Jump to content

Hastalıklarımızın Kaynakları.


denmeh1
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Batı tıbbı hastalıklarımızın nasıl geliştikleri hakkında açıklama getirmiş ve mantıksal reaksiyon zincirlerini sebep sonuç ilişkisi ile betimleyerek anlaşılabilir şekilde sunmuştur.Ancak tam olarak hastalıkların kaynaklarını ortaya koyamamıştır. Fakat unutmamalıyızki tedavi konusunda her geçen gün artan olanaklar sunmaktadır ve bizim hastalandığımızda ilk başvurmamız gereken kişiler tıp doktorları olmalıdır

 

Benim burada açıklamaya çalışacağım bilgiler tüm hastalıklarımız oluşmadan önce zihnimizde yani ruh dünyamızda ve beden enerji sistemimizde nasıl başladığını tespit ederek önleyici bir anlayış geliştirmektir. Hastalanmadan çok önceki aşamada özellikle spritüel tıp ve enerji tıbbı büyük önem kazanmaktadır. Son zamanlarda bu durum daha çok gündeme gelmeye başlamıştır. Özellikle enerji tıbbı ve bunun zihinsel enerjilerle bağlantısını net bir şekilde ortaya koyan bazı enerji uzmanlarının kitapları Türkçe’yede çevrilerek halkın bilgisine sunulmuştur. Örneğin: DonnaEden’ın ‘’Enerji Tıbbı ‘’ kitabı ve BarbraBrennan’ın ‘’ Işığın Elleri ‘’ kitabı dikkat çekicidir.

 

Bu yazımda düşünce kalıplarının , inançların ve bilinçaltı zihnimizdeki atalardan ve geçmiş yaşamdan gelen karmaların hastalıkların tohumlarını nasıl ektiği ile ilgili açıklama getirmeye çalışacağım.

 

1. Öncelikle karmik hastalıklarabaktığımızda , derin benlikten taşınan toksik inanç ve düşüncelerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Genellikle çok küçük yaştaki hastalarda görülmektedir. Bu onların hayat buldukları bu yeniyaşamda , geçmişten gelen (geçmiş yaşamlardan) bazı durumları başlangıçta tamamlamaya çalıştıklarını göstermektedir. Dünyaya geldikleri aileye de farklı bir bilinç ve anlayış geliştirmelerini sağlamak içindir. Beden ruhun ifadesidir ve bu durum sadece ruhun ilk aşamada çok ufak yaşlarda beden üzerinden kendini dışa vurmaya ve dünya boyutundaki yaşamı deneyimlemeye başlamasıdır. Kısaca genelde 0-9 yaşlarına kadar yaşanan hastalıklarakarmik hastalıklar diyebiliriz. İmplisit hafızamız da yer alan geçmiş yaşam anıları ile ilintili olduğu düşünülmektedir.Ancak psiko genetiğimizde yer eden bazı aile bireyleri veya atalarımızdan bize miras kalan toksikanı , düşünce , inanç ve duyguların tesiri ile de kendimize hastalık ve rahatsızlık yaratabiliriz. Bunu da karmik hastalıklar içinde sayabiliriz. Örneğin atalarından biri savaşta kolunu kaybetmiş birisi bunu psişik miras olarak aldı ise o kolunu kazada yaralayabilir veya kangren olabilir ya da o kolundan ciddi hastalıklar yaşayabilir.

 

