Jump to content

Yeni Ahitte Kadının Dini Hukuki Ve Sosyal Statüsü


Guest jülide

Önerilen Mesajlar

Araştırma sonucunda kadının hukuki, dini ve sosyal statüsünün niteliğini belirleyen yeni ahit ifadelerine geçmeden önce karşı cins olan erkeğin değerlendirilişine kısaca değinmekte yarar vardır. Nitekim erkeğin Yeni Ahit’te sözü edilecek olan statüsü kadının tüm alanlarda ikinci yahut daha alt kademelere inmesini gerektirici nitelikte olduğu görülecektir.

 

Yeni Ahit’in gerek İncil rivayetleri (Matta, Markos, Luka, Yuhanna) gerekse resullerin tüm mektuplarının inanç ve ibadet çerçevesini çizerken en çok dayandıkları referans kavram baba ve oğul(lar) kavramlarıdır. Buna yüzlerce örnek vermek mümkündür. Bunlardan birkaç tanesi şöyledir. Hz. İsa ağzından:

Her şey Babam tarafından bana verildi; ve Babadan başka hiç kimse oğlu bilmez; Oğuldan ve Oğlun keşfetmeyi dilediği kimseden başkası da Babayı bilmez.” (Matta, 11/25)

 

Bu ayette oğul ve Baba ifadelerinin Hz. İsa ve Allah için kullanıldığı malumdur. Ancak “oğul” kavramı Yeni ahit çerçevesinden bakılacak olduğunda (yukarıdaki ayet ve benzerlerinde yalnızca Hz. İsa kastedildiğini belirterek) tüm bu dine inanan erkekler için geçerli olabilecek bir kavram olduğu söylenebilir. Hatta bunun da ötesinde Hıristiyanlığın gönderilişinin temellerini oluşturan ideal kavram bile denilebilir. Buna göre Hıristiyanlık kendinden önceki Museviliğin aksine insanların şeriat sınırlarını aşarak, ibadet eden kullar değil Allah’ın (Baba’nın) bizzat oğulları olmalarını sağlamak amacıyla indirilmiştir. Musa kavmine Allah gazaplandığından onları şeriatla ve hem de çok katı kuralları olan bir şeriatla sorumlu tutmuştur. Ne var ki Allah İsa olan oğlunu göndererek eskiye bir sünger çekmiş ve onu kurban ederek eskinin günahlarını da sembolik olarak ona çektirmiştir. Bu şekilde yeni din rahmet dinidir ve şeriatın ve ibadetin hakim olduğu bir din değil, aksine baba-oğul ilişkisinin yaşandığı bir dinidir.

 

Bunu en açık gösteren ifadeler Pavlus’un Galatyalılar’a gönderdiği mektupta görülmektedir:

 

“Fakat iman gelmeden evvel, keşfolunacak iman için kapatılmış olarak şeriat altında muhafaza olunuyorduk. Şöyle ki, imanla salih sayılalım diye, şeriat Mesih için mürebbimiz oldu. Fakat iman geldiğinden, artık mürebbi altında değiliz. Çünkü hepiniz iman vasıtası ile Mesih İsa’da Allah’ın oğullarısınız.”(Pavlus’un Galatyalılara Mektubu, 3/23-26)

Gerçi Pavlus bu ifadelerinin peşinden Mesih’e vaftiz olanların onda kaybolacaklarını ve böylece ne Yunanlı ne Yahudi, ne kul ne azatlı ve ne dişi ne de erkek kalmayacaktır. Ancak kullanılan kavramın “çocuk” değil de “oğul” oluşu ve ayrıca kadını anlatan diğer ifadeler bunun erkeğin mutlak hakimiyetini ve kadın üzerindeki üstünlüğünü değiştirici olmadığını göstermektedir.

