Jump to content

Miyoterapi ile Yeniden Doğmak


Elzem
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Doğunun ve batının tıp tekniklerini harmanlayarak kasları tedavi eden miyoterapi yöntemi ile tanışanlar, bedenlerinin farkına varıyor ve ona daha iyi bakmaya başlıyor.

Marmara Üniversitesi’nde Radyo Televizyon Sinema bölümünü bitirdi, sektörde bir süre çalıştı ve ardından evlenerek Avustralya’ya gitti. Çocukluğunda babasından masaj öğrenmiş, ağabeyi sayesinde hep sporun içinde yer almıştı. Uzakdoğu nüfusunun çok yoğun olduğu bu kıtada alternatif şifa yolları ilgisini çekti. Bedenle çalışmayı istiyordu ancak gruplarla değil, birebir dokunup hissederek… Avustralya’da sertifika programı olarak tanımlanan, ağır bir tıp eğitimini de içeren bir senelik eğitimin ardından bir yıl boyunca Bowen Terapi eğitimi, takip eden bir yıl boyunca da masaj eğitimi aldı ve klinik açma yetkisine sahip oldu. Ardından da ülke ülke gezerek birçok masaj ve yoga tekniğini öğrendi. Bugün hayatının bir bölümünü Avusturalya’da, bir bölümünü ise Türkiye’de geçiriyor. Onun gelmesini ve miyoterapi ile bedenlerine dokunmasını dört gözle bekleyen danışanları var.

Gamze De Lisen’e miyoterapinin gizemli dokunuşlarını sorduk. Türkiye’de henüz çok iyi bilinmese de bedensel ağrılar çeken ve alternatif tedavi yolları arayanların kendisine ulaştığı belirten De Lisen, miyoterapiyi şöyle tanımlıyor: “Miyo, Latince’de kas anlamına geliyor. Miyoterapi ise kas tedavisini ifade ediyor. İskelet sorunlarının ve ağrıların başlama noktası kaslar olduğu için önce kasların iyileştirilmesi gerekiyor. Duygusal iniş çıkışlar da kasları doğrudan etkiliyor. Hayatınız boyunca stresli anlarda sürekli sıktığınız kaslar bir süre sonra duruşunuzun değişmesine neden oluyor. Hatta bir kişinin postürüne bakar bakmaz hangi kaslarıyla ilgili sıkıntısı olduğunu görebiliyoruz. İskelet sisteminin neresinde bozulmalar, dengesizlikler var, bunları tespit edip ardından o kasları tedavi etmeye başlıyoruz.”

Kasların yapısı, psikolojik nedenler, duruş bozuklukları, hareketsizlik ve daha birçok sebepten bozulabiliyor. Örneğin çocukluğunda ayağı burkulan ve yanlış basmaya başlayan bir çocuğun ilerleyen yıllarda duruşunda bozulma görülüyor. Hayatının bir döneminde bir yeri ağrıdığı için vücudunun o bölümünü kullanmaktan kaçınan ve zamanla bunu bir alışkanlık haline getiren kişi de zamanla kas sorunları yaşıyor. Hatta bir ameliyat için açılan kesi dahi bir insanın postürünü etkileyebiliyor. Gamze De Lisen, “Ameliyat sırasında kası çevreleyen zar tabaka etkileniyor, kaslar yırtılıyor ve vücudun bu deformasyonu düzeltmesi çok zor oluyor. Bunun yanı sıra kişi ağrı korkusuyla orayı kullanmaktan kaçınıyor ve bir süre sonra beyin orayı tamamen unutuyor. Oradaki kaslar kullanılmıyor, yeterli oksijen o bölgeye ulaşmıyor, farkındalık oradan tamamen uzaklaşıyor. İşte bu aşamada da sorunlar başlıyor.” De Lisen, danışanın bu tür deneyimleri hakkında sorular sorarak bilgi aldığını ve ardından elini vücudun üstüne koyduğunda birçok sorunu da hissettiğini söylüyor.

