Jump to content

İbn i Arabi Çakra


devrikcumle
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

"YEDİ ESMA-İ ŞERİF

Muhyiddin Arabi Kuddise Sırrıhül Aziz hazretleri şöyle buyurmuştur: İnsan küçük bir alemdir. Kainat ise bir bütündür. Küçük alemi meydana getiren insan bütünün bir parçasıdır. İnsanın burnunun deliklerinin sağ tarafı Güneş, sol tarafı ise Kamer içindir. Bu öyle enteresan bir hadisedirki, bunlar birbiriyle tamamen zıt oldukları halde, bazen solundan, bazen sağından, bazende ikisindende nefes alır. Bir kişinin üzerine hararet galip gelse, burnunun sağ tarafını Pamuk ile kapatsın. Sol tarafı ise aksinedir.

Bir kimse Alemi Ğaybe ulşmak istese daima burnuna bakıp, kalbi ile Allah c.c. ismi şerifini zikretsin. Sıfatı şu şekildedir: Bu hal Mürakebe-i basardır. (Kalb gözüyle iç alemine bakarak kendinden geçmek) .

Eğer, burçlardaki haleti kalbi (Kalb hali) bilmek istersen: Kendini karanlık bir odaya kapadıp, bu hal üzere meşgul ol. İsticabe-i duayı (Dua nın Allah tarafından kabül olması) dahi Rukiyyatı, (Efsun) Tılsımat ın ve Esma nın tesir vaktini kalbin müşahede edip, tecrübe ile sahih olursa murat ettiğin şeyi buldun demektir. Eğer bu halet olmazsa, o kişi için, bu yedi eşkali bir beyaz levha üzerine nakş edip, sonra bu levhaya bakması lazımdır.

Bir kimseye bir nüsha veya bir dua yazıp vereceksen, bu kelimeyi ya yazı ile yahut söz ile veyahutta mana (İçyüz) ile yapmadıkça tesir etmez. Nitekim bizim yanımızda bunlar ismi A’zamdır. Zira bunların her birisinin birer manası vardır ve biz bunları her zaman zikrederiz .

Birinci kelime: هُوَّمٍ (Hüvvemin) olup, manasıيَارَبِّ (Ya Rabbi) demektir. Şeklide budur: Bunun yeri ise Makattır. Esas rengi siyahtır. Bizim yanımızda ise Kızıl Altın renginde olup, Zühal menzilindedir. Yerinde bu suret ile düşünüp, gözün ile bakıp, kalbin ilede Hüvvemin ismine meşgul ol. (Zikret ).

İkinci kelime:اُوَّمٍ ( Üvvemin ) olup, manası يَاقَدِيمُ (Ya Kadimü) demektir. Şeklide budur: Bunun yeri makat ile hayalar arasındadır. Bunda Ateş olup, Müşteri menzilindedir. Bir kimse yerinde bunu şekli ile düşünüp, kalbi ilede Üvvemin i zikir ederse düşmanları boyun eğip dost olur. Şayet dost olmazlarsa helak olurlar. Dostları bile o kişiden korkarlar. Belkide bütün insanlar korkar.

Üçüncü kelime: رَهِينْ( Rahin )olup, manası: يَاخَالِقُ (Ya Haliku ) demektir. Şekli ise budur: Bu cömertlikler ve iyilikler ismidir. Bunun yeri göbek olup, asıl rengi Sarı Altın gibidir. Merih menzilindedir. Yerinde bu şekli üzerine düşünüp, kalbi ile Rahin ismini zikir eden kimse uzaktan sesler işitir ve bir saatte çok uzun yol alır. Bu kişi sihir yapılmış veya sara hastalığına tutulmuş olan hastaya nazar etse, hasta o anda Allah Teala nın izniyle iyileşir .

Dördüncü kelime: بُدِينْ نَشْرِينْ (Budin Neşrin) olup,Manalarıيَاكَرِيمْ يَارَحِيمْ ( Ya Kerim Ya Rahim ) demektir. Şekli ise budur: Bunun yeri Kalbtir. Esas rengi sarıya dönük kırmızıdır. Lakin bunda göz kamaştıran Şimşek olup Güneş menzilindedir. Yerinde bu şekil üzerine düşünüp, kalbi ile Budin Neşrin isimlerini zikir eden kimsenin erkekler kölesi, kadınlarda cariyesi olur. Bu isimleri zikir eden kimse, Melaike nin ve Cin lerin seslerini işitir, hatta gizli sırlar keşf olunur.