Diğer ayetlerde de bunu görmek mümkündür:

 

“Artık kul değil, oğulsun; ve oğul isen, hem de Allah vasıtası ile mirasçısın” (Pavlus’un Galatyalılara Mektubu 4/7)

Hıristiyanlığın üzerine temellendiği bir diğer çok önemli kavram ise ilk günah kavramıdır. İlk günah insanın dünya sürgününün başlangıcına neden olmuş ve kadının neden olduğu insanların tümünü kapsayan bir kirlenmedir. Yeni Ahite göre kadın şeytana aldanmış ve Adem’inde aldanışına neden olarak tüm insanların paylaşacağı bir günahın müsebbibi olmuştur. Bunu

 

Pavlus’un şu ifadeleri açıkça ortaya koymaktadır:

 

“Fakat kadının öğretmesine ve erkeğe hakim olmasına izin vermem, ancak sükûttu olsun. Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı. Ve Adem aldanmadı, fakat kadın aldanarak suça düştü. (Pavlus’un Timoteosa I. Mektubu, 2/12-14)

Burada Pavlus kadını suçlu ilan etmekte ve devamındaki ifadelerle de kadının doğum sancılarının ve acı çekmesinin sanki bu suçun cezası olduğunu ima etmektedir:

“Fakat iman ve sevgi ve takdiste vakarla dururlarsa, çocuk doğurması ile kurtulacaktır.” (Pavlus’un Timoteosa I. Mektubu, 2/15)

 

Pavlus bu ilk günahtaki kadının ve Adem’in o anki konumunu, pek tutarlı sayılamayacak bir kıyas yapmaktadır:

“Hakkınızda Allah’ın gayretiyle gayretliyim. Çünkü sizi pak kız olarak tek bir ere, Mesih’e arzetmek üzere nişanladım. Fakat yılan Havva’yı kurnazlığı ile aldattığı gibi, belki sizin fikirleriniz de bozulup Mesih’e olan sadelik ve temizlikten ayrılır diye korkuyorum.” (Pavlus’un Korintoslulara II. Mektubu, 11/2-3)

 

Hıristiyanlıkta kadının yerini belirleyici ifadelere çoğunlukla Resullerin mektuplarında ve özellikle de Pavlus’un mektuplarında rastlanmaktadır. İncil’in rivayetlerinde adı geçen bazı kadınlar, Yahudilerin kardeş karısı ile evlenen yedi kardeşin ahirette kimle evli olacağı sorusuna İsa’nın verdiği cevap ve boşanmasının yasaklanışı konuları dışında kadının İncil’de nasıl değerlendirildiğini net olarak tespit etmek mümkün değildir.

 

Örneğin Pavlus kadının çocuk doğurmasını ilk günahın bir azabı olarak değerlendirirken İncil’de bu yorumsuz olarak zikredilmiştir.

“Kadın doğuracağı vakit sıkıntı çeker, çünkü saati gelmiştir; fakat çocuğu doğurduğu zaman, dünyaya bir insan doğması sevinci ile artık sıkıntıyı anmaz.” (Yuhanna, 16/21)

 

Ancak yine de Pavlus’un bu yorumlarını destekleyecek nitelikte İncil’de bazı ifadelere rastlamak mümkündür. Samiriye’den bir kadın (ki Yahudiler Samiriyelilerle iş yapmazlar) ile kuyu başında İsa’yı konuşurken gören şakirtleri şaşırmışlardır:

“Bunun üzerine şakirtleri geldiler, ve İsa’nın bir kadınla konuşmakta olmasına şaştılar; bununla beraber hiç biri ‘Ne arıyorsun?’ Yahut ‘Niçin o kadınla konuşuyorsun’ demedi. (Yuhanna 4/21)

 

Yeni ahitte sık sık tekrarlanana baba-oğul ifadelerinin Hıristiyan bilinçaltına yansımasını özellikle Pavlus’un ve diğer resullerin ifadelerinde görmekteyiz. Onların bu tezlerini, belki de en fazla destekleyen dayanakları ise ilk günahta kadının rolü ve İsa’nın bir kurtarıcı olarak insanları Babanın Oğlu kimliğiyle bu günahtan temizlemek için gelişidir. Gerçi İsa insanları bu lekeden (vaftiz olunmaları şartıyla) temizlemiş ve buna kadınlar da dahil edilmiştir. Ancak bu kadının günahlara daha çabuk kapılışı ve erkeği de aldatışı özelliği ortadan kalkmış değildir.

