Jump to content

Su Hasadı


Visall
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Su Hasadı

 

6029.jpg

 

Hasat, toplamak mânâsına gelir. Su hasadı ise, suyun toplanması demektir.

 

Su neden hasat edilir?

Tarihte su hasadı yapılmış mıdır?

Bugün su hasadına ihtiyaç var mıdır?

 

Bu sorular önemlidir. Çünkü hâlihazırda çok ciddi bir küresel ısınma, iklim değişikliği ve kuraklık tehlikesiyle karşı karşıyayız. Geçmişte de belli bölgelerde kuraklık yaşandığını biliyoruz.

 

Bugün ülkemizde en fazla yağış alan Doğu Karadeniz bölgesinde yıllık yağış 2500 milimetre iken, Tuz Gölü çevresinde 250, İç Anadolu'nun birçok yerinde ve Güneydoğu Anadolu'da 350–500 milimetredir. Bu bölgeler kuraktır ve su hasadına şiddetle ihtiyaç duymaktadır. Dünyada bu bölgelerden daha az yağış alan yerler de vardır. Meselâ, Ortadoğu'da ve Afrika'nın önemli bir kısmında daha şiddetli kuraklık yaşanmaktadır.

 

Kuraklık, yağmursuzluk demektir ve bütün canlılar için önemli bir meseledir. Zamanında yağmur yağmayan veya yeterli yağış düşmeyen yerlerde su kaynakları azalır ve toprak kurur; neticede canlılar bundan çeşitli derecelerde etkilenir. İnsan da kuraklık karşısında acizdir; çünkü bulutları hareket ettiremez, yönlendiremez ve istediği yere yağmur yağdıramaz. Yağmurun zamanı ve şiddeti belli bir kurala bağlı değildir. Bir bölgeye ne zaman, hangi şiddette, ne kadar süreyle ve hangi aralıkla yağmur yağacağına dâir hiçbir kural yoktur, bunların hepsi ihtimalîdir. Kurala bağlı olmaması, yağmurun perdesiz, vasıtasız bir şekilde doğrudan doğruya Allah'ın (celle celâluhu) kudretine ve iradesine baktığını gösterir. O (celle celâluhu), yağmur yağmasını dilemezse, kimse gökten su indiremez.

 

Yağmurun belli kurala ve insanın müdahale edebileceği vasıtalara bağlı kılınmamasına mukabil, insana mevcut su kaynaklarını ve yağmur sularını en iktisatlı ve faydalı şekilde kullanma yollarını keşfedecek akıl, ve eşyaya müdahale edebilme gücü verilmiştir. Bu sayede insan kuraklığa karşı çareler üretebilir, tedbirler alabilir ve muhtemel olumsuz tesirleri en aza indirebilir. Kış yağışlarının barajlarda depolanması, boşalan yeraltı suyunun tekrar doldurulması, tasarruflu sulama metotlarının geliştirilmesi, atık suların tekrar kullanılır hâle getirilmesi, ev ve bürolarda su israfını önleyen musluk ve rezervuarların üretilmesi insanın kuraklığa karşı aldığı tedbirler arasında sayılabilir.

 

Kuraklık bir yandan insanı çeşitli tedbirler almaya yönlendirirken, diğer yandan da acizliğinin farkına vardırır ve yaratıcısı olan Allah'a (celle celâluhu) yöneltir. Acizliğini bilen insan yağmuru da O'ndan (celle celâluhu) bekler, bu kıymetli nimeti için her an O'na (celle celâluhu) dua ve ricada bulunur, rahmetine karşı içten teşekkür eder. Beşerî bilim ve teknolojiyle yağmurun ne zaman yağacağı ve kuraklığın ne kadar süreceğinin belirlenememesi, aslında yağmurun, Allah'ın (celle celâluhu) rahmet hazinesinden özel bir nimet olduğunun açık bir işaretidir.

 

İnsan dâhil bütün canlıların faydalandığı suyun esas kaynağı yağışlardır.

 

Yağıştan sonra su ne kadar iyi korunur ve ne ölçüde depolanırsa, o kadar fayda sağlanır. Bu maksatla geçmişten bu yana çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Meselâ, yüzey akış ile gelen yağmur suları ihtiyaç duyulan yerlerde (bir ağaç dibi olabilir) biriktirilir. Bu işleme su hasadı denir. Su hasadı çok farklı durumlara adapte edilebilen, dünyanın en kurak ve en yağışlı bölgelerinde, en fakir ve en zengin toplumlarında kullanılabilen bir tekniktir.

 

Su hasadının en önemli yönü, ziraî üretimde sürdürülebilir, çevre dostu, basit, ucuz, yenilenebilir, verimli bir sistem olmasıdır. Bu metot, çeşitli faydalarının yanında yeraltı suyuna olan bağımlılığı azaltır ve su harcama maliyetlerini düşürür. Suyun hasat edilmesinde bazı sınırlamalar bulunsa bile, iyi bir plânlama ve projelendirmeyle bunların üstesinden gelinebilir. Su hasadı teknikleri, erozyonu azaltma ve toprak üretkenliğini artırma vasıtası olarak da uzun yıllardan beri kullanılmaktadır.

