Jump to content

Hastalıklarımızın Kaynakları IV


denmeh1
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

Karaciğer hastalıkları olan kişiler ise genelde başkalarını olduğu gibi kabullenmekte çok zorlanan (aslında onlarda gördüğü kendi parçalarını kabullenemeyen) ve sürekli yaşamından memnuniyetsiz , yargılayıcı ve eleştirel tiplerdir. En çok kızgınlık ve öfkenin biriktiği bir organdır. Karaciğer de bu duygular çok fazla yerleştiğinde kriz çıkarır. Karaciğer sorunları ayrıca sürekli mutsuz ve hüzünlü , gergin ve tahammülsüz ve de kıskançlık yaşayanlarda oluşmaktadır. Bu durumda olanların öncelikle kendilerini kabul edip sevmeyi ve tüm yaşadıkları ile memnun kalmayı başarmaları gerekir. Şikayet etmeyi bırakıp daha güzeli yaratmak için uğraşmaları ve niyetlerini dürüstçe ortaya koymaları onlar için iyi olur.

 

Safra kesesi taşları ve sorunları ise kararlı olan ve aklında sürekli yapmak istedikleri olupta çevresi tarafından engellendiğine inanıp sürekli kendini zorlayan kişilerde görülebilir. Ancak diğer çözüm yollarından korkarak , o’nu engelleyenlere müthiş öfke duyarlar ve bu durum onların safra keselerini ve safra yollarını olumsuz olarak etkiler. Hepatit ve sarılık gibi karaciğer rahatsızlıkları da genellikle öfke , intikam , aldatılma ve kin duygularının sonucu gelişebilir. Mide problemleri yaşayanların genel tavrı yeni fikirlere çok kapalı olup , ikilikleri algılamayı reddetmek olabilir. Belirsizliğe tahammül edemeyen kontrolcü ve kaygılı kişiliklerdir. Kararsızlık , öfke duyguları ile karıştığında kişiye mide bölgesinde çok rahatsızlık , gastrit , ülser , mide yanması gibi yaşatır. Açıkçası yeni oluşan durum , tutum ve davranışları hazmedememekten kaynaklanan çeşitli enflamasyon durumlarının sonucu bu tür kronik hastalıkları yaşamaktır. Esneklik , olumlu tarafa odaklanmak , hoşgörü , yaşananların sevgi yanını keşfetmek bu tip rahatsızlıkların üstesinden gelirken önemli katkıda bulunabilir

 

Zehirlenmelerde kişinin kendi düşünceleri ile ilgili olabilir. Toksik ve zehirli düşüncelere sahip olanlar yediklerine karşı daha hassas olup çabuk etkilenebilirler. 3-5 kişi aynı yemeği yiyip de sadece birinin zehirlendiği durumların psişe üzerinden açıklaması olarak bu durum kabul edilir. Zihnimiz tarafından en çok etkilenen organlarımızdan Pankreas ayrı bir önem taşımaktadır. Sadece insülin salgılanmasından değil , ayrıca kandaki şeker seviyesini de dengeleyen tek organımızdır. Pankreas ‘ın işlevlerini yerine getirmediğinde oluşan ‘’hipoglisemi’’ önemli bir rahatsızlıktır. Altında yaşam sevincinden yoksun olmak ve yaşamdan keyif alamamak etkenleri yatmaktadır. Hipoglisemik kişilerin yaşamın neşeli, keyifli taraflarını göremedikleri ve hayatlarını yeterince neşeli ve mutlu hale getiremedikleri düşünülür. Diyabette ise kişilerin duygu dünyaları biraz daha farklıdır. Hayatta sevgiyi bulamadıklarına inanıp sürekli bunu arayanlardır. Genelde sevgiyi almakta zorlanan insanlardır, içlerinde hep bir hüzün olabilir ve sevgiyi almayı hak etmediklerini düşünebilirler. Bu rahatsızlığı geliştiren kişilerin çareyi dışarıdan gelen bir uyarıcıya değil de kendi istek arzularını gerçekleştirmenin çare olacağını anlamaları gerekir.

 

4-) Bu bölge kalp çakrası ile ilgili göğüs bölgesidir. Önden kalp , akciğer ve bronşların olduğu yerdir. Arkadan ise sırt , enseye kadar gelen 12 önemli omurganın , omuzların kollar ve ellerin bulunduğu alandır. Kalp enerjisinin sevgi tarafından beslenmesi gerekir ve ne zaman ki hem kendine , hem de başkalarına karşı eleştiri , yargılama ve beğenmeme , sevgi duyamama gelişir, o zaman bu bölgede problemler oluşabilir. Bütün kalp problemleri mutluluk ve neşenin hissedilmediği durumlarda gelişir. Kalp problemleri olan kişilerin kendilerini ve başkalarını affedip , sevgi vererek iyileşmeleri daha kolaylaşır.

 

Kalp krizi geçirenler çoğunlukla ya parayı ya da gücü kendilerinin önüne koyarak kalplerinin sevgi alma ve verme ihtiyaçlarını önemsemeyenlerdir. Omuz ve sırt ağrıları ve hastalıkları ise bir çoğumuzun bildiği gibi kendimize ait olmayan sorumlulukları yüklenmek ile ilgili olabilir. Sırtlarından sorun yaşayanlar bir çok sorumluluğu yerine getirirken, bunları başkalarından karşılık bekleyerek yaptıklarını fark edemezler. Yeterince karşılık alamadıklarını düşündüklerinde ise kızgınlık ve öfkenin de yükü omuzlarına biner. Sevgi dilleri daha çok karşısı için bir şeyleri yapmak ve o’na yapılmasını beklemek ile ilgilidir. Duygusal alışveriş dengesini bulabilmeleri onların bu sorunu aşması için iyi bir adım olacaktır. Omuz ağrıları ise yine kendine ait olmayan veya zorunlu bırakıldığına inandığı yükleri taşıyanlarda veya herkesin mutluluğundan , iyiliğinden kendini sorumlu tutanlarda sık karşılaşılan bir durumdur. Kollarımıza gelince çalışmak ve kucaklamak için en çok kullandığımız uzuvlarımızdır. Kucaklamak derken sadece insan veya hayvanları değil yeni bir durumu da sembolik olarak kollarımız ile karşılarız. Kollarda ve ellerdeki sorunların kaynağı kişinin yaptığı işi sevgiyle değil , ancak olumsuz duygularla yerine getirdiğini gösterebilir. Bu durumda kişi ya işini değiştirmeyi düşünmeli veya yaptığı işe farklı gözlerle bakmayı denemelidir. Ayrıca belki kollarını sevgiyle yakınlarını kucaklamak için kullanmayı deneyebilir. Kollarında rahatsızlık yaşayanların bir kısmı da hayatta yaptığı işte yeterli olmadığını düşünenlerde daha çok ortaya çıkar. Yaptıkları işlerle ilgili bunu düşünenlerin kendilerini dışardan görmeye çalışmaları ve başkaları benzeri işleri yaparken onları gözlemlemeleri belki kendilerinin de onlar kadar veya daha iyi yaptığını fark ettirebilir.

 

Ellerdeki sorunlarda , kollardaki problemlere çok benzer sebeplerden oluşur. Alma ve verme dengesini de ifade eden eller ve kollar kalp bölgesinin uzantılarıdır. Bundan dolayı bu bölgedeki rahatsızlıklar genellikle ‘’sevgi’’ alışverişindeki her türlü dengesizliklerin sonucudur. Sol taraf daha çok almayı temsil ederken , sağ tarafta vermeyi anlatır. Sevgiyle alıp veremediğimizde veya sevgiyi hem kendimize alamadığımız ve de veremediğimizde kollar ve ellerimizde farklı sorunlar oluşabilmektedir. Göğüslerde ( memeler) hangi cinsiyet olursa olsun kişinin dişil enerjisini , parçasını temsil eder. Bu da fazla korumacı ve kollayıcı tutum sergileyen ve sürekli müdahale eden bir tavrın temsilidir. Böyle bir anne ile büyüyen erkekler yetişkinliğe geçişte annelerinin koruyucusu ve kollayanı olurlar. Kızlar ise aynı tavrı eş veya sevgililerine sergilerler. Bu durumlarda daha çok kendi yanındaki için kaygılanan , gergin , müdahaleci ve kontrolcü bireylere dönüşürken bu fiziksel olarak göğüs bölgesinde farklı sorunlara yol açabilir.

 

Bedenimizin kalp çakra bölgesindeki önemli hastalıklardan biri de damarlar ile ilgili olanlarıdır. Bu durum aynı zamanda kan değerleri ile ilgilidir.’’ Kan’’ yaşam sevincini temsil eden, kişinin kim olduğunu ve nasıl yaşadığını gösteren en önemli bedensel değeridir. Kan değerleri üzerinde yediğimizin , içtiğimizin çok büyük etkisi görülürken , zihinsel ve duygusal yaşantımız da bir o kadar etkilidir. Yaşamında daha çok hüzün , korku , öfke hisseden kendine yönelik yargılama/ eleştiri yapan kişilerde kan değerlerinde problem olacaktır. Özellikle anemi/ kansızlık veya türlü toksinin birikimi ortaya çıkacaktır. Eğer kişinin damar yolları kapalı ise, yaşamındaki sevginin azlığını veya yokluğunu da belirler. Kolesterol yüksekliği yaşama sevincindeki blokajı temsil ederken , pıhtılaşma problemleri yaşayanların daha çok kendilerini hayatta çok yalnız hisseden insanlar olabileceğini düşünebiliriz.

Alıntı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

  • Benzer Konular

    • Hastalıklarımızın Kaynakları VIII

      7. enerji merkezi baş ve başın tepesini kapsayan bölgedir. Bu bölge ‘’pineal ‘’ bezinin yer aldığı insan bedeninin özel bir kısmıdır. İnsan için kendinin de Tanrının bir yansıması olduğunu ve yaratıcının ( co creator ) yardımcısı ve temsilini ifade ettiğini anlamanın ve aydınlanmanın merkezidir.   Beyin tümörleri bu bölgede oluşan ciddi rahatsızlıklardır. Eski düşünce ve bakış açılarını inatla değiştirmek istemeyen kişilerde oluştuğu bilinmektedir. Ruhunun ihtiyaçlarına rağmen f

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

    • Hastalıklarımızın Kaynakları VII

      6. Bölge 3 göz çakrasının olduğu yüz bölgesini ve burundan yukarı olan kısımda yer alan hipofiz bezinin olduğu bölgeyi kapsar. Hipofiz bezi bedenimizdeki tüm bezlerin yöneticisidir. Bu bölgedeki enerjinin frekansı çok yüksektir ve titreşimi de çok yoğun olur. Alın bölgesindeki bu merkez aynı zamanda fiziksel güç ve kabiliyetlerimizin de geliştiği merkezdir. Bu bölgedeki önemli rahatsızlıklardan biri de sinüzit ve burun ile ilgili hastalıklardır. Etrafında olan bitenlerdeki iyiliği ve se

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

    • Hastalıklarımızın Kaynakları VI

      5. Bölge Boyun / Boğaz çakrasıdır. Boğaz ve ense bölgelerini , çeneyi ve dudağımızın üstüne kadar olan kısmı temsil eder. Özellikle ön tarafta yer alan boğaz bölgemiz yaratıcılığı ifade ettiğimiz bölgedir. Yaratıcılığımız ve benlik duygu , düşünce ve inançlarımız bu bölgedeki enerji sayesinde konuşarak ses ile dışa vurulur. Bu enerjinin kökeni gırtlak çevresidir. Kutsal merkezden güç alır ve sesin gücünü ortaya çıkarır . Sadece doğrular söylendiğinde bu enerjinin kalitesinin yükseldi

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

    • Hastalıklarımızın Kaynakları V

      Yüksek tansiyon; sürekli olumsuz ve kaygılı düşüncelere sahip insanlarda bir süre sonra oluşan büyütme/ drama haline getirme durumu geliştiğinde ortaya çıkabilir. Kızgınlığını bastırmaya , tutmaya çalışan kişilerde daha sık rastlanır. Yaşamını daha çok kafasında kurgulayıp , içinde yaşayanlarda daha sık görülebilir. Kişi ya bakış açısını farklılaştırıp meseleleri kafasında büyütmemeyi öğrenmeli ya da buna bağlı gelişen duygularını dışa vurmalıdır. Bu şekilde damarlarındaki gerilimin raha

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

    • Hastalıklarımızın Kaynakları III

      Böbrekler de bağırsaklar gibi içimizdeki zehir ,toksin ve fazlalıkları sağaltmayı temsil eder. Bu bölgelerde sorun yaşayanların bir kısmı iç dünyalarını dışarıya yansıtamayan , sürekli duygularını kontrol altında tutarak otoriter , ketum ve herkes adına karar vermeye meraklı bir tutumda olan kişiliklerdir. Bir kısmı ise tam tersi kendi hayatlarında dahi karar veremeyen , kendini yetersiz hisseden ve daha çok aşağılık kompleksleri olan kişilerdir. Korkuları çok fazladır , otoritelerin

      , Yer: Bilinçaltı ve Farkındalık

×
×
  • Yeni Oluştur...