2. Karmik hastalıkların dışında en sıklıkla karşılaştığımız hastalık kaynaklarının başında ‘’Zihinsel Yaratıcılık ‘’ gelir.Zihnimizde hastalıklar ve onların bize yaşatabileceklerine odaklanarak kendimizde bir çok bedensel güçsüzlükler ve hastalık koşulları yaratırız. Örneğin bazı hastalıkların sonucunda ölmüş yakınlarınıgördükten sonra aynı hastalıkları yaşamaktan çok korkan birisi bu korkuya odaklanıp o düşünceleri beslerse bu düşünce kalıbı da sonunda hayatında oluşmaya başlar ve korktuğu hastalık o’nu bulur. Bu durumu kuantum fiziği dalga/ parçacık ilkeleriile belirli bir şekilde açıklamaktadır. Kişinin zihninde oluşan vazgeçemediği düşünce kalıplarının bir çeşit süptil /ince enerji niteliğinde olduğunu biliyoruz. (Bu durumu Kültür Üniversitesi Yayınlarının bastığı ‘’Empati’’ kitabında yer alan Enerji Psikolojisi ve Empati adlı yazımda daha ayrıntılı açıklamıştım.) Bu enerjilerin belirli frekansta titreştiğini ve aynı frekansta titreşen başka bir realiteye veyaan’a dönüştüklerini de artık açıklayabiliyoruz. Böylece hayatımızı an be an biz oluşturuyoruz. Aslında şunu söyleyebiliriz ki dışarıda hiçbir şey yoktur. Kendi dünyamızdaki her şeyi biz an be an yaratırız. Yani bizim zihnimizin holografik yansıması sadece bedenimiz değildir. Yaşamımızdaki realite olarak algıladığımız her şeyde bizim zihnimizin holografik yansımasıdır. Dolayısıile zihnimizin derinlerindekileri fark edip, temizlemeli/ dönüştürmeliyiz ki yaşamımızın hastalık gibi hoşumuza gitmeyen realiteleri de dönüşsün. Biz daha mutlu verimli ve potansiyellerimizi hayata geçirebildiğimiz yaşamlar yaratabilelim. Hastalık yaratan bir diğer yansıma kaynağı ise kişinin yaşamında başka bir stres yaratan olayı bertaraf etmek için kendi bedeninde hastalık oluşturmasıdır.. Örneğin iş yerinde çok önemli vezor olabilecek bir dönemi atlatıp yüzleşmemek adına kişi çok ciddi bir grip virüsüne yakalanarak yataklara düşebilir. Derin benliğinde böylece problemi savuşturduğuna ve sorunların bittiğine inanmayı seçebilir.

 