Beşinci kelime: بُلْئِىٍّ (Buliyyin) olup, manası budur:

يَامُسَخَّرَ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَمَافِيهِمَا

Ya musahharas semavati vel ardı ve ma fihima Şekli ise budur : Bunun yeri Boğaz dır. Esas rengi Beyaz dır. Lakin bunda Ateş olup Zühre menzilindedir. Yerinde bu şekli ile düşünüp, Kalbi ile Buliyyin ismini zikir eden kimsede güzel yaşantı hasıl olur. Her gören kişi onu çok sever, her yerdede saygı ve hürmet görür.

 

Altıncı kelime: كَمَا يُرْمٍ( Kema yürmin ) olup, manası يَاعَلِيمُ (Ya Alimü) ismidir. Şekli ise budur Bunun yeri Alın dır. Nur gibi olup, bunun nuru Utarid menzilin- dedir. Yerinde bu şekliyle düşünüp, kalbi ile Kema yürmin ismini zikir eden kimseye her şeyi bilme sırrı verilir. Kendisine Cin ler hizmetçi olur .

 

Yedinci kelime: هَنْشَارٍ ( Henşarin ) olup, manası يَامُحْيِى(Ya Muhyi ) ismidir. Şekli ise budur: Bunun yeri Beyin dir. Bunda akıcı Su olup, suyu meni gibidir. Kamer menzilindedir. Yerinde bu şekli ile düşünüp, kalbi ile Henşarin ismini zikir eden kişiden Sam yeli çıkar ve bütün hastalıklar zail olur. Bu kişi düşmanını veya bir zalimi yok etmek isterse, o kişinin şeklini birinci şeklin içerisine, O kişinin ismini ve annesi isminide yedinci şeklin içerisine yazsın. Tertip (Sıra üzerine fikir etse, (Birinci Esma dan yedinci Esma ya kadar şekillerine bakarak) zikir etse, düşmanı veya zalim, Allah ın izniyle cezasını bulur.

Bir kimse kendi nefsini değiştirerek başka bir canlının şekline girmek isterse, (Zira kuvveti Cin e döner) şöyle yapması gerekir: Cimayı terk edip, alnının sağ tarafında Güneş in karsını düşünerek, (Dördüncü şekli) başı üzerindede bu şekilleri tevehhüm (Yok olanı var zannetmek) etsin. Altı şeklin kalanı bu şekiller üzerinedir.

Şekiller budur :

 

Bu misale Kalb gözüyle bakmalıdır. Bu haleti kadir olduğu kadar elde edersin. Eğer güçlü bir şekilde elde edersen, istediğin ölünün içine girip, onu diri eder ve o ölünün kalıbı ile gezersin . İstediğin zamanda kendi kalıbına dönersin. Ama kelimelerin şekillerini düşünüp, kalb dili ile kelimeleri zikir etmek şartıyla. Anla! İrşad olursun."

Nette heryerde bu alıntı var ama kimse kaynak kitabı yazmamış. O kadarmı zor şu eserinde yazmış demek. Alıntı alıntı gidiyor...

 

 

uyunel hakayikten alıntı yazı.uyunel hakayik elinde varsa orda kaynak belirtilmiş olabilir

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kitab-ı Uyun El-Hakaik Ve-İdah El-Taraik

Yazar Adı : Iraki, Muhammed İbn ahmed, (13/14 yy.)

M.Arabî ile alakası yok.

 

 

arabinin olmadığını biliyorum nette gezen yazının kaynağı idris çelebi hocanın uyunel hakayik çevirisiymiş. kitapta belirtilmiş olabilir belki nerden alıntılandığı

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

5 çakra vardır.

~ göbek deliği 4.

Bir karış altı 5.

bir karış üstü 3.

2 Karış üstü 2.

3 karış üstü yani üçüncü göz bölgesi de 1. Çakradır.