 

Ağrı ile baş edebilmek

Her ne kadar ağrı duymayı beklemeden bedenimize özen göstermemiz gerekse de Türkiye’de çoğunlukla ağrılar ilaçlarla giderilemez hale gelince arayışlar başlıyor. Miyoterapi Uzmanı Gamze De Lisen’in danışanları da çoğunlukla ağrısı ile başa çıkamayanlar oluyor. Küçük bir grup ise yöntemi merak ederek başvuruyor. Gamze De Lisen, danışanların kendisine bağımlı olmasını istemediğini belirterek onlara öncelikle beden eğitimi verdiğini ve sonraki dönemlerde ağrıları ile kendilerinin başa çıkmasını sağlayabilmeyi amaçladığını vurguluyor. Hayatının içinde bedene nasıl bakılacağını, kaslarını nasıl gevşetebileceğini, ağrının nedenini anlamayı yani kişinin kendi bedenini tanımasını öğreten De Lisen, “Bunları anlatırken bir yandan da kişinin bedeni üzerinde çalışıyorum. Böylece ne yaptığım ve ne anlattığım çok iyi anlaşılıyor” diyor.

Kişiye göre terapi süreci farklılık gösterse de ilk seans genellikle sorun tespitine dayalı oluyor. Gamze De Lisen, hem gözle hem de dokunarak sorunlu kasları tespit ettiğini, kişinin öyküsünü aldığını ve sorunlu bölgelere baskı uygulayarak çalıştığını söylüyor. Kasları çevreleyen zar tabakanın da önemini vurgulayan De Lisen, “Bu tabaka sertleştiği zaman kaslar da sertleşiyor. Sertleşme susuzluğa, toksinlere, ameliyatlara ya da kesiklere bağlı olabiliyor. Bu tabakanın da mutlaka yumuşatılması gerekiyor. Vücuttaki sertliklerin kastan mı, zar tabakadan mı yoksa altındaki organdan mı olduğunu da yine dokunarak anlayabiliyoruz. Vücutta tetik noktalar dediğimiz akupunktur noktaları ve lenfatik noktalar da belli işaretler veriyor” diyor. Her miyoterapi seansı yaklaşık 90 dakika sürüyor.

“Her ağrı miyoterapi ile tedavi edilebilir mi?” sorusuna ise De Lisen’in yanıtı şöyle oluyor: “Yüzde 100 iyileştirir demek doğru değil. Her insanın formülü birbirinden farklı olduğu için genelleme yapmak mümkün değil. Her danışan için kişiye özel bir tedavi yöntemi ortaya çıkarılıyor. Fiziksel boyutta elimden gelen her şeyi yapıyorum. Ancak ağrı halen sürüyorsa beraber çalıştığım hekimlere mutlaka yönlendiriyorum. Örneğin ilgiye ihtiyaç duyan ve ağrısı olduğu için ilgi gören bir insanın ağrısını geçirmek mümkün olmayabiliyor. Bu durumdaki bazı kişiler zihinsel açıdan değişiklik gösterebilirlerken bazıları da değişime kapalı oluyor. O aşamada benim yapabileceğim bir şey kalmıyor. Dünyada herkese iyi gelen bir teknik ve bir uzman olduğuna da inanmıyorum.”

 

Miyoterapiye başvuranlar içinde büyük bir grubu ise meslekleri nedeniyle ağrı çekenler oluşturuyor. Çok uzun süre ayakta durmak ya da gün boyunca oturarak çalışmak zorunda kalanlar miyoterapi ile şifa buluyor. Birçok insan da kambur durduğunu ya da bir yerinin ağrıdığını ancak seansa gelince ve o bölgelere dokunulunca fark ediyor. Bebeklerin dahi miyoterapi seansı alabildiğini söyleyen De Lisen, “Bebekler dokunulmaktan çok hoşlanıyor. Anne babalarının da onlara sık sık dokunmalarını öneriyorum. Onların da yanlış yatmaktan, doğum sırasında yaşadıklarından dolayı ağrıları oluyor ve miyoterapi çok iyi geliyor” diyor.

