Jump to content

E Koca Geldi,Şimdi De Bana Bir Bebek Lazım,Ama Kız Olsun Tamam Mı?:)


Guest echo

Önerilen Mesajlar

''Bana bir koca lazım,o da bu gece lazım''ı okuyan bir çok arkadaşıma sözüm vardı,devamını da yazacağım diye,lakin bir türlü fırsat bulamamıştım yazmaya.Yazı,Şu ''oyun hamurdan koca yapan kız''-adı da böyle kaldı garibimin,''umut'' diyelim ona şimdilik-Umut'a ulaşınca,hemen telefon etti,''tek kelimeyle harikasın,ben bunu kızımın albümüne koydum,anne-babasının hikayesini bir de senin kaleminden okusun istedim.Ama lütfen kızımın hikayesini de yaz'' dedi.Hem onun için,hem de pozitif düşünce-çekim yasası ikilisinin bence muhteşem bir örneği olduğu için,her zaman ki gibi,yine azcıkın:)uzun ama kesinlikle okunmaya değer diye düşünüyorum...

 

Peri kızı gibiydi düğününde arkadaşım...Herşey ama herşey isteği gibi oldu.En ufak bir sorun,problem çıkmadı.Harika bir balayı geçirdi,sağ sağlim gittiler,geldiler.Döner dönmez işinin başına geçti.Seviyordu,seviliyordu,maddi sorunu yoktu,yani daha ne olacak ki?Ne istenebilir ki?

 

Yok işte öyle değil...Tam herşey muhteşem gidiyorken,laylaylom derken,hayat bir şekilde bir çelme takmayı deniyor ayağınıza.Hayat böyle işte,inişi ve çıkışları var,grafik hep değişiyor.Eğer siz,o çelmeyle karşılaştığınızda dengenizi nasıl koruyacağınızı bilmiyorsanız küttt diye kapaklanıveriyorsunuz yere.Sonra da bekle ki,biri kaldırsın sizi yerden.E hani Çekim yasası?Yasayı da devreye sokacak olan sizsiniz,''okurum,yazarım,çizerimle'' bitmiyor işte,düşünceler değişmeden,olayların seyri değişmiyor...

 

Evliliklerinin 8.ayına kadar herşey sorunsuz gitti,daha doğrusu biz öyle sanmışız.Çünkü Umut 2. aydan itibaren çocuk sahibi olmak için denemelere başlamış.Çok yakın arkadaşınızda olsa,kimsenin kendi 4 duvarı arasında neler yaşandığını bilme şansınız yok.Ve bence ''hadi çocuk yapın'' deme hakkınızda yok,.Tabii dene dene bir sonuç yok,yaş da birinde 34 olmuş,birinde 38,bizimki panikliyor,doktora gidiyor.1 ay boyunca testler,filmler şunlar bunlar...

 

Nasıl hastayım o gün,anlatamam size.Ateş,ateş,ölüyorum,bademciklerim boğazımdan çıkmış,ağzıma girmiş neredeyse,o derece şişmiş.Gözümü açacak halim yok.Yarı baygın yatıyorum evde.Bir de,hastahaneden,doktordan,ilaçtan nefret ederim,iğneden de felaket korkarım.Bu yaşa geldim,hala biri ''sus bak yoksa iğneyici çağıracam'' desin,gıkım çıkmaz,pısarım bir köşeye:)(ııı,şey,eskiden annem çok konuşan çocukları iğneciler duyar,gelip hemen iğne yapar derdide,ordan kalma bir fobi)...Hayal meyal hatırlıyorum,Umut geldi.''Echo,çocuk olmuyor'' dedi,oturdu koltuğa.Hayır ne bilim ben,ne olup bittiğini,sanıyorum ki herzaman ki beni sinir etmek için kurduğu negatif cümlelerini kuruyor;''sen yapmasını bilmiyorsundur,olur olur,dur iyileşim ben sana anlatacam'' diyormuşum ben(ne anlatacaksam,bilsem kendime yaparım,o da ayrı bir konu).