 

Su hasadı; havzanın büyüklüğü, yağış miktarı ve arazi eğimine göre farklı şekillerde uygulanır. Bunlar mikro havza su hasadı (yağmur suyu hasadı), makro havza su hasadı ve taşkın suyu hasadı olarak gruplandırılabilir.

 

Mikro havza su hasadı

 

Bu teknikle, yağışın yetersiz olduğu yerlerde küçük (mikro) havzalardan toplanan yüzey akış suları ya bir tank içerisinde veya yakındaki bitkinin kök bölgesinde (infiltrasyon alanı) depolanır. Tanklarda toplanan, insan ve hayvanlar için içme suyu olarak, toprakta depolanan ise bitkilerin sulanmasında kullanılır. Böylece yağışa dayalı ziraat ve çayırlarda verimlilik artar, ağaçların gelişmesi sağlanır ve çölleşme önlenir. Bu maksatla yarım daire, yamuk veya kaş şekilli teraslar, küçük çukurluklar ve yüzey akış şeritleri oluşturulabilir. Bu sistemlerde esas prensip, belli bir sahaya düşen ve orada bitki yetiştirmeye elvermeyecek kadar az olan yağış sularının, küçük bir sahanın sulanması için toplanmasıdır.

 

1.jpg

 

Yıllık yağışın 300–600 milimetre, eğimin % 1–25 arasında olduğu alanlarda eş yükselti seddeleri (set, duvar, toprak yığını) kullanılır. Bunlar 5–20 metre aralıklarla yan yana eşyükselti eğrisi boyunca inşa edilen seddelerdir. Toprak seddeler taş malzemeyle güçlendirilebilir. Sırtların üzerinde kalan kısım bitki üretimi, geri kalan kısım ise, su toplama alanı için ayrılır. Eşyükselti sırtları, az eğimli bozkır alanlarda yem bitkileri, çim ve dayanıklı ağaçlar için; yarı kurak iklimlerde ise, sorgum, çavdar, fasulye ve börülce için uygun bir tekniktir. Bu seddeler, orman ağaçlandırmasında da kullanılır. Eş yükselti seddeleri için havza alanı 50–100 metrekare, ekim alanı ise 10–20 metrekaredir (Şekil–1). Bu teknikler, Orta Doğu'da 4000 yılı aşkın bir süredir kullanılmaktadır.

 

Yıllık yağışın 300 milimetreden daha fazla, eğimin % 0,5–5 arasında olduğu alanlarda yarım daire veya yamuk seddeler kullanılır. Yaklaşık 0,5 metre yüksekliğindeki toprak seddeler 1–8 metre genişliğinde olabilir ve eğim doğrultusunda yapılır. Bunlar genellikle çayır-mera, çalı bitkileri, sebze tarımı, ağaç (özellikle badem, kayısı, şeftali, antepfıstığı, zeytin ve nar) yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılır. Yalnızca ağaçlara veya çalılara yeterli su sağlamak için eğim yönünde taşlarla desteklenmiş kaş şekilli teraslar da inşa edilir. Bu havzaların büyüklüğü 5–50 metrekare, ekim alanı 1–5 metrekare kadardır. Kaş şeklindeki teraslar yıllık yağışın 200–600 mm arasında olduğu alanlarda % 1–50 arası eğimlerde uygulanabilir.

 

Az su tutan verimsiz toprakların iyileştirilmesi için son derece faydalı bir teknik küçük çukurlar tekniğidir. Bu maksatla 5–15 santimetre derinliğinde çukurlar kazılır, içine gübre ve bitki artıkları konularak toprakla karıştırılır. Bu çukurlar, seddeleri sayesinde yüzey akış sularını yavaşlatır, yavaşlayan su toprağa daha fazla nüfuz eder ve verimsiz tarım arazileri tek yıllık ürünler için kullanılabilir hâle gelir. Fazla eğimli (% 20–60) ve yıllık 200–600 milimetre yağışa sahip alanlarda, eşyükselti banket teraslar inşa edilerek, arazi merdiven serilerine dönüştürülür. Bitki ekili olmayan teras arası daha dik alanlardan bitki ekimi yapılacak düz alana ilâve su sağlanır. Bu teknik, ağaç dikimi için dünyada birçok ülkede uygulanmaktadır.

 

Makro havza su hasadı

 

Geçici akarsu ve sel sularından faydalanmak için bu teknikler kullanılır. Bunlar vadi yatağında veya vadi dışında yapılır. Vadi yatağına eğim boyunca ve eğime dik konumda inşa edilen seddeler, sel sularının ve beraberinde getirdiği sedimentin tutulmasını sağlar (Şekil–2). Burada biriken sediment zamanla bir teras oluşturur. Bu teraslar, etraflarındaki araziye göre hem daha verimlidir, hem de daha fazla su tutar. Buralarda genellikle zeytin, incir, badem, hurma gibi meyve ağaçları ve baklagiller (bezelye, nohut, mercimek, bakla) yetiştirilir. Geriye kalan alan tahıl kültüründe kullanılabilir.

