Jump to content

"Yusuf ile Züleyha" Nazan Bekiroğlu


İη¢ιѕєℓ

Önerilen Mesajlar

İη¢ιѕєℓ

Züleyha’nın Yûsuf’a Mektup Yazmaya Başlayıp da Hitaptan Öteye Geçememesi

 

 

Züleyha, kalbi acının anlamına dair sınırlarda dolaşmaya başlayınca Yûsuf’a bir mektup yazmaya karar verdi. İçindeki hallere tercüman olacak sözcükleri bulup da Yûsuf’a göstermek istedi. Dedi, her vasfın karşılığı bir sözcük var nasılsa. Ben de halimi arz edeyim sözcüklerle Yûsuf’uma.

 

 

Papirüsten ezilmiş kâğıdı, sivri kalemi aldı eline.

Yûsuf, diye yazdı, nâmenin en başına, sayfanın tam ortasına. İçinden binlerce Yûsuf ses verdi.

 

 

Ey içimdeki yıldızlar mütercimi, ölü olmayan kuşlarım benim

Mısr’ın ruhuna mürekkebinin kokusunu uçuran Yûsuf’um.

Nil’in sularına dökülmüş kandillerin aydınlığı

Gizli bahçelerden geçen yeşillerin ıslak çoğulluğu

Konuşan ağacım bana, konuşan ırmağım benim.

Işıklı yağmurum.

Gözlerimle gören ey, ey gözleriyle gördüğüm.

 

 

Yûsuf, dedi Züleyha, nâmenin tam ortasına, sayfanın başına. İçinden bin Yûsuf daha ses verdi.

 

 

En derin kuyusunda kaybolduğum ey,

Nil’in sesi geliyor, gelsin, sesim Nil’e gitmiyor, gitmesin.

Sesi bana gelmeyen, sesim ona gitmeyen ey.

 

 

Züleyha sayfanın ortasından devam etti, Yûsuf, dedi.

 

 

Ey kalbimle seven

Ey kalbiyle sevdiğim.

Muhabbeti kolay giyilir libas olmayan,

Vahayı terk edip çölün rahmetine düşen defterim,

Yitik tahtına gönlünce kurulan çöl misillemesi sevdiceğim,

Dağ lâlesi

Çöl çiçeği

Âh benim yitik ezel gülü vasfınca sahiplendiğim, âh beni ezel gülü vasfınca sahiplenip de sahiplendiğini henüz bilmeyen sevgilim,

 

 

Âh benim! Âh benim!

Ey adı gelecek zamanların ve mekânların insanlarına adımla bile kalacak olan,

Ey adım adıyla bile yazılacak olan

Sularıma dökülen karanlık, yoklarımı örten aydınlık

Tezatlarım benim, benim tekrirlerim

Ama muhabbetinden asla rücu etmediğim

Gün geçtikçe çoğalan benzetmelerim,

Sözcüklerim, lügatim, lisan hacmince vasıfladığım vâsıfım

 

 

Yûsuf, yazdı Züleyha, sayfanın ortasına. Hâlâ hitaptaydı kalemi, bir satır ileri geçemedi.

Bir satır ileri geçsem hitaptan, dedi, yanacağım. Ses verdi içinden bir ses: Yan o zaman, yan o zaman!

Züleyha devam etti:

 

 

Âh benim Yûsuf’um, âh benim, âh/senim, dedi, başka bir şey diyemedi.

 

 

Züleyha, Yûsuf’a bir mektup yazmaya başlayınca. Yûsuf diye başladı, Yûsuf diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın nâmesinde ser-nâmeden öte kelâm yok. Ve Züleyha’nın lügatinde Yûsuf’tan öte sözcük yok.

Yûsuf, dedi, kelâmım artık sende hükümsüz. Ama kelâmımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni küçümseme. Bil ki kelâmdan da ötede sadece âh var, âh ki dünya onun üzerinde durur, gök kubbe onun hareketiyle döner.

 

Bu pasaj, Timaş Yayınları'nın Nazan Bekiroğlu - Yûsuf ile Züleyha kitabından alıntıdır.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...