Jump to content

Battal Gazi


Olcix

Önerilen Mesajlar

Malatya Serdarı Hüseyin Gazi'nin oğlu Seyyid Battal Gazi, 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Arap asıllı gerçek bir kahramandır. Zamanla efsane kahramanı olarak destan literatürüne girmiştir. Battal Gazi hakkında bugüne ulaşabilmiş kaynaklar sadece mesnevi tarzı yazılmış, birbirini hem destekleyen hem de çelişen olgular içeren destanlar ve halkın hafızasında kalmış olan bilgilerdir.

 

destan-kahramanlari-battal-gazi-46002.jpg

 

Battal Gazi, destanlarda ölümsüzlük sırrına mazhar olabilen tarihi ve dini kahramanlardandır. Seyit Battal Gazi destanları Battalname adını taşır. Her ne kadar mitoloji kahramanı oolarak ölümsüzleşse de Battal Gazi gerçek bir tarihi kişiliktir. Tarihi kaynaklar da onun gerçekte yaşadığını doğrulamaktadır.

Battalname metinleri; edebi tür olarak; Oğuz Kağan, Bozkurt, Göç, Şu, Türe­yiş, Alper Tunga, Ergenekon, Manas vb. gibi ilk ve çok eski örnekleri olan destan ve Dede Korkut, Danişmentname, Gazavatname, Velayetname hikayelerinin geleneğini sürdürür.

Seyit Battal Gazi, ilmi ve savaş meydanlarındaki kahramanlığı ile tanınır ve adeta Türkleştirilmiş bir "Hz. Ali" karakterine sahiptir. Destanlarda onun bir sıfatının da “şîr-, Hakk (Allah’ın aslanı) olması bunun en açık ispatıdır. Battal Gazinin atı Aşgar'ın Düldülvari özellikleri de kayda değer... Dini kültürü; süvariliği, akıncılığı, avcılığı, savaşçılık meziyetleri, pehlivanlığı, sırdaşlığı, bilgeliği ve manevi önderlik özellikleri, eli kılıçlı Battal Gazi'yi mitoloji kahramanları arasında bir adım öne çıkartan özelliklerdi. O hem veli hem alperen özellikleri taşır.

Battal Gazi destanlarının arka planında, savaş zamanı­nın kahramanları ve kahramanlıkları vardır. Dini inancı için hayatını ortaya koyan, "önce iman ve vatan" diyen, yiğitçe savaş meydanlarına koşan, er meydanın­da güçlü hasımlarının sırtını yere vuran, Türkçe, Rumca, Arapça, İbranice bilen, Kuran, Tevrat ve İncil'i ezbere bilen fakih bir kahramandır o.

MS. 8. yüzyıldan itibaren Battal Gazi destanları söylenmeye başlanmıştır. Seyit Battal Gazinin kahramanlıkları zamanla çoğalmış, dallanmış, budaklamış, atadan babaya, babadan oğla geçmiş ve bir Türk-Islam kahramanı olarak şekillenmiştir. Onun destanlarının yazılı nüshalarından birinin adının, "“Hazret-i Ali Kerammulahu Vechehu Hazretlerinin Sülâle-i Tâhirelerinden Seyyid Battal Gazi Hazretlerinin Gazavâtıdır” şeklinde olması, şu ana dek yazıların somut göstergesidir.

Hz. Ali, sülale, seyyid, Battal ve gazi kelimelerinin bir arada kullanılması oldukça anlamlıdır. Seyitlik Hz. Muhammed’in soyundan gelenlere verilen sıfattır. Bu sıfatı taşıyanlar tüm İslam coğrafyasında büyük itibar görür, el üstünde tutulur. Hatta Osmanlı Devletinde seyitliğini ispat edenlere maaş bağlanmış, seyitlere ulu kişi olarak saygı gösterilmiştir.

Destanlara göre Battal Gazi'nin soy kütüğünün dolaylı olarak Hz. Muhammed ve doğrudan Hazret-i Ali’ye ulaşması, ve seyitliğinin özellikle vurgulanması önemlidir.

Dr. Hasan Kavruk ve Salim Durukoğlu'nun Battalname adlı bilimsel incelemesinde "Battalnamenin ve Battal Gazi nin şifrelerini çözebilmek, izlerini sü­rebilmek için “kişisel bellek” ve “toplumsal (kolektif) bellek” dediğimiz iki hatırlama ve hatırlatma kaynağına atıfta bulunmamız gerekir. Kişisel bel­lek, sıradan olayları hatırlama ve hatırlatma gereksinimi duymadığı için, bu türden olayları toplumsal belleğe atmaz ve gelecek kuşaklara da aktarmaz. Olaylar böylece kendi zamanı içinde yaşanır, kalır ve unutulur, insanlar sıra dışı olaylara tanık oldukları anda, bunları hem unutmaz, hem unutturmaz, toplumsal belleğe de taşıyarak, gelecek kuşaklarca unutulmasını da önler. Battalnamenin başkahramanı Battal Gazi de böyle sıra dışı kahramanlıkla­rın ve hizmetlerin insanı olduğu için geçici / kişisel hafızadan, kalıcı / top­lumsal hafızaya geçebilmiştir. Bugüne böyle bir destanın ve destansı şahsiye­tin kalmış olması bile bu destanın ve Battal Gazinin büyüklüğünü, değerini, anlamını, bütün görkemiyle ifade ve ispata kafidir." denilmektedir.

