Jump to content

El Yazısından Matbaa Harflerine Yazının Tarihçesi


Melâl

Önerilen Mesajlar

Kullanılan alet ve malzemeler yazının görünümünü belirler. Kil, çubuklar, keskinleştirilmiş kemikler ve bitki gövdeleri, taş kalemler, tüyler ve sonradan döküm metaller yazı yazmakta kullanıldı. Üzerine yazı yazmak için kullanılan malzemeler ise papirüs, hayvan derileri (vellum ve parşömen) ve kağıttı.

 

Aşağıda harflerin bu ilginç serüvenini okuyabilirsiniz...

 

 

1. Kil ve Taş Üzerine İlk Yazılar

 

 

1. Kil Mühürler (M.Ö. 8000 - M.Ö. 3100) — Mezopotamya

 

Uygarlık göçebe avcılardan daha tarımsal bir topluma evrilip mal ticareti geliştiğinde alışverişi kaydetmek için bir yol bulmak gerekli olmuştu. Bunun için küçük taşınabilir kil fişler yapıldı. Bunlar yaklaşık onaltı ekonomik kategoriyi (koyun, tahıl, yağ, vs.) temsil etmek üzere belli biçimlerde yapıldılar. Bu fişler top biçimli kil zarflar içerisinde saklanıyordu ve bu zarfın üzerine, içerisindeki fişin şekli damga biçiminde basılıyordu.

 

Bullae.png

 

M.Ö. 3100 civarlarında fiş kullanımı ortadan kalktı ve sadece fişlerin şekilleri kil tabletler üzerine çizilmeye başlandı. (Bu hâlâ bir yazı sistemi değildi, çünkü yazı bir muhasebe aracı olmayıp, dili temsil eder.) Fiş kullanımının sonu, konuşulan dilin grafik olarak kaydedilmesi sisteminin doğuşuyla yaklaşık olarak aynı zamana denk gelir.

 

 

2. Çiviyazısı (M.Ö. 3100)

Gerçek yazının bilinen en eski biçimi olan çiviyazısı yaş kil tabletler üzerine kama biçimli ve sivri uçlu bir yazı aletiyle yazılırdı. Yazı karakterleri ilkin resimyazılardan [piktogram] oluşuyordu, ama sonraları soyut sembollere dönüştüler ve yatay sıralar halinde düzenlendiler. Çiviyazı soldan sağa yazılıyordu. Bu şekilde sağlak bir yazıcı yazdıklarını görebiliyor ve yaş kilin üzerinin bozulması önlenmiş oluyordu.

 

cuneiform_tally.png

 

 

3. Hiyeroglif (M.Ö. 2613 - M.Ö. 2160)

Hiyeroglif, rölyef oyma sanatıyla içiçe bir yazı sistemidir ve bu terimin Yunanca çevirisi de zaten "kutsal oyma" anlamına gelir. Hiyeroglifler mumyalanmış ölüleri tanrısal dünyaya ulaştırmak için mezarların duvarlarını süslüyordu. Bu yazı sistemi resimli yazı [rebus] ve fonetik karakterlerin bir karışımıydı ve bu şekilde gelecekteki alfabe sisteminin ilk halkasını oluşturuyordu.

 

hieroglyphics.jpg

 

2. Batı'da yazının evrimi

 

4. Erken Yunanca (M.Ö. Beşinci Yüzyıl)

Erken Yunanca düz satırlar halinde yazılıyor ama sırasıyla farklı yönlere doğru okunuyordu. İlk satır soldan sağa okunurken, onu izleyen satır ise sağdan sola okunuyordu — tıpkı "öküzün tarlayı sürmesinde olduğu gibi". Akademisyenlerin çoğu Yunan alfabesinin Fenikelilerden alındığına ve Yunanlıların bu alfabeye sesli harfler eklediğine inanıyor.

 

Greek.jpg

 

5. Erken Roma Taş Oyma Yazıları (M.Ö. İkinci Yüzyıl)Yunan stilinden örnek alınan ilk Roma oyma harfleri eşit genişlikteydi ve tırnaksızdı. İlk kelime araları, kelimeleri birbirinden ayırmak için kullanılan noktalarla başladı.

 

Roman-Lapidary-2c.jpg

 

6. Klasik Roma Taş Oymaları (M.S. Birinci Yüzyıl)İlk tırnakların, hattın ucunda taşın parçalanma ihtimalini azaltmak için veya başlangıçtaki fırçayla çizilen kılavuz çizgilerin kalınlığını taklit etmek üzere taş oyucular tarafından ortaya çıkarıldığı düşünülüyor. Taşa oyulan harfler taşın üzerine kare olarak kesilmiş bir aletle boyanıyor ve sonra oyuluyordu; bu şekilde hatların ve tırnakların kalın ve ince çeşitlemeleri ortaya çıktı.