 

Ben gözümü hastahanede açtım,şoklamalar,buzlar,oramda buramda serumlar,delik deşik olmuşum!Canım arkadaşım başucumda,ve iç çeke çeke ağlıyor.Ay ben bir fena oldum,''korkma korkma,iyiyim ben,ağlama,ne olursun'' dedim.''Manyakmısın sen be,sana ne ağlayacam,altı üstü faranjitsin,ölmeyecen'' dedi!Ay ben bir bozuldum.''E niye ağlıyorsun o zaman tepemde?''''Bugün doktordan sonuçları aldım,benim çocuk sahibi olma ihtimalim çok düşükmüş.Ben hiçbir zaman anne olamayacak mıyım.Ne yapacağım ben echo,bununla nasıl başa çıkacağım?...''

 

''Başımdan aşşağıya bir kazan su boşaldı'' derler ya,aynen öyle oldu.Umut benim hayatımda çok ayrı bir yerde olan biri,arkadaştan,hatta dosttan çok ayrı bir yeri var;o benim hiçbir zaman sahip olamadığım kızkardeşim gibidir.Cidden ne yapacaktı?Eğer dedikleri gibiyle,nasıl kabullenecekti bunu?2-3 yaşından itibaren bizim kucağımıza bebek verip,''bir gün gelecek sen bunun canlısına sahip olacaksın,yani doğuracaksın,senin bu dünyaya geliş nedenlerinden biri bu'' demiyorlar mı?Biz buna şartlanıp büyümüyor muyuz?Evlenmekte ki amaçlarımızdan biri bu değil mi?Bu ne peki şimdi?Adamın biri çıkıyor,alıyor bir filmi eline bakıyor,sen anne olamazsın diyor,herşey bitti.Bu mudur?Elbette değil,olmaz,olamaz,olmamalı...

 

39 derece ateşle,arkadaş peşine takılıp jinekolog jinekolog gezen başka biri var mı içinizde bilmiyorum ama,biz gezdik...Hem de 2 gün içinde,elimizde bir tomar dolusu tahlil,film,ıvır zıvırla, tam 8 tane doktorun kapısını çaldık.Bir sürü garip gurup terim(tamam anladık doktorsunuz da,şunun türkçesini söyleseniz,bizde anlasak ne olur?),sonuç?Evet şu durumda normal yollardan cidden çok zor gibi görünüyor,lakin eşiniz de br doktora gitsin,bir takım tahlılleri yaptırsın,sonra yeniden gelin...

 

Hönk...Şimdi bu eş nasıl gidecek doktora?Ne dicem ben?Benim doğurganlığımda sorun var,hadi gel bakalım,senin de doğurtmanda bir bozukluk var mı?Echoo,nolur sende gel,beraber konuşalım...Oldu canım,istersen ben elinden tutup götüreyim adamı tahlile?Git evine,al karşına kocanı,otur konuş.

 

Allahtan çok aklı başında bir eşi var.Bizimki ne kadar farfaraysa,o da bir o kadar sakin.Hemen gitti hastahaneye,doktora,gerekli tüm tahlilleri yaptırdı.Tahmin edeceğiniz üzere onda da bir takım sorunlar çıktı.Ama aşılama şansı var,tüp bebek olayı var,yani imkasız değil hiçbirşey.Sadece normal yollardan çok zor sahip olursunuz diyor doktorlar,diğerlerini denemeden bilemeyiz diyorlar...Lakin bu negatif düşünce öyle acaip bir şey ki,bizim ki ne yaptıne etti,adama da bulaştırdı,tencere-kapak oldular bir anda,hatta eşinin tahlillerini aldıkları günün akşamına muhabbet bir anda,''evlat mı edinsek acaba'' ya kadar gitti.

 

 

Şoke oldum.Aylarca hamurdan yaptığı oyuncak bebekle yatıp kalkan,''ortada fol yokken,yumurta yokken,''ben kesin evleneceğim''deyip sonunda da evlenen o kadın gitti,yerine acaip bir şey geldi.''Ya Umut,aşılama denen bir şey var,olmadı tüp bebek var,sen cahil cüheyla biri değilsin,ne oluyorsun,kendine gel!''Yok echo,olmayacak,bak görürsün,ben eninde sonunda evlat edinmek zorunda kalacam''''Kızım,denedin mi de biliyorsun?'Yok..Neden yok?

