Jump to content

Çağdaş Kozmoloji Anlayışı ve Gelişmeler


Melâl
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Çağdaş kozmoloji ile kastedilen büyük oranda fiziksel kozmolojidir. Matematik ve fizik bilimleri yardımıyla teorilerin ispatı yapılır ve astronomik keşiflerle desteklenir. Evrenin içinde yer alan bütün gök cisimleri, gökadalar, yıldızlar, karadelikler, gezegenler, uydular, bunların oluşumları, birbirleriyle olan ilişkilerinin kuramsal olarak incelenmesi bu bilim dalı içine girer.

 

Teknolojinin ilerlemesi ve farklı dallardaki bilimsel keşifler ve buluşlar, örneğin Einstein'in görecelik teorisi, son bir-iki yüzyıl içinde fiziksel kozmoloji anlayışının da büyük oranda gelişmesine yol açmıştır.Fiziksel kozmoloji dışında çeşitli ezoterik hareketlerin ortaya attığı ezoterik kozmolojiler de yine bu dönemde ortaya çıkmış ve gelişme kaydetmiştir.

 

Çağdaş fiziksel kozmoloji teknolojik olanakların sağladığı gelişmiş gözlemlerle birçok keşfe konu olmuştur. Örneğin Harlow Shapley gözlemleri sonucu güneş sisteminin de içinde bulunduğu Samanyolu gökadasının düşünülenden (yaklaşık 10 bin ışık yılı) çok daha büyük (yaklaşık 100 binlerce ışık yılı) bir çapa sahip olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca yine Shapley o zamana kadar yaygın bir görüş olan ve güneş sistemini gökadanın merkezine yakın konumlandıran görüşün yanlış olduğunu ortaya çıkarmış ve güneş sisteminin gökadanın merkezinden oldukça uzakta olduğunu kanıtlamıştır.

 

 

Büyük Patlama ve kozmik mikrodalga arkaplan radyasyonu

 

Edwin Hubble'ın gözlemleri gökadalar hakkında daha fazla bilgi ortaya çıkarmış ve evrenin genişlediğini kanıtlamıştır.Hubble'nin keşfi, (evren genişledikçe) galaksilerin hızının uzaklıklarıyla birlikte artmasını keşfetmiş olmasına dayanıyordu. Georges Lemaître ise evrenin "kozmik yumurta"dan (nasıl) genişlediğini açıklayan teorik fikirler ortaya atmıştır. Bu teori evrenin kökenini açıklamak için bugün sıklıkla kullanılan büyük patlama teorisinin ilk ortaya çıkışıdır; "büyük patlama" ismi ise ilk kez İngiliz astrofizikçi Fred Hoyle tarafından kullanılmıştır ki kendisi, evrenin kökenine dair büyük patlamadan oldukça farklı (başlangıç noktası olmayan sonsuz) bir evren modeli içeren sabit durum kozmolojisi savını savunduğu için, bu tabiri biraz da alayla ortaya atmıştır.Hoyle aynı zamanda yıldızların içinde meydana gelen nükleosentezi de tanımlamış olan kişidir. Daha sonraları, evrenin ve evrenle bağıntılı olarak zaman ve üç boyutlu uzayın, büyük bir patlama sonucu ortaya çıktığını öngören, büyük patlama kuramı lehine, kozmik arkaplan radyasyonun gözlenmesi ve kuasarların keşfi gibi, çeşitli gözlemsel kanıtların bulunması sonucu bilim dünyası tarafından bu teori genel kabul görmüştür.Aynı zamanda bu keşifler sabit durum kozmolojisinin de büyük patlama karşısındaki çöküşünü hazırlamıştır. Bu kozmolojide evren uzay ve zamanda değişim göstermiyordu, nitekim isminin "sabit durum kozmolojisi" olması da bu temele dayanmaktadır. Sabit durum kozmolojisi özellikle 20. yüzyılda popülerleşmiş olsa da daha sonra, belirtildiği gibi, yeni keşifler sayesinde büyük patlama kuramı karşısındaki konumunu kaybetmiştir ve büyük patlama genel kabul görmüştür. Bununla birlikte son yıllarda yapılan çeşitli gözlemler ve elde edilen bulgular Büyük Patlama kuramı açısından çeşitli soru ve sorunlara yol açmıştır ki bu soru ve sorunların hepsine 2007 yılı itibariyle bir yanıt getirilememiştir, meselelerin çoğunluğu hâlen yoğun tartışma konusudur. Nitekim fiziksel evrenbilim birçok bilinmeyen alan ve sorun içeren bir daldır; genel olarak kabul gören evrenbilim modelinin (İngilizce özgün adıyla Lambda-Cold Dark Matter veya kısaca ACDM) sahip olduğu 18 parametrenin 17'si bağımsızken bunlardan sadece 13 tanesi gözlemsel bilgi ile uyum arz etmektedir.

