Jump to content

Dileği Kabul Olmayanların Paylaşım Alanı...


ziyankar

Önerilen Mesajlar

Merhaba arkadaşlar yazılanları okuyunca bir kıssadan hisse geldi aklıma belki gerçek değil belki gerçek içinde öyle büyük mesaj varki en azından benim için benimde bazı dileklerim olmuyor diyorum ama sonra diyorum kendime senkimsinki olmuyor diyorsun. Allahım herşeyin en iyisini bilir sen kalbini temiz tut onun sevgisini eksik etme hayırlısını iste şunu biliyorum arkadaşlar ne isterseniz hayırlısını isteyin ben birini sevdim evlendim çok zorluklar çektik evlenirken hep olsun Allahım dedim ama farkettim ki hiç dememişim hayırlısı olsun diye. Sonra boşandık hemde içim acıya acıya ama ben bu sefer Allahımdan hayırlısını istedim yazdıysan bizi birbirimize kavuştur yok hayırlı değilsek gönlümü razı et öyle şeyler olduki doktorların bile 3 4 sene de atamazsın dediği şeyi ben o kadar kolay atlattım ki. Nolur üzülmeyin hayırlısını isteyin. Allahım kabul eder duanızı. Lafı uzattım belki evet kıssadan hissemizi okuyun birde.

Aşıktı delikanlı.

Sevgilisinin isminden başka bir şey bilmediğinden mi, konuşmaya mecali olmadığından mı bilinmez, arkadaşı anlatıyordu onun halini:

 

- Gözleri günlerdir uyku görmedi efendim, diyordu, yemiyor, içmiyor, işi gücü, gecesi gündüzü havası suyu o kız oldu sanki. Ne desem kâr etmiyor, son bir çare diye geldik size. Halbuki “sen bir garip çobansın, o padişahın kızı, davul bile dengi dengine” dedim ya, dinlemiyor efendim, ama herhalde aşkın gözü kördür diye de buna diyorlar, değil mi efendim...

 

İhtiyar adam bu esnada gözlerini dikmiş, iskeletinin üstüne deriden bir zırh giydirilmişcesine zayıf, çelimsiz, saçı sakalına karışmış, uzaklara dalıp dalıp giden, gözlerinde aşktan gayrısı kalmayan diğer çobanı süzüyordu. Sonra bir ah çekti, yüzünü nefes almadan konuşmasını sürdüren delikanlıya çevirip tebessüm etti.

 

- Kolay evlat kolay, dedi, çaresizseniz çare sizsiniz. Ve tane tane anlatmaya başladı.

 

İki genç çobanın, çökmek üzere olan bu dağ kulübesinde dertlerine derman aradıkları ihtiyar adam, aslında padişahın bütün dertlerini paylaştığı, her meselesini danıştığı bir bilge idi. Yıllar önce padişah kendisini tanıyıp sevdiğinde bir tek şey istemişti ondan; burada yaşamaya devam edecekti ve kimsecikler bilmeyecekti kim olduğunu. O günden beri de bu kulübede yaşıyor, gelen geçene ikram edip, gül alıp gül satıyordu.

Padişahın kızının aşkıyla eriyip muma dönen genç çoban ve yanındaki kadim dostu nereden bilsindi bu garip ihtiyarın padişahın gönlüne sultan olduğunu.

 

Aşık genç, ihtiyar adamın anlattıklarını dinledikten sonra, her şeyin bittiği anda başlayan son ümide sımsıkı sarılanların o saf ve tertemiz teslimiyetiyle:

 

- Sahiden bu kadar kolay mı efendim, dedi, yani o mağarada elimde tesbih , kırk gün Allah dersem sevdiğime kavuşabilir miyim, onunla evlenebilir miyim?

 

- Evet , dedi bilge, kırk gün o mağarada gece gündüz Allah diyeceksin, kırk gün sonra padişahın kızı senindir.

 

İki dost hemen yola çıktılar, aşık çobanın yüzüne kan, dizlerine derman, yüreğine yeniden can gelmişti. Arkadaşına sarılıp, elinde tespih, gönlünde aşk, yüzünde ümit çiçeklerinden örülme bir tebessüm, mağaranın yolunu tuttu. Gelir gelmez hiç vakit kaybetmeden diz çöktü, dualar etti, gözlerini kapattı, kalbini padişahın kızına bağladı, eline tesbihini aldı ve dudakları kıpırdamaya başladı: Allah, Allah, Allah...