Bununla ilgili bazı keşf ler yapıyorum, Kur'an da bir ayetteki harfler batınî anlamda zikrediyor. İlerleyen zamanlarda paylaşacam.

needüğü belirsiz cin isimlerine benzer kelimeler zikretmeyin kendinizi gereksiz riske atmayın

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kaynağı Ruh-u Azâm olan kozmik hayat (yaşam) enerjisi (nur/prana), süptil bedende üç ana kanal boyunca hareket eder.

Sol ve sağ kanallar (ida ve pingala nadi), omurilik boyunca uzanan üçüncü kanalın (sushumma nadi) çevresinde (tıpkı bir asa etrafında dolanan iki yılanı içeren modern tıbbın sembolü kadüste olduğu gibi) spiral şeklinde dolanırlar.

Bu iki kanal, eril ve dişil, pozitif ve negatif, sıcak ve soğuk, objektif ve subjektif, dışsal ve içsel gibi nitelikler içerir.

İşte tekamül, bu kanallardaki enerjilerin dengelenmesi sürecidir. Orta kanal ise aydınlanma kanalıdır. ….Üç ana kanal kuyruk sokumunda bir araya gelir. Eğer yaşam enerjisi sol ve sağ kanallardan dengeli olarak bu noktaya inerse, “uyuyan yılan” olarak sembolize edilenkundalini‘yi uyandırırlar. Uyarılan kundalini orta kanaldanyukarıya doğru yükselir. Kundalini enerjisi, bazı ana çakraları (enerji kilitleri/enerji düğümlerini/psişik enerji merkezlerini) açarak (tıkanıksa), yükselir. Kundalini yılan şeklinde tasvir edilir ve spiral şeklinde kıvrılarak yükselir. Vahye dayalı ilâhi kitaplarda tepe noktasına ulaşmışkundalini "âsâ" olarak sembolize edilir.

İnsanda olduğu gibi, Dünya, Güneş Sistemi ve diğer yıldız sistemlerinin, galaksilerin ve evrenin dahi prana ve kundalini‘si vardır. Bu konudaki tüm anlatımları evrensel boyuta genişletebilirsiniz. Mikrodan makroya kadar tüm evren aynı sistemle çalışır. Örneğin Kâbe, Dünya‘nın tepe çakrası(Sahasrara)’dır kanımca.. Dünya‘daki kundalini tepe çakrası‘na o noktada ulaşmıştır diye düşünüyorum. Bu konuda yine başka bir düşüncem de şu: Dünya‘dakikundalini‘nin tepe çakrası’na (Kâbe noktasına) ulaşmasının,İbrahim aleyhisselâm zamanında olması ihtimali yüksek.. Çünkü Dünya’nın da bir bilinci var ve bu bilinç yeryüzündeki tüm canlıları kapsayan bir bilinçtir. Her bilinç seviyesi gibi Dünya bilincinin de olgunluğa erişmesi söz konusudur kanımca…

İlk yapıldığında Kâbe‘nin üstü açık olduğu rivayet edilir. Bu rivayete göre, İbrâhim aleyhisselâm sadece dört duvar inşa etmiş, üstü sonradan örülüp kapatılmıştır. Bu açıklık sonsuzluğu temsil eder. Dört duvar ise, arşı taşıdığı söylenen dört melekî güçtür. Hani şu kıyamette sayısı sekiz olacak olan melekî güçler. Dört melekî gücü küp şekli (Kâbe) tanımlıyorsa, kıyamette sekiz olmasını da hiper küp gibi bir şekille tanımlayabiliriz herhalde.. Ancak tanımladığımızı kavrayamayız. Üç boyutlu evreni algılamaya programlı bir bilincin hiper küpü hayal etmesi oldukça zordur kanımca… O halde bu sekiz melekî güçü kavramak da oldukça zordur, şimdilik hiç girmeyelim o konuya… Allah nasib ederse başka bir gün, belki!..

