Jump to content

Eyvah! Kara Kedi Gördüm!


Olcix

Önerilen Mesajlar

Kültürel açıdan çok renkli ve çeşitli olan ülkemizde halk inanışlarının varlığı, her ne kadar kime sorarsak soralım, inanmıyoruz deseler de inkar edilemez..Bunların bazılarının disiplin etmek amaçlı olduğunu düşünmüşümdür hep. Ne de olsa korkutmak, disiplin açısından en etkili yöntemdir çoğunlukla.

Bir kaç örnekle anlatmak gerekirse; mesela mezarlıktan geçerken sure-dua okumazsan ölüler de sana beddua edermiş; "Sana da okuyan olmasın." diye. İnsana öyle bir şartlanma oluyor ki hemen aklına geliyor ve okumadan geçmiyorsun. Allah muhafaza ya bedduaları tutarsa?

Bir diğeri de "Yere ekmek dökme, dökülen ekmek kırıklarına melekler kanadını örtermiş.".Bu da bir annenin çocuk terbiyesi... Böylece çocuk, hayatı boyunca nerde olursa olsun yere ekmek dökmeyecek, dökse de hemen toplayacak. Neticede kimse meleklerin kanadına basmak istemez

"Gece vakti ev süpürülmez; yoksa o evden cenaze çıkar." Bu inanç da acaba ev işlerini akşama bırakan eşini disiplin etmek isteyen bir kocanın marifeti mi sorusunu akla getiriyor. Böylece hanım, işleri gündüzden bitirecek, kendisi de temiz eve gelecek. Ehh.. Kimse onu suçlayamaz..

"Küçük çocukların üstünden atlanmaz; yoksa çocuk, cüce kalır." Büyük kardeş, böylece küçük olanını oyuncak olarak kullanamaz. Çünkü kardeşi, kısa kalır; ya da kendisinin hakimiyetini bitiren küçükten intikam almak için akşama kadar atlar üstünden: "Cüce kalsın, o da sonradan gelmeseymiş, hah!"

 

Günlük hayatımızı belirleyenler de vardır. İşte bunlardan bir kaçı: "Komşuya iğne verme; kavga edersin.","Yiyeceklerin üstünü açık bırakma; şeytan yer.", "Büyüklerin ağzını gevelersen ağzın eğilir." vs. Görüldüğü gibi;"Komşuya iğne verme kavga edersin.", aslında verdiğini geri alamama korkusunda ileri gelebilir mi? Yiyeceklerin üstünü açık bırakmak, daha çok hijyen sağlamak içindir diye düşünüyorum. Büyüklerin ağzını geveleme meselesi, yine çocuk terbiyesine ilişkin bir şartlama bence...

Bazılarını anlamlandırmak, gerçekten çok zor... Mesela, "Kapı eşiğinde oturursan, düşmanın çok olur." İyi güzel bir uyarı da neden ve nasıl? "Saçını sık kesersen saç küser"miş, "bir daha zor uzar"mış. Al işte, bir muamma daha... Ya da kocanın malından iki olanı eksiltecekmişsin ki çok kazanıp gözü dışarı kaymasın: Aslında günümüzde bu sözün doğruluğunu tasdikleyen durumlar da yok değil. Kocalar, parayı, malı-mülkü bulunca; ilk işleri, emektar hanımlarını bir kenara atmak oluyor. Ama bu, genel değil. Yine de azımsanacak kadar da az değil.

Yeni doğan çocuğun göbeğini hangi meslekten olsun istersen, oranın bahçesine gömecekmişsin....Açıkçası oğlum doğduğunda; "A.Ü.Tıp Fakültesi'nin bahçesine gömelim." dedik hazır ev de yakınken. Ama sonradan aklıma geldi; bu, bir garanti değildi ki... Hastanede çalışan bir temizlik görevlisi de olabilirdi. Tamam, hayalin doktor olsun; ama hastane de sadece dokotr demek değil ki

Gezmeye gittiğin yerde bir şey unutursan, oraya tekrar gidermişsin (Kasıtlı olarak bırakmak da işe yarar mı acaba?)

Bir de çarpılma ve korkutulma mevzuları var ki, özellikle köylerimizde yanlış yere bassan, çarpılma tehliken bile oldukça yüksek. Küle basma çarpılırsın, gece sofra bezi silkeleme çarpılırsın, yattığın yerde ekmek kırığı olmasın korkuturlar vs.vs...

Son olarak aklıma gelenlerden bir kaçı, yeni doğan çocuğu gezmeye götürdüğünde yumurta veriyorlar bazı Anadolu kentlerinde. Sebebi ise; çocuk, yumurta gibi olsunmuş.

Son olarak kendine muska yada büyü yapılan kişi, akarsuyun üstünden geçerse etkisi kalmazmış ya da olmazmış. Bunların gerçekliği tartışılır. Neticede adı üstünde halk inanışları...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yıllar önce kedi bakmak istemiştim. O kadar istiyorum ki anneme babama baskı yapıyorum kedi alacağım diye. Hazır komşunun kedisi doğurmuşken... Annem rahmetli hiç sevmezdi hayvanları. İstemiyor tabi doğal olarak. Babam sıkı bir hayvansever olmasına rağmen annem karşı çıkıyor diye pek desteklemiyor beni. Bir gün yine böyle ısrar ederken babam dedi ki; ''kızım bizim aileye kedi uğursuz geliyor. Denedik biz, ne zaman kedi alsak bir felaket yaşıyoruz. O yüzden kedi istemiyoruz biz.'' Koşa koşa müftüye gittim anlattım. ''Yok kızım dinimizde hayvanın da insanın da uğuru ya da uğursuzluğu olmaz. istemedikleri için bahane uydurmuş olabilirler.'' dedi. Neyse ben kedi sahibi olamadım.

 

Yıllar sonra Kütahya'da çalıştığım yıllarda alt komşu minik bir kedi aldı. Gittim geldim sevmelere doyamıyorum. Benim kedi aşkı yine depreşti. Bu sefer gittim bir yavru kedi aldım. Ama günlerce korktum başıma bir şey gelecek diye...:D Bu uğursuzluk meselesi işte. Doğru olmadığını bile bile, o kadar etkilenmişim ki zamanında epey bir endişelendim. Tabi ki hiç bir şey olmadı. Hatta ben hayatımı olumlu anlamda etkileyecek bir sınava girdim ve kazandım. Bu sınav sonucu uzak bir yere gideceğim için kedimi babama bıraktım. Annem vefat etmiş babam yalnız yaşıyordu. Benimkiyle bir beş kedisi oldu. Bahçede kedi bakıyordu yalnız kaldıktan sonra. ''Hani bizim aileye kedi yaramıyordu, uğursuzluk getiriyordu'' diye takıldığımda, ''ne yapayım annen istemiyordu. Evde tatsızlık mı çıksın'' diye gülmüştü...:) Beni kandırmışlar yani...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...