''Deneyemem,tutmazsa iyice allak bullak olurum ben''

 

Devekuşu...Gerçi devekuşları kafalarını kuma filan gömmüyor,onlar bile biz insanlar kadar aptal değil bunu da kim uydurdu bilmiyorum ama,kullanıp duruyoruz işte bu yakıştırmayı.Kaçmaya başladı bizimki.Ama sadece kaçmakla da kalmadı,etrafındakileri de kaçırmaya başladı.Ne desen yok der ,ne söylesen olmaz der,ne anlatsan inanmaz...''Sinirim bozuk,sinirim bozuk''.3 ay sürdü bu triperi.Sabır sabır ya sabırrr...En son''Yemişim sinirini,sanki bizde sinir yok,hep seninle mi uğraşacaz ya'' lafıyla biten bir tartışma yaşadı bizim kızlardan biriyle,ve grubun da dışında kaldı.Bu arada da,eşiyle sorunlar başladı.Adam anlayışsız oldu,bunu anlamaz oldu,dinlemez oldu,vır vır,dır dır...Hayır çocuk derken koca gidecek elden,haberi yok şaşkının!Bir taraftan buna laf anlat,öbür taraftan ona laf anlat,ona ''idare et,geçek,düzelecek'' de,öbürüne ''bir sus,lütfen kendine gel''de.Her gün bir saat onu dinle,1 saat bunu dünle...Her böyle olaya girdiğim zaman,''yok bir daha asla bulaşmayacam böyle işlere'' diyorum,sonra kendi söylediğimi unutup, gene kendimi olayların merkezinde buluyorum.

 

Şimdi bir taraftan içim gidiyor,çok üzülüyorum,bir taraftan da,bir şekilde dibe vurması lazım,kendi ayağıyla gelmesi,kendinin bir şey istemesi lazım diye bekliyorum.O kadar negatif ki,laf anlatmanın imkanı yok!Keskin sirke önce küpüne zarar verir,4.ayın sonunda işyerinde de ciddi ciddi sorunlar yaşamaya başlayınca,-bir bomba durumunda geziyor,ne genel müdür dinliyor ne birşey,önüne gelene giydiriyor,sanki herkes bunu çekmeye mecbur-dayandı bu bizim kapıya.''Ben ne yapacağım echo?''''Bir psikoloğa gideceksin.''Tamam gidecem.''''Echo biri bize kesin büyü yaptı,ayırmaya çalışıyor''(Hatırlarsanız,bu kız hayatta fala büyüye,falcıya gitmeyen biriydi,nereden nereye geldi,düşünün.) .''Haklısın canım,olabilir,iyi bir falcı bulup gidelim''''.Echo ya,hani bundan yılllar önce anlatırlardı ya,böyle kadınlar varmış,muayene edermiş,sana çocuğun olup olmayacağını söylermiş,acaba varlar mı gene?''''Öğreniriz tatlım bizim altın kızlardan(annemin arkadaşları altın kızlar)''''Tamam öğren sen,onlara da gidelim''.''Birde hani şu bitkiciler var ya,otlar motlar,acaba onlardan birşey çıkar mı?'''Tamam,onlara da bakarız,sen kafanı yorma''Echo seni seviyorum''''Bende seni seviyorum.''''Echo,ya

olmazsa ne olacak.?''(işte bu da benim kopma noktam,ciyak ciyakk oldum ben sonunda!)

 