 

Roman-1st-c-AD-.jpg

 

Trajan.jpg

Trajan Sütunu

M.S. 113

Birçok kişi tarafından bu anıtın kaidesinde yer alan kitabedeki harflerin Latin harf biçiminin evrildiği son halka olduğu düşünülüyor. Bu harfler birçok harf tasarımcısı tarafından çalışıldı. Bu çalışmaların sonucunda birçok yeni yazıtipi ortaya çıktı. Bunlar arasında Edward Johnston, Eric Gill ve Carol Twombly'nin bu harflere getirdikleri ünlü yorumlar da bulunuyor.

Bir kaligraf olup, taş oymacılığın yanısıra Roma alfabesi hakkında da bir otorite olan Peder Edward Catich 1968 yılında yazdığı "Tırnağın Kökeni" adlı çalışmasında tırnakların, taş oyma ustalarının fırçayla boyanan harflerin biçimini izlemesiyle geliştiğini öne sürdü.

 

3. Majüsküller ve Minisküller

 

 

7. Roma Majüskülleri (M.Ö. Birinci Yüzyıl)

Bu erken dönem yazılar taşa oyulan harflerin karakteristiklerini taklit etme girişimleriydi. Bunlar çoğunlukla vellum üzerine düz uçlu bir kamış veya tüyle taban çizgisine neredeyse paralel tutularak yazılırdı.

 

04-Roman-caps-written-1st-c.jpg

 

8. Onsiyaller (M.S. Beşinci Yüzyıl)

Onsiyallerin [uncial] harf şekilleri, scriptura monumentalis veya kare kapital olarak bilinen ve genellikle taş oymalarda kullanılan büyük harflerden alındı. Erken Hıristiyan eserleri, bir uncial'in (Romalılar inç ölçü birimine uncial adı veriyorlar) 2 kılavuz çizgisi arasına yazılan bu harfleri kullandılar.

 

Roman_uncials.jpg

 

9. Yarı-Onsiyal'ler (M.S. Altıncı Yüzyıl)

4 kılavuz çizgisi arasına yazılan yarı-onsiyal'ler, harflerin üst ve alt çıkıntılarının gelişimine izin verdi. Bu yeni tarzla, onsiyal tarza göre daha kolay ve daha hızlı yazılabiliyordu.

 

Roman-half-uncial.jpg

 

Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra merkezî bir gelişmiş kültürün sona ermiş oluşu çeşitli bölgesel elyazılarının ortaya çıkışına yol açtı. Bunlardan bazıları diğerlerine göre daha okunaklıydı.

 

Merovingian-disintegration.gif

 

 

10. Karolenj Miniskülü (789—1100's)

İmparator Şarlman (751—814) 800'de imparator oldu. Hükümranlığını bir bütün haline getirebilmenin bir yolu olarak büyük Kutsal Roma İmparatorluğu üzerinde standart bir yazı stilinin kullanılmasını buyurdu.

 

Carolingian_miniscule.jpg

 

Karolenj Miniskülü'nün Britanyalı keşiş Yorklu Alcuin'in çabalarıyla geliştiği sanılıyor. Alcuin geliştirdiği, açık ve seçik olan harf şekillerini antik Roma'nın klasik dökümanlarına dayandırdı. Yüzyıllar sonra, Rönesans sırasında, Karolenj elyazısı yanlış olarak özgün Roma yazısı sanıldı ve "Klasik" harf stili olarak taklit edildi.

 

 

Alcuin.jpg

York'lu Alcuin

M.S. 113

Hem bilim adamı hem de Şarlman'ın danışmanı olan York'lu Alcuin bütün keşişler için belirgin ve okunaklı yazının standartlarını oluşturduğu bir okul kurdu. Bu yazının özellikleri şunlardı:

1. Bir-örnek imlâ

2. İyi-biçimlendirilmiş küçük harflerden oluşan Karolenj stili

3. Cümle başlarında büyük harf ve devamında küçük harf kullanımı

4. Kelimeler arasında boşluklar

5. Standart noktalama

6. Metnin cümlelere ve paragraflara bölünmesi

 

11. Blackletter: Gotik Elyazısı (12. yüzyıl—15. yüzyıl)

Şarlman'ın ölümünden sonra elyazısı daha dar ve köşeli hale geldi. Kelime ve harf araları yer ve materyal korumaya indirgendi. Kiliseler ve üniversiteler çoğaldıkça seküler profesyonel yazıcılar için fırsatlar da çoğaldı. Hem Karolenj hem de Blackletter Fransa'da başladı ve sonradan bunların stil olarak bölgesel çeşitlemeleri ortaya çıktı.

