Jump to content

Müslümanlığı Müjdeleyen İncil bulundu..


HaYaLGöZLüM
 Paylaş

Önerilen Mesajlar

137347-1.jpg

 

Tam 2 bin yıllık bir İncil bulundu. Bu İncil aynı zamanda Müslümanlığı da müjdeliyor...

 

KKTC polisi 29 Ocak’ta otobüs terminalinde düzenlediği bir operasyonda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Sercan Çankaya ve Hilmi Höner’in çantasında Süryani alfabesiyle yazılı tarihi bir İncil ele geçirdi.

 

KKTC Eski Eserler İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’nun ön incelemesinde 3 milyon TL değer biçtiği İncil’in, iki bin yıllık olduğu tahmini yapıldı ve kaybolan dördüncü St. Barnabas İncil’i olabileceği belirtildi.

 

HZ. MUHAMMED'i (S.A.V) Müjdeliyor

 

Barnabas İncil’i Hıristiyanlığın en tartışmalı konularından biri olarak kabul ediliyor. Hz. İsa döneminde yazılan tek İncil olduğuna inanılan ve ’Beşinci İncil’ de denilen Barnabas İncil’inde iddiaya göre, Hz. İsa’nın, "Tanrı’nın oğlu değil peygamber olduğu" yazıyor ve Hz. Muhammed’i (S.A.V) müjdelediğine inanılıyor.

 

Yazar Aydoğan Vatandaş, bir süre önce "Apokrifal" adlı kitabında dört Barnabas İncili’nden birinin Kıbrıs’tan çalındığını ve Genelkurmay Başkanlığı’nın elinde olduğuna dair iddialara yer vermiş, konu bazı gazete ve televizyonlarda haber olmuştu.

 

Barnabas İncil'i İgili İnanışlar

 

İnternethaber'in derlediği bilgilere göre Hazret-i İsa'nın Havarilerinden biri olan Barnabas'ın ondan görüp işittiklerini yazdığı incildir. İsa Aleyhisselam göğe kaldırılınca hakiki incil kaybolup incil adıyla bir takım kitaplar yazıldı. Bunun üzerine Barnabas, Hazret-i İsa'dan görüp işittiklerini bir araya getirdi. Barnabas İncili denen bu kitap Hazret-i İsa'dan sonra ilk üç yüz senede elden ele dolaşıp okundu.

 

Bu İncili Müslümanlar mı Yaptı?

 

Hristiyanların iddiasına göreyse Barnabas İncili Müslümanlar tarafından yazılmıştır. Bazı kanıtlar Barnabas İncili'nin Avrupa menşeli ve aşağı yukarı on dördüncü asır hatta belki de daha sonrasına ait bir taklit olduğunda birleşir. Bu incilin taklit olduğunun düşünenlere göre yazar sadece kutsal kitabın İncil kısmındaki bilgilerden faydalanmıştır ve kendi inanışına bağlı olarak bazı kayıtları ya çıkartmış, ya da değiştirmiştir. Ancak bazı yerler sadece incil ile değil, aynı zamanda Kur'an-ı Kerim ile de ters düştüğünü gösterecektir. Barnabas İncil'ine göre İsa mesih değildir. Bu hüküm hem İncil ile ve hem de Kur'an ile çelişir. O bölüm şöyledir:

 

Rahip cevap verdi: "....bize doğruyu söylemen için sana yalvarıyorum. beklediğimiz Tanrı'nın mesihi sen misin?" isa cevap verdi: "Gerçekten ben o değilim, çünkü o, benden önce yaratıldı ve benden sonra gelecektir." (l.&l.ragg, bl:96)

 

Barnabas İncili'nden bazı bölümler:

 

Hazret-i İsa kendisine: "Sen Allah'ın oğlusun diyen Petrus'a çok kızdı. Onu azarladı. Ona: "Sen benden uzaklaş. Çünkü sen fena şeyler söylüyorsun ve bana fenalık yapmak istiyorsun" dedi. Ondan sonra havarilerine dönerek; "Yazıklar olsun bana böyle söyleyenlere! Çünkü, Allah bana bunlara lanet etmek emrini verdi." dedi. (70.bab)

 

Ben kimsenin günahını affedemem. Günahları ancak Allah affeder. (71.bab)

 

Ben bu dünyaya, Cenab-ı Hakk'ın dünyaya selamet getirecek olan Resulunun yolunu hazırlamak için geldim. Fakat sizler dikkat ediniz. O gelinceye kadar bir çok yalancı peygamberler çıkabilir. Benim İncil'im bozulabilir. (72.bab)...:)

 

 

bakalım şalom azizim buna ne diyecek..:thumbsup:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Barnaba İncil'i Gerçeği ve Çelişkileri

