Jump to content

Medya ve Siyasetçi İlişkileri...


Renan
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Demokratik toplumlarda medya “dördüncü güç” olarak kabul edilmektedir. Yasama, yürütme ve yargı erkinden sonra kamuoyu adına denetim görevini yüklenen medyanın bu görevini yerine getirirken özgür, bağımsız, şeffaf ve kamu yararını herşeyin üstünde tutan bir yapıda olması beklenmektedir. Ama uygulamaya bakıldığında, durumun hiç de böyle olmadığı görülmektedir. Özellikle siyasal iktidar ile medya arasındaki ilişkilerde, pekçok ülkede önemli sorunlar yaşanmakta, medya kamuoyu adına denetim yapma görevini tam olarak yerine getirememektedir. Siyasetçiler ile medyanın ilişkisi karşılıklı bir iletişime dayanmaktadır. Siyasiler mesajlarını medya aracılığıyla topluma iletirlerken, toplum da dilek ve istekleri medya aracılığıyla politikacılara iletmektedirler. Medyanın “kontrol gücü” özelliği burada ön plana çıkmaktadır (Sağnak, 1996:123)

 

Medya hem siyasilerin topluma verdikleri mesajlar üzerinde, hem de halkın siyasilere gönderdikleri mesajlarda denetim ve kontrol gücünü elinde tutmaktadır. Medya, bu özelliği nedeniyle siyasetçiler tarafından devamlı olarak “kontrol altına alınmaya” çaba harcanmakta, medyanın “kontrol gücü” denetim altında tutulmak istenmektedir. Demokrasi kültürünün kurumsallaştığı yerlerde siyasetçiler ile medya arasındaki ilişkinin çerçevesi hukuki düzenlemelerle çizilmiştir. Hatta bazı konularda hukuksal bir düzenleme olmasa bile sorumluluk anlayışı çerçevesinde hareket edilerek ilişkiler karşılıklı anlayış ve saygı çerçevesinde yürütülmektedir. Ancak demokrasiyi bir kültür olarak içselleştirememiş ülkelerde, buna Türkiye de dahildir, siyasetçiler ile medya arasındaki ilişkide karşılıklı çıkarlar ön plana geçmiş ve kamu yararı ikinci plana itilmiştir. Siyasetçiler, iktidar erkine sahip olduklarında medyayı kendi iktidarının çıkarları için kullanmaya başlamış, medyanın özgür ve bağımsız kimliğini yok ederek kredi ve teşvik uygulamalarıyla “bağımlı bir medya yapısı” ortaya çıkarmışlardır. Medya, ekonomik olarak bağımlı hale geldiği için de gerçek kimliğini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.

 

Siyaset kurumu ile medya arasındaki ilişkinin ülkemizdeki durumuna bakıldığında hiç de iç açıcı şeyler söylemek mümkün değildir. Özellikle son yıllarda bu iki kurum arasındaki ilişkinin etik normların sınırlarını iyice zorladığı hatta yozlaştığı görülmektedir. Yayın organlarının, belli dönemlerde siyasal iktidarlar ile çıkar ilişkilerine girdikleri, çeşitli imtiyazlar elde ettikleri bilinmektedir. Halkın sorunlarını gündeme getireceği yerde, siyasi iktidarın hoşuna gidecek yayınları yapmayı tercih eden bazı medya kuruluşları, karşılığında da iktidardan birtakım teşvik ve krediler alabilmektedir. Ekonomik olarak siyasi iktidara bağımlı hale gelen medya, halkın gündeminden kopmakta, iktidara şirin görünmek uğruna asıl görevi olan denetim görevini yapamaz hale gelmektedir. Çeşitli yayın organlarında kendi sorunlarıyla ilgili yayınlar göremeyen halk da bir süre sonra bu yayınların güvenilirliğini sorgulamakta, gerçeklerin üstünün örtüldüğü endişesi taşımaktadır. Yayın organları maddi olarak siyasal iktidara bağımlı hale gelince tarafsız olma özelliklerini de yitirmekte, “sahibinin sesi” gibi yayın yapmak zorunda kalmaktadırlar. Bu tür yayınların inandırıcılığı ve itibarı da tartışmalı hale gelmektedir.