''Elinin körü olacak Umut,elinin körü olacak!Ne denedin?Ne yaptın olması için de geldin karşıma bunu soruyorsun?Millet 20 sene sonra çocuk sahibi oluyor,20 sene bıkmadan yılmadan deniyor,''ya olmazsa demiyor'',sen hiçbirşey yapmadan,denemeden,istemeden anca geçtin karşıma mızmızmızzz!Al benim de yok,napalım?Bırak çocuğu,çocuk düşünecen bir kocam yok...Kaldırıp kendimi atayım mı bir yerden aşşağı?SHÇEK denen yerin içi bir sürü sevgisiz,anasız babasız kimsesiz çocuk,dolu,gidiyorum,seviyorum,oynuyorum,egomu tatmin ediyorum geliyorum.Kaldı ki senin bir eşin var,anne olma ihtimalin var.Ama sen kapadın tüm kapıları...Arkadaşlarını kaybediyorsun,kocanı kaybediyorsun,işini kaybediyorsun,anca bir ''olmazsa'' lafı gidiyor.Olmaz umut,olmazzzzz,asıl böyle olmaz,derdin ne senin!!!''(E ama bende etten kemikten,gayet de sıradan bir insanım,hep pozitif pozitif tmm da,neredeyse 5 ay ya,taş olsa çatlar)

 

Hani bir laf var ya,''dinsizin hakkında imansız gelir''diye...İşte asıl hikaye ve komedi asıl bundan sonra başladı.

 

Ben falcı,hacı hoca birşey bilmem.Ve faka v.s inanmam da...Çekim yasasına çok zıt düştüğüne inanıyorum fal olayının.Çünkü fal baktırdığınız zaman,karşıdakinin ağzından,sizin için mesaj yollatıyorsunuz evrene.Olumlamaları ya da olumsuzlamaları sizin adınıza o yapıyor ve size yolluyor.Ama söz verdim bir kere ve üfff,felaket bir falcıya götürdüm bizimkini:)

 

Sabah ilk iş kızları topladım.Umut'un tanımadığı bir bayan arkadaş bulduk.Kadına anlattık olanı biteni,bizimkinin ne halde olduğunu,nerden nereye gittiğini;''ben varım yardıma'' dedi.Sonra açtık telefonu diyanete,''durum bu bu,biz böyle bir şey yapacağız,bunun günahı var mı?''''Yok'' dedi hoca,''siz kötülüğüne bir şey yapmıyorsunuz,lakin her iş bittikten sonra arkadaşınıza olanı biteni anlatın ve helallik almayı unutmayın''.Tamam,Allah razı olsun...Umut'ada,kadın ''süper bir falcıymış,ne dese çıkıyormuş,herşeyi biliyormuş'' dedik.Kalktık gittik.Kadın bir güzel bizim istediklerimiz söyledi buna;neyse kısa kesecem, özeti,''çocuğun olacak''dedi.''Bol bol dua et kızım,bol bol ayetel-kürsü,felak,nas,elham oku,namaz kı,dua et...''(mecbur bunları okuyacak,çünkü ben başka dua bilmiyorum,kadına ne tembih ettiysem onu söylüyor:))Tabii bizimki güneşte kuyup boynunu büken çiçekti,hayali falcı da bunun suyu oldu,bir anda bir umutlandı bu,yüzü gülmeye başladı.İlk adımı attık biz...Tabii bu arada büyü müyü bir varsa da sanırım bu kadar dua dan sonra yok olmuştur,çünkü okuduğu duanın haddii,hesabı yoktu...

 

Gittiği psikoloğu zaten tanıyorum,kız spor salonundan arkadaşım,ayrıca nişanlısınla kavga ettikçe beni arıyor,olumlamalar filan yapıyoruz...Kesinlike düzenliği gittiğini biliyorum.O konuda hiçbir sorun sıkıntı yok.İkinci adımı da attık...

 

Eee,şu ''aralık ebesi'' diye de tabir edilen ''alaylı jinekoloğu'' nerden bulacaz?Nasıl bir şey bu?Neye benzer?Bizim altın kızlardan biri,''durun durun,benim tanıdığım bir ebe var,falanca köyde yaşıyor,ona gösterin'' dedi.Biz 4 deli,10 doktor gezmiş,-bu arada,bunlardan 6 sı da prof.doç filan-34 yaşındaüni.mezunu,çift masterlı,üst düzey yönetici olarak çalışan ayaklı bir hesap makinesinin,sırf psikolojisini rahatlatmak için takıldık peşine,2 saat yol gittik,bir köyde ebeyi bulduk,Muayene ettirdik,''senin kesinlikle çocuğun olur kızım'' icazetini aldık.(valla benim parmağım yok bu icazette,teyze kendinden söyledi)...Hatta teyze bizi çok sevdi,bir karışım verdi,''bak bunu sür'' dedi,aman bizimki nasıl mutlu,nasıl keyifli,yavru ceylanlar gibi seke seke,bindi arabaya,kavanozu kucağında,şarkılar türküler söyleye söyleye döndü evine...Üçüncü adım da tamam...

