıktan sonra daha eski ve daha büyük yurtları istilâya götürecek olan yolu açmak için demirden bir dağ eritmişti.

 

 

Destanlarda altın, gümüş, demir, bakır gibi maden isimlerinin geçtiği yerler daha çoktur. Ve diğer bütün Türk destanlarında da bu Türkçe maden isimlerine sık sık rastlanmaktadır. Görülüyor ki bu maden isimlerinin hemen hepsinin Türkçe oluşu bir tesadüf değildir. Kumaş isimleri, yiyecek isimleri, hattâ hükümdar isimleri arasında bile Türkçe olmayan kelimelere tesadüf edildiği hâlde eski Türk dilindeki maden isimleri hemen münhasıran Türkçe’dir. Bugünkü Türkçe’de bile altın, gümüş, demir, bakır, çelik, kurşun, pirinç, kalay, tunç gibi maden ve maden halitalarına ait isimler de yine tamamiyle Türkçe’dir. Tunç yüzlü, demir bilekli, altın yürekli gibi halk edebiyatına giren ve münevverleri gönülden saran bir çok tabirlerde bu güzel Türk kelimelerinin sihirli âhenkleri vardır. Bütün bunlar, Türklerin, tarihin en eski çağlarından beri, başka milletlerin tesiri altında kalmaksızın, doğrudan doğruya maden keşfetmiş, maden işlemiş ve orijinal bir madencilik yapmış olduklarının en katî delillerindendir.

 

 

Kaynak: Türk Destanları, Nihad Sami Banarlı

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...