Jump to content

Sevgi Kampanyası Başlatalım.


durmuş göktekin
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Sevgi kampanyası başlatalım!

 

İnsan aklıyla güçlü, fiziğiyle zayıftır. Aklını kullanabildiği nispette dağları deviren, gerektiğinde fırıldak üstüne fırıldak çeviren, fakat ihtiyaçlarının binde birini bile temin edemeyen aciz bir varlıktır. Eli dili doysa da, gözü gönlü doymayan, vadiler dolusu serveti olsa da gökyüzüne bakıp; şu güneş, şu ay, şu yıldızlar neden benim değildir, diyecek kadar doymazlığı olandır insan. Böylece bize yeryüzü dar gelmektedir. Hayatın sahibi, her şeyi emrimize vermiş. Biz yine göz doymazlığı ile gözümüzü gökyüzüne dikmişiz. Ne varsa bizim olsun istiyoruz. Hasret duyduğumuz tek şey vardır. O da huzurdur! Huzur, insanlığın ortak malıdır. Hepimiz huzuru istiyoruz. Lakin bencilliğimiz buna engel oluyor. Verdiklerini adil paylaşalım diye Allah, kitap ve Peygamber (sav) göndermiştir. Bencilliğimiz yüzünden adil paylaşım yapamıyoruz. İnsandan başka anlaşılmaz bir varlık yoktur. Her şeyin sahibi Allah’tır. Kavgası insana düşmüştür. Elbette, bunları düşünüp yaşayanla, yaşamayan aynı muameleye tabi tutulmayacaktır. Huzur, şu üç eksende aranmalıdır. Birincisi Allah, ikincisi Evren, üçüncüsü insandır. Huzur, bu üçgen içindedir. Allah, yaratandır. Evrende ne varsa, insanla birlikte yaratılandır. İnsan, bunlar arasındaki münasebeti kurabildiği nispette huzurludur. Allah’ın emredip, istedikleri vardır. Yasak edip istemedikleri vardır. Allah’ın istediklerini yaptığımızda içimiz huzur dolar, rahatlarız. Bir muhtaca yardım ettiğimizde, düşen birinin elinden tutup kaldırdığımızda, birine sevdiğimizi söylediğimizde, hatta gösterdiğimiz bir tebessümde rahatlar, huzur buluruz. Çünkü bunlar Rabbimizin sevdiği şeylerdir. Her şey O’nun elindedir. O’nun kumandasındadır. Kalbimizin atışları, kanımızın damarlarımızda dolaşması, aldığımız havanın ciğerlerimizde bayram havası estirmesi bize huzur verir.

 

Müslüman camide neden huzurludur da, yanlış bir iş yaptığında huzursuzdur? Demek ki yaşayış tarzımızla birlikte ya huzur içindeyizdir veya değilizdir. Allah’ın koyduğu kanun gereği, toplu halde yaşıyoruz. Bunun hikmetlerini düşünmeliyiz! Yaratılışta zayıf olduğumuz için tek başımıza ihtiyaçlarımızı karşılayamayız. Allah, her birimizi bir diğerine, hatta kâinatı bize hizmet ettiriyor, ihtiyaçlarımızı karşılattırıyor. Böylece birbirimize sevgimiz artırıyor, huzur ortamına giriyoruz. Allah, dünyamızı cennet etmemizi istiyor. Denebilir ki insanlardan kötülük yapanlar var. Doğrudur! Elbette olacaktır. Cennet ve cehennem neden var? Dünyada hapishaneler niçin yapılmış? Hayatın rotası iyilik üzerinedir. Trafikte, direksiyon hâkimiyetini kaybeden sürücü, toparlayıp rotasını düzeltmezse cezasını hendekte çeker! Bunları iyi anlayan pek çok Hıristiyan toplumları huzurlu bir hayat yaşarken biz neden huzursuz bir hayat yaşayalım? Müslümanların dini, Hıristiyanlara, Hıristiyanların dini Müslümanlara geçmiş gibi bir hal var ortada. Adeta değerler yer değiştirmiş. Değerlerimizi küstürmüşüz, bize dönüp gelmiyor. Ne olur biz değerlerimize gidip alalım!!

 

Meselenin özeti; huzurlu bir hayat yaşamak için kendi değerlerimize dönmeliyiz. Bu gün en büyük meselemiz sevgisizliktir. Sevme ve sevilme uğruna harcamayacağımız hiçbir meta yoktur. Herkes sevdiğinde ve sevildiğinde huzurlu olacağını biliyor. Şartlı sevgiyi hayatımızdan çıkarmalıyız. Şartlı sevgi huzur getirmez, beklentilerimizi karşılamaz. Hırs yapıp istediklerimizi elde edemediğimiz için beklentilerimize ulaşamıyoruz. Hırsımızı meşru beklentilerimiz yönünde kullanmalıyız. Güne başlarken nefis muhasebesiyle başlamalıyız. Çünkü nefis muhasebesi, dünya ve ahret saadetinin anahtarıdır. Öyleyse gelin, milletçe bir sevgi kampanyası başlatalım. Memleketimizin suyuna, toprağına, havasına yeni bir bahar havası gelsin!. Matem havasından çıkıp, bayram yapalım!

12. 04. 2016

Durmuş Göktekin

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Değerler din ile gelmez fakat din ile gider. Son 15 yıldır ulusal değerlerimiz din ile ayaklar altına alındı, son 15 yıldır vatan hainleri din ile aklandı, son 3 yıldır hırsızlık din ile meşrulaştırıldı, torpilin caiz olduğu dini bir fetva ile duyuruldu...

 

Böyle bir topluma bırak dini, kitabı ve ilahi değerleri, peygamberin kendisini getir yine fayda etmez. Zaten firavun düzeninin hüküm sürdüğü bir toplumda sosyolojik kimlik olarak bile Müslüman tanımı kullanılamaz.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...