3. Bir diğer zihnimizdeki hastalık yaratma kaynağı ise yaşamımızın farklı dönemlerinde içimizde mutlak gerçeğe dönüştürdüğümüz kararlar ve düşüncelerdir. Bunları genelde çok ufak yaşlarda benimseyip , bilinçaltının derinliklerine itip , yaşamımızın önemli kader noktaları haline getirebiliyoruz. Bu kararlar çoğunlukla başkaları ile ilişkilerimize , kendimiz ile veya hayat ile ilgili ilişkilerimize bağlı gelişir. Bu kararların bir çoğu ailemiz ile kurduğumuz ilişkilerde oluşmaktadır. İlk çocukluk dönemimizde anne ve babamız bizim için Tanrı gibidir. Onların sevgi ve onayını almak için elimizden geleni yapmaya çalışırız. Bazen onları içselleştirip onlara dönüşerek , bazen onların beklediği gibi olmaya çalışarak ve olamadığımızda ise kendimiz ile ilgili yüzlerce olumsuz inanç geliştirip bunları bilinçdışı zihnimizde tutmaya uğraşırız. Otomatik bir bilince dönüşen tüm bu karar, düşünce ve inançların bize hissettirdikleri ise beden duyumlarına ve daha sonrada çeşitli hastalık ve rahatsızlıklara dönüşebilir. Hastalık ve rahatsızlıklarımızın zihinsel ve duygusal nedenlerini anlamaya çalışırken , kendimiz ile ilgili çok şey öğreniriz ve farkındalığımıza önemli katkısı olur. Her hastalık veya hastalık belirtisinin bize önemli mesajları vardır. Tabii ki bu tamamen kendimizi değiştirmeliyiz anlamına gelmez , ancak bize bazı tutum, yaklaşım ve davranışlarımızı gözden geçirmemiz ve potansiyellerimizi doğru yönde kullanmamız gerektiğini anlatır. Örneğin çabuk kızan , sabırsız ve agresif tepkiler veren bir kişinin bu yönlerini olumsuz anlamda kullandığında hem bedeni , hem hayatı ve çevresi negatif yönde etkilenecektir. Eğer yerinde ve zamanında bu yönlerini kullanabilirse, çok daha olumlu sonuçlar alabilir. Sonuçta hiçbir kişilik parçamız , yönümüz kötü/ olumsuz değildir, ancak olumsuz sonuçlar verecek yönde kullandığımızda ‘’ kötü özelliğe’’ dönüşürler. Bu durumda ilk olarak kendimizi olduğu gibi kabullenmenin ve sevebilmenin bizi mutlu , huzurlu ve sağlıklı bir hayata hazırladığını anlamalıyız. Öncelikle şunu belirtmeliyim hastalandığımızda veya kendimizi gerçekten hasta hissettiğimizde mutlaka bir tıp doktoruna başvurmalıyız. Teşhisimizi öğrenmeli ve onun bize ne önereceğini duymalıyız. Ancak ondan sonra ne yönde ilerleyebileceğimize kendimiz karar verebiliriz. Unutmayın sizin bedeniniz ve sizin kontrolünüzde , bunun için doktorunuza soru sorun , hangi ilaç , yan etkileri nedir vs…….Bize uygulanan tedavilerde bize kendimiz hakkında ipucu verebilir. Örneğin bize reçete edilen tedaviler ağız yolu ile alınan ilaçlar ise hastalığımızın kaynağı daha çok geçmişte başımıza gelenler ve geçmişi bırakamamamız ile ilgili olabilir. Deri yolu ile alınan ilaçlar ise problemin daha çok duygusal sebeplerden kaynaklandığı düşünülebilir. O anda yaşananlara tepkidir. Solunum yolları ile kullanılan ilaçlar bize daha çok önerildi ise o zaman hastalığın kaynağı zihinsel olabilir ve gelecek korkusu diye tarif edebiliriz.Ayrıca hastalandığımızda kendimize sormalıyız. Bu hastalık oluştuğunda hayatımda ne oldu ? veya farklı gelişen nedir ? Hastalığımız bedenimizin hangi bölümünde ortaya çıktıysa , o beden bölümünün bedenimdeki işlevi nedir ? Yani beni ne yapmaktan alıkoyuyor ? gibi sorular bize hastalığımızın kökenleri hakkında ipuçları verebilir. Eğer bir kaza sonucunda bedenimizin bir bölümünde işlev kaybı varsa , o zaman bu beden parçasına yüklenmiş olan suçluluk duygumuz var olabilir. İnsanoğlu suçlu hissettiğinde kendini cezalandırır. Buhastalık , kaza , bela şeklinde kişinin hayatında yer alabilir.Suçluluk kendimizi otorite karşısında savunamamaktan hatalarımızla yüzleşememekten yanlışlarımızı kabul etmemekten ve gizlediğimizde de onları hemen kişiselleştirmekten kaynaklanır. İnsanlığın şu anda yaşadığı kaos , savaşlar ve dünyaya verdiği zararın derinliklerinde kollektif bilinçte yer alan ‘’ SUÇLULUK ‘’ duygusu vardır.

 

Hastalıklarımızın bedenimizin sağ ve sol yarısında oluşuyor olması da önemli bir belirti olabilir. Bedenimizin sağ tarafı ‘’erk prensibini ‘’ temsil eder. Erk prensibi gücü , etkenliği , cesareti , yüceliği , yiğitliği, adaleti , isteği , mantığı , azmi , organize olmayı ve eyleme geçmeyi temsil eder. Var oluşumuzun bu tarafı babamızdan etkilenir. Bu durumda sağ tarafımızda oluşan bir rahatsızlık varsa baba ilişkimizdeki unsurlara bakmak bize yol gösterir. Bedenimizin sol tarafı ise ‘’ dişi prensibi ‘’ temsil eder. Dişi prensip yumuşaklığı , esnekliği , güzelliği , estetiği ,absorbe etmeyi , güzel sanatlar ve edebiyata yatkınlığı , müzik ve uyumluluğu temsil eder. Bu tarafımız sezgilerimizin ve yaratıcılığımızın geldiği becerilerimizin yeridir. Varlığımızın yaratım ve karar verme halidir. Bedenimizin sol tarafındaki bir rahatsızlık bize anne ilişkilerimizdeki bazı unsurların işlev bozukluğunu anlatabilir.Bu prensipleri baba ve annelerimizden miras alır ve onlardan öğreniriz. Anne , babamızın bu rollerdeki sıkıntıları bizi bire bir etkiler. Ancak var oluşumuzun bu iki tarafı da uyumlu işlediğinde biz huzurlu ve mutlu hissederiz. İşte bedenimiz bazı sorunlar çıkardığında bu iki prensip gereklerini uyumlu bir şekilde hayata geçirememişizdir. Bu prensiplerin mimarları da anne ve babamız olduğunu bilerek onlarlailişkilerimize bakmak bize hastalıklarımızı tedavi ederken çok destek olacaktır.