Battal Gazi kimdir?

Seyit Battal Gazi Destanını doğuran tarihi olay, Battal Gazinin Anadolu’da Hıristiyanlarla, özellikle Bizanslılarla yaptığı savaşlar ile Anadolu’nun Müslümanlaşması adına yaptığı faaliyetlerdir. Bu savaşların ve tebliğ hizmetlerinin gerçekleştiği coğrafya; Malatya’yı eksen alır, Bizans sınırlarını teşkil eden İstanbul surlarına kadar gider.

Battal’ın tarihi kişiliğinden Taberî, Mes’udî, Ibnu’l-Esîr, Ibnu’l-Kesir gibi Arap kaynakları bahsetmektedir. Söz konusu kaynaklara göre o, Arap asıllı olmavan bir azatlı köledir. Babasının adı Amr veya Ömer’di. Battal’ın Antakvalı veya Dımışk (Şam)lı olduğu rivayetler arasındadır. Halife Abdulmelik 6. Mervan tarafından Misis valiliğine tayin edilmiştir (685-705). Mesleme 6. Abdulmelik kumandasındaki Emevî ordularının Bizans kuşatmasında bulunduğu (717-718), genellikle (H. 122/ M. 740) tarihinde şehit olduğu nakledilmektedir.

Pertev Naili Boratav, İslam Ansiklopedisi’nde, genel kanı olarak Battal Gazinin Emevilerin 8. yüzyılda Bizans’a karşı giriştikleri seferlerde ün ka­zanmış bir Arap komutanı olarak bilindiğini belirtmekte ve İbn-i Asakir’in, Battal Gazinin Emevilerin azatlı bir kölesi olduğunu ve Arap aslından gel­mediğini belirttiğini de kaydetmektedir. Bu görüş, Ibnü’l-Esîr’de temellen­mektedir. Ibnü’l-Esîr, Battal Gazinin aslen Arap olmayıp Emevilere intisap etmiş azatlı bir köle ailesinden geldiğini kaydetmektedir. Tarihe Arap diliyle Memluktular, Türkçe karşılığı ile Kölemenler diye geçen bir Türk devle­ti vardır. Bu devletin ortaya çıkmasından önce Arapların, Türkleri, ordu­larında asker ve komutan olarak, devamında ise köle olarak kullandıkları, bu kölelerin isyan ile Kölemenler Devleti’ni kurdukları bilinmektedir. Battal Gazinin de bu yapıdan ve ortamdan çıkmış olma olasılığı yüksektir.

Bir tarihi kişiliğin varlığına ve yaptıklarına dayanan çekirdek olayı müteakip, destanın oluş aşaması başlar. Bu aşama yüzyıllarca sürer. Sözlü gelenekte sürekli her anlatıcının kendinden bir şeyler katması yoluyla anla­tılan, olağanüstü olayların eklenmesi ile çoğalan ve aslı gerçek bir hikayeye dayanan çekirdek olay, bu süreçte destana evrilmeye başlar. Kahramanın ve destanının sonsuz yolculuğu başlamıştır artık.

Kâfirleri Islâm’a davet eden, davetini kabul etmeyenlere haddini bil­diren, Müslüman yurtlarını emin beldelere çevirmek için çırpınan Battal Gazinin, er meydanına çıktığı savaşlar, Islâmiyet-Hıristiyanlık mücadelesi şeklinde dini bir kimlik de taşır. Destanın gözelerinden, gözeneklerinden cihat ve gaza ruhu fışkırır. Battal Gazi bu savaşlarda tam bir “alp / gazi” karakterine bürünmesinin yanında bir “veli / evliya” karakteri de sergiler. Devler ve cadılarla savaşır, okuduğu dualarla büyüleri bozar, ateşte yanmaz, göz açıp kapayıncaya kadar uzun mesafeler aşar, Hızır’la yoldaştır, sıkışık zamanlarda ondan yardım görür. Bu olağanüstü olayların ortak özelliği, des­tana oluş evresinde eklemlenmeleridir.

Artık olağan ile olağanüstü iç içedir. Örneğin her savaşın sonunda Bat­tal Gazinin; elde ettiği malı mülkü, din uğruna savaşan yiğitlere, yoksullara dağıtması, İslam beldelerinin imarına harcaması, İslam Halifesinin payını unutmayıp illaki göndermesi, olağan ama aynı zamanda kahramanlara özgü ve takdire şayan bir davranıştır. Battal Gazi savaş ganimetlerinden sadece bir kılıç gibi yahut bir kalkan gibi sembolik bir pay alır. Gerisi hayır ve hasenat için harcanır.