 

Nitekim Yeni ahitte bir çok yerde kadının çoğunlukla onun hukuki ve insani iradelerini hiçe sayarak, erkeğe Allah’a tabi olur gibi tabi olmasının istendiğini görebilmek mümkündür. “Ey kadınlar, kendi kocalarınıza Rabbe tabi olur gibi tabi olun “ (Pavlus’un Efesoslara Mektubu, 5/22)

“Yaşlı kadınlar, (...) genç kadınları kocalarını seven, çocuklarını seven, temkinli, iffetli, evde işleyen, iyi kendi kocalarına tabi olmak üzere terbiye etsinler.” (Pavlus’un Titusa Mektubu, 2/3-5)

Ey kadınlar, Rabde layık olduğu üzere, kocalarınıza tabi olun” (Pavlus’un Koloselilere Mektubu, 3/8)

Görüldüğü üzere bu emirlerin hiç birinde net bir kayıt bulunmamaktadır. Bu da her halükarda kocaya itaatin gerektiğini gösterir. Nitekim Hıristiyanlığa bağlı olmayan kocalara dahi onları kazanmak adına itaat edilmesinin emredildiğini görebiliriz. “Ey kadınlar, aynı suretle siz kendi kocalarınıza tabi olun, ta ki bazıları kelama itaat etmezlerse, korku içinde iffetli yaşayışınızı görerek, karılarının yaşayışı ile sössüz kazanılsınlar.” (Petrus’un 1. Mektubu, 3/18)

 

Kadının bu itaatini bir hiyerarşiye dönüştürerek açıklayan Pavlus olmuştur. Kadının yukarıda çizilen insani profili Pavlus!u onu varlıklar arasında belli bir yere koyarak kategorizeye itmiştir.

Nitekim Pavlus, kadının kocasına Rabbe bağlı olduğu gibi itaat etmesini emrettikten sonra şunları eklemektedir;:

 

“Çünkü bedenin kurtarıcısı Mesih kilisenin başı olduğu gibi, erkek de kadının başıdır. Nitekim kilise Mesih’e tabi olduğu gibi, kadınlarda böylece her şeyde kocalarına tabi olsunlar.”

Burada iki önemli noktaya dikkat çekilmektedir. İlki, Mesih-kilise ilişkisi karı-koca arasında kurulmakta ve kıyastan hareketle kilisenin varlığı Mesih’e bağlı olduğu gibi kadının varlığı (ve kurtuluşu) erkeğe bağlı olduğu vurgulanmaktadır. İkincisi ise “her şeyde kocalarına tabi olsunlar” ifadesinde net olarak görüldüğü gibi kadının iradesini tamamen ipotek altına alan mutlak itaat istenmektedir.

Diğer bir yerde ise Pavlus şöyle demektedir; “Fakat bilmenizi isterim ki, her erkeğin başı Mesih, ve kadının başı erkek ve Mesih’in başı Allah’tır.” (Pavlus’un Korintoslulara I. Mektubu, 11/3)

Böylece [Kadın = Erkek = Mesih = Allah] sıralamasıyla kadının Allah’a ulaşabilmesi ve onu razı edebilmesi için hem kocasına ve hem de Mesih’e itaat etmesi dini bir zorunluluk olarak da belirlenmiş olmaktadır.

Bu aracılarla Tanrıyı razı etme tezi kadının sanki kendi üstünde yer alan tüm sınıf ve makamlarla kölelik ilişkisinde olabileceği izlenimini verebilmektedir.

“..bilmez misiniz ki, ey kardeşler (çünkü kanunu bilenlere söylüyorum), kanun adama yaşadığı müddetçe hakimdir. Çünkü kocalı kadın kocası sağ oldukça kanun ile ona bağlıdır. Fakat kocası ölürse, koca kanundan azat olur. Şöyle ki, başka bir erkeğe varırsa, zaniye değildir.” (Pavlus’un Romalılara Mektubu, 7/1-3)

 

Kadınların kilisede nasıl davranması gerektiğini anlatan ifadeler de kadının öğrenme hakkını kısıtlayıcı niteliktedir.