Son yıllarda birçok Müslüman'ın iddia ettiği şey şudur: "Kuran'da bugünkü Hıristiyanlarca kullanılan İncil'den değil, Barnaba İncilinden söz ediliyor." Sözü edilen Barnaba İncili tamamen bir sahtekârlık ürünüdür. Barnaba İncili adıyla basılmış olan kitap incelenirse, yazarın İsa Mesih'in havarisi olmadığı gibi İsrail'i hiç görmemiş birisi olduğu ortaya çıkar. Barnaba İncili aslında 16. yüzyılda İtalya'da yazılmıştır ve yazarının Hıristiyanlıktan İslamiyet'e geçmiş birisi olduğu bilinmektedir. Barnaba İncili, Hıristiyanlığı kötülemek ve Müslümanlığı yüceltmek için İ.S. 16. yüzyılda yazılan sahte bir eserdir. 17. yüzyıla kadar, Hıristiyan olsun Müslüman olsun, hiçbir yazar bu eserden alıntı yapmamış, hatta adından bile söz etmemiştir! Bu eserin sahte olduğu inkâr edilmeyecek kadar somut bir şekilde ispatlanmıştır.

Barnaba İncilinin Tarih ve Coğrafya ile İlgili Çelişkileri

 

İncil'deki gerçek Barnaba aslen Kıbrıslı olup asıl adı Yusuf'tu ve Yahudilerin en eğitimli kavmi olan Levililerden gelmekteydi. İsa'nın havarileri ona Barnaba "Cesaret Verici" adını vermişlerdi (İncil: Elçilerin İşleri 4:36-37). Barnaba, yaşadığı yurdu ve 1. yüzyıldaki şartları çok iyi biliyordu. Barnaba İncilinin yazarı da bunları bildiği iddiasındadır, buna karşın eser 1. yüzyılda yaşamış Barnaba gibi tahsilli bir Yahudi'nin yapamayacağı tarihi ve coğrafi hatalarla doludur. Bu eserin 1. yüzyılda Filistin yöresini değil, ortaçağ Avrupasının toplumunu anlattığı çok açıktır. Birkaç örnek vermek gerekirse:

 

1. Ne Kudüs Ne De Nasıra Deniz Kıyısında Değildir:

Barnaba'nın bizi hayrette düşüren ilk hatası, Nasıra ve Kudüs şehirlerinin bir göl ya da deniz kıyısında bulunduğunu sanmasıdır. Hz. İsa'nın büyüdüğü Nasıra kenti, en yakın göl olan Celile Gölü’nden 600 metre kadar yüksekte ve 25 kilometre kadar uzakta bulunmaktadır ve ulaşım imkanlarının günümüze göre daha kısıtılığı olduğu antik çağda böylesi bir mesafe ciddi bir uzaklıktı. Kudüs ise 811 metre yükseklikte ve en yakın göl olan Lut Gölü'nden 23 kilometre kadar uzaktaydı. Bütün bunlara rağmen Barnaba İncilinin 20. bölümüne şu ifadeler yer alır, "İsa Galile denizine gitti ve bir gemiye binerek Nasıra'ya doğru yola çıktı... Nasıra kentine gelince denizciler, İsa ne yaptıysa hepsini yaydılar." Dahası var, 151. bölüme göre Hz. İsa'nın bindiği gemi Nasıra "limanından" (!) çıkıp uzaklaşır. Bu gemi yolculuğu nerede son buluyormuş biliyor musunuz? Kudüs'te! Bölüm 152'de şunları okuyoruz, "İsa Kudüs'e gelip de..." Anlaşılan, Barnaba'ya göre Nasıra'dan Kudüs'e gemiyle gidilebilmektedir! Böylesi bir ifade, "Ankara'dan vapura binip Adana'ya gittim" demekten farksızdır!

 

2. İsa’nın Zamanında Filistin’de Şeker Yoktu:

Barnaba'nın 119. bölümünde İsa'nın şekerden söz ettiği yazılıdır. Oysa şeker Akdeniz yöresine ancak İ.S. 7. yüzyılda, Müslüman Araplar sayesinde girmiştir. Şeker sanayini Araplar İranlılardan, İranlılar ise İ.S. 6. yüzyılda Hintlilerden öğrenmişlerdi. Avrupalılar ise şekeri Müslüman Araplardan öğrendiler. Şeker 1. yüzyıl Filistin yöresinde yoktu. Hz. İsa'nın şekerden söz etmesi, otomobilden söz etmesi gibi bir durum olurdu. Böylece Barnaba İncilinde şekerden söz edilmesi yazarın sahtekârlığını açığa vurmaktadır.

