Jump to content

Bedenimiz Çok Şey Anlatır.


denmeh1
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Bedenimize nasıl bakıp,ne şekilde değerlendireceğimizi öğrenirsek bizim iç dünyamız hakkında bir çok şeyi yansıttığını fark edebiliriz. Sadece beden hareketlerimiz değil,bedensel şekillerimiz, yiyip-içtiklerimiz ve en önemlisi kronik ve akut hastalıklarımız bizim psikolojimizin ve içsel özelliklerimizin dışa vuran belirtileridir.

Bedensel şekillerimizi anlamayı ve sınıflandırmayı,fiziksel özellikleri ile psikolojik özellikleri arasında ki bağlantıları incelemeyi " morfoloji " ilimi sayesinde yapabiliyoruz. Morfoloji uzun yıllardan beri insanların ilgisini çekmiş ve araştırma konusu olmuştur. Özellikle ortaçağda insanların fizyonomilerinin karakterlerini ne kadar açıklayabileceği ile ilgili De Lescaut ve Cocles bir çok kitap yazmışlardır. Sonra ki yüzyıllarda da morfoloji hep ilgi çekmiş ve araştırılmıştır.

Bedenimizin farklı bölgelerindeki farklı şekil ve büyüklükler bizim kişilik özelliklerimizi ve psikolojik süreçlerimizi dışa vursa da tek tek ele alınarak incelenmezler. Bu özellikler göz önünde tutularak beden bir bütün halinde incelenir. Bir bedeni incelerken farklı parçaların şekillerinin ne anlam ifade edebileceği önemli bir katkı sağlar ancak bir insanın karakteri sadece burnunun şekline ya da ayağının genişliğine göre değerlendirilemez,tüm bedensel özelliklerinin bir sentezi oluşturularak değerlendirilir.

Yaşadığımız koşullar ve onlarla nasıl baş ettiğimiz bizim farklı beden özelliklerine sahip olmamıza ve çeşitli hastalıklar geliştirmemize yol açabilir. Örneğin hayatında ki sorumluluklarla baş edemeyen birisi kamburlaşabilir veya sürekli oturarak iş yapan birisinin boynu eğrilebilir, kalçaları ezik ve geniş bir şekil alabilir.

Ancak anne karnında başlayan genetik serüvenimiz asıl beden şeklimizi ve hastalıklara yatkınlığımızı belirler. Fakat bunlar potansiyel olarak genlerimizde saklıdırlar onları ortaya çıkaran ilk 6 yaşa kadar olan yaşam koşullarımız sonra da bu aralıkta oluşan diğer yazılarımda da sıklıkla vurguladığım bilinçaltı paradigmalarımız yani bilinçaltına yerleşen düşünce,inanç ve değerlerimizdir. Şöyle düşünebiliriz; anne karnında hala ne şekilde olduğunu bilmesekte farklı genleri toplayarak kendimizi oluştururuz. Belki implicit hafızamızda yani enerjetik bazda geçmiş yaşamdan ve atalarımızdan taşıdığımız karmalarımızın etkisi ile farklı genleri anne ve babamızdan seçip bedensel, zihinsel ve emosyonel yapımızı tekamül( evrim) planımıza göre oluşturuyoruz. Yani cinsiyetimiz,gözümüzün rengi,saçımızın rengi,tenimizin rengi ve dokusu ya da duygusallık özelliğimiz,zekamızı belirleyen neokorteks kıvrımlarımız vs. gibi.....Bunu bir balığın omurgasına benzetebiliriz ancak doğduğumuz andan itibaren hissettiklerimiz ,öğrendiklerimiz ,bize bizim hakkımızda söylenenler sonucunda oluşan kendilik fikrimiz,travmalarımız,yaşam şartlarımız sadece kişiliğimizi değil buna bağlı olarak bedensel özelliklerimizi de nasıl geliştirdiğimizi belirler. Bu süreç aşağı yukarı altı,yedi yaşlarına kadar sürer. Daha ileriki yıllarda farkında olduğumuz bazı bedensel özellikleri değiştirdiğimizde kişiliğimizin bazı yönlerinin de değiştiğini görebiliriz. Örneğin kambur,omuzları düşük bir beden duruşu olan birisi eğer fizik tedavi,spor ve hareketle bu durumu değiştirirse kendine güven konusunda olumlu adımlar attığı gibi artık istemediği şeylere itiraz edip,hayır diyebildiğini görebiliriz. Tabii ki bunun tam terside gelişebilir yani bazı kişilik özelliklerini değiştirebilen veya duygusal blokajlarını açarak içinde biriktirdiği olumsuzlukların üstesinden gelebilen insanların beden şeklinin değiştiğine şahit olmuşsuzdur. Örneğin zorlamadan onlarca kilo verip bambaşka bir insan tipine dönüşen insanlarla karşılaşabiliyoruz.

Bedenimizin dilini okuyabilirsek,gerçekten bizim iç dünyamızı dışa vurduğunu ve bize bizi anlattığını FARKEDEBİLİRİZ. Bu hem kendimizi tanıyıp empati kurabilmemizi,hem de başkalarını farklı bir gözle değerlendirip empati kurabilmemizi sağlar. Peki bunu nasıl yapabiliriz? Öncelikle 1930 lu yıllarda morfoloji konusunda derin araştırmalar yapıp beden tiplerini kategorize etmeyi başaran Amerikalı psikolog Sheldon'un 3 tip beden şeklinden başlayabiliriz. Endomorf tip beden,Mezomorf tip beden ve Hektomorf tip beden olarak şekillendirdiği çalışmasında her bir beden tipinin kişinin hangi karakter ve kişilik özelliklerini anlattığını uzun incelemeler sonucu açıklamıştır.

Sheldon 'un beden morfolojisi üzerinde uzun yıllar süren araştırmalarından sonra elde ettiği 3 temel beden tipi kendimizi ve çevremizdekileri algılamamızda önemli bir rehber olmuştur. Kısaca endo,mezo ve hekto olarak adlandırılan bu beden tiplerinin özellikleri şu şekilde özetlenebilir;

Endo tip beden: torso kısmı geniş yani üst bedeni geniş ve yuvarlaktır. Sanki bedenin tüm gücü üst bölgelerdedir. Buna karşın kolları ve bacakları daha incedir. Yüz kısmı yuvarlak ve şişkin boynu ise kısa ve gömülüdür. Omuzları yukarı çekilmiş gibi görünür. Karnı öne doğru

çıkık ve büyük olur. Cildi gevşek ve kemikleri incedir. Bu beden tipine sahip kişilerin en belirgin özelliği duygusal oluşlarıdır. Toprak elementleri yüksek olur ancak kendi özgür iradeleri ile hareket etmek isterler. Genel eğilimleri yeme içmeye düşkünlükleri ve dışa dönük olup sosyalleşme ihtiyaçlarıdır. Tavırları sakindir,hemen tepki vermezler. Ancak duygusal anlamda güçsüzdürler, hemen ruh halleri bozulur. Sosyal ortamları çok sever ve hep beraber yenilip içilsin isterler. İnsanları ayırt etmeden arkadaşlık yapar, cana yakın ve dostça davranırlar. Esnek,toleranslıdırlar, duygularını dışa kolayca vururlar.Uykusuna düşkün olurlar ancak hareketlidirler. Aile bağlarına önem verirler ve çocuksu yanları hep vardır.

Mezo tip beden: adaleleri belirgin ve yapılıdır. Bedenleri sert ve tıknaz görünür. Genelde boyları uzun olmaz veya uzun görünmez. Yüzleri geniş ve kare görünümlüdür.Dudakları ince ve

gergin durur. Boyunları ise yapılı ve uzundur. Karın bölgelerine oranla göğüs bölgeleri geniş ve adaleli olur. Kalçaları geniştir buna bağlı olarak bacaklarıda sağlam,adalelidir. Kolları fazla uzun olmaz ama yine de güçlü ve yapılıdır. İri kemikli iskeletleri ama ince ve gergin ciltli bir yapıları vardır. Bu beden tipine sahip kişilerin savunmaya geçmeye veya korumaya geçmeye eğilimleri vardır. Fethetmeyi,ele geçirmeyi severler. Avcı tiplerdir. Kararlı ve inatçı olurlar. Fiziksel olduklarından spor yapmayı çok severler ve enerjik olurlar. Dominant karakterlerdir,sürekli söz geçirmek zorunda hissederler. Yaptırım güçleri yüksektir. Risk almak onlar için daha kolaydır. Fiziksel konularda cesurdurlar. Tavırları açık ve hatta fazla direk olabilir. Rekabete girerler,sesleri yüksek çıkar. Agresif olabilirler. Psikoloji ve felsefe konularına yatkın değildirler. Fiziksel acı veya yetersizliklere duyarlı değildirler. Klostrofobik yapıdadırlar. Alkol aldıklarında fizikselleşirler ve agresyon sergilerler. Mücadeleci ve ergen tavırlıdırlar.

Hekto tip beden: uzun,ince ve narin yapılı tiplerdir. Yüzleri küçük ve üçgen şekillidir. Çeneleri sivri olur ve dudakları ufaktır. Boyunları uzun ve incedir ancak omuzları düşük ve sanki öne doğru itilmiş gibidir. Karınları çok düzdür,kolları ve bacakları ince ve uzundur. Ciltleri narin ve kuru olur.Kemikleride ince yapılıdır. En önemli karakter özelliğide akılcı ve rasyonel oluşlarıdır.

