Jump to content

Bekir Coşkun: Kim ki Ağaç Keserse, Ağaç Onun …… ……!


frezya

Önerilen Mesajlar

Bekir Coşkun: Kim ki ağaç keserse, ağaç onun …… ……!

 

 

 

 

 

 

 

Aynen öyle başlık…

Aklınıza gelen ikinci şey…

 

 

*

 

 

Başka türlü anlatamadık çünkü…

“Günah” dedik…

“Yazık” dedik..

“Vicdan” dedik…

“Acıyın” dedik…

Anlamadılar…

 

 

*

 

 

“Üzerinde kuşun yuvası var… Birisi senin yuvanı yıksa?…” dedik…

“Ahirette hesap günü kuş Allah’a; Yarabbim sor o kuluna, benim yuvamı niye yıktı?..” diyecek dedik…

 

 

*

 

 

Bir çakıl taşı için ölen varsa, bir dal için de ölen vardır…

Yaşlı nineler, çocukları yaşındaki kesicilerin ayaklarına kapanıp yalvardılar…

Kızlar ağaçların gövdesine sarıldılar…

Gençleri vurdular…

 

 

*

 

 

Yırca köyündeki 6000 zeytin ağacını kestiler, bu çorak ülkede termik santral kuracak başka yer yok muydu?..

Dün gece muhtar televizyonda çocuklar gibi ağladı, bir de babası öldüğünde ağlamıştı…

Hırsız durmuyor…

Can bile çalıyorlar…

Rant varsa; yerin dibine girip maden işçisi olsan kurtulamıyorsun ellerinden, ya da yukarıda bir yamaçta zeytin ağacı…

 

 

*

 

 

Vatan dediğin; kuştur, sincaptır, kurttur, karacadır, yayladır, ovadır, göldür, koydur, ormandır, deredir, ağaçtır…

Çıkart bunları bak…

Vatan diye ne kalır?..

 

 

*

 

 

Dağlardakine “eşkıya” diyorsun ya…

Onlardan farkın ne kadar?..

Doğu’da fidan genç askerler bir karış toprak için can verirken, Batı’da suyu, toprağı, dağı, ormanı çalmak, eşkıyalık değilse ne?..

Ne farkın var?..

 

 

*

 

 

“Merhamet” dedik…

“Kıymayın” dedik…

“Acıyın” dedik…

“Günah” dedik…

Anlamadınız…

 

 

*

 

 

Sizin tapelerdeki edepsiz dilinizden söyleyelim:

Kim ki ağaç keserse, o ağaç onun …… ……!

Anlaşıldı mı?..

Bekir Co

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Cambridge Üniversitesindeydi sanirim. Bir profesör bitkilerle ilgili bir arastirma yapmis. Ve bitkilerin zarar gördüklerinde ciglik attiklarini fakat dusuk frekansli bir ses cikardiklari icin biz insanlarin duyamadigini belirtmis. Yani agaclarin uzerine isim kazilirken agac ciyak ciyak bagiriyor can acisiyla. Kesilirken nasil cani yaniyordur kim bilir. Ayrica ekosistem icin de agaclarin önemini belirtmeye gerek yok. Dunya metropolleri arasindaysa en düsük agaclanma Istanbulda imis zaten. Istanbulda yasamasam da cok merak ediyorum, beklenen Marmara depremi oldugunda hangi alana cikacak, nereye cadir kuracak o halk? Yikilan avm, is merkezi vsye mi siginacaklar?

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Ankara Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyet kurulup Başkent olduğunda çorak,ıssız,ağaçsız kupkuru bir araziymiş yaz kış esen rüzgarla kurak araziden kalkan sarı toz bulutu insanları evleri canlı cansız her şyi örter boyar nefes aldırmazmış.Atatürk Ankarayı ilk önce yeşillendirmek için ne kadar bu işden anlayan kişi varsa toplamış bütün gücüyle Cumhuriyeti ve devrimleri yerli yerine oturturken aynı zamanda toprağı işleterek yeşillendirme ve ağaç dikme savaşına girmiş onun bu inadına en yakınındakiler bile şaşıtırken bir kaç yıl içinde bozkır yeşillnmeye başlamış.Atatürk Orman Çiftliğinide kurarak bozkırın ortasında temiz hava alınacak vatandaşların eğlenip piknik yapabikeceği hatta deniz örneği havuzlardan yararlanabileceği muhteşem çiftliği meydana getirmiş içindede kendisi ve arkadaşlarının oturup nefes alabikeceği bir kulube yaptırmıştır..Ulu Önderimiz burasını miras olarak halkına arnağan etmiştir.Şimdi bu çiftlikden eser kalmamış her yerinden acımasızca ağaçlar kesilmiş çirkin yapılar yapılmıştır.Yeni Cumhurbaşkanlığı sarayı için binlerce ağaç kesilmiştir,insanın içi sızlıyor geçmişe verilen emeklere ve halkın mirasına baktikça değilmi.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...