 

3. Para Birimleri ile ilgili Çelişkiler:

Barnaba'nın 54. bölümünde 60 "minuti"ye bölünen bir altın dinardan söz ediliyor. Oysa Hz. İsa'nın zamanında Roma İmparatorluğu'nda dinar, altından değil gümüşten yapılırdı. Her Roma dinarı 16 "as"a, her "as" da 4 "kuadrans"a eşitti. "Minuti" diye bir para birimi yoktu. "Minuti" denilen para birimi yüzyıllar sonra ortaya çıkmış ve Roma İmparatorluğu'nda değil, İspanya'da kullanılmış bir para birimidir. Barnaba İncilinin yazarı 1. yüzyılda Filistin'de var olmayan bir paradan söz etmekte ve uydurma kitabında para birimi olarak bunu kullanmaktadır. Alınan tüm tedbirlere rağmen, her sahte eser kendini ele verir. Barnaba İncili de bu konuda bir istisna değildir.

 

4. Yargılama Usulü Ortaçağa Özgüdür:

Barnaba İncilinin 121. bölümünde anlatılan mahkeme işlemi ancak yüzyıllar sonra ortaçağda kullanılan usuldür. Sanık, yargıç tarafından sorguya çekilirken noter onun tanıklığını özetleyip kaydeder. Hz. İsa'nın yaşadığı 1. yüzyılda böyle bir kayıt usulü yoktu.

 

5. O Dönemde Ahşap Fıçı Yoktu:

Barnaba İncilinin 152. bölümünde "ahşap fıçılar" dan bahsediliyor, ancak 1. yüzyılda şarabı korumak ve saklamak için ahşap fıçı kullanması hiç bilinmeyen bir yöntemdi. O dönemde yaşayan insanlar bu işlem için deriden tulumlar kullanırlardı (Bkz. İncil: Matta 9:17).

 

6. Anlatım Tarzından Kaynaklanan Çelişkiler:

Barnaba İncilinin anlatım tarzı da dikkat çekici niteliklere sahiptir. 222 bölümden oluşan bu eserin İtalyanca metni, Toskanalı ve Venedikli ‘Diatessaron’ları örnek almıştır. Diatessaron’lar gerçek İncil'de Hz. İsa’nın hayatını anlatan ilk dört bölümü özetleyip tek cilt haline getiren eserlerdir. İ.S. 13. ve 14. yüzyıllarda hazırlanan bu tür İtalya'da çok rağbet görmüştü. Bu ebatta diatessaronlar ilk defa olarak 13. yüzyılda yazıldığına göre Barnaba İncili de ortaçağda yazılmış olmalıdır.

Dahası sahte Barnaba sık sık büyük Hıristiyan bilgini Jerom'un İ.S. 4 yüzyılda yaptığı Tevrat, Zebur ve İncil'in Latince Vulgat çevirisinden alıntı yapmaktadır. (Bkz. bölüm 74 ve Zebur: Mezmur 84:6; bölüm 12 ve Zebur: Mezmur 110:3; bölüm 118 ve Tevrat: Yeremya'nın Mersiyeleri 3:51, bölüm 4 ve İncil: Luka 2:15).

Ayrıca, Barnaba İncilinde Dante'nin şiirlerinden (İ.S. 1265-1321) pek çok alıntının bulunması, bu eserin ortaçağda yazıldığına dair bir başka kanıttır (Bkz. bölüm 60, 78, 106, 135, 217).

 

Barnaba İncilinin Kutsal Kitap ile Çelişkileri

 

7. Pontiyus Pilatus Hz. İsa’nın Doğumunda Vali Değildi:

Sahte Barnaba'ya göre (bölüm 3 ve 217) Pontiyus Pilatus, Hz. İsa'nın hem doğumunda hem de ölümünde Yahudiye (Filistin) ilinin Romalı valisiydi. Oysa İncil (İncil: Luka 3:1), İ.S. 1 yüzyılda yaşayan Yahudi tarihçisi Yosefus ve diğer 1. yüzyıl Roma tarihi kayıtlarına göre Pilatus, İ.S. 26 yılında, Roma İmparatoru Tiberyus'un döneminde vali atandı.

 

8. Başkahin ve Vali Pilatus Hz. İsa’nın Önünde Eğilmek İstememiştir:

Sahte Barnaba, 93. bölümde diyor ki, Yahudi başkahini (en yüksek din görevlisi), kral Hirodes ve vali Pilatus'la birlikte "İsa'nın önünde rükuya varıp tapınmak istiyordu!" Ama başkâhin ile diğer Yahudi din adamları Hz. İsa'nın can düşmanlarıydı. İkiyüzlülüklerini açığa vurduğu için O'nu yakalayıp ölüme mahkûm etmek istiyorlardı. Doğal olarak, Hz. İsa’ya eğilip tapınmak istediklerini söylemek oldukça gülünç bir durumdur! (İncil: Luka 22:47-54, 66-71; 23:1-23)

 