 

Geldik ota bitkiye.Allahım burası tam bir facia.Neler varmış arkadaşlar,ne karışımlar,ne macunlar,ne dehşet formüller...''41 tane taze yumurtanın akını çiğ çiğ kocana içir,bak nasıl hemen hamile kalırsın''diyenden tutun,ballarla,pekmezlerle,cevizle,fındıkla,fıstıkla yapılan envayi çeşit macuna kadar, bir liste çıkardılar,resmen huhh dedim.41 tane çiğ yumurta,hele bir de akı,nasıl içilir ya?Deli olmayın yaa,tabii ki içirmedik:)Ama Rizeden neredeyse bir servet ödeyip ballar mı getirmedik,Manisadan mesir macunları mı getirtmedik,yok o memleketten pekmez,yok bu şehirden reçel,nerden ne bulduysak topladık,yığldık mutfaklarına...Bu arada da,''hadi aşkısı bir kaşık daha ye'',''hadi birtanem şundan bir lokma al,bak,bak valla çok tatlı''''aaa,bak olmaz hayatım,bunu yemezsen vallahi küserim,bak ağlarım,ağlıyorum amaa'' diye diye var ya,o filinta gibi adama 1 ayda 6 kilo aldırmayı başardı(k):)

 

Şimdi bir taraftan kocayı ballarla pekmezlerle besliyor,bir taraftan da kendine verilen formülleri uyguluyor.Avuç avuç çörek otu yedi mesela;sayesinde çörek otu fiyatı 2 ye katlandı:)Sonra şu ebe hanım teyzenin verdiği bulamaç olayı var..Tabii şimdi ben detaylara giremiyorum,erkeklerde okuyor,iyice rezil olmayalım,:)mecburen üstü kapalı geçiyorum bazı şeyleri...Bu arada da herşeyin bir günü saati,zamanı var.Öyle ''hadi bugün yapalım'' diyemiyorsun.Ama bunu size kesinlikle anlatmam lazım,feci komik:)

 

Teyzenin verdiği bulamacın zamanı geldi.Simsiyah bir bulamaç düşünün,bu kuyruk sokumuyla beliniz arasında bir alana sürülecek,güzelce sarıacak ve 3 gün de orda kalacak.Sonra yıkanacaksınız,sonra yakı yapıştırma faslı başlayacak.E bizim kız çalışıyor,nasıl olur,nasıl 3 gün kalır?''Ben orasını bilmem'' dedi teyze,''nasıl olacağını siz bulacasınız gari''.Ay inşalah hafta sonuna gelir,şu olur,bu olur derken,tam bizimkinin toplantılarının olduğu,civcivli bir zamana denk geldi mi?Ne izin alabilir,ne birşey..Ya 1 ay daha bekleyecek,ya da sürünecek.''Yok'' dedi,''ben bekleyemem,sürerim,bağlarım,hatta korse de giyerim,işe de öyle giderim,hiç bir şey olmaz''.E iyi,tamam,hadi sürelim.Ay Allahım,yok böyle birşey;2. günün sonunda o karışım iyice kuru,tabii otur -kalk,otur -kalk,korse iyice kıvrıl,bu yürüdükçe arkandan patır patır siyah siyah birşeyleri,yerlere dökeee saçaaa gezin şirketin içinde..En son asistanlardan biri dayanamamış,eğilmiş kulağına,''Umut hanım,bağırsaklarınla alakalı bir sorun mu var'' demiş,''siz yürüdükçe arkanızda bir şeyler bırakıyorsunuz da,o bakımdan sordum'':)Bizimkini yürürken altına kaçırıyor sanmış millet!Rezillik meziilik arkadaşlar,ama 4.adım da tamam,ne haberr,hem kime ne?Rezil olanın gıkı çıkmıyor ki:)

 