 

Textura_15C.jpg

 

 

Blackletter'ın dört stili

Robert Bringhurst'un Elements of Typographic Style adlı kitabında dediği gibi "Blackletter, mimarideki Gotik tarzın tipografideki karşılığı idi."

13. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Blackletter'ın dört temel stili ortaya çıktı:

- Textura (formal)

- Rotunda (formal)

- Bastarda (Yarı-formal)

- Bitişik el yazısı (informal)

 

Textura-miniscule-15th.jpg

Textura

Rotunda-minuscule.jpg

Rotunda

 

 

4. Rönesans ve Hümanist Harfler

 

12. Rönesans Hümanizmi

 

"Rönesans Hümanizmi Orta Çağların sonunda gelişen bilimsel ruhtur. Bu ruh insanların kendileri için doğruyu yanlıştan ayırabilme yeteneğine duyulan güveni tazeledi. Floransa'daki İtalyalı âlimler antik Yunan ve Roma yazınını yeniden inceleyerek bu yitik miraslarını yeniden restore etmeye çalıştılar.

 

humanism_plato_arisotle.jpg

 

 

Bu dönemdeki Hümanizmin ana özelliği, antik dünyanın (yani antik Yunan ve Roma uygarlıklarının) beşeri kazanımların, özellikle de entellektüel kazanımların zirvesi olduğu ve çağdaş Avrupalılar tarafından örnek olarak alınması gerektiği düşüncesine bağlılıktı.

 

***

Lettera Antiqua'nın ihyası

Grafik tasarımcılar Hümanistlere çok şey borçlular, çünkü küçük harfler için model oluşturacak yazıyı yaratan onlar oldu. Bu yazı hayranlık duydukları klasik yazarların antik elyazmalarını arayıp bulma ve bunları çoğaltma arzusuyla ortaya çıktı. Öte yandan, Roma zamanında yazıldığına inandıkları açık-seçik ve okunaklı elyazısı onlara çekici geliyordu. Ama işin aslına bakılırsa, Hümanistlerin hayranlık duyduğu elyazmaları çoğunlukla Karolenj döneme onların yazılarına aitti. Bu şekilde Humanistic olarak adlandırdığımız harf stili Karalenj elyazısından türemiştir.

 

Humanistic_miniscule.gif

 

 

Elyazısıyla nüsha çoğaltıcılar akademik çalışmalar için iki tür harf kullandılar. Bu harfler antik Roman modellere dayanıyordu. Özenli elyazması metinler için Lettera Antiqua formata'yı ve daha sıradan metinler için Lettera Antiqua corsiva'yı kullandılar.

***

Poggio Bracciolini

İtalyan Hümanisti ve kaligrafı Poggio Bracciolini (1380—1450), Avrupa'nın manastır kütüphanelerindeki kayıp, unutulmuş veya ihmal edilmiş klasik Latin elyazmalarını yeniden keşfeden erken dönem Rönesans âlimlerinin önde gelenlerinden biriydi. Üzerine çalıştığı çoğalttığı elyazmaları antik Roma'dan değil ama gerçekte Karolenj dönemden kalmaydı.

 

Niccolò de' Niccoli

Bir Vatikan kâtibi olan Floransalı Niccolò de' Niccoli'nin işlek elyazısı 1501'de Aldus Manutius tarafından benimsendi ve buna sonradan italik adı verildi.

 

Felice Feliciano

Taşa kazınarak yazılan harfler üzerine uzman olan Felice Feliciano 1463'te Roma yazıtları üzerine ilk geometrik çalışmayı yayınladı. Çalışmasında bir daire modülü kullandı. Bu daine bir karenin içine yerleştirilmişti ve karenin üzerinde Bir köşeden diğer köşeye uzanan iki çaprazlamasına çizgi bulunuyordu.

 

Feliciano.gif

 

 

***

Rönesans mimarisi antik Romalı mimar Vitruvius'un eserine dayanarak, Klasik Yunan ve Roma'nın parçaların simetrisi, orantısı, geometrisi ve düzenliliği üzerine yaptığı vurguyu yeniden gündeme getirdi. Leonardo Da Vinci'nin Vitruvian Adam'ı, Rönesans sırasında sanat ve bilimin harmanlanışına iyi bir örnektir.

 

man-in-square.jpg

 

 

Leon Battista Alberti

Alberti (1522—1550) daire ve karenin en kusursuz geometrik biçimler olduğuna ve hem mimarinin hem de alfabenin bunları temel alması gerektiğine inanıyordu. Alberti, yapıların ön cephelerine harfler kazıma şeklindeki Roma geleneğini yeniden canlandırdı.