9. Sahte Barnaba Hz. İsa’nın Mesih Olduğunu İnkar Etmektedir:

İncil'de Hz. İsa'nın, "Mesih" (Tanrı'nın seçtiği Kurtarıcı) olduğu defalarca belirtiliyor (Tevrat: Danyel 9:24-26; Zebur: Mezmur 22:7-12; İncil: Matta 16:13-17; İncil: Yuhanna 1:41; 4:25-26), ama sahte Barnaba (bölüm 96) bunu inkâr ediyor. Kur’an-ı Kerim dahi en az 7 kez Hz. İsa'nın "Mesih" olduğunu açıkça kabul ederken sahte Barnabanın inkar etmesi düşündürücüdür (Sure 3:45; 4:157, 172; 5:17, 72; 9:30- 31).

 

10. Sahte Barnaba’ya göre Pavlus Aldatılmış bir Kişidir:

Pavlus, İncil'de büyük yer tutan mektupları Tanrısal vahiyle kaleme alan kişidir. Oysa sahte Barnaba, Pavlus'un aldatılmış biri olduğunu söylemektedir (bölüm 222). Bunun gibi sözler, sahte Barnaba'nın bu kitabı tamamen Hıristiyanlık karşıtı bir propaganda amacıyla yazdığını gösterir.

Barnaba İncili'nin Kur'an ile Çelişkileri

 

11. Göklerin Katları İle İlgili Uyuşmazlık:

Kuran'a göre (Kur’an: Bakara 2:29) yedi gök vardır. Oysa sahte Barnaba'ya göre göklerin sayısı dokuzdur. (bölüm 178)

 

12. Meryem’in Doğum Sancısı Çekmesi ile İlgili Çelişki:

Kur’an'a göre (Kuran: Meryem 19:23) doğum sancısı Meryem'i, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi: "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim!" Ama sahte Barnaba'ya göre "Bakire (Hz. Meryem) çocuğunu sancısız doğurdu." (bölüm 3)

 

13. Tahrif ile ilgili Çelişki:

Sahte Barnaba, kitabının 44. bölümünde Yahudi din bilginlerini Tevrat metnini tahrif etmekle suçlar. Bu suçlama herhalde Hz. İsa'nın zamanında veya daha önce yaşayan din bilginlerine yöneltilmiştir. Ama o zamanki din bilginlerinin Tevrat metnini değiştirdiklerini iddia eden hiçbir tarihsel kayıt bulunmamaktadır. Kur’an da böyle bir iddiada bulunmuyor. Gerçi Yahudileri Tevrat'ı kasıtlı olarak yanlış yorumlamak ve yanlış aktarmakla suçluyor ama daha önce de belirttiğimiz gibi, İslam peygamberi kendi zamanında okunan Tevrat'la İncil'in hakiki olduğunu biliyordu (Sure 2:113; 2:136; 3:3-4,;3:23; 3:84; 5:44).

 

Bu tür hatalar o kadar çoktur ki, tarafsız Müslümanlar Barnaba İncilinin 16. yüzyıla ait sahte bir eser olduğunu açıkça itiraf etmişlerdir. Örneğin, Pakistanlı Dr. Gulam Cilani Bark, Ağustos 1975'te Lucknow şehrinde basılan "Al-Furkan" dergisinin 48. sayfasında şunları yazmıştır:

"Hıristiyanlar eldeki İncil-i Barnaba'nın hakiki olma iddiasını çürütmüşlerdir. Buna göre eserin hakiki olma iddiası ancak Hz. Muhammed'in zamanından önce yazılmış bir kopyası ortaya çıktığı takdirde doğrulanabilir. Bu ise şimdiye kadar mümkün olmamıştır."

barnabametnimain-1.jpg

Barnaba İncili'nin sahte olduğunu kabul eden başka Müslüman bilginler de vardır. (Abbas Mahmud el-Akkad, "News Bulletin of the Near Christian Council" Paskalya 1961, sayfa 9-11; Süleyman Şahid, İslam dergisi "Impact", Londra, 1 Ocak 1974; Prof. E.R. Hambye "İslam and the Modern Age," New Delhi, Hindistan, Mayıs 1975; Prof. Muhammed Yahya el-Haşimi "Etudes Arabes" no. 48; vs.).

Kitabımızın bu bölümündeki bilgiler “İncil-i Barnaba, Bilimsel Bir Araştırma” adlı kitaptan (R. Benson, İstanbul (P.K. 107 Kızıltoprak-Kadıköy): Zafer Matbaası, 1985) özetlenmiştir. Eğer Barnaba İncili hakkında daha geniş bir araştırma yapmayı arzu ederseniz bu kitabı okumanızı tavsiye ederiz

 

 

Sonuç

İ.S. 325 yılında Yeni Ahit (İncil) veya başka bir tarