Jump to content

Hem Savaşın Hemde Şiirin Tanrısı Odin


HaYaLGöZLüM

Önerilen Mesajlar

Fotoğraf açıklaması yok.

 

Hem savaşın hem de şiirin tanrısı olabilmek, kuzeyin sert iklimine özgü olsa gerek..

Tanrıların en yaşlısı ve en eskisi olan "Odin", yalnız savaşın değil, savaş şiirlerinin de tanrısıydı. İsminin anlamı ne kadar vahşi, ne kadar öfke dolu olsa da Odin ölümlüleri düşünen, onları koruyup kollayan tek kuzey tanrısıydı. Ölenlerin tanrısı olarak, ölen savaşçıların ruhları onun sarayı "Valhalla"ya geliyordu ve onun yarattığı tılsımlı runik harflerle kuzeyin kader tanrıçaları yazgıları yazıyorlardı.

Bir baş tanrı olarak en gözde oğlu "Balder"in öleceğini, onun ölümüyle kıyametin başlayacağını bilerek ve bu kadere boyun eğerek yaşadı. Öteki âleme geçişin sembolü olarak "Odin"in tek gözü vardı. Bilinçdışının ya da öteki âlemin sırlarının bedeli tek gözlü olmaksa Odin o bilgeliğe ulaşabilmek için derin sırların kaynağı olan Mimir'in pınarından içti. O pınardan yalnızca tek yudum içebildi. Odin ve o tek yudum karşılığında tek gözünü verdi. Tek gözüyle her şeyi gören ve her şeyi bilen bir tanrı oldu.

Omuzlarında, biri düşünceyi diğeri belleği simgeleyen ona sadık iki kuzgun taşıyordu. Odin her şafakta onları kendi gözü kendi aklı olması için uzaklara uçurdu. Kuzgunlar saraya döndüklerinde dünyada olup biten her ne varsa ona anlattılar ve Odin herkesin ne yaptığını görüp bilerek hüküm sürdü. Savaşta ölen yiğit savaşçıların ruhları bakire Valkyrieler tarafından altın mızrak ve kalkanlarla bezeli ölüm salonuna taşınırdı.

Bu savaşçılar, Vikingler'in kıyameti "Ragnarok" geldiğinde Odin için korkunç kurt "Fenrir" ile savaşmak üzere Valhalla'nın 540 kapısından çıkacaktı. Ölüm salonunun 540 kapısının her birinden 800 savaşçı çıkacaktı. Nedense bu rakamlar net bir şekilde verilmişti ve bu rakamların çarpımı 432.000 gibi bir sayıyı veriyordu. Bu sayı, Hindistan'ın kutsal metinlerinde, kozmik döngü için verilen sayıyla aynıydı. Ayrıca Babilli kâhin Beressos'un "Dünya Tarihi" kitabında, dünyanın yaratılışından Tufan'a kadar geçen dönem de 432.000 yıl olarak belirtilmişti..

Alıntıdır: (NEFRİN TOKYAY, "100 Tanrı", Ağaçkakan Yayınları, 2017, Sf. 27-28)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Arşivlendi

Bu konu artık arşivlenmiştir ve başka yanıtlara kapatılmıştır.

×
×
  • Yeni Oluştur...