Tabii bu arada ben altından girdim,üstünden çıktım,Umut aşılamaya başladı.Dünya şekeri,böyle doktor gibi bir doktor(buna çok gülüyor annem,doktor gibi doktor nasıl oluyor diyor,ya ne bilim ben,herşeyiyle doktora benziyor işte,yani havada asılı kalmıyor:))bulduk.Bu arada da hepimizin elinde bir kağıt kalem,Umut'u takip ediyoruz.''Yumurta şu gün çatlayacak'',''Yok sen yanlış hesapladın,yarın çatlayacak!''''Kızım yumurta benim yumurtam,benden iyi mi bileceksiniz,öbür gün!''''Ya arkadaşım,sen yanlış biliyorsun,ben çok eminim,hatta bak dinle,başladı dediğin gün çarşambaydı,çünkü sen aradığında ben yaprak dökümünü izliyordum,çok eminim!...''Hay sana da yaprak dökümüne de,kafamı karıştırıp durma be,ultrason denen bir şey var,orda çıkar nasılsa...

 

O ultrason anları,anıları daha bir dehşet...4 kişi birden,sanki altın-dolar gününe gidermiş gibi,giyiniyoruz,süsleniyoruz, takıp takıştırıyoruz,en kokoş halimizle gidiyoruz,doktorun muayenesine.:)Sıra Umut!a gelince,odaya resmen dalıyoruz.Yazık,doktor terbiyesinden saygısından birşey de diyemiyor,hoş dese ne yapabilecek,bizde yüzsüzlük had safada'...'Doktor bey ne durumda yumurta?Çatlamış mı çatlamamış mı?''Yaa,ben dedim sana,çatlamış işte,ben biliyorum!''''Ya nasıl olur,demek bu ay erken çatladı,olamaz mı doktor bey?''Şmdi birşey soracam,bu erken çatlayan yumurtalar acaba arızalı olabilir mi?Hiç bitmiyor sorular,tabii sonunda doktoru da bozduk;adam bizim halimize gülmekten,yapacaklarını yapamıyordu:)

 

Aşılamalar tutmadı.Fakat Umut kendine geldi.Bir de bekleme salonunu sohbetleri var ya,hani sizden daha kötü durumda olan insanlar...10 senedir olmuyor çocuğumuz,15 senedir olmuyor çocuğumuz...Bunları duydukça,dinledikce,yanlız olmadığını,beterin beteri olduğunu gördü.Dualarını etti ve önce Allahtan hayırlısını istedi.Bu çok önemli,versin de nasıl verirse versin dememeli insan,''sağlıklısını,hayırlısını,güzel yazılar yazacağını versin'' demek gerekiyor bence....

 

İki ucu keskin bıçak dedikleri durumlar bunlar.Kendi adıma,olumlamalar yapmakla yapmamak arasında çok ciddi gidiş gelişler yaşadım.Kader de ne yazdığını kimse bilmiyor.''Hadi hayal kuralım,olur,hadi kuralım'' demekle de bu iş olmuyor.Eğer ruhsal zemin hazır değilse,olayın bir çıkış noktası olduğuna inanmıyorsanız,düşünce yapınız tek bir çizgide gidiyorsa,ve siz düşüncelerinizi kontrol altına alıp yönetmeyi bilmiyorsanız,yazmanın çizmenin,o hayal dünyasında yaşamanın da dozu ayarlanamayabilir.Psikolojide ''mani''denen olaylar işte;hipomaniler,bipolar bozukluklar,siklotimin bozukluklar v.s v.s...Kaş yapayım derken,göz çıkartırmıyım acaba sorusu...