 

“Mukaddeslerin bütün kiliselerinde olduğu gibi, kiliselerde kadınlar sükut etsinler; çünkü onlara söylemek için izin yoktur. Ancak Şeriatın da dediği gibi, tabi olsunlar. Ve eğer bir şey öğrenmek isterlerse, evde kendi kocalarına sorsunlar; çünkü kadına kilisede söylemek ayıptır. (Pavlus’un Korintoslulara I. Mektubu, 14/33-36)

 

Kadını kocasının bilgisiyle sınırlamak onun erkekten daha az akli melekeye sahip olduğunu ima edici bir tavırdır. Aynı şekilde Hıristiyanlığın ibadet, eğitim ve diğer yönlerden en temel kurumu olan kilisede kadına getirilen bu kısıtlama dini ritüellerdeki rolünü de belirleyecek ve onun dini merasim idaresini doğal olarak engelleyecektir.

 

Kadının kilisedeki bu konumu onun Allah karşısındaki konumunun bir yansımasıdır. Nitekim Allah’a dua etmenin emredildiği bir yerde kadından bunun istenmediğini görmekteyiz;

 

“Şimdi isterim ki erkekler her yerde tahir eller kaldırarak gazapsız ve nizasız dua etsinler. Ayni surette kadınlar, saç örgüleri, ve altın yahut inciler yahut çok pahalı libasla değil, sade kıyafette, hicap ve vakar ile ve (takva sahibi olduğunu iddia eden kadınlara yakışır surette) iyi işlerle kendilerini tezyin etsinler. Kadın tam tabiiyetle sessizce olarak öğrensin.” (Pavlus’un Timoteos’a I. Mektubu, 2/8-11)

Burada açıkça görüldüğü üzere sanki kadının duasına ihtiyaç yok vurgusu yapılmakta ve ayrıca kadının ancak sessizce öğrenmesine izin verilmektedir. Kadının aklı, sorgulama, soru sorma ve görüşlerini dile getirme açısından devre dışı bırakılmıştır. Nitekim bu ayetin devamında

 

“Fakat kadının öğretmesine ve erkeğe hakim olmasına izin vermem, ancak sükutte olsun.” (Pavlus’un Timoteasa I. Mektubu II/12)

Burada Pavlus kadına getirilen bu kısıtlamayı hemen onu devam eden ayette şu iki gerekçeye dayandırmaktadır;

 

“Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı ve Adem aldanmadı fakat kadın aldanarak suça düştü.” (Pavlus’un Timoteosa I. Mektubu, 2/13-14

Diğer bir yerde kadının da dua etmesine vurgu yapılmakta iken kadının başı örtülü dua etmesi istenmektedir. Ancak erkeğin başının açık, kadının ise kapalı olarak dua etmesi gerekçelendirilirken kullanılan dayanaklar Hıristiyanlık inanışının kadın ve erkeği tanımlaması açısından oldukça önemlidir.

 

“Başı örtülü olarak dua eden, yahut peygamberlik eden her erkek başını küçük düşürür. Fakat başı örtüsüz olarak dua eden, yahut peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Çünkü tıraş edilmiş olmakla bir ve aynı şeydir. Çünkü eğer kadın örtünmüyorsa, saçı da kesilsin;fakat kadına saç kesmek, yahut tıraş olmak ayıp ise, örtünsün. Çünkü erkek, Allah’ın sureti ve izzeti olduğu için, başını örtmemelidir, fakat kadın erkeğin izzetidir. Çünkü erkek kadından değil, fakat kadın erkektendir. Çünkü erkek de kadın için değil, fakat kadın erkek içn yaratıldı.” (Pavlus’un Korintoslulara 1. Mektubu 11/4-10)

Pavlus’un bu ifadeleri erkek-kadın eşitsizliğini göstermesi noktasından oldukça önemlidir. İncil’in bazı yerlerinde kadın ile erkeğin evlendiklerinde bir olduklarını söyleyen ifadeler yukarıdaki Pavlus’un yorumlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Kadın ve erkeği iki ayrı cins ve iki ayrı varlık olarak kabullenmek ve birini diğerinin varlığıyla ortaya çıktığını söylemek pek tabii olarak iki ayrı sınıfı doğurur. Bu anlayışın hakim olduğu Batı toplumlarında feminist hareketin çıkışını anlamak mümkündür.