 

Ülkemizde siyasal iktidarların medyayı kullanmak istemelerinin altında diğer pek çok ülkede olduğu gibi “kontrol gücünü” ele geçirme hedefi yatmaktadır. Bu büyük gücü denetimi altına alan siyasal iktidar daha rahat hareket etmeye başlamakta, kendisini kamu adına denetlemekle yükümlü özgür medya yeterince etkin olmadığı için bir süre sonra yaptığı yanlış uygulamaların farkına varmakta güçlük çekmektedir. Medyanın büyük gücünü kullanmayı başaramayan siyasal iktidarlar ise bu gücü “sınırlayarak” kendilerinden uzak tutmaya çalışmaktadır. Son yıllarda çeşitli ülkelerde gazetecilere ve yayınların içeriğine yönelik birtakım kısıtlama ve yasaklamaların getirildiği, hatta bunların kanunla düzenlendiği bilinmektedir. Siyasal iktidarlar, medyayı kontrolleri altına almak için çeşitli politikalar uygulamaktadırlar. Bu uygulamalar, “havuç” ve “sopa” politikaları olarak iki gruba ayrılmaktadır. Medyayı yasalarla sınırlama, sansür uygulama ve şiddet kullanma “sopa politikalarını” oluştururken, medyaya ekonomik destek sağlama, teşvik ve kredi vermek de “havuç politikaları”nın başında yer almaktadır. (Telan ve Yazıcıoğlu, 2000:120)

 

Siyasal iktidarın medyaya karşı uyguladığı “sopa ve havuç” politikalarının her ikisinin de demokratik sistemde yeri yoktur. Siyasal iktidar ne bağımsız yayın organlarına yasak ve sansür getirmeli, ne de onlara başkalarına sağlamadığı birtakım imtiyazlar sağlamalıdır. İktidardan imtiyaz elde eden yayın organları, bir süre sonra görevini yapamaz hale gelecek, iktidarın yanlış uygulamalarını kamuoyuna duyurmaktan çekinecektir. Bu da kuşkusuz kamuoyunun medyaya olan güvenini kökünden sarsacak bir durumdur.

 

Siyasal iletişim uygulamalarında son yıllarda medya sahipliğinden kaynaklanan etik normlara uygun olmayan davranışlar da sıklıkla gözlenmektedir. Medya patronunun siyasi görüşü, herhangi bir siyasi partiye yakınlığı, sahip olduğu yayın organlarını yakınlık duyduğu siyasi partinin çıkarı doğrultusunda kullanmasına yol açabilmektedir. Medya patronlarının siyasal iktidar ile ekonomik ilişkileri olması, devlet kurumları ile ticari iş yapması da seçim döneminde medya gücünün siyasi iktidar lehine kullanılmasına zemin hazırlayabilmektedir. Kamusal görev yapan medyanın her siyasi partiye eşit mesafede durması ve kamu adına muhalefet görevini yapması gerekirken bir siyasi partinin sözcüsü gibi davranması, kamusal sorumluluğun ihlali ve dolayısıyla mesleki etiğe uygun olmayan bir davranış olarak yorumlanmalıdır.

 

Sonuç

 

Siyasal iletişim çok geniş bir toplum kesimine hitap etmekte; başta siyasal partiler, merkezi ve yerel hükümetler, sivil toplum örgütleri olmak üzere, baskı ve menfaat grupları, medya kuruluşları ve vatandaşlar siyasal iletişimin aktörleri arasında yer almaktadır. Böylesine geniş bir toplumsal katmana seslendiği için siyasal iletişim uygulamalarının etik boyutu daha da önem kazanmakta, bu uygulamaları yapan kişilere de ciddi sorumluluklar yüklemektedir. Bu sorumluluğun bilincinde olunmadığında etik dışı uygulamalara kapı aralanması ihtimali yüksektir. Bu ise kamuoyunun yanlış yönlendirilmesini beraberinde getirecek, eksik ve yönlendirilmiş bilgi ile kanaat oluşturacak bireyler de ister istemez hatalı karar verebileceklerdir. Kamuoyunun etik dışı uygulamalarla kasıtlı olarak eksik ve yanlış bilgi ile manipüle edilmesi sonucunda ise Milli iradenin demokratik esaslar çerçevesinde oluşmasının önüne geçilmiş olunacaktır.