 

Evet çok büyük olumlamalar yapmadım.Ama ufak tefek şeyler yaptık.Mesela hıdırellez girdi araya;kesinlikle bu fırsatı değerlendirdik.Güllerin arasına beşik kurduk..Tam beşikle uğraşırken,döndü bana,''Echo be'' dedi,''biliorum çok oluyorum ama,ben kız istiyorum,ne olur bir kız bebek koyalım bu beşiğin içine,ve bunu isteyelim''.İsteyelim arkadaşım:)Umutun bir kızı olacak!Biz Umudun kızı olsun istiyoruz:).Hep bunu istedik...Çarşıya pazara çıktığımız zaman,kesinlikle abartmadan ufak tefek eşyalar satın aldık bebek için;mesela o minicik spor ayakkabılardan,ya da babasına inat(arkadaş gs lı)ir fenerbahçe tulumu gibi...Gözümüze enteresan gelen şeyleri alıp alıp götürdük.Bu bazen bir biberon oldu,bazen bir emzik,bazen şişesini çok beğendiğimiz bir şampuan...Umutu psikolojik olarak kesinlikle acıtmayan,eğlendiren,mutlu eden çok minik hediyeler.Hatta ben bir yerde gördüğüm, yapımı çok basit ama çok sevimli pembe bir çanta diktim,üstüne ayıcıklar işledim,kelebekler,kurdelelerle süsledim,o çantanı içinde biriktirdik aldığımız ufak tefek şeyleri.Hatta kızımızı karşılamaya hastahaneye

giderken de,yanımızda o çanta vardı:)

 

Hastahaneye gittiğimiz zamanlarda,hep doğum servisini gezdik.Odalara baktık,hatta oda seçtik.Dışarı çıktığımızda,eğer yolumuzun üzerinde bir organizasyon firması varsa,daldık içeri,bebek doğduğunda hastahane odasında neler yapabiliriz,nasıl süslenebilir diye fikirler aldık.Pastahanelerden süslü püslü bebekli çukulatalar,şekerler toplayıp, Umut geldiğinde ikram ettik ya da evine götürdük.Kendi bebeği doğduğunda hangisini ikram edebileceğimizi konuştuk.Adaklar adadık.Mesela-yöresel olarak isimleri değişebilir-''acele bacı'' denilen bir şey yapılır;41 tane yasin okunur,helva yapılır,o helvada yiyen,adak adar ve kendi adağı olunca yine helva yapar dağıtır...''Halil İbrahim Sofrası'' denen bir olay vardır;41 çeşit pişmemiş şeyle masa hazırlarsınız,dualar okunur,o masadaki yiyeceklerden yer ve siz de niyet eder,adak adar,dilek tutar;-adına ne derseniz- duanızı edersiniz,ve kabul olununca aynısını kendi evinizde yaparsınız...Doğum yapan arkadaşlarımıza,hatta arkadaşlarımızın arkadaşına götürdük,bebek mevlütleri dinlettik.Aklıma gelmiyor şimdi,neler neler yapmadık ki:)

 

Bu arada,tüp bebek aşamasına geçildi,ilaçlar filan bitti,transfer yapılacak,hastahanedeyiz.Umut operasyon için hazırlanıyor,bende elini tutmuşum arkadaşımın konuşuyorum vıdı vıdı...Doktorumuz gelmiş,ben farkında bile değilim,susturabilene aşkolsun.Şimdi burda yazamayacağı bir şey söyledim,bir kahkaha patladı arkamda,bir baktım bizim doktor gibi doktor;tabii ben tepeden tırnağa kıpkırmızı:)''Biliyormusunuz echo hanım'' dedi;''yıllardır bu işin içindeyim,binlerce hastaya E.T yaptım,kimi tuttu,kimi tutmadı.İlk defa bir operasyona girerken,2.sine gerek kalmayacağına ve 1. de kesin kez tutacağına emin olarak giriyorum,beni bile inandırdınız,tebrik ediyorum sizi'' dedi.Tabii ben yüz buldum,''noluurr operasyona bende gireyim,hem sizi motive de ederim'' dedim ama,cıks,yemedi;''siz o ameliyathaneye girerseniz, ben o embriyoyu nereye yerleştireceğimi unuturum,siz iyisi mi bizi burada bekleyin''dedi:)Ama çok kötü bu doktorlar ya...