 

Büyük patlama kuramı lehine kabul edilen en önemli gözlemsel kanıtlardan biri 1965 yılında Arno Penzias ve Robert Wilson tarafından keşfedilmiş olan kozmik mikrodalga arkaplan radyasyonudur. Aslında kozmik mikrodalga arkaplanı çok daha önceleri, 1948'de, George Gamow ve Ralph Alpher tarafından öngörülmüştür. Sıklıkla CMB (İngilizce ismi olan cosmic microwave background radiationa binaen) olarak kısaltılan kozmik mikrodalga arkaplan radyasyonu tüm evreni dolduran bir elektromanyetik radyasyon formudur. Kozmik mikrodalga arkaplan radyasyonu büyük patlama kuramı için çok önemlidir zira bu kuram yapısı gereği bu tip bir fenomeni öngörmektedir. Bu sebeple kozmik mikrodalga arkaplan radyasyonunun keşfi büyük patlama kuramı lehine çok büyük bir adım oluşturmuştur. Bu radyasyonu incelemek için NASA tarafından yapılan Kozmik Arkaplan Kâşifi, İngilizce özgün adıyla Cosmic Background Explorer veya COBE, bu alanda önemli başarılara imza atmış ve COBE projesinin baş araştırmacıları olan George Smoot ve John Mather 2006 yılında başarılarından ötürü Nobel Fizik Ödülünü kazanmışlardır. Kozmik mikrodalga arkaplan radyasyonudaki küçük salınımların incelenmesi evrenin doğası, yaşı ve yapısı hakkında önemli bilgiler sağlamaktadır. NASA tarafından 2001 yılında uzaya gönderilen Wilkinson Mikrodalga Anizotropi Sondası, İngilizce özgün ismiyle Wilkinson Microwave Anisotropy Probe veya kısaca WMAP, tarafından sağlanan güncel bilgiler doğrultusunda Büyük Patlama'dan bugüne kadar ki zaman, evrenin yaşı, yaklaşık olarak 13.7 milyar yıldır. Bu sayının hata payı yaklaşık olarak %1'dir ki bu da yaklaşık olara, 13.7 milyar ± 200 milyon yıl sonucunu doğurur. Farklı metodlar sonucu ulaşılan diğer yaş tahminleri ise 11 milyar ile 20 milyar arasında değişse de, birçok tahmin 13-15 milyar yıl aralığında bulunmaktadır.

 

 

Çeşitli gelişmeler, savlar, karanlık madde ve karanlık enerji

 

Bugün evrenin sadece %4'ünün yaydığı elektromanyetik radyasyon tarafından doğrudan gözlemlenebilir olduğu, kalan kısmın %73'ünün karanlık enerji, %23'ününse karanlık maddeden oluştuğu düşünülmektedir. Karanlık madde ve karanlık enerjinin doğası ve özellikle hâlâ tam olarak bilinmemektedir. Karanlık enerji tüm uzaya yayıldığı ve evrenin genişleme hızını arttırdığı düşünülen, hipotetik (yani savsal) bir enerji formudur. Karanlık madde ise gözlemlenebilmesini olanaklı kılacak kadar elektromanyetik radyasyon yaymayan veya yansıtmayan, fakat gözlemlenebilir cisimlerde oluşturduğu yer çekimsel etkiler yüzünden varlığı savlanan, yapısı bilinmeyen maddedir.

 

20. yüzyılda ortaya atılmış bir kavram olan karanlık enerjinin ilk benzerleri, terimin ortaya atılmasından oldukça önce ortaya çıkmıştır. Dinamik evren yapısı kanıtlanmadan önce Einstein evrenbilim sabiti (kozmolojik sabit) fikrini yer çekimini karanlık enerji ile dengeleyecek biçimde, statik bir evren modeline ulaşabilmek için önermiştir. Daha sonra dinamik evren modeli kanıtlanınca bu fikirlerden vazgeçilmiştir. 1970'lerde Alan Guth, kavramsal açıdan karanlık enerjiye benzer olarak, negatif bir basınç alanının, evrenin erken devrelerinde kozmik şişmeyi sürdürebileceğini önermiştir. Karanlık enerji terimi ise 1998 yılında Michael Turner tarafından ortaya atılmıştır. Karanlık enerjiyi destekleyen ilk doğrudan kanıt süpernova gözlemlerinden, Riess et al tarafından ortaya çıkarılmış, daha sonra Perlmutter et al tarafından doğrulanmıştır.

 

Karanlık madde olarak anılan fenomene ve varlığına dair ilk kanıt İsviçreli astrofizikçi Fritz Zwicky tarafından 1933'de tespit edilmiştir. Karanlık maddeye ilişkin kanıtların birçoğu gökadaların incelenmesi sonucu elde edilmiştir. Galaktik rotasyon eğrileri (gökada dönüş eğrileri), eliptik gökadaların hız dağılımları, gökada kümelerindeki kayıp madde gibi birçok konu karanlık maddenin varlığını destekleyecek kanıtlar sunmuştur.

 

1997'de bazı bilim adamları evrenin olası farklı süreçlerini özetleyen, dört süreçlik bir plan ortaya atmışlardır. Buna göre evren yaklaşık olarak bir katrilyon yıl sonra yıldızların sönmüş ve sadece beyaz, kırmızı veya kahverengi cüceler ile nötron yıldızları şeklinde var olacağı bir sürece girecektir. Bu süreç sonrası, büyük yıldızların kara deliklere dönüşmesiyle, bir kara delik süreci (veya dönemi) başlayacaktır ki bu süreçte evrendeki cisimleri yutmuş olacak, zamanla kendileri de yok olacaklardır. İlgili araştırmaya göre bu sürecin şu ana oranla yaklaşık olarak yüz trilyon trilyon trilyon yıl sonra ortaya çıkması beklenmektedir. Son süreç ise evrende hiçbir maddenin bulunmadığı bir süreçtir ve Kara(nlık) Dönem olarak anılmıştır.

 

Dinî kozmoloji açısından, İbrahimi Dinlerin çeşitli mensupları evrenin başlangıcı için büyük patlama teorisinin dinî kozmoloji anlayışı ile çatışmadığına dair açıklamalarda bulunmuşlardır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...