 

“Türkiye Değerler Araştırması”nın sonuçlarına göre Türk halkının yüzde 49’u hükümete, yüzde 70’i siyasi partilere ve yüzde 47’si de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne güvenmemektedir. Özellikle siyasi partilere duyulan güvenin ciddi bir erozyona uğraması dikkat çekicidir. Siyasi partilere duyulan güvensizlik, aynı zamanda politikaya ve politik kurumlara olan güvensizliği de yansıtmaktadır (www. tasam.org/sie).

 

Böylesine bir “güvensizlik” ortamında “devlet/millet kaynaşmasını” sağlamak, ortak hedeflere birlikte yürüyebilme iradesini ortaya koyabilmek ne yazık ki mümkün değildir. Türkiye’nin siyasal sisteminin işleyişine bakıldığında temel bazı problemlerin olduğu ve geçmişte çözülmeyen sorunların birikerek daha da büyüdüğü görülmektedir. Siyasal sistemimizin en önemli sorunu; icraat yapabilen ve bu icraatın sorumluluğunu taşıyabilen yönetimlerin eksikliğidir. Türkiye uzun vadeli düşünemeyen, gelecek vizyonu olmayan, toplumun önüne ciddi hedefler koyamayan iktidarlar nedeniyle küresel çağın gerisinde kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

 

Siyasal sistemimizin işleyişini olumsuz etkileyen unsurlar arasında parti sistemimizin parçalanmışlığını, uzun süreli koalisyon hükümetleri ile yönetilmemizi, merkez partilerin zayıflamasını ve siyasal reformların yapılamamasını saymak mümkündür. Siyasal iktidarların ellerinde tuttukları yönetim erkini başkalarıyla paylaşmaktan kaçınmaları da siyasal sistemin işleyişini aksatmaktadır. İktidarların merkezi bir anlayışı benimsemeleri, sivil toplum örgütlerinin katkı vermesini güçleştirmekte, devlet/millet arasındaki ilişkilerin sağlıklı bir temele oturmasında sorunlara neden olmaktadır.

 

Türkiye’nin siyasal sistemindeki eksikliklerin giderilmesi aynı zamanda demokratikleşmenin de önünü açacaktır. Bu nedenle siyasal sistemin sorunlarının tartışılarak çözüm önerilerinin sunulması büyük önem taşımaktadır. Tüm bunların yapılmasında hem siyaset kurumuna hem de halka önemli görevler düşmektedir. Öncelikle siyaset kurumu üzerindeki “güvensizlik” imajını silmeye çalışarak yola çıkmalıdır. Bunun için de “dürüst ve ilkeli” olmayı kendisine rehber edinmeli, samimiyetten ayrılmamalı, toplumla arasındaki en önemli bağ olan etik kurallara uymaya azami gayret göstermelidir.

 

Halk da milli iradeyi temsil etme gücünü elinde bulunduran siyaset erkinin yozlaşmasının önüne geçecek şekilde hareket etmeli, gerçekdışı vaatlere prim vermekten vazgeçmeli, siyasette sağduyu, akıl ve dürüstlüğü ön plana çıkarmalıdır. Halkın prim vermediği, desteklemediği hiçbir siyasi partinin başarılı olması mümkün değildir. Bu nedenle halkın oy vereceği partiyi iyi seçmesi, toplumun değerlerine sahip çıkan, etik kurallara riayet eden ve ülkeyi geleceğe taşıyacak vizyonu olan partilere yönelmesi, diğerleri için de örnek oluşturacak, onları da “kurallara uymaya” zorlayacaktır.

 

Siyasal iletişim ortamı; siyaset ile halkın buluştuğu, kaynaştığı en özel alanlardan bir tanesidir. Bu alanın hem siyasetçiler hem de halk tarafından doğru kullanılması, samimi olunması, içten davranılması, kişisel çıkarlar yerine ülke çıkarlarına öncelik verilmesi halinde her iki tarafın da kazançlı çıkacağı bilinmelidir.

 

Pek çok sorunumuzun altında “iletişimsizlik” yatıyor. Birbirimizi anlamakta zorlandığımız için aynı hedefe birlikte yürüme konusunda sıkıntı çekiyoruz. “Birbirini anlama ve anlatma biçimi” olan siyasal iletişim, temel sorunumuzu çözmede çok önemli bir rehberlik sunuyor. Yeter ki, biz bunu anlayalım ve doğru kullanalım.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...