 

Evet.Tuttu...Umut ilk seferde hamile kaldı:)Biz 4 tane koca kadın,doktorun ''gözünüz aydın Umut hanım,hamilesiniz'' lafının üzerine,hiçbirşeyi,hiçkimseyi umursamadan,o hastahaneyi resmen çığlıklarla inlettik.Yok böyle bir şey ya,anlatamıyorum,ancak yaşamanız lazım.Neredeyse 14 ay boyunca inanılmaz bir psikolojik savaş veriyorsunuz,verdiyorsunuz,her türlü şeyi deniyorsunuz,kendinizle mücadele ediyorsunuz,başkarınla mücadele ediyorsunuz,hep moralli kalacaksınız,hep moral vereceksiniz,hep güleceksiniz,işte hepsi o 5 kelime için;''gözünüz aydın Umut hanım,hamilesiniz''

Allaha binlerce şükür,çok rahat ve sorunsuz bir hamilelik geçirdi.Kız olduğunu öğrendiğimizde,''e biz bunu zaten biliyorduk'' dedik,''ay ben nedense artık size hiç şaşırmıyorum,sizden herşey beklenir,sizde bu enerji varken herşeyi yaparsınız'' dedi doktorumuz:)5. aydan sonra neler neler aldık kızımıza,ne odalar hazırladık anlatamam.Kızımız çok sağlıklı,çok sıhhatli doğdu.

 

Anne- babası,bana hayatım boyunca unutamayacağım kadar büyük bir jest yaptı.İsmi ne olacak konuşmaları yaparken,nezaketen bana da fikrimi sordular.Bende bir isim söyledim.Ama annesi başka birşey söylüyordu,babası başka bir şey,hatta ikisini koyun filan diyordum.Kızımız doğdu,2 gün sonra babası hüviyetini getirdi,elime verdi.Adına bir baktım,benim söylediğim isimdi!Hadi benim sinirlerim bir boşalır,bir ağlamak,bir ağlamak,nufus kağıdına bakıp bakıp,salya sümük,viyak viyak ağlıyorum ben...Allahtan sakinleştiricilerin tablet şekilleri de var,sadece iğne değil!Ancak 2 saat sonra,ilaçlarla susturabildiler beni:)

 

Şimdi bir taraftan size yazıyorum bir taraftan da kendime soruyorum...Hayat kolay mı yoksa zor mu?İnanın bu sorunun cevabını bende bilmiyorum.Aslında bilmek istediğimden de emin değilim;''yaşa ve gör''felsefesi bana daha çok uyuyor...Çekim yasası denen şey birine göre vardır,birine göre yoktur,olur,olmaz,yapabilirsiniz,yapamazsınız bunların hepsi tartışılır.Ama ben bunca yaşamışlıktan ve bunca yaşanmışlıktan sonra şuna çok inanıyorum,''küpte ne varsa,dışarı da o sızıyor;bal küpünden bal,sirke küpünden ise kesinlikle sirke sızıyor''Biz ne düşünürsek,nasıl düşünürsek,nasıl istersek,neye inanırsak,ya da neyden çok korkarsak onunla bir gün karşı karşıya geliyor ya da bir şekilde yaşıyoruz.Hep güzel şeyler düşünmeniz ve güzellikler yaşamanız,hayatınıza da hep o güzellikleri çekmeniz dileğiyle...

 

Sevgiyle,çok ama çok mutlu kalın

 

(echo)

 

(Site genelinde bulunan ''echo'' imzalı tüm deneme/hikaye/mektup türünde ki yazıların telif hakları bana aittir ve izinsiz alınıp dağıtılmaz)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bebek öyle kolay gelmiyor...

 

eşim ameliyat oldu...her yol denendi..

ben her gün allaha adaklar adayıp yalwarıyorum..

allahım taşa can verirsin sen..

rabim bu cana bir can ver diye..

ne can ne canan yok işte

 

bazen belkide çook günahkarız ve günahımızın bedeli allah beni evlatsızlıkla cezalandırıyor diyorum. sonra çocuk sahibi olan sanatçılara çocuğu olan porno yıldızlarına doğduktan sonra o yavruyu çöpe atanları düşünüyorum...

ben onlardan da aşağılığım demek allahın gözünde diye düşünüyorum..

 

ah bir bebeğim olsa onun her hücresine kurban olurum...

o mis gibi kokusuna kurban olurum..

 

ama gelmiyorrr

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

Misafir
Bu konu artık başka yanıtlara kapalıdır.
×
×
  • Yeni Oluştur...