….Kâbe ise, Allah Zatı‘nı ve sıfatlarını simgeler. Mısır’da bunlar olurken hemen hemen aynı devirde yaşamış olanİbrahim aleyhisselam, firavunların piramitlerle insanı yüceltip ilahlaştırmalarından sonra, Kâbe ile insanı oradan indirmiştir ve Allah Zat‘ını yüceltmiştir bir bakıma.. Bu sebeple Zat‘ın bilinmezliğini temsilen, Kâbe‘nin üstü açık (şimdi ise, sanki firavun devrine bir dönüş gibi örülü olan!) dört duvarlı ve siyah taştandır Kâbe. İnsan ise, Kâbeüzerinde küçük siyah bir taşla (nokta ile), yani hacer-ül esved taşıyla temsil edilir. Mutlak olan Zat‘tır, insan yeryüzünde O‘nun mânâlarını yansıtan bir kuldur (nokta) sadece… Çerçeveli ayna gibidir insan, bir yönü sonsuz ama sınırlı, ardı sonsuz sınırsız, zatı ise bilinmez…

Arafat, Beytu’l-Makdis (Mescid-i Aksa) da Dünya‘nın önemli çakralarıdır (enerji kiliti/enerji düğümü/psişik enerji merkezi). Yine buradaki Zemzem Suyu da, bölgele bulunan yüksek kozmik enerji vibrasyonu (titreşimi) olması sebebiyledir. Bu enerji madde planında bazı tezahürler gerçekleştirmiştir, ki bunlardan en önemlisi hayatiyet kaynağı sudur. Bu sebeple Zemzem, saf, arınmış ve yüksek kozmik enerji içeren bir sudur.

….Gelelim insanî özelliklerle yaratılmış, bilinç titreşimleri yüksek pozitif kişiye.. Eğer bu kişi, Güneş sinir ağı çakrası(göbek)açıldıktan sonra hakikat bilgisi alırsa, kundalini kalp çakrası‘na ve diğer çakralara da yükselebilir. Dini terminolojide veliler (ileridekiler) saidler (sağdakiler)veşakiler (soldakiler)için kalp çakrası bir sınır gibidir kanımca… Çünkü bu çakradan itibaren kişideki iman melekesi devreye girer ve kişi birimsel şuurdan bütünselliğe adım atar. Vahyin bildirdiği gerçeklere göre, hiç bir şaki evrensel şuura, bütünselliğe ve sevgiye erişemez. Bir üstkalp çakrası‘nın açılmasının başlıca anahtarı tevhid inancı doğrultusunda Allah’a (mutlak varlığa) imandır.

Kalp çakrası ‘nı açmak için yapılması gereken çalışmalar; ilâhi evrensel bilginin alınması, tefekkür, namaz (uzak_doğu öğretilerinde bunu meditasyonla telafi etmeye çalışıyorlar!?), oruç ve en önemlisi de zikir (uzak-doğu öğretilerinde buna mantra deniyor) yapmasıdır. Her çakranın ayrı bir zikri vardır. Eğer o zikir yapılmaz ise, o zikre bağlı çakranın açılması da güçleşir. Çünkü zikredilen kelime bir anahtar gibidir. Bilinci o çakranın temsil ettiği mânâ doğrultusunda programlar. Bu noktaya yoğunlaşan bilinç, çakradaki tıkanıklığı açar ve kundalini bir üst seviyeye yükselir. Bu sebeple çakraların açılmasında zikir de önemli bir rol oynar.

….Mesela kuyruk sokumu çakrasındaki bir bilinç, nefs-i emmare bilinci diye isimlendirilir. Göbek altı çakrası nefsi levvame bilinci, göbek çakrası nefs-i mülhime bilinci, kalp çakrası açılmış bilince nefs-i mutmainne bilinci, boğaz çakrası açılmış bilince nefs-i raziye bilinci, alın çakrası veyaüçüncü gözü açılmış bilince nefs-i mardiye bilinci, tepe çakrası açılmış bilince nefs-i safiye bilinci denir. Yani bu çakralara karşılık gelir.

Bazen insanî özelliklerle yaratılmış bir kişide uyarılankundalini sushumma nadi isimli ana kanal üzerinde değil, farklı bir kanala yönelip, bu kanalda hareket etmeye başlar. Bunun çeşitli sebepleri olabilir. Ama sonucu ölümcül rahatsızlıklara yada psikolojik bozukluklara kadar varabilir. Ancak ehil biri tarafından tavsiye edilen doğru çalışmalarla kundalini asıl hareket merkezine çekilebilir. Yine bazı kişiler de kundalini‘nin en tepe çakrası‘na varışıyla aydınlanmadan (ki buna Allah indindeki ilim denir) evrensel hakikatlerle ilgili çok üst düzeyde dışsal bilgi alır. Kişinin tüm çakraları açılmadığı için, titreşimleri yükselenkundalini‘yi bulunduğu noktada zaptetmesi zordur. Bu da kişiyi psikolojik bozukluklara veya bir takım taşkınlıklara ve aşırılıklara sürükler.

