Jump to content

27 Mayısçıların \'Üniversite Reformu\': 147 Tasfiye


devrikcumle

Önerilen Mesajlar

istifa.jpg

 

 

[h=2]Birkaç ay önce Demokrat Partiyi diktatörlükle suçlayanlar, basın ile beraber her türlü hakaretten geri kalmayanlar, öğretim üyelerinin tasfiyesini sessizce kabul etmek zorunda kaldılar.Diktatörlüğün nasıl bir gerçeklik olduğunu yaşayarak öğrendiler.[/h]

Demokrat Parti iktidarını üniversite özerkliğini dikkate almamakla suçlayan üniversiteler 1957 yılından itibaren iktidara karşı tavır almaya başlamışlar ve hükümeti baskı idaresi kurmakla suçlamışlardı. Bu suçlamalarla gitgide bozulan üniversite iktidar ilişkileri 1960 yılına gelindiğinde tamamen kopmuştu. Askeri müdahalenin altyapısının hazırlandığı süreçte hükümete karşı oluşan koalisyonun en önemli ortaklarından biri üniversiteler olmuştu. Üniversitelerin önemli desteğinin olduğu 27 Mayıs askeri darbesiyle Demokrat Parti hükümeti devrildi ve Milli Birlik Komitesi ülke yönetimini ele geçirdi.

Darbeye desteğin karşılığı hayal kırıklığı oldu

 

Ancak üniversiteler verdikleri bu desteğin karşılığında darbecilerden ödül beklerken tasfiye ile karşılaştılar. Askeri darbeyi yapanlar ordu, yargı gibi kurumlardaki tasfiyenin bir benzerini de üniversitelerde gerçekleştirdiler. Ülke yönetimini ele geçiren Milli Birlik Komitesi çıkardığı 114 sayılı yasada yer alan ‘tembel, yeteneksiz ve reform düşmanı’ ibaresini gerekçe göstererek, çeşitli üniversitelere ait profesör, doçent ve asistanları yeniden öğretim üyeliğine alınmamak üzere görevden uzaklaştırdı. Bu öğretim üyelerinin bazıları isimlerine aşina olduğumuz Ali Fuat Başgil, Sabahattin Eyüboğlu, Yavuz Abadan,Nusret Hızır, Tarık Zafer Tunaya, Mina Urgan,Haldun Tane,İsmet Giritli idi.

 

Milli Eğitim Bakanı’nın dahi gazetelerden öğrendiği bu tavsiye hareketiyle toplam 147 öğretim üyesi ve yardımcısı görevine son verilmiş oldu. Hiç beklemedikleri şekilde görevden alınan bu öğretim üyelerine MBK üyesi Yüzbaşı Numan Esin: ‘Her müesseseyi yeni baştan kurarken revizyona tabi tutmak gerekir. Biz de oy, istikbal endişesi olmayan, memleket için hüsnüniyetle çalışan olduğumuzdan bunu yaptık.’ diyerek tasfiyenin mantığını açıklamaya çalışmıştır.

Üniversite Rektörleri tepki olarak istifa ettiler

 

Darbenin gerçekleşmesinde önemli katkıları bulunan üniversiteler yapılan tasfiyeye önemli tepkiler geldi. 147 öğretim üyesinin görevden alınmasına tepki gösteren, İÜ Rektörü Sami Onar, İTÜ Rektörü Fikret Narter, AÜ Rektörü Suat Kemal Yetkin, Ege Ü. Rektörü Mustafa Uluöz, Ortadoğu Ü. Rektörü Turhan Feyzioğlu istifa ettiler.

 

27 Mayıs döneminin en etkili isimlerinden biri olan İ.Ü Rektörü S.Sami Onar, tasfiye hareketinden haberi olmadığını, kendi tekliflerinin öğretim üyelerinin sayısının azaltılmasının değil artırılması yönünde olduğunu ve zaten öğrenci sayısına göre öğretim üyesi sayısının çok az olduğunu ifade ederek, bu tasfiye ile ‘Üniversite Çökmüştür’ şeklinde açıklamada bulundu.

 

147 öğretim üyesinin görevden alınmasını üniversite rektörlerinin yanında öğrenci dernekleri de tepkiyle karşıladı. Başta İstanbul olmak üzere Ankara ve İzmir’de bulunan üniversite öğrencileri derslere girmemişler, sınıf ve amfilerdeki tahtalara olayı protesto ettiklerine dair yazılar yazarak tepkilerini dile getirmişlerdir. Hatta Milli Türk Talebe Birliği ikinci başkanı Hamdi Başer, tasfiye kanununu ‘ilk Antidemokratik kanun’ olarak vasıflandırarak şu açıklamayı yapmıştır: ‘Üniversite muhtariyetinin mahzurlarını ancak ve yalnız üniversite muhtariyeti bertaraf edebilir. Bundan böyle ister idari kararla olsun, ister keyfi ve antidemokratik kanunla olsun, ister copla silahla olsun, kutsal olan ilim hürriyetine ve üniversite muhtariyetine müdahale edilmemelidir.’

 

Hem üniversite rektörlerinden hem öğrencilerden hem de basından gelen tepkiler üzerine MBK, Ankara Üniversitesi Senatosu’nun temsilcileri ile 31 Ekim 1960’ta bir toplantı yaparak, problemlerin üniversite muhtariyeti ( özerkliği ) içerisinde çözülmesini karalaştırdı. Çözümle ilgili bu ilk adımın atılmasının ardından, 1 Kasım’da açıklama yapan Cemal Gürsel, 114 sayılı tasfiye kanununa bir madde ilave edilerek, tasfiye edilenlerin durumunun üniversite senatolarına bırakılacağını ifade etmiş ve ayrıca kendilerine yanlış bilgi verildiğini, hatadan dönmenin fazilet olduğunu söylemiştir.

MBK kararından geri adım atmadı

 

MBK Başkanı Gürsel’in bu açıklaması üzerine sular durulmaya başlamış ve istifa eden bazı rektörler yapılan seçimlerle yeniden göreve başlamıştır. Ancak ortaya çıkan iyimser hava kısa sürede kaybolmaya başladı, gazetelerde 147’liklerin tekrar üniversiteye dönemeyeceği ile ilgili yazılar çıkmaya başladı. Bu tarihlerden itibaren konu gündemden düşmeye başlamış hocaların geri dönüşü ise gerçekleşmemiştir. MBK verdiği karardan geri dönmemiş zaten serbest bir tartışma ortamı olmadığından MBK’ya ricaların ötesinde eleştiri gündeme gelmemiştir. Daha birkaç ay önce Demokrat Partiyi diktatörlükle suçlayanlar, basın ile beraber her türlü hakaretten geri kalmayanlar öğretim üyelerinin tasfiyesini sessizce kabul etmek zorunda kaldılar.Diktatörlüğün nasıl bir gerçeklik olduğunu yaşayarak öğrendiler.

 

 

 

 

hakan can

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...