 

Tempio-Malatestestiano.gif

 

5. Matbaa Harfleri ve Yol Açtığı Kültürel Dönüşüm

 

14. Johann Gutenberg (15. Yüzyıl)

Basımcılık yüzlerce yıldan beri Kore'de, Çin'de ve Japonya'da uygulanıyordu ve Avrupalılar da 1450 yılında modüler bir "hareketli hurufat" sistemi geliştirilinceye kadar yaklaşık 100 yıldır oyulmuş tahta bloklar yoluyla yazıları basıyorlardı. Otomatik bir yazı sistemi üzerine çalışan çeşitli insanlar vardı ama modüler hareketli hurufat sisteminin yaratıcısının Johann Gutenberg olduğu yolunda genel bir kabul vardır.

 

00.jpg

15. Matbaa harflerinin hazırlanışı

Metal harfleri yapmanın ilk adımı çelik bir çubuğun ucuna bir harf kazımaktır. Hazırlanan bu harf, bir döküm kalıbı oluşturmak üzere daha yumuşak bir metal olan bakırın üzerine basılır.

screw%20press.jpg

Mesleği kuyumculuk olan Gütenberg metal kazıma ve kalıba metal dökme konusunda bilgili ve ustaydı ve bu sürecin her aşamasında hangi metallerin daha iyi sonuç vereceğini biliyordu. Harfleri kalıba dökmek için kurşun, kalay ve antimon karışımı kullandı. Aynı zamanda metal harf yüzeyleri üzerinde sabit kalacak mürekkepler formüle etti ve baskı için üzüm presini esas alarak bir alet geliştirdi.

[TABLE=width: 696, align: center]

[TR]

[TD=width: 135]

metal_ligature.jpg

[/TD]

[TD=width: 466]

Şurası gözden kaçırılmamalıdır ki, Gütenberg Roman stili harfler kullanmadı. Bunun yerine elyazısına benzeyeceğini umduğu blackletter stilini kullandı. Gütenberg'in 270 karakterden oluşan bir yazıtipinin tasarımını yaptığı düşünülüyor. Her bir harfin çeşitli varyasyonları yapılarak bunlar yazıya bir insan faktörü eklemekte kullanıldı.

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

16. Gütenberg'in 42-Satırlık İncili (1455)

Gütenberg zeki bir mucit olmasına karşılık iyi bir iş adamı değildi. Johann Fust'tan aldığı yüklü miktarda boru ödeyemeyince Fust yasal yollara başvurarak matbaayı Gütenberg'den aldı. Fust daha sonra kayın biraderi Peter Schoeffler ile iş ortaklığı kurarak matbaada İncil bastı. Bu İncil, Gütenberg İncili olarak biliniyor.

gutenberg_bible.jpg

17. Matbaacılığın ilk döneminde kullanılan yazıtipleri

Matbaacılığın 1501 yılına kadar olan döneminde [ incunabula] yaklaşık 1,100 matbaacı 27,000 kitap ve belgeyi basmak için 4,600 farklı font kullandı.

Kullanılan bütün bu harflerin yüzde 79'unu Gothic harfler oluşturuyor. Kullanılan Roman harfler ise yaklaşık yüzde 19 civarında. Bu iki temel fontun yanısıra Yunanca ve İbranice harfler de yapıldı. Yaklaşık 1,200 Gothic font hem İtalya'da hem de Almanya'da kullanılırken Fransa'da kullanılan Gothic font sayısı 700 civarındaydı. Roman harflerin çoğu İtalyan matbaacılar tarafından kullanılırken, çok az sayıda Alman, Fransız ve İspanyol matbaacı Roman harfleri kullandı. İngiltere ve Hollanda'daki matbaacılar ise Roman harfleri ya hiç kullanmadılar ya da çok az kullandılar.

 

incunabula_compendium.jpg

18. Yayılan basım teknolojisinin yarattığı toplumsal değişim

50 yıl içerisinde binin üzerinde matbaacı bütün Avrupa üzerinde dükkân açtı. Birçok grup bu yeni teknolojiyi denetim altında tutmaya çalıştı. Yazıcılar matbaaya karşı direniş gösterdiler, çünkü bu geçim vasıtalarını ellerinden alıyordu. Öte yandan dinsel ve kimi zaman seküler otoriteler neyin basıldığını kontrol altında tutmaya çalıştılar. Bu bazen başarılı oldu. Bazı Avrupa ülkelerinde kitaplar yüzyıllar boyu sadece devletin izin verdiği matbaalarda basılabildi ve Kilise'nin onayı olmadan hiç bir şey basılamıyordu. Matbaacılar istenmeyen fikirlerin yayılması konusunda yazarlardan daha çok sorumlu tutuluyordu ve hatta bazıları idam edildi. Ama bu büyük ölçüde nafile bir mücadeleydi ve batı dünyasında bu kısıtlamaların pek çoğu sonunda ortadan kalktı.

 

SON

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...