….Kur’ân-ı Kerîm‘de ve vahye dayalı ilâhi kitaplarda bir çok hakikat mecaz ve misallerle anlatılmıştır. Örneğin çoğunda sözü geçen "yasak ağaç" (hayat ağacı, sidre ağacı) misali, süptil bedendeki enerji kanallarının bir ağacı andırması sebebiyle seçilmiş sembolik bir anlatımdır düşünceme göre..

….Adem‘e (evrensel hakikate ayna olabilecek insan bilincine) cennet’in ortasında (omurilik hizası bedenin ortasıdır) bulunan bu ağacın meyvasını yemek yasaklanmıştır. Fakat yılan şekline giren şeytan, Havva‘yı (dişi olan beden bilincini) aldatır ve yasak meyveyi yemeye ikna eder ve hepsi cennetten çıkarılırlar. Burada yılanolarak sembolize edilen, kundalini‘dir. Kişisel görüşümcekundalini bilincin vehim gücü meleksine eşlik eden enerjiyi temsil eder. Bu güç, aslı hayal olan evreni varsayan (veya olumsuz çalıştığında varsanan) bir güçtür (mânâ+enerji) ve son derece büyük bir güçtür, nefs de diyebilirsiniz. Şeytanise, söz konusu vehim melekesini, birimsel yönde (olumsuz) tahrik eden ikileme düşmüş bilinç+enerji’dir. Yasak meyveise, kundalini‘nin uyanışıyla, kuyruk sokumundaki kök çakra‘dan yükselerek göbek altındaki dalak çakrası‘na yükselmesiyle ortaya çıkan güçlü cinsellik duygularıdır.”

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

"Ruh-u Azâm" nedir? Ne alaka çakralarla?

Kur'an ayetlerini mistik hind geleneğine uydurma çalışması olarak görüyorum tüm yazıyı.

çakra astral seyahat vb kavramlar sadece hind kültüründe yok,astral seyahat tayyi mekan olarak geçio bizde.

 

çakra kavramıda letaif olarak açıklanıo tasavvuf geleneğinde;

 

Tasavvufta başlıca letaif noktaları şunlardır: Kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Ayrıca iki kaş arasında bulunan nefis, kafanın üst kısmında bulunan letaif-i küll.

 

Kalp sol memenin dört parmak kadar altında, ruh (Bu, terminolojide bildiğimiz ruhtan farklıdır, sadece aralarında isim benzerliği vardır. Ruhun manevi bir organıdır. Kendisi değildir.) sağ memenin dört parmak kadar altında, sır sol memenin iki parmak kadar üstünde, hafi sağ memenin iki parmak kadar üstünde, ahfa boğazın altındaki çukurundan iki parmak kadar aşağıda bulunur.

 

Bu letaif noktaları zikir ve rabıta ile günah kirlerinden temizlenip nurlarla parlamaya başlayınca gözler kapalı vaziyette iken onların değişik renkteki nurları da görülebilir. Letaifler bu nurlarla birlikte emir âlemine yükselmeye başlarlar. Onun için başlangıçta ilgili manevi organlarda görülen bu nurlar daha sonra birlikte ve karışık bir vaziyette görülür. Zikir ve rabıta sırasında helezonik bir tarzda dönerek, karışarak yükselmesi ile kendisini belli ederler. Bazı kitaplarda ilgili letaif noktalarında farklı renklerdeki nurların söz konusu edilmesinin nedeni, bu nurların bir bütün halinde görülmesinden ve bu sebeple hangisinin hangi letaif noktasından çıktığını tam olarak bilememeden kaynaklanmaktadır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

çakra astral seyahat vb kavramlar sadece hind kültüründe yok,astral seyahat tayyi mekan olarak geçio bizde.

 

çakra kavramıda letaif olarak açıklanıo tasavvuf geleneğinde;

 

Tasavvufta başlıca letaif noktaları şunlardır: Kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Ayrıca iki kaş arasında bulunan nefis, kafanın üst kısmında bulunan letaif-i küll.

....

çok komik bir benzetme ama hiç mi hiç ALAKASI YOK.