Beş duyularıda duyarlıdır,hem fizik dünyayı,hem de duygusal dünyayı derinden ama akılları ile algılama yatkınlıkları vardır. Yaşadıklarına fizyolojik tepki vermeye müsaittirler.Psikosomatik rahatsızlıkları fazla olur. Derin yakınlıklar kurarlar. Zihinsel gerginlikleri vardır ve anksiyeteleri yüksek olur. Duygularını kontrol altında tutarlar. Gözlerinde hep bir endişe sezilir. Fazla sosyal olmazlar ve içe dönüktürler. Rekabetçi olup pasif agresif tepkiler verirler. Ses çıkarmaya ürkerler. Kontrolcü kişilikler geliştirirler. Tutumları dışarıdan belirsizdir. Genç dururlar ve genç tavırları olur. Alkol ve benzeri uyuşturuculara dayanıklıdırlar. Tek başına kalmayı severler. Psikolojik duyarlılıkları yüksektir. Olgun tavırlı ve yetişkin kişiliklerdir.

 

Tabii ki tek bir beden tipin özellikleri tek bir kişide toplanmaz. Her birimiz bu üç özelliğin karışımıyız ancak sahip olduğumuz birincil öncelikli beden tipinin karakter özellikleri bizde daha yoğun varolur. Bu da bizim temel yatkınlıklarımızı ve kişilik gelişimimizi tanımlar. Yani bir insanı beden tipine göre incelediğimizde hem endo,hem mezo hemde hecto özellikler görebiliriz ancak bunlardan bir tanesi daha belirgin olup öne çıkacaktır. Bu durumda o beden tipinin psikolojiside o kişide daha belirgin olacaktır.

Bunun yanısıra bazı beden parçalarımızın özgün şekilde gelişmiş olması bize kendimiz hakkında önemli ipuçları vermektedir. Bedenimizdeki bir uzvun dengesizce büyük veya küçük olması orada enerji blokajlarının oluştuğuna işarettir. Örneğin ayakları çok büyük olan birisinin yere sağlam basmaya ve toprak enerjiyi çekmeye ihtiyacı var demektir. Kendini çocuklukta ancak annesi ile kurduğu ilişkide güvende hissetmiş birisi bunu devam ettirmek üzere toprak anadan beslenmek ister. Çok küçük ayaklı birisinin ise güvenliği göklerde,kozmos ta aradığını

düşünürsek, babasına olan bağımlılığını ve güveni ancak onunla ilişkisinde bulduğunu anlayabiliriz. Bu fiziksel özellikler,bu tip ( büyük veya çok küçük ayaklı) kişilerin aslında bağlanma ile ilgili sorunlarının ipuçları olabilir.

Geniş bacaklara sahip birisinin her şeyi ben yapmak zorundayım fikrini çok küçük yaşlarda benimsediğini düşünebiliriz. Kendini yeterince güvende hissetmeyerek büyümüş olan birisi biliçaltında kendi güvenliğini kendi sağlamak zorunda hissedince bacaklarının geniş ve sağlam gelişmesine sebep olmuş olabilir. Çok ince ve küçük bacaklara sahip birisinde bunun tam tersi oluşmuştur. Güvenliğinin ve maddi imkanlarının bir başkası tarafından kendisine sağlanması fikri ile büyümüş olduğu anlaşılmaktadır.

Geniş ve büyük kalçalara sahip birisinin ise çocukluk ve gençlik yıllarında kabul etmek istemediği veya haksızlığa uğradığını düşündüğü kurallarla büyümüş olup tüm bunları

bedeninin alt kısmında taşıdığını anlayabiliriz. Ona ağırlık yapsa da bu meli-malı kuralları ve yaşadığı haksızlıkların olumsuz duygularını beraberinde her yere taşıdığını görürüz. Tabii bu durum tamamen bilinçaltı tarafından yönetilir. Bunun tam tersi olupta çok küçük kalçalara sahip olanların ise çekingen ve reserve kişiler olduğunu biliyoruz. Cinselliklerini bloke eden ve utanan kişilerdirler. Eyleme geçtiklerinde sonuç alabileceklerine inanmazlar ve hiçbir şeyden pek emin olamazlar.

Esnek olmayan,kolay hareket edemeyen dizlere sahip olan kişilerin tutuk, biraz kendini beğenmiş ve yeniliklere kapalı olduklarını görürüz. Mütevazi olmayı beceremezler. Kendi

lerini özgürleştiremez ve aynı düşüncelerde takılı kalırlar ve ilerleyemezler. Buna karşın dizleri fazla esnek olan kişilerin kararsız ,kendine güvensiz ve hemen birilerinin önünde eğilmeye müsait olduklarını varsayabiliriz.

Alıntı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Bedenimiz Bize Bizi Anlatır.

      YÜRÜYÜŞ BİÇİMLERİ : Bireylerin yürüyüş şekilleri bize bir çok ipucu verse de tabiî ki karakterlerinin tüm özelliklerini gösteremez . Ancak gizli kalmış taraflarını açığa çıkarabilir.Örneğin kafası ve üst bedeni ,vücudunun geri kalanından önde giden birisinin aceleci olduğu ve düşünmeden harekete geçtiği , önce yaptığını sonrada tartmaya başladığını varsayabiliriz. Bunun tam tersi bir yürüyüşe sahip olanların ise , yani üst bedenlerini geride tutarak hareket edenlerin ise çok fazla düşü

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

×
×
  • Yeni Oluştur...