Kahramanlık, fedakarlık, tok gözlü ve yüce gönüllü oluş gibi üstün ni­teliklerin yanında, destanda anlatıldığı biçimiyle Battal Gazi, güçlü, zeki, bilgili ve usta bir savaşçıdır. İslam’ın bütün emirlerini, ahlâkını, adalet, şef­kat, insaniyet hükümlerini yerine getirir. Zayıfı, düşkünü, kadını öldürmez, asla şarap içmez, harama bulaşmaz. İslam ilimlerini ve diğer dinleri oldukça iyi bilir. Dürüst, adaletli, alçak gönüllüdür. Tam bir Müslüman hayatı sür­dürür. Derin bir manevi aşkı vardır. Gücünü dualarından alır. Savaşlarda düşmanın deniz gibi olduğunu gören Battal Gazi; ellerini göğe açarak: “Ey ulu Allah'ın'.! Bütün zorlukları kolaylaştıran sensin. Ne olur bu zayıf kuluna, biçareye lütfunu ihsan et. Bu melunları bu alçakları, din düşmanlarını benim önümde boyun eğdir.** diye dua eder ve Allah’ın yeryüzündeki halifesi ve sevgıh kulu olduğu için duaları geri çevrilmez.

Battal Gazi, Muhammet nefesi ve evliyalar kerameti ulaştırılan ve ema­net edilenlerdendir. Bu yolla her dili konuşan, üstün yetenekler kazanan Bat­tal Gazi, yeri geldiğinde keşiş kılığına girerek Hıristivanlar arasında rahat rahat dolaşır, onlara Incil'den ayetler okur, Hıristivan din adamlarını ilmi ile alt eder. Yeri geldiğinde doğaüstü güçleri ile her zorluğu yener. İslam dinini yaymak için savaşan Battal Gazi ye ayrıca Dahhak, Rüstem ve Hamza gibi eski ve ünlü savaşçıların tecrübeleri, bilek gücü ve silahları da ulaştırılmıştır.

Battal Gazi'nin atı Aşkar

Üstelik Battal Gazinin mirası bunlarla da sınırlı değildir. At, avrat, pusat diyerek üç kutsalını özetleyen; “Kuş kanadı ile Türk atı ile” benzeri ata­sözleri söyleyerek "at”ı ile özdeşleşen, bütünleşen, aynileşen milletimiz için at, destanlaşma eğilimleri taşıyan bir özge dost, yerine göre paha biçilemeyen ve başka hiçbir şeyle değişilmeyen bir değerdir. Aşkar, Battal Gazinin atının adıdır ve bu at neredeyse destanın ikinci kahramanıdır. Bu at gökten inmiş hatta Kâbe toprağından yaratılmıştır. Hz. Adem’den beri peygamberlerin, Hz. Muhammet’in, Hz. Ali ve Hz. Hamza gibi yiğitlerin atı olmuş, bu ata en son binmek de Battala nasip olmuştur. Bu ölümsüz at, Battal’ı nice bela ve felaketlerden kurtarmaktadır. Bu at motifi, destanın folklorik dokusunu ve zenginliğini gösteren örneklerden sadece biridir.

Battalname ölçeğinde üne ve yaygınlığa mazhar olan destanlarda var- vant denilen çeşitlemelere ve aynı zamanda farklılaşmalara rastlanması da kaçınılmaz ve doğaldır. Bunu tutarsızlık saymamak gerekir; zira halkın, kahramanları fotokopi sadakatiyle kopyalama ve çoğaltma, hatta sahiplen­me arzuları dizginlenemez. Bu eğilimlerin bir sonucu olarak, destanın çıkış noktasının 8. yüzyıla dayanmasına rağmen bugün Anadolu halkı arasında dolaşan menkıbelerde Battal Gazi, 12. yüzyılda Malatya yöresine de egemen olan Danişmentlilerin sınır boylarındaki savaşlarında yiğitlikler gösteren bir kahraman olarak da betimlenmiştir.

Çekirdek ve oluş evrelerini tamamlayan destanın son aşaması tespit yani yazıya geçirme ve kayıt altına alınma aşamasıdır. Söz uçar.; yazı kalır mucibince bu aşama, aynı zamanda doğal ve uç sınırlarına ulaşan destanın durdurulması ve dondurulması aşamasıdır. Destan bu denemelerle son şekli­ni alır. Çağlar boyunca anlatım iki yoldan ve iki koldan günümüze gelmiştir: Düzyazı ve şiir. Destanlar da yazıya geçirilirken ya bu iki yoldan biri benim­senir ya da şiir, düzyazı karışık metinler halinde anlatılar yazıya dökülür.

Battalname’nin dünya yolculuğu, çekirdek evresi 8. yy’da başlamış ve İstanbul’un fethine kadar geçen beş yüz yıllık süreçte devam etmiştir. Do­layısıyla destanın oluş evresi beş yüz yılı aşar. Bu zaman zarfında Türklerin Araplarla ve BizanslIıarla çetin mücadeleleri olmuştur. Destan haliyle bu mücadelelerden de etkilenmiştir. Yazıya geçirildiğinde artık bu hikayeler ol­gunluk çağını yaşamaktadır.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...