Jump to content

Kendini Ulusuna Adamış Bir Yürek


frezya
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Kendini Ulusuna Adamış Bir Yürek

 

 

8 Kasım 2014

 

 

  1. Kendini Ulusuna Adamış Bir Yürek

 

  • kendiniulusa.jpg

Tarihten silinmeye ve yok edilmeye çalışılmış bir ulusu yok tan var ederek, bütün olumsuz koşulları rağmen dünyanın en haklı ve namuslu savaşını veren bir liderin bedensel varlığının aramızda ayrılıp tarihin altın sayfalarına yazıldığı, düşüncesel ve eylemsel olarak ulusu ve insanlık adına ürettikleri ile de yeniden doğduğu tarihtir 10 Kasım. İngiltere başbakanı Lloyd George dediği gibi “arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk milletine nasip oldu” dediği ve Tanrının Türk ulusuna armağanı Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Atatürk, 57 yıllık ömrünün son anına kadar ulusuna adamış bir yürek olarak, 600 yıllık Osmanlı imparatorluğu tarafından ezilmiş horlanmış yok sayılmış Türk kimliğinin tekrar özgür bir ulus olarak tarih sahnesine çıkartmaktan öte Türk ulusunun çağdaş uluslar topluluğu içinde bağımsız başı dik kendi kendine yeten, Avrupa’nın 300 yılda geçirmiş olduğu aydınlanma ve çağdaşlaşma sürecini 15 yıl gibi mucize bir tarihte ulusuna bahşetmiş bir liderdir.

Dünya tarihinde meclis kurup savaş yöneten parti kurup cumhuriyetin yaşama geçirilme bicimi olan demokrasiyi ve devrimleri yaşama geçiren tek lider.

İzmir’in kurtuluşundan sonra anakara’ya gelirken trende askerini rahatsız etmemek için sabaha kadar üşümüş ve uyumamış “önemli olan benim değil milletimin rahat uyuması” diyecek kadar ulusuna sevdalı bir asker.

Misak-ı milli sınırları ile çizilmiş Anadolu toprağını vatan yaptıktan sonra “Atatürk orman çiftliğini” bizzat kendisinin emeği ile yarattığı ormanın yapım aşamasında bir ziraat mühendisine “ vatan toprağı kutsaldır kaderine terk edilemez” diyen doğanın insan yaşamındaki ve cevre bilincinin önemi halkına eylemsel olarak gösteren, bir ağaç kesildiğinde ağlayan, bir ağaç kesilmemesi için bir binayı kaydıran bir lider.

Üniversitenin yeni dönem açılışında kendisi için ayrılan koltuğa oturmayıp en yaşlı hoca yerini verip “ sizlerden daha çok şeyler öğreneceğiz” diyecek kadar bilime ve bilim adamına saygılı bir insan.

Savaş gerekmedikçe “bir cinayettir” diyecek kadar barışa inanan, bayrak bir ulusun “ onur sembolü” diyen ulusların bağımsızlığına inanan bir lider. Düşmanının bile saygı duyduğu ve Nobel ödülüne aday gösterdiği, adına çiçek üretilen, bugün kullanılan birçok matematik terimine isim veren. Ulusunun aydınlanması için tiyatro oyunu yazan, sinema filmi senaryosu yazan, din gerekliliğine inanan ve masrafını kendisi karşılamak sureti ile kuranı kerimi yeniden tefsir ettiren bir insan.

Mazlum ulusların örnek aldığı örneğin Hindistan lideri Gandi “Mustafa Kemal ATATÜRK İngilizleri yenene kadar, İngilizlerin Tanrı olduğuna inanırdım” diyor. Çin devrim lideri Mao “ ben Çinin ATATÜRKÜ’YÜM” diyen, Küba devrim lideri Fidel Castro “Türkler kendilerine yeni lider aramasınlar Dünya’nın en büyük lideri Atatürk’tür” onunu resimlerini taşıyın diyerek dünya liderlerinin takdirini kazanmış bir lider.

Amerika’da yapılan araştırmada iki defa milenyumun lideri seçilen, Unesco’nun doğum yıldönümümü bütün dünya ülkelerinde (Türkiye hariç) kutlandığı tek lider.

Yaşamının tamamını halkına adayan çağının önüne geçen lider olarak yüce Atatürk tarihini, dilini, kültürünü ve ulusunun köklerini araştırmış ve konuda TDK, TTK kurumlar kurarak gelecek kuşaklara örnek çalışmalar yaparak her anını ulusunun bağımsız, mutlu, huzurlu, gönençli, komşuları ile barışık, kalkınmada ve İslam coğrafyasında laik ve çağdaş ulus olarak yaşamasını sağlamıştır.

Yakın çalışma ve silah arkadaşları tarafından dile getirdikleri “o olmasa bu işleri biz başaramazdık hayal bile edemezdik. Fakat biz olmasak o yine başarırdı.”

Üçüncü Cumhurbaşkanımız Celal BAYAR “ ATATÜRK’Ü sevmek ibadettir” demiştir.

Yüce Atatürk birinci dünya ve kurtuluş savaşında Türk kadının vatanın kurtulmasındaki savaşımını, emeğini ve nasıl acılarla erkeklerin bile kıskanılacak derecede cesaretini görmüş “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” diyerek Türk kadınını övmüş ve kadınlarımızın toplumsal yapı içerisinde erkeği ile eşit koşullarda olması gerektiğini, seçme ve seçilme haklarının ileri uluslardan önce vererek bu sözünü taçlandırmıştır.