Alıntı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Hastalıklarımızın Kaynakları VIII

      7. enerji merkezi baş ve başın tepesini kapsayan bölgedir. Bu bölge ‘’pineal ‘’ bezinin yer aldığı insan bedeninin özel bir kısmıdır. İnsan için kendinin de Tanrının bir yansıması olduğunu ve yaratıcının ( co creator ) yardımcısı ve temsilini ifade ettiğini anlamanın ve aydınlanmanın merkezidir.   Beyin tümörleri bu bölgede oluşan ciddi rahatsızlıklardır. Eski düşünce ve bakış açılarını inatla değiştirmek istemeyen kişilerde oluştuğu bilinmektedir. Ruhunun ihtiyaçlarına rağmen f

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

    • Hastalıklarımızın Kaynakları VII

      6. Bölge 3 göz çakrasının olduğu yüz bölgesini ve burundan yukarı olan kısımda yer alan hipofiz bezinin olduğu bölgeyi kapsar. Hipofiz bezi bedenimizdeki tüm bezlerin yöneticisidir. Bu bölgedeki enerjinin frekansı çok yüksektir ve titreşimi de çok yoğun olur. Alın bölgesindeki bu merkez aynı zamanda fiziksel güç ve kabiliyetlerimizin de geliştiği merkezdir. Bu bölgedeki önemli rahatsızlıklardan biri de sinüzit ve burun ile ilgili hastalıklardır. Etrafında olan bitenlerdeki iyiliği ve se

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

    • Hastalıklarımızın Kaynakları VI

      5. Bölge Boyun / Boğaz çakrasıdır. Boğaz ve ense bölgelerini , çeneyi ve dudağımızın üstüne kadar olan kısmı temsil eder. Özellikle ön tarafta yer alan boğaz bölgemiz yaratıcılığı ifade ettiğimiz bölgedir. Yaratıcılığımız ve benlik duygu , düşünce ve inançlarımız bu bölgedeki enerji sayesinde konuşarak ses ile dışa vurulur. Bu enerjinin kökeni gırtlak çevresidir. Kutsal merkezden güç alır ve sesin gücünü ortaya çıkarır . Sadece doğrular söylendiğinde bu enerjinin kalitesinin yükseldi

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

    • Hastalıklarımızın Kaynakları V

      Yüksek tansiyon; sürekli olumsuz ve kaygılı düşüncelere sahip insanlarda bir süre sonra oluşan büyütme/ drama haline getirme durumu geliştiğinde ortaya çıkabilir. Kızgınlığını bastırmaya , tutmaya çalışan kişilerde daha sık rastlanır. Yaşamını daha çok kafasında kurgulayıp , içinde yaşayanlarda daha sık görülebilir. Kişi ya bakış açısını farklılaştırıp meseleleri kafasında büyütmemeyi öğrenmeli ya da buna bağlı gelişen duygularını dışa vurmalıdır. Bu şekilde damarlarındaki gerilimin raha

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

    • Hastalıklarımızın Kaynakları IV

      Karaciğer hastalıkları olan kişiler ise genelde başkalarını olduğu gibi kabullenmekte çok zorlanan (aslında onlarda gördüğü kendi parçalarını kabullenemeyen) ve sürekli yaşamından memnuniyetsiz , yargılayıcı ve eleştirel tiplerdir. En çok kızgınlık ve öfkenin biriktiği bir organdır. Karaciğer de bu duygular çok fazla yerleştiğinde kriz çıkarır. Karaciğer sorunları ayrıca sürekli mutsuz ve hüzünlü , gergin ve tahammülsüz ve de kıskançlık yaşayanlarda oluşmaktadır. Bu durumda olanların ön

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

×
×
  • Yeni Oluştur...