 

Günler günleri padişahın kızının hayaliyle tespih taneleri gibi kovalayadursun, mağaranın yakınındaki köyleri bir söylenti çoktan sarmıştı. Herkes birbirine karşı dağdaki mağarada gece gündüz Allah diyen gençten bahsediyordu. Cami çıkışında ihtiyarlar, çe ş me başında kadınlar, tarlada işçiler, top oynarken çocuklar, herkes onu konuşuyordu:

 

- Şu karşı mağarada bir genç varmış, kendini Allah'a adamış, gece gündüz

durmadan Allah diyormuş, Allah Allah ...”

 

Aşık dostunun ne halde olduğunu merak eden genç çoban, mağaraya geldiğinde üç hafta geride kalmıştı bile. Bizimkinin gözleri kapalıydı, dudaklarının da kıpırdamadığını görünce, uyuyakaldı herhalde diye düşündü. Tespih tanelerinin parmaklarının arasında dolaşmaya devam ettiğini görünce de, bu nasıl uyku diye sordu kendine. Bu sırada gözlerini açan genç adam , karşısında arkadaşını görünce, günlerdir yalnızlığıyla paylaştıklarını birbiri ardınca anlatmaya başladı: Kırk günün yarıdan fazlası geçmişti, o durmadan Allah diyordu, ama ne padişahın kızı vardı, ne bir haber, ne bir ümit kırıntısı...

Acaba, diyecek oluyor, yutkunuyor, hayır diyor, tespihine bakıyor, bir kalp gibi atan sağ el işaret parmağını sabitlemeye çalışıyor, avuçlarını sıkıyor, gözleri doluyordu. Vedalaştılar. Ay ışığında dostunun gözlerine yayılan başkalık dikkatini çekmişti genç çobanın.

 

Aşık çoban yeniden eline tesbihini aldı, gözlerini kapattı, boynunu neye bağlayacağını bilemediği kalbine doğru büktü, dudakları kıpırdamıyordu artık, sustu gece, mağaranın duvarları sustu, tükendi her şey, hiç tükendi, an bitti, sadece bir söz kaldı: Allah...

 

Kırk günün dolmasına üç-beş gün kala, mağaradaki dervişin namı bütün ülkeyi sarmış, nihayet sarayın koridorlarında konuşulur olmuştu. Meselenin aslını merak eden padişaha, bu insanların bir yerde sürekli kalmadıklarından, bulundukları mekâna bereket getirdiklerinden, ne yapıp-edip bu dervişi ülkelerinde yaşamaya ikna etmeleri gerektiğinden uzun uzun bahsetti başveziri . Ne yapması gerektiğini artık bilen padişah, nasıl yapması gerektiğini bilemediği bütün zamanlarda yaptığı gibi, dağ kulübesinin yolunu tuttu. Hürmetle diz çöktü bilge ihtiyarın önünde. Derdini anlattı, derman diledi. Sarayının yanına bir saray yaptırmaktan, o dervişi veziri yapmaya, sancak-tuğ vermeye kadar saydığı her şey, bilgenin:

 

- Hünkârım , gönül erleri mala-mülke, makama-mansıba itibar etmezler, demesiyle son buldu.

 

Kaderdi bu, padişahlarla köleleri aynı eteğin önünde diz çöktürür, birinin derdini diğerine derman eyler, ikisini de aynı tebessümle bahtiyar ederdi. Güldü ihtiyar:

 

- Neden kerimenizin nikâhını teklif etmiyorsunuz sultanım, dedi. Şaşırma sırası padişaha gelmişti.

 

- Nasıl yani, diyebildi, bu şerefi bize lütfederler mi, kabul ederler mi?

 

Kırkıncı günün güneşi batmak üzereydi genç aşığın mağarasının üstünden...

Padişah ve ihtiyar bilge en önde, arkalarında vezirler, onların arkasında halktan meraklı bir kalabalık ve en arkada da olup bitenlere bir mana vermeye çalışan aşık çobanın arkadaşı, mağaraya doğru yürümeye başladılar. Bu arada bizim aşık kendinden öylesine geçmiş, tespihiyle öylesine bir olmuştu ki, gelenler içeri girseler ve bir tesbihten başka bir şey bulamasalar şaşırmazlardı.

 

Padişah edepte kusur etmemeye çalışarak içeri girdi, ellerini birbirine bağladı, duyulması güç bir sesle;

 

- Efendim , dedi, sizi ziyarete geldik.

 

Yavaşça başını çevirdi aşık , sonra bütün vücuduyla döndü, gözlerinde en ufak bir şaşkınlık emaresi yoktu, sapsarı bir heykel gibiydi. Herkes heyecan içinde. Vezirler, halk, genç çoban, mağara, tespih, sessizlik, duvar...

