Jump to content

Gelecek Görülebilir mi?


denmeh1

Önerilen Mesajlar

Gelecek hakkında bilgiler veren gelmiş geçmiş en büyük isim şüphesiz ki Nostradamus. Yüzyıllar öncesinden günümüze dair birçok öngörüsü bulunmakta ve bunlardan çoğunun gerçekleştiği belirtilmektedir. Sultan Tarlacı geleceği görmenin mümkün olduğu görüşünde, Peki ama nasıl görülür gelecek?

 

İşte Doç. Dr. Sultan Tarlacı'nın bu konuda verdiği önemli mesajlar: ''İnsanlar geleceği görebilir. Hem karmaşık gelecek olaylarını görebilirler hem de belli belirsiz onu sezinleyebilirler. Yalnız hiçbir zaman kesin emin olamaz kişi. Çünkü gelecek şu anda saklı olan ve belirli olan bir çok olasılıktan oluşur ve sizin görebileceğiniz ve gerçekleşen olasılığı en yüksek olan olmalıdır. Olay gerçekleştikten sonra kesinlik kazanır. Bu çok önemli. ''

 

Tarlacı son 10 yılda yapılan bilimsel çalışmaların, sıradan insanların bile kötü ve beklenmedik tehlikeli olayları 3-5 saniye önceden, olayla karşılaşmadan sezebildiklerini ve bunun bedenlerinde tepki olarak ortaya çıktığını söylüyor: ''Bedensel tepki derken, nabız yükselmesi, göz bebeği büyümesi, kaçışa hazırlanma gibi bedensel reaksiyonlar olmakta. Bu bulgular tartışmasız olarak var ancak bilim dünyası henüz çoğunluk olarak buna gözünü kapıyor. Çünkü klasik bilim anlayışı ile çelişiyor: olmayan bir olayı önceden nasıl bilip, bedensel tepki verebiliriz.''

 

VERİLERİ OKUMAK DA GELECEĞİ GÖRMEKTİR

Doç. Dr. Sinan Canan geleceği görme meselesini iki başlıkta açıklıyor. Buna göre birincisi, herkesin göremediği, ama aslında "eğitimli bir göz tarafından" görülebilir olan bazı işaretlerden yola çıkarak "nedensel bir düşünme-yahut hissetme zinciri içinde" gelecek olayları öngörme; ikincisi de herhangi bir nedensel bağlantı olmadan, tamamen "psişik" yollarla gelecek veya geçmiş olaylardan haber alabilme.

Canan şöyle devam ediyor: ''İnsanoğlunun doğa ile daha iç içe olduğu ve bilimsel bilgi ile teknolojinin günümüzdeki kadar dönemlerde, insanoğlu bu gün varlığını pek bilmediğimiz bazı yeteneklerini kullanmak durumundaydı. Günümüzde halen teknolojiden ve medeniyetten uzak köylerde ve kabilelerde yaşayan insanlarda bu ilginç yeteneklere dair bir çok örnek görebiliyoruz. Örneğin 2006 yılında Yeşil Atlas dergisinde üzerinde bir araştırma yazısı yazdığımız rahmetli Salih Zeki Söğüt, buna iyi bir örnekti.Söğüt, Ağustos ayının ikinci yarısında 12 gün boyunca köydeki evini terkederek tabiatı izlemeye çıkıyor ve döndüğünde gelecek bir yıllık süre için oldukça isabetli hava tahminleri yapabiliyordu. Oysaki beş günden daha fazla bir süre için isabetli hava tahmini yapma şansımız yoktur. Fakat Söğüt muhtemelen bilimsel yöntemleri kullanmadan, tamamen insana ait başka yeteneklerle böyle uzun erimli tahminler yapabiliyordu. ''

 

GELECEK NASIL GÖRÜLÜR?

Gelecek uyurken rüyada da görülebilir uyanıkken de. Kişi uyumuyorken anlık vizyonlar halinde gözünün önüne gelen görüntülerle geleceği görebilir. Tarlacı'ya göre bir başka yöntem de sesler duyarak geleceğin görülmesi. Sadece hissederek, hiss-i kablel vuku denilen şekilde de gelecek hakkında sezgisel bilgiye sahip olunabiliyor. Tabi her görülen rüya ya da görüntü geleceği yansıtmayabilir anlamanın tek yolu beklemek. Gerçekleştiğini görmek. ''Bir insan, saatlerce durugördüğünü söylüyorsa orada bir hata vardır'' diyor Tarlacı. Saatler bir kenara, dakikalarca bile görülmüyor. Durugörü anlıktır.