Miyoterapiyi, kayropraktik ya da fizyoterapiden ayıran nedir diye merak edenler için De Lisen bu soruyu da şöyle yanıtlıyor: “Kayropraktik uzmanları kemikleri düzeltiyor ancak kemikleri tutan da aslında kaslar… Fizyoterapistler ise daha bölgesel çalışıyor. Miyoterapi ise bütüncül bir yaklaşım. Yani omzunuzdaki ağrının ayağınızdan kaynaklanabileceğini de ortaya koyuyor.”

 

 

Ağrının bir nedeni de ağrı kesiciler

Miyoterapi Uzmanı Gamze De Lisen, ağrı kesicilerin geçici rahatlama sağladığını ancak diğer yandan vücuda toksin yüklediğini, organlara ve kaslara yerleşen toksinlerin de sertleşmeye neden olduğunu belirtiyor. Kaslar üzerinde çalışıldığı zaman ise toksinler kaslardan ayrılıyor ve güçlü bir detoks etkisi oluşuyor. Vücutta herhangi bir iyileşmenin olması için o bölgede oksijen olması gerektiğini belirten De Lisen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sertleşen bölgelere oksijen gitmeyince sorun büyüyor. Böyle alanlar ancak elle açılıyor ve kanın oraya yeniden oksijen taşıması ve iyileşmenin başlamasını sağlıyor.” Vücudun su tutmasına ve toksin birikmesine neden olan lenfatik sistemi de miyoterapi seansları sonrasında aktive oluyor ve bir seansta tüm ödem atılabiliyor.

 

Hatalı spor, hiç yapmamaktan daha kötü

Kimseye “Spor yap” önerisinde bulunmadığını söyleyen De Lisen, “Çünkü herkesin bedeni ve hangi sporu yapabileceği farklılık gösteriyor. Büyük spor sınıflarında eğitmenler herkesi tek tek kontrol edemiyor ve hareketin doğru yapılıp yapılmadığını bilemiyor. Bana başvuran kişilerin arasında spor salonunda sakatlanıp gelen çok insan var. Bir kişinin postür analizi yapılmadan, şikayetleri dinlenmeden herkesle birlikte aynı hareketleri yapması çok riskli” diyor. De Lisen, kasların kaybedilmemesi için hareket etmenin önem taşıdığını ancak ideal olanın iyi bir eğitmen ile birebir çalışmak olduğunu vurguluyor. Sakatlanma riskinin en düşük olduğu egzersizler ise yüzme ve yürüyüş…

 

Beslenme önerileri

Miyoterapi seanslarına katılan danışanlarına sağlıklı yaşam ve beslenme önerilerinde de bulunan Gamze De Lisen, herkesin besin ihtiyacının farklı olduğunu ancak genel olarak işlenmiş gıdalardan, kimyasallardan uzak durmayı ve yeterince sıvı tüketmeyi önerdiğini söylüyor. Bazı besinlerin bazı insanlara iyi gelmediğini söyleyen ve bunu anlamak için yenilenlerin not edilmesini öneren De Lisen, “Yaşadığınız birçok sorun yediğiniz gıdadan kaynaklanabiliyor. Yediklerinizi not ederek en az bir haftada sorunlu gıdayı fark edebilirsiniz” diyor.

 

 

 

Miyoterapi seanslarına katılan kişiler önce bedenlerinin farkına varıyor ve daha bilinçli bir şekilde sağlıklarına odaklanıyor. Kendilerine neyin iyi gelip gelmediğini daha iyi fark etmeye başlayan bu kişiler, beslenmelerini, hayat tarzlarını değiştirmekle kalmayıp ileriki dönemlerde yaşadıkları ağrıların kaynağını fark edip kendi tedavilerini de gerçekleştirebiliyor.

Her yıl güneyde düzenlenen ve yaklaşık beş gün süren çalışma atölyelerinde de katılımcılara farklı teknikler öğreten, Avustralya’dan masaj uzmanlarının katılımını sağlayan Gamze De Lisen, bu kamplarda çok güçlü bir enerji yakaladıklarını belirterek, “Kampa katılanlar beş günün sonunda bambaşka bir şekilde evlerine dönüyor” diyor. De Lisen’in katılacağı atölye, 24-28 Mayıs tarihlerinde Fethiye’nin Kabak Koyu’ndaki Shambala’da gerçekleştirilecek.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...