Jump to content

Eski Gunler.Biz mi istedik?


ReYHaN

Önerilen Mesajlar

yaz gecelerinde dumancı gelirdi(şinek ilacı sıkan küçük kamyonet) saatini beklerdik arkasından koşardık adamcağızda hep yavaş sürerdi:Dkoşardık göz gözü görmezdi leş gibi kokardık sonra

 

ay biz de yapardık bunu, koştururduk sonra da dumanların içinden süper star edasıyla çıkardık leş kokulu süper starlar :D

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
ay biz de yapardık bunu, koştururduk sonra da dumanların içinden süper star edasıyla çıkardık leş kokulu süper starlar :D

 

evet :D çıkınca tüm açık yerlerin yağ sürmüş gibi oluyordu birde göz gözü görmezdi ya kafalarımız çarpışırdı bazen,ama illede dumancı illede dumancı

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Sinek ilacı bile zamana yenildi.Artık o da renksiz çocuklar dalamıyorlar içine:D:D:D

 

evet türkiyeye gittiğimde rastlamıştım birdefa renksiz koşulmaz peşinden:Dzevk vermez o hayatta:D

birde beni hapşırtıyor o yeni çıkan

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

aynı benim küçüklüğüm ....birbirimizi tanımasakta ve farklı şehirlerde farlı bölgelerde yaşasakta ,ne kadar ortak noktalar anlatmışsın canım ...ama şimdiki çocuklar arasında bu kadar bile ortak nokta yok ....buda ürkütücü

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ya bizim buradaki kamyoneti süren kişi bir gün frene basmıştı :) bir daha koşmadım hiç peşinden :) tövbe ettim.

 

Bende çocukluğumu özledim yitirdiğim arkadaşlarımı! Dağılan ailemi!

Hala kendimi görürüm evin bahçesinde oyun oynayan! Ne güzeldi! off of

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Çok güzel anlatmış..................

 

Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.

Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.

Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.

Heryere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.

 

En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.

Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.

Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.

Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.

Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.

Hatta öyle olurdu ki çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.

Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek

arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.

Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

Kısacacı evine girip gelen ( ki sadece çişi gelen giderdi evine ) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.

Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.

Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

 

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.

Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi

kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir

bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan

çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.

Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.

Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı

alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

 

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.

Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin camında,

temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.

Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.

Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece bilmem kaç kuruş

hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

Evlerimiz var içinde yaşayan yok. Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.

Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl

vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...

Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

 

Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye

hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' lerin beklediği yerlerden hep

korkmuş çekinmişimdir.

Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği

arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

Benim değildir bu kültür.

Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.

Nedir bunlar?

Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.

İyi de neden böyle olduk ?

Biz mi istemiştik?

.

.

Yoksa hak mı ettik?

 

 

 

 

Ekleyen/Kaynak: BENAYCAN

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...