Jump to content

İnsan ve Toprak


durmuş göktekin
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

İnsan ve toprak,​

 

​ Allah, toprağı insana dost yapmış. İnsanın en sadık dostu topraktır. Âşık Veysel; duyarak ve hissederek söylemiş: Dost, dost diye nicesine sarıldım/Benim sadık yârim kara topraktır. İnsan beyhude dolanır, boşa yorulur. Dost, dost diye nicesine sarılır. Fakat insanı bir başkası kabul etmez, yine götürür gerçek dostu olan toprağa teslim eder. Çünkü insanın topraktan başka sadık bir dostu yoktur. Allah’ın dost ettiğini kim ayırabilir ki? İnsan; yârine, yaranına, evladına, anasına, babasına güvenir. Hatta malına, mülküne, kasalar dolusu parasına güvenir. Fakat güvendiği her şey onu terk eder, başını çiğnediği toprağa döner. O da hiçbir zaman demez ki; sen bana nankörlük yaptın. Karnımı yardın, kazma ile bel ile yine seni karşıladım gül ile diyerek dostuna gül verir.

 

​ Nice güzellere bağlanıp kalmış, yalandan kurtulup, toprağa dalmış, hiç vefa görmemiş, fayda bulmamış, sonunda vefayı toprakta bulmuş. Sadık yâr olarak toprağa düşmüş. Koyun bulmuş, kuzu bulmuş, süt bulmuş. Yemek bulmuş, ekmek bulmuş, et bulmuş. Çapa ile dövmeyince kıt bulmuş. Toprağına ihanet edilince, ot yerine it bulmuş. Âdemden bu yana insan, topraktan geldi. İnsana her türlü yiyecek yetirdi. Canlıları tepesinde götürdü. Bu insanın yâri kara topraktır.

 

​ Toprak öyle bir dost ki, dostu ona işkence yaptıkça, o hep güler. Onda yalan yok, herkes de bilir. Bir çekirdek verene o, dört bostan verir. Ondan başka sadık yâri yoktur insanın. Topraktan ayrılsa nerede kalır. Ağzını açınca havasın alır. Sadık yâri insanın kara topraktır. Bir dileği olan Allah’tan ister! Allah kullarını topraktan besler. Topraktan ne istedin de vermedi? Toprağa cömertlik Allah’tan erdi. Senin sadık yârin kara topraktır. Toprak gizli bir hazinedir, veznesi çoktur. Onun işlerinde yalan hiç yoktur. Bekle gör dostun sana neler verecek! Bir verip bin alacaksın başın göğe erecek!.

 

​ Bütün kusurları toprak gizliyor. İnsanoğlunun yaralarını toprak düzlüyor. Açmış kollarını, insanların yollarını gözlüyor. Senin sadık yârin kara topraktır. Topraktan yaratılan, dönüp toprak oluyor. Toprak dönüp insan oluyor. İnsanın emrine verilen canlılar oluyor. Canlılar dönüp toprak oluyor. Toprak öyle bir şey ki, görünmeyen kimyagerleri, laboratuarları, fizik araştırma merkezleri, biyoloji üniteleri olan bir fabrika. İnsan gibi! Hainlik, zalimlik yapmıyor! Cömertliği sonsuzdur. Bir kayısı, bir ceviz, bir elma, bir şeftali, bir kiraz, bir armut, bir erik, bir portakal, isteseniz hayır demiyor! Sadece, bir çekirdek ver yeter diyor. Bunlardan birini insandan isteseniz, olmayanı veremeyeceği gibi, olana çok, çok paralar ister. Toprak her şeyi hiçbir karşılık istemeden cömertçe veriyor. Bıkmadan, usanmadan, veriyor. Toprak, hayat boyu bolluğu, bereketi temsil etmiş, sinesinde barındırdıklarıyla hoşgörülüğü, mütevazılığı öğretmiştir. Tepesinde tepinenlerin mahremiyetlerini örtmedeki inceliği, haklıyı, haksızı, masumu, zalimi kabul etmesi de düşünmemizi gerektiren önemli bir husustur.

 

​ Bugün toprağa sırt çevirdiğimiz için topraklarımız yozlaştı. Zalimler musallat oldu. Toprağımızın zenginliklerini çeşitli hilelerle çaldılar, aldılar. Bizi dışarı bağımlı hale getirdiler. Köyümün dağlarında, çocukluğumda sığır ve koyun sürüleri vardı. 2013 yılı Haziran ayında, sılayı rahim (ziyaret) için gittiğimde dağlarda ot 30-40 santim büyümüş fakat otlayacak hayvan yok. Bu manzara içimi acıttı. Böyle mi olmalıydık. Geçmişte bir avuç toprağı olan eker-diker, değerlendirirdi. Bugünkü insanlar hazır yetiştirilmişleri pazardan almayı tercih ediyor. O kadar tembelleşmişiz ki, aldığımız ürünü tarladan, bahçeden, kilosunu bu paraya toplamam diyebiliyoruz. Üretimden kaçıp, tüketime koştuk. Toprağı terk ettik. Köyleri boşalttık. Hazırcılığa alıştık. Bunlar bizi insanlıktan uzaklaştırdı. Alabildiğine dışarı bağımlı hale geldik. Üretmeden tüketmek alışkanlığı toplumda onulmaz yaralar açtı. Gençlere ve gelecek nesillere acıyorum. Geçen de bir gence: Bu hayatı nasıl yaşayacaksınız diye sordum. Hayatımız lüzumsuz ürünlerle doldurulmuş, hepsi ihtiyaç gibi gösteriliyor. Sanki onlarsız yaşayamayacakmışız gibi bir anlayış kazandırılıyor. Gelecek için hayat alarm çalıyor bence!

​18. 04. 2016

Durmuş Göktekin

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Bahar Toprak ve İnsan

      BAHAR TOPRAK VE İNSAN   Her şeyi insan için yaratan Allah, zamanı mevsimlere ayırmış ve mevsimler içinde hikmetli icraatlarıyla insanı şükre yönlendiriyor. Kış bitti, bahar geldi. Yeryüzü, üzerindeki beyaz örtüyü çıkarıp, yeşil örtüye bürünmeye başladı. Canlanan toprak, insanı kendine çağırıyor. Bir ananın çocuğunu çağırdığı gibi, doğurduğu insana davet gönderiyor. “Gel benimle ilgilen, sen bendensin” diyor. İnsan topraktan çıkanı yiyor. Toprak insanı aldatmıyor. Fakat insan toprağı

      , Yer: Üyelerimizden Şiirler & Denemeler

    • Dil, Toprak ve İnsan

      Ali Dündar Dil, Toprak ve İnsan   "Dili toplumsal bir ürün sayan bilginlere göre herhangi bir dilsel birlik hiç kuşkusuz eski bir siyasal birliğin toplumsal ürünüdür. Bu bakış açısından bakıldığında bugün birçok lehçeye ayrılmakla birlikte Türkçe adı altında toplanan dilin eski bir Türk siyasal örgütlenmesinden doğduğuna karar verebiliriz. Ancak elimizdeki belgeler İ.Ö.VIII. yüzyıldan daha öncelere inemediği için daha öncelerinden kesin bilgiye ulaşamıyoruz. Göktürk ve Uygurlardan bize

      , Yer: Serbest Kürsü

×
×
  • Yeni Oluştur...