Ulu önder Atamız için ne söylesek ne yazsak minnetimizi ve ulusumuz için yaptıklarını ödeyemeyiz. Yukarıdaki örnekleri çoğalta biliriz. Benim burada anlatmak istediğim yüce atamıza methiyeler düzmek değil, yüzyıldır aşılamayan tek lider. Benim anlatmak istediğim O’nun bize kazandırdıklarına sahip olduk mu, ona layık olabildik mi? Koca bir “Hayır”

Biz Atamızı sadece sevdik, anlamadık ve anlatamadık. O’na layık olamadık. Biz Atamıza “yalnız” ve “tek adam” derken O’nu insani ve toplumsal anlamda değil beyinsel ve düşünsel anlamda yalnız diyoruz. Osmanlı İmparatorluğun gibi Tanrının yeryüzündeki temsilcisi olan padişahın ümmeti ve kul olan bir toplumdan, egemenliğin ulusun olduğunu vatandaş ve özgür birey yaratmak için demokrasinin örgütlü toplum olduğunu bize göstermiş olduğu halde biz bunu anlayıp içselleştirdik mi? Hayır. Bunun nedeni biz yüce Atatürk ve silah arkadaşları ile bağımsızlık savaşı verdik Türkiye Cumhuriyetini büyük bedeller ödeyerek kurduk ama cumhuriyetin yaşama geçirilme bicimi olan demokrasi için bedel ödemedik bize altın tabakta sunuldu ve bugün karşı devrime teslim olduk.

Yüce Atatürk’ü kendisinden sonra gelen devlet adamları da anlamadı ve 11 Kasım 1938 den itibaren ülke adım adım geriye doğru karşı devrime sürüklendi. Kemalist olmak “tam bağımsız olmak, ulusalcı olmak ve devrimci olmaktır” Bu toplum Atatürk’ten sonra devlet adamı yetiştiremedi sadece siyaset adamı yetiştirdi. “devlet adamı koyunun yününü kırkar ki yünü iyi olsun diye, siyaset adamı koyunun derisini yüzer ki bir daha yün gelmesin diye” bu nedenledir ki bağımsızlığımıza sahip olduk mu hayır, Kemalist devrimin kazanımları olan ulusal değerlere sahip olduk mu hayır, günün koşullarına göre yetişmiş Kemalist devrimcisi olup cumhuriyetimize sahip olabildik mi hayır.

O zaman 10 Kasımlarda yas tutmanın gereksiz papağan gibi ezberletilmiş zoraki anlamsız törenler yerine Atatürk’ü yeniden anlayıp, özümleyip yeniden tam bağımsız “Kemalist Cumhuriyeti” kurmak ve gelecek kuşaklara Borcumuzu ödemek gibi bir sorumluluğumuz var. Türkiye Cumhuriyeti bu gün karşı devrimcilerin eline geçmiş durumda ve ülkeyi acımasızca emperyalizmin güdümüne sokarak bölünmenin eşiğine getirmişlerdir.

Komşularımızla savaşın körükleyicisi ve terör örgütlerini besleyen ülke durumuna getirmişlerdir. Vatan topraklarını satarak, ulusal değerleri yok ederek ve ülkeyi borç batağına sürüklemiş ülkeyi yolsuzluğun ve yoksulluğun batağına sürüklemektedirler. Türk ulusunun toplumsal dokusunu bozarak insanları etniksel ve dinsel ayrıma bölerek ötekileştirmişlerdir.

Devleti din eksenli bir siyasal yapıya dönüştürmeye, eğitimi çağdışı dine dayalı hale getirip, kadını sosyal yaşamın dışına atarak ikinci sınıf sadece doğurgan meta haline getirip bizim olmayan türban denen dinin siyasallaşmış simgesi olan ve laiklik sistemi ortadan kaldıracak biçimde devrim kanunlarını hiçe sayan tamamen kadın sömürüsüne dayalı yasalarla serbest hale getirmişlerdir. Halkı yoksullaştırarak sadakaya muhtaç hale getirip, yaşam savaşı içerisinde şükreden toplum haline dönüştürmüşlerdir. Ülkedeki bütün çağdışı iş ve yaşam koşullarını iyileştirme yerine insan ölümlerini dinsel söylemlerle geçiştirip ucuz insan ölümlerine sebep olmaktadırlar. Terör örgütleri ile gizli pazarlıklar sonunda güvenlik güçlerimizin şehit olmalarını seyredip ulusun manevi duygularını yerle bir edip mazlum insanımızın yine analarını ağlatmışlardır. Cumhuriyet tarihinin en büyük hukuksal , ekonomiksel ve imar yolsuzluklarını yapmışlardır.kısaca Türkiye Cumhuriyeti yani Ortadoğu’nun tek çağdaş laik Kemalist Cumhuriyet bugün “din referanslı faşizmle” yönetilmektedir.Bugün 10 kasım 2014 Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk bedensel olarak ebediyete göçmüş fakat düşünsel ve evrensel olarak yeniden doğarken ve dünya ulusları Atatürk’ü saygı ile anarken ve örnek alırken.Bugünkü siyasal iktidar ve bölücüler tarafından acımasızca yok edilmeye çalışılıyor.Türkiye Cumhuriyeti bedensel olarak yok olmaya doğru sürükleniyor.Yüce Atamızın aramızdan ayrılışının 76 yılında daha son sözümüzü söylemediğimizi “Kemalist cumhuriyeti” yeniden O’nun istediği gibi çağdaş uygarlıkların seviyesine çıkarmak için savaşacağımızı,O’nu ve aziz şehitlerimizi minnet ve şükranla yad eder, aziz hatıraları önünde saygıyla eğilelim.

Ruhu şad olsun.

Remzi BABACAN

  • Beğen 1
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...