Hatta güneş bile batmaktan vazgeçmiş, kafasını mağaranın içine doğru uzatarak olan biteni görme telaşındaydı.

 

Padişah meramını anlattı, türlü tekliflerde bulundu. Ne saray, ne vezirlik, ne tuğ ne de sancak, hiç birinde gözü yoktu dervişin.

 

- Efendim , diyebildi en son, sessizce, benim bir kızım var efendim, zat-ı âlinize layık değil belki, ama lütfeder nikâhınıza alırsanız bizi bahtiyar edersiniz...

 

Kırk günlük çile nihayet bitmiş, olmaz denilen olmuştu. İşte aşık maşukuna kavuşacak , murad hasıl olacaktı. Bizimkinin arkadaşı sevinçten ağlıyordu. Soru ve cevap sanki bu soru sorulsun, cevabı verilsin diye yaratılmıştı. Sessizlik ilk defa bağırmak, haykırmak istiyordu ve bütün gözler genç adamdaydı.

 

Usulca doğruldu oturduğu yerden, etrafını şöyle bir süzdükten sonra, gözlerini padişahın gözlerine dikti, sarhoş gibiydi. Kendinden emin bir ifadeyle:

 

- Hayır , dedi, kızınızı istemiyorum.

 

Birden ortalığı bir sessizlik kaplayıverdi. Padişah mahzundu, halk hayret içindeydi, vezirler şaşkınlıkla birbirine bakıyor, bilge tebessüm ediyordu. Aşık çobanın genç arkadaşı yaşlı gözlerini silip, birden ileri atılarak bozdu sessizliği. Dostunun yanına geldi, kulağına eğilip:

 

- Sen ne yapıyorsun, dedi, kırk gündür bu çileyi ne diye çektin sen, neyi reddettiğinin farkında mısın?

 

Güldü aşık çoban gözleriyle ihtiyar bilgeyi arayarak:

 

- A dostum, dedi, ben kırk gün padişahın kızı için Allah dedim, Allah padişahla vezirlerini ayağıma getirdi. Ya bir de Allah için Allah deseydim...

 

alıntıdır

 

 

 

harikaaa gözlerim doldu valla :(

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Okadar cok dilegim kabul oldu ve okadar cok dilegimde kabul olmadi ozamanlar uzuntusunu cok yasadim simdide sukurler olsun rabbim diyorum bizler istiyoruzda istiyoruz hayirmi şermi bilmeden ama rabbim oyle merhametliki bize en guzel kapiyi açıyor hemen olmuyor belki ama oluyor sabır lazim gercekten Allaha teslim olup israrla hayirlisi icin dua etmek lazim

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Allahım'a sığınıyorum duam kabul olmuyor demekten fakat benım gıbı olanlar var mı acaba ? Nedir bu zaman mı lazımdır tabıkı de Rabbım bılır verecegı zamanı ama insanız işte çok dardayım yetiş Ya Rab diyorum yine de bir gelişme yok ne yemek yiyorum ne de gözümde ki yaşım diniyor Yaradana sığınıyorum O en güzel zamanı biliyor çektiğim acıların elbet var bir karşılığı Rabbim eziyet etmez kuluna kardıramayacağı yükü vermez omuzlarına ama dayanamıyorum artık sığınacak tek kapım Yaradanım ... Başka hiç kimsem yok ...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Hak Aşığı

Hz.Mevlana der ki , "Dua kapı çalmaktır,Sonrasına karışmak haddi aşmaktır" Sizin Rabbim demeniz O(c.c)'nun kulum demesidir inşallah... Sınavlardan geçiyorsunuz dua dua sabredin ,hayırlı güzel kapılar açılacaktır inşallah....

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Hz.Mevlana der ki , "Dua kapı çalmaktır,Sonrasına karışmak haddi aşmaktır" Sizin Rabbim demeniz O(c.c)'nun kulum demesidir inşallah... Sınavlardan geçiyorsunuz dua dua sabredin ,hayırlı güzel kapılar açılacaktır inşallah....

 

Allah sizden razı olsun evet Rabbim için sabrediyorum ama bugün sabrım beni aştı içim kor ateş Rabbim Yardım etsin inşaAllah ...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Allahım'a sığınıyorum duam kabul olmuyor demekten fakat benım gıbı olanlar var mı acaba ? Nedir bu zaman mı lazımdır tabıkı de Rabbım bılır verecegı zamanı ama insanız işte çok dardayım yetiş Ya Rab diyorum yine de bir gelişme yok ne yemek yiyorum ne de gözümde ki yaşım diniyor Yaradana sığınıyorum O en güzel zamanı biliyor çektiğim acıların elbet var bir karşılığı Rabbim eziyet etmez kuluna kardıramayacağı yükü vermez omuzlarına ama dayanamıyorum artık sığınacak tek kapım Yaradanım ... Başka hiç kimsem yok ...