 

ŞİZOFRENİ İLE KARIŞTIRILIYOR

Duyular dışı algı da sıklıkla şizofrenide duyulan seslerle karıştırılıyor. Oysa arada belirgin bir fark var. Duyular dışı algıda sesler sizinle konuşmuyor. Siz, bir olay olmadan önce ya da önceden olmuş bir olayda, orada bulunan insanların kendi arasında geçen konuşmaları duyuyorsunuz. Bir kaza olacaksa (veya olmuşsa) kaza anının gürültüsünü duyuyorsunuz. Şizofrenide ise emir veren sesler duyuyorsunuz.

Sadece sezgiye, hislere dayanan durugörülerde ise netliğin, belirsizliğin kaybolduğu nokta ise Tarlacı'ya göre şudur: ''Bazen insanlar temenni ettikleri şeyi hissettiklerini zannederler. Yani istedikleri bir olayı hissediyorum, seziyorum, olacak şeklinde düşünürler. Bazen de korktukları bir olayı hissettiklerini düşünürler. Bazen gerçekten, iyi bir olay veya kötü bir olay olmadan önce hissedilebilir ama bazen de karşıdaki olmasını istediği için kendini kandırır ve olmadığı zaman hislerimde yanılmışım der. Oysa hiç hissetmemişti, sadece istemişti...''

 

HERKES GELECEĞİ GÖREBİLİR Mİ?

Tarlacı bu soruya herkes bir dereceye kadar görebilir yanıtını veriyor. Zira Tarlacı'ya göre, bu durum bizim bedenimizde ve biyolojik yapımızda olan bir özellik... Amacı da bizi tehlikelerden korumak... Yeteneği olanlar, toplumda yaklaşık yüzde bir çok iyi görür ve algılar.

Tarlacı böyle bir yeteneğiniz olup olmadığını çok basit bir şekilde anlayabileceğimizi söylüyor. Bu türden yetenekleri olanların zaten kendilerinin farkında olduğunu ifade eden Tarlacı şöyle devam ediyor, ''Önyargılarından kurtulmuş, beynin sınırlarını küçümsemeyen insanlar sezgilerini takip ederlerse yetenekli olup olmadıklarını ve ne derece yetenekli olduklarını anlayabilirler.''

Doç. Dr. Sinan Canan'a göre de bu tip sıradışı yeteneklerin ortaya çıkarttığı tecrübeler, mantıklı zihnimiz tarafından sıklıkla bertaraf edildiği için, bu tecrübeleri yaşadığımızı dahi unutuyoruz. Dolayısıyla, böyle yeteneklere sahip olan insanların ilk yapmaları gereken şey bence not tutma alışkanlığı geliştirmek. Yanınızdan hiç ayırmayacağınız bir deftere, yahut dijital bir cihaza, gördüğünüz rüyalar başta olmak üzere, bu tip alışılmışın dışındaki deneyimlerinizi, öngörülerinizi kaydedin. Dr. Canan yeteneklerinizi geliştirmek için Duyular Dışı Algılama, Gelecek Öngörüleri ve Rüyalar gibi sitelerde bulunan egzersizleri kullanabileceğinizi de söylüyor.

 

Yeteneği geliştirmek için ne yapmalı?

 

*Rüyalarınızı tıpkı günlük tutar gibi kaydedin.

*Sezgilerininizi, hislerininizi, eğer varsa uyanıkken gördüğünüz vizyonları,duyduğunuz sesleri not edin.

*Uzaktan çizim çalışması yapın, yeteneği önemli ölçüde geliştirir.

*Zener kartlarıyla egzersizler yapın.

*Bir sokakta yürürken bir dükkan vitrini köşesinde bulunan bir nesneyi "görmeye" çalışın (tabi daha önce hiç gitmediğiniz, görmediğiniz yer olmalı).

*Arkadaşınızın dinlediği, sizin duymadığınız, müziği bilmeye çalışın...

*Kendinize gelecekte bir gün ve saat seçin, o saate bulunacağınız yeri çizin ve tarifleyin ama kendinizi kandırmayın!

*Hiç tanımadığınız insanların yüzlerini çizmeyi deneyin. Ya da tanışmaya gideceğiniz insanların neler giydiğini ya da yüzünü çizmeyi deneyin.