İslâm Alimlerinin bahsettiği latifelerin konumlarına bak birde sizin bahsettiğiniz 7 çakranın konumlarına bakın.

Astral Seyahat anlamı zaten çok uçuk, asıl olan Beden dışı deneyimler Kalp haricindeki Sır, Hafi, Ahfa latifeleriyle olur, Rahmanî rüyalarda Ruh ile olur. Letaiflerin zikr ve terbiye ile temizlenmesi diğer alemlere kapıyı açar bilinç-iradenle farklı alemlere geçersin ki bu 5 latife ve nefsin çakralarla alakası yoktur,.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

çok komik bir benzetme ama hiç mi hiç ALAKASI YOK.

İslâm Alimlerinin bahsettiği latifelerin konumlarına bak birde sizin bahsettiğiniz 7 çakranın konumlarına bakın.

Astral Seyahat anlamı zaten çok uçuk, asıl olan Beden dışı deneyimler Kalp haricindeki Sır, Hafi, Ahfa latifeleriyle olur, Rahmanî rüyalarda Ruh ile olur. Letaiflerin zikr ve terbiye ile temizlenmesi diğer alemlere kapıyı açar bilinç-iradenle farklı alemlere geçersin ki bu 5 latife ve nefsin çakralarla alakası yoktur,.

 

 

okuduğum bir çok yazıda işlevsel olarak aynı olduğunu okudum.

 

Ruh, Allah’tan ilahi bir soluk olduğu için yüce Allah’ın (c.c.) izni ve taktiriyle letaifleri aracılığı ile kerametler gerçekleşmektedir. Kerametlerdeki sır letaiflerde gizlidir.

Letaifler Lahut âlemine yükselip de Allah’ın sıfatları ve güzel isimlerinin gölgelerine ulaştığında çeşitli kerametler için gerekli olan güç ve kudrete sahip olmaktadırlar.

Kalplerde olanı keşfetme, kabirdekilerin ahvalini bilmek, hastalara şifa vermek, suda yürümek, aynı anda değişik yerlerde bulunmak hep Lahut âlemine, yüce Allah’ın sıfat ve güzel isimlerinin gölgesine yükselmiş olan ruh, dolayısıyla letaifler aracılığı ile gerçekleşen ve bilinen belli başlı kerametlerdir.

Tasavvuf yoluna keramet sahibi olmak için değil Allah rızasına ermek için girilir.

-Çakralar ile letaifler arasında bir ilgi var mı? Budizm, Hinduizm gibi dinlerin başlangıçta hak temele dayanıp daha sonra tıpkı Hıristiyanlık ve Yahudi dinlerinde olduğu gibi bozulduğundan Kuran-ı Kerim söz etmese de akıl ve mantıkla olaya yaklaştığımızda bu dinlerin de temelinin tevhide ve ilahi kitaplara dayanıp daha sonra tahrif edildiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Çakralar ile letaifler aynı konudan söz etmektedirler. Ruhun temel organlarını konu almaktadırlar.

Meditasyon adı altında yapılan uygulamalar ise büyük sıkıntıları ve tehlikeleri taşımaktadırlar. Zira bu uygulamalar şeytanlara davetiye çıkarmaktadırlar. İnsanların itikatlarını bozan pek çok yanlış bilgi bu meditasyonlarda zihinlere farkına varılmadan yerleşmektedir. Daha da kötüsü bir şeytan musallatında bu insanların sığınacağı bir limanlarının bulunamaması, kendilerini savunamamalarıdır. Onların ellerinde oyuncak olup kalmalarıdır.

 

 

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sadece Hindistan bölgesine yüzlerce peygamber gelmiştir (İmamı Rabbani hazretleri "yasak olmasa tek tek mezarlarını söylerim" demiştir). Ki bu peygamberlerin tek sünneti kalmış olabilir buda nefis teskiyesi/beden dışı deneyim.

bazı hinduların beden dışı deneyimlerde (imamı Rabbani zamanında) çok ileri düzeylere çıktıkları aşikâr fakat yorumlama da hatalıydılar.

tekrar söyliyorum;

Çakralarla Letaiflerin tek ortak noktası görülmeyen alemde olmalarıdır. Bunun haricinde hiçbir benzerlik yoktur.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...