 

Merak etme canım bende aynı durumdayım...5 yıldır ettiğim duanın haddi var hesabı yok.. Çektiğim acıların, döktügüm gözyaşlarınında... Kısmet bakalım beklıyoruz yapacak zaten baska bırsey yok ne yazık kı....

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Benzer Konular

    • Dualarım Kabul Olmuyor Derseniz Bir Bakın

      Bunalımdaysan (2 adet dua )   A- Yaptığın dualar kabul olmuyorsa   1- Boy Abdesti al 2- 2 rekat Allah rızası için namaz kıl 3- Hacet duası oku   “Vela havle vela kuvvete illa billahil Aliyyil Azim. Allahümme inni es-elüke Ya Kadimü Ya Daimü Ya Ferdü YaVitru ya Ehadü Ya Samedü Ya hayyü ya Kayyum ya zel Celali vel ikram.Fein tevellev fekul hasbiyallahü la ilahe illa hü Aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül Arşil Azim.” 4- 100 tövbe istiğfar 5- 500 adet “Ya Hadi” Kimseyle konuşmadan 7 adet a

      , Yer: Dilek Duaları

    • Özgürlük Alanı / Daniel C. Dennett

      Çağımızın en ünlü filozoflardan biri olan Daniel C. Dennett uzun felsefe kariyerinin büyük bir kısmında “özgür irade” problemiyle uğraşmıştır. Daha önce Alfa Bilimden yayınladığımız Darwin’in Tehlikeli Fikri, Özgürlüğün Evrimi, Sezgi Pompaları ve Diğer Düşünme Aletleri ile Bilinç Açıklanıyor kitaplarında ele aldığı meselelerin ilk nüvesini ortaya koyduğu bu başlangıç kitabında Dennett, özgür iradenin olanaklılığının temellerini atıyor. Dennett meseleyi bütün yanlarıyla ele alıp, klasik felsefede

      , Yer: Estanbul Kitap ve Dergi

    • Dileği Kabul Olup,İş Bulanlar Sitedeki İşsiz Arkadaşlarımıza Yardımcı Olabilir mi?

      arkadaşlar genellikle sitedeki forumlarda ve paylaşımlarda seven,sevilmeyen,terkedilen,geri getirmek isteyen ve buna benzer paylaşımlar yoğunlukta. eminimki sitede çok fazla işsiz arkadaşımız var ve her gün bir umut buraya girip kendisi için faydalı olabilecek bilgiler,paylaşımlar aramakta. ben istiyorum ki burada,ister sitede bulduğu bilgiler ile ister başkalarından öğrendiği bilgiler ile bu kriz döneminde iş bulmayı başarmış arkadaşlarımız bizimle bildiklerini,neler okuduklarını ya da zikret

      , Yer: İş Bulma ve Rızık İçin Dualar

    • 10 Kişiden 7'sinde Kabul Olmuş.Fotoğrafa Besmele

      Sevdiğinin resmini eline alıp 21 besmele çekip üflüyorsun. ALLAHım ......olma .....dogma kulun......senden sonra bana hayrıyla geri dönsün denir.61 gun devam edilir.   Paylasan bır arkadasın soylemıdır. Kendisininki olmus ve 3 kişinin daha.gecen birine denk geldim oda bunu yapmıs ve olmus. Mutlak ama mutlak bir şekilde ararmıs dönermiş birşey olurmus yani. Ben yaptımmı yaptım ama dogrusu 4 gun devam etdim dogrudur 4.gun benı aradı ama öylesine aşk mesk mevzu bahıs degıl nasıl falan demek içi

      , Yer: Sevgi ve Muhabbet için Dualar

    • Dua Nedir, Neden Kabul Olmaz?

      DUA NEDİR, NEDEN KABUL OLMAZ? Dua, genel anlamda Tanrı’dan yardım dilemek şeklinde tanımlanabilir. Bunlar gerçekleşir ya da gerçekleşmez. Şimdi duanın kabul olması ve olmaması konusunu mantık çerçevesinde masaya yatıracağım. Bunu yaparken sofu temalı kaynaklarda, empati duygusundan uzak imtihan gerekçesiyle verilen yüzeysel cevaplardan fazlasıyla uzaklaşmam gerekiyor. İnsanın duaya yönelimi ve bunu devam ettirmesindeki etmenleri tek tek örneklerle inceleyip, dileğinin gerçekleşmemesi durumu

      , Yer: Dilek Duaları

×
×
  • Yeni Oluştur...