*Doğmamış bir çocuğun cinsiyetini önceden çizmeye çalışın.

*Kaybolan nesnelerin yerlerini çizmeye çalışın.

 

Delfi rahipleri ve bilinen ilk öngörü

 

Bilinen ilk kehanetler eski Yunandaki Delfi rahiplerinin gelecek ve savaşlar hakkında söyledikleridir. Bu yönde yapılan ilk deney ise yazılı kaynaklara göre Lidya kralının en iyi kahini, geleceği göreni bulmak için kullandığı yöntemdir. Kral, kendisine savaş ilan eden Keyhüsrev'in nasıl, ne zaman saldıracağını öğrenmek için en iyi kahini bulmaya çalışır. Bunun için derki, "Yola çıkıyorum, tam 100. günde ne yaptığımı bana söyleyecek kahini seçeceğim" 100 gün olur ve kahinlerden birisi "Ey insanoğlu, anlayamayacağını konuşma, ya da dilsizliğin düşüncelerini saklama benden, Pişen kaplumbağa ile kuzunun kokusunu alıyorum, zamanların bronzu onları içine alıp örtüyor" der ve bu, krala ulakla bildirilir. Kral gerçekten, bilinemeyecek bir şey denemiştir. Bronz zırhı çıkarmış, kaplumbağa ve kuzu etini karıştırıp içine koyup pişirmiştir. Gerçekten de, kahin, görmeden kilometrelerce uzaklıktan bu ayrıntıyı verebilmiştir.

 

Geleceği gören kişiler var mı?

 

Doç. Dr. Sultan Tarlacı kendilerine başvurup, "Ben gelecekteki olayları görüyorum" diyen kişileri test ettiklerini söylüyor. Tarlacı,''Algıda seçicilik, psikiyatrik hastalıkları olanlar da bizzat geliyor veya gruba katılıyor. Benim genel yaklaşımım şu şekildedir. "Oooo çok güzel... şöyle yapalım, geleceği görüyorsunuz ancak biz sizi tanımıyoruz. Grubumuza katılın ve gelecek öngörülerinizi yazın, birlikte şahit olalım gerçekleşmelerine" diyorum... Bazıları hakikaten yazıyor ve öngörüleri gerçekleşenler oluyor. Bir kısmı da buna cesaret etmiyor ya yanılırsam diye... Ama aslında şüphe edilecek kişiler, "Ben hep biliyorum, hiç yanılmıyorum" diyenlerdir bizim için. Çünkü duyular dışı algı yorulur, bazen ansızın kaybolur sonra gelir... Bazen zayıflar... Onun için şöyle bir ölçümüz vardır: Birisi hiç yanılmadığını, geleceği ve uzak mekandaki olayları çok iyi, ısrarlı ve yanılmadan bildiğini iddia ediyor ise büyük olasılıkla, yani %99 yalancıdır veya ruh hastasıdır. Duyular dışı algının doğasında böyle bir kesinlik yoktur. Herkes yanılabilir, en iyiler bile..''

 

İŞTE ÖRNEKLER

 

Rumuz: Msak

Yaş: 24

Mesleği: Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Yeteneği: Gelecek tahmini

Kalabalık içinde kimin ölüme yakın olduğunu, bir kişide hangi hastalığın olduğunu tahmin edebiliyor.

Teknik: Uyanıkken göz önüne gelen görüntüler

Örnek: Ergenekon süreci başlamadan birkaç ay önce emekli komutanların hapse girdiğini gördü.

 

 

Rumuz: Yerküre

Yaş: 41

Cinsiyet: Kadın

Meslek: Jeolog

Yetenek: Gelecek Tahmini

Teknik: Rüya yoluyla

Örnek: 1999 Ağustos depremi, İzlanda'da patlayan yanardağ

 

Rumuz : Ayazmana

Yaş: 43

Cinsiyet: Kadın

Meslek: Sosyal Danışman

Yetenek: Gelecek Tahmini

Teknik: Rüya yoluyla ve sesler duyarak

Örnek: Japonya ve Van depremleri

 

 

Rumuz: Felix

Yaş: 60

Cinsiyet: Kadın

Meslek: Çalışmıyor

Yetenek: Gelecek Tahmini

Teknik: Olacak olaylara ait sesleri duyarak tahmin

Örnek: Japonya deprem

Alıntı.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...