 

2.jpg

 

Su hasadı teknikleri, erozyonu azaltma ve toprak üretkenliğini artırma vasıtası olarak da uzun yıllardan beri kullanılmaktadır.

 

Vadi dışı sistemler ise yamaç suyu toplama kanalları, su yayma sistemleri, tanklar ve sarnıçlardan oluşur. Yamaç suyu toplama kanalları, suyu eğim boyunca dağ yamaçlarından tepe ayağındaki ekili alanlara yönlendiren küçük taşıma kanallarıdır. Nispeten yüksek eğimli yamaçlarda toprak içine sızma fırsatı bulamadan yüzey akışa geçen sular, bu yapılar sayesinde toplanır ve ekili alanlara yönlendirilir. Bu teknik, yıllık yağışı 200–600 milimetre arasında olan ve eğimi % 10'u aşan yerlerde uygulanır. Su yayma sistemleri ise, tarlada eğime dik yönde taştan örülmüş setler olup yağmur sularının araziden akıp gitmesi yerine, araziye yayılarak toprağa sızmasını sağlar. Bu şekilde duvar örülen arazilerde verimin % 30–60 oranında arttığı gözlenmiştir.

 

Taşkın suyu hasadı

 

Taşkın suyu, ağaçlandırma için kurak dünyanın birçok kısmında kullanılmaktadır. Taşkın suyu hasadı, büyük bir vadide (geçici bir akarsu yatağı) yüzey akış suyunun aktığı kilometrelerce büyüklükte bir alanı, daha karmaşık baraj ve dağıtım şebekelerini gerektiren sistemleri kapsamaktadır. Geçmişi birkaç bin yıl öncesine dayanan bu teknikler Meksika, Pakistan, Tunus, Kenya, Çin ve daha birçok ülkede kullanılmaktadır.

 

Bir alandan hasat edilen su miktarı, yağış ve havza özelliğine bağlıdır. Yağmur şiddeti, süresi ve dağılımı yağmur özelliklerini; havza alanı, uzunluğu, eğimi, toprak tipi ve örtü durumu ise havza özelliklerini belirler. Bir bölgede yağışlı günlerin sayısı azaldıkça yağmur suyu toplama sistemi ihtiyacı ve boyutları artar. Kurak dönemler çok uzun ise, yağmur suyunu toplamak için daha büyük depolara ihtiyaç duyulur. Böyle yerlerde yağmur suyu ile yeraltı suyunun beslenmesi daha uygundur.

 

Su hasadı teknikleri, tabiatta olagelenin taklidinden başka bir şey değildir. Yeryüzü toprak yapısı, topografyası, vadileri ve yamaçlarıyla yüzeyde ve yeraltında su hasadına elverişli olarak yaratılmıştır. Çok sayıdaki dere ve dere kolları, üzerlerine inşa edilecek seddelerle birer verimli küçük vadi olmayı beklemektedir. Toprak, uygun büyüklükteki gözenekleriyle sünger gibi su tutmaya hazırdır. Yamaçlar, su toplayan çatılar gibi durmaktadır. Kanallar ve teraslar, yağmur suları için göl vazifesi görmektedir. İnsana düşen vazife ise, acizliğinin farkında olarak her ân duada bulunmak, kendisine lütfedilenleri en iyi şekilde değerlendirerek şükretmektir.

 

 

 

Prof.Dr. Harun AVCI

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Hasadı Yazılmalı

      O... Masum duygular Her lahzada yaşamalı Bir ömür öksüz kalmamalı Mahzun bırakan, yüreği dağlayan acılar unutulmamalı Her ibretin zafiyetten arınması, idrake sadır olması sağlanmalı Hangi yaşa gelirsen gel, her yalnızlığında o masum duygular hatırlanmalı İçe akıtılan gözyaşları, buruk bırakan hicran yakarışları, sabrın ve sevincin hasadı yazılmalı Mustafa Cilasun

      , Yer: Üyelerimizden Şiirler & Denemeler

    • Çay Hasadı Nasıl Yapılır?

      Anavatanı Çin olan çay tüm dünyada tüketimi olan bir bitkidir. Tüketimde birinci sırayı ülkemiz almaktadır. Üretimi ise en fazla Çin topraklarında yapılmaktadır. Kahvaltılarda başta olmak üzere günün her saati tüketimini yaptığımız çayın yetiştirilmesi oldukça zahmetlidir. Çay yetiştirmek için seçilen arazi ister düz ister eğimli olsun ekim yapmadan önce toprağı hazırlamak oldukça önemli ve zor bir süreç gerektirir. Tohum ya da fidan olarak ekimi yapılabilmektedir. Gübre seçimi ve gübreleme işl

      , Yer: Tarım ve Hayvancılık

×
×
  • Yeni Oluştur...