Pavlus söylediklerinin tartışmaya neden olduğunu bildiğinden bunu biraz daha detaylı anlatmaya ve gerekçelendirmeye çalışmış, ayrıca muhataplarına bunu sorarak onaylamalarını istemiştir:

“Bunun için melekler sebebinden kadın, başı üzerinde (birinin) hakimiyet alametine malik olmalıdır. (...) Siz kendi nefsinizde hükmedin; kadının örtüsüz Allah’a dua etmesi yakışır mı? Tabiat bile size öğretmiyor mu ki, erkeğin uzun saçlı olması kendisi için hürmetsizlik, fakat kadının uzun saçlı olması kendisine izzettir. Çünkü saçı kendisine örtü olarak verilmiştir. Fakat eğer bir kimse çekişici olmak istiyorsa, bizim böyle bir adetimiz yoktur, ne de Allah’ın kiliselerinin vardır.”

 

Yeni ahitte ideal olanın ve kendini Mesih’e adayan kişinin kadından uzak durmasının öğütlendiği bazı ifadeler aslında kadının şeytanın en kuvvetli silahı, hatta Mesih’e ve Allah’a bağlılıktan uzaklaştıran bir varlık olduğunu öne çıkarmaktadır.

Hıristiyan bilinçaltında kadını erkeğin altına koyan bu anlayış erkeğin kadından uzak durdukça temiz kalabileceğini ortaya koymaktadır.

 

“Şimdi yazdığınız şeylere gelince:Adam için kadına dokunmamak iyidir. Fakat evlenmemişlerse ve dul kadınlara diyorum. Benim gibi kalsalar, yoksa, evlensinler. Çünkü yanmaktan ise evlenmek daha iyidir.”(Pavlus’un Korintoslulara III. Mektubu, 6/1,8-9)

“Fakat kızlar hakkında Rabden emrim yoktur; fakat itimada layık olmak için Rab tarafından merhamete nail olmuş bir adam olarak rey veriyorum (...) insana olduğu gibi kalmak iyidir. Kadına bağlı mısın? Çözülmeyi arama. Kadından çözülmüş müsün? Kadını arama! (...) Evlenmemiş adam nasıl Rabbi hoşnut etsin diye Rabbin şeyleri için kaygı çeker. Fakat evlenmiş olan adam, nasıl karısını hoşnut etsin diye dünya şeyleri için kaygı çeker, ve taksim olunur (...) Ve böylece kendi kızını evlendiren iyi eder; ve evlendirmeyen daha iyi eder.” (Pavlus’un Korintoslulara I. Mektubu, 7/25,27,32,33,38)

Sonuç olarak: Yeni Ahit çerçevesinde kadının ele alınışı ona birçok kısıtlamalar getirmiş dini, hukuki ve sosyal statüsünü erkeğin altına koyacak nitelikte kişisel iradesini bir çok açıdan ipotek altına almış ve en fazla yükseldiği konum olarak erkeğin yardımcısı olma hakkını ona tanımıştır. Yeni ahitte adı geçen ve müspet değerlendirilen kadınlar da bu çerçevede değerlendirilmesi gereken kişilerdir.

 

Ancak zaman zaman onlara peygamberlik ve üstünlük atfedildiği yerlerde onların ancak Allah veya Mesih tarafından kadınlar arasından seçilmiş kişiler olduğu söyleyebiliriz. Aksi takdirde onların konumu çizilen çerçeve ile çelişki arzetmektedir.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sayın arkadaşım yazını defalarca okudum ne anlatmak istediğini anlıyamadım yani hristiyanlıkta kadın ikinci sınıf mı demek istiyorsun bunun üzerinden de işte bakın hristiyanlıkta kadın'ın söz hakkı yoktur ibadet sırasında agzını bile açamaz demek manası ile islamiyet ile arasında fark vardır demek istiyorsun.

şimdi bakalım camilerde kadın ya en alt katta veya enüst katta ibadet edebilir (gözden uzakta)degil camide konuşmak evde dahi konuşamaz konuşursa ya şidet görür veya boşanmak zorunda bırakılır erkek dört kadın alarak zaten kadını aşşagılamaktadır (imam nikahı ile) umarım yalanlamassınız peygamberin sözleri dir cenaze namazlarında namaza katılamaz katılmak isterse ya kenardan ya da enarkadan yer bulur çogunlukla istenmez ve daha bir çok sebepler bunları göz ardı edeceksin sonra kalkacaksın hristiyanlıkta kadın hakları diyeceksin seni anlamak hakikaten zor.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
sayın arkadaşım yazını defalarca okudum ne anlatmak istediğini anlıyamadım yani hristiyanlıkta kadın ikinci sınıf mı demek istiyorsun bunun üzerinden de işte bakın hristiyanlıkta kadın'ın söz hakkı yoktur ibadet sırasında agzını bile açamaz demek manası ile islamiyet ile arasında fark vardır demek istiyorsun.

şimdi bakalım camilerde kadın ya en alt katta veya enüst katta ibadet edebilir (gözden uzakta)degil camide konuşmak evde dahi konuşamaz konuşursa ya şidet görür veya boşanmak zorunda bırakılır erkek dört kadın alarak zaten kadını aşşagılamaktadır (imam nikahı ile) umarım yalanlamassınız peygamberin sözleri dir cenaze namazlarında namaza katılamaz katılmak isterse ya kenardan ya da enarkadan yer bulur çogunlukla istenmez ve daha bir çok sebepler bunları göz ardı edeceksin sonra kalkacaksın hristiyanlıkta kadın hakları diyeceksin seni anlamak hakikaten zor.

 

Şiddet her toplumda dine bakılmaksızın kadının gördüğü ve neredeyse kimse tarafından istenmeyen bir durumdur. Bunu islamla yada diğer dinler ile kıyaslayamayız.

 

Çok eşlilik konusuna gelince bu islamın önermediği fakat zorunlu durumlarda (savaş, sagın hastalık vs ) kadınların zor durumda kalmamaları için önerilmiş bir çözümdür. Hrıstiyan toplumlarda bu daha kötü durumdadır bu tür beraberlikler ve bunlardan doğanların yaşadığı psikolojik travmalar çok daha fazladır.

 

Kadınların ibadette arka saflarda bulunmasıda bizim ibadetlerimiz ile sizinkilerin farklı olması. Bizde namaz diye bir ibadet var ve bunda uyulması gereken kural ve hareketler var. Erkeğin önünde eğilen bir kadının namazda dikkati dağıtacağı düşüncesinden böyle bir sıralama uygun görülmüştür.

 

Hatta ve hatta islamda en büyük önem verilen şeylerden birisi kadındır. Cennet Annelerin ayakları altındadır. Her nekadar islamı yaşasada kişi Annesinin ondan razıolması aranır. Sahabe zamanında cenaze namazına önem gösteren bir kadın için tüm cemaatin bekletildiği bile olmuştur. Kadının şahitliğinin 4 kişinin şahitliğinden daha üstün tutulduğuda olmuştur.

 

Ne kadar doğru bilmiyorum ama aşağıdaki yazıyı nette buldum.

 

Hristiyan aziz Tertolyan diyor ki: Kadın, şeytanın insan nefsine giriş kapısıdır Allah2ın yasalarını iptal eden Allah'ın çehresini bozan iğrenç bir mahluktur Diğer bir Hristiyan azizi Saint Paul'da şöyle der: Her erkeğinn başı İsa idi, her kadının başı da erkekti İsa'nın başı ise Tanrıydı Erkek Tanrının şânı ve çehresidir Fakat kadın erkeğin şanıdır Çünkü erkek kadına bağlı değildir Kadın ise erkeğe bağlıdır Erkek kadın için doğmadı, fakat kadın erkek için doğdu Mesih adına kadın kendini köleliğin sembolü saymalıdır

Hristiyan azizler "Hzİsa'nın annesi dışında kalan tüm kadınların cehennem azabından kurtulamıyacağını" söylerler

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sayın arkadaşım hristiyanlıkla yazdıgın şeyler eskilerde kaldı artık böyle şeyler yok ama islamiyet kadın için neler söylemiş istersen yazayım iş polemige girmesin diye yazmadım ama zorlamayın hep aynı şey kadına bakış konusunda en ılımlı olan hristiyanlıktır en ılımlı dedim en iyi demedim çünkü hemen itiraz edecegini biliyorum.

--------------------

Cenaze (tabuta) konulup erkekler omuzlarına yüklendiklerinde . . ." . Dikkat edileceği gibi burada, tabutun sadece erkeklerin omzunda taşınabilceğine işaret etmiş bulunmaktadır. Bundan dolayıdır ki, cenaze nakline katılmanın, katılan kişiye "hayır ve sevap" kazandırdığını bildirmiştir. Her ne kadar bazı yorumcular kadınların zayıf bünyeli ve erkekler gibi ağır işlere mütehammil olmadıklarını öne sürüp bundan dolayı cenaze nakline katılmamaları gerektiğini öne sürerlerse de doğru değildir. Çünkü asıl neden, Muhammed'in kadınları aklı ve fitrî ve dinsel nitelikler bakımından yetersiz görmesidir. Bundan dolayıdır ki, İslam kaynakları (örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı), kadınların cenaze nakline katılmalarını fitne ve fesat saçan bir şeyolarak görmüşler, şöyle demişlerdir:

"... (Kadınların) Hele erkeklerle müştereken (cenazeyi) nakil ve ihtimale kalkışmaları mazınne-i fesaddır, mahall-i fitnedir. İşte bu nakl, aklî, fitrî delillerden dolayı kadınların cenaze nakline iştirakleri tecviz edilmemiştir. . . " (Burada geçen "mazınne-i fesâd" deyimi "kendisinden fesat beklenilen" anlamınadır. "Mahall-i fitnedir" deyimiyse " fitnenin yerleşik bulunduğu yer" demektir. Bu alıntı için bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı..., Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, cilt 4, sayfa 450-1.)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
sayın arkadaşım hristiyanlıkla yazdıgın şeyler eskilerde kaldı artık böyle şeyler yok

 

 

Hristiyanlığın değişkenliği beni zerre kadar ilgilendirmese de

bu sözünüzle dininizin ne kadar büyük değişimlere uğradığını belli ediyorsunuz.

 

Ayrıca şunu unutmayın her dini saptıran,şaşırtmaya çalışan yobazlar vardır.Bu hristiyanlık için de müslümanlık için de geçerlidir.

Diyorsunuz ki İslamiyette 4 eşlilik var kadın eziliyor,sorarım size hristiyan olanların hepsi mi tek eşli ?

--------------------

degil camide konuşmak evde dahi konuşamaz konuşursa ya şidet görür veya boşanmak zorunda bırakılır

 

 

Bu sözünüzün de akla ve mantığa aykırı olduğunu söylemeden geçemedim.Müslümanız evde de sokakta da iş yerlerimizde de konuşuyoruz.Bunun için kimse bizlere şiddet uygulamıyor.Kimse bizi boşamıyor,çevremde bahsettiğiniz şeylere hiç şahit olmadım.

Evet İslamiyeti kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyenler var ama biz kadınlar aptal değiliz,çok şükür aklımız çalışıyor.Gerici yobazlarla mücadele etmeyi gayet iyi biliyoruz.Siz aklınızca islamiyeti kötülemeye çalışırken aslında bizleri aşağılama gayreti içindesiniz.

Muhtemelen siz kendi çıkarımlarınızı yapıp ona göre durum değerlendirmesine gidiyorsunuz.Kusuruma bakmayın ama komik oluyor :)

Keşke siz de bizim gericilerle yaptığımız mücadelenin 1/4 ünü yapsaydınız da kutsal kitabınızın değişimini bu kadar tartışıyor olmasaydık ;)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sayın arkadaşım benim sözlerimi neden çarpıtıyorsun hemen incil degişmiştir anlamına çekiyorsun anlamıyorum ben ilk hristiyan toplulugunun örf ve adetlerinden ibaret bir şeyler söyledim bu incil değişmiş anlamına mı gelir sizin kitabınızdada bir şeyler yazıyor ama uygulamalar tam tersi o zaman kuran kitabıda degişmiş oluyor neden ufak hesapların arkasında koşuyorsunuz sizin inancınız bizim inancımızla düşüncemizle farklı önce bunu görün ben görüyorum ama siz istiyorsunuzki ben müslüman olayım siz neden mesih imanlısı olmuyorsunuz demekki olmıyacak duaya amin denilmez ,miş.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
sayın arkadaşım benim sözlerimi neden çarpıtıyorsun hemen incil degişmiştir anlamına çekiyorsun anlamıyorum ben ilk hristiyan toplulugunun örf ve adetlerinden ibaret bir şeyler söyledim bu incil değişmiş anlamına mı gelir sizin kitabınızdada bir şeyler yazıyor ama uygulamalar tam tersi o zaman kuran kitabıda degişmiş oluyor neden ufak hesapların arkasında koşuyorsunuz sizin inancınız bizim inancımızla düşüncemizle farklı önce bunu görün ben görüyorum ama siz istiyorsunuzki ben müslüman olayım siz neden mesih imanlısı olmuyorsunuz demekki olmıyacak duaya amin denilmez ,miş.

 

sizin hangi dini tercih ettiğiniz beni ilgilendirir mi ? hayır ??

ama şunu merak ediyorum,beni sözleri çarpıtmakla itham ederken,nasıl oluyorda islamiyet ve Kur'an hakkında bilmediğiniz konularda hüküm veriyorsunuz ?? nasıl oluyor da siz başlı başına bir dini çarpıtmaya çalışıyorsunuz ???

 

savunmanız maalesef biraz sığ kalmış,Kur'an-ı Kerim'de yazılanlar yüzyıllardır aynı,ha uygulayan olur uygulamayan olur.Bu kişilerin insiyatifine kalmış.Günahını sırtlandıktan sonra kimin ne yaptığına kimse karışamaz.Ama siz diyorsunuz ki hristiyanlıkta önceden böyleydi ama artık şöyle..bu değişim demektir.uymamazlık değil.Ayrıca örf ve adetlerle ayetleri birbirine karıştırmayın,ikisi bambaşka ;)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sayın arkadaşım demekki güzel olmuyormuş ikimizde bundan ders çıkartalım ve kendimize soralım tamamı devam'mı diye size gelince hemen rahatsız olup sitedeki durumunuzuda ortaya koyarak ceza veririm diyorsun ben kime ceza vereyim elimden sadece size cevap yazmak geliyor.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
sayın arkadaşım yazını defalarca okudum ne anlatmak istediğini anlıyamadım yani hristiyanlıkta kadın ikinci sınıf mı demek istiyorsun bunun üzerinden de işte bakın hristiyanlıkta kadın'ın söz hakkı yoktur ibadet sırasında agzını bile açamaz demek manası ile islamiyet ile arasında fark vardır demek istiyorsun.

şimdi bakalım camilerde kadın ya en alt katta veya enüst katta ibadet edebilir (gözden uzakta)degil camide konuşmak evde dahi konuşamaz konuşursa ya şidet görür veya boşanmak zorunda bırakılır erkek dört kadın alarak zaten kadını aşşagılamaktadır (imam nikahı ile) umarım yalanlamassınız peygamberin sözleri dir cenaze namazlarında namaza katılamaz katılmak isterse ya kenardan ya da enarkadan yer bulur çogunlukla istenmez ve daha bir çok sebepler bunları göz ardı edeceksin sonra kalkacaksın hristiyanlıkta kadın hakları diyeceksin seni anlamak hakikaten zor.

sevgili kardeşim yazdıa anlaşılmayacak bişey yok herşey kutsal kitabından alıntılarla açıkça kadının sizin inancındaki yerini açık ve net gösteriyor

 

ayrıca her defasında bizde kadın peygamber var diyen bir inanca sahip olduğunuz söyleyen size bir sorum olacak

 

hırıstiyanlıkta kadından pastör olurmu eğer olmaz derseniz o zaman şu çelişki çıkar bir kadından peygamber oluyorsa sizin inancınıza göre neden pastörde olmuyor açıklarmısınız

 

lütfem bu sorumu sakın geçiştirmeyin diğer sorularım gibi :)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

sayın arkadaşım sizdede imam hatip okulları var kızlar ve erkekler beraber okuyor ama kadından ne imam ne de hatip oluyor bizde hiç degilse rahip ve rahibe var hristiyan ülkelere bir bak kadının durumu nasıl sonra birde dön bak islam ülkelerine kadının durumu ne bazı ülkelerde oje bile süremezler ,araba kullanamazlar, hatta tek başlarına istedikleri yere bile gidemezler islamda kadına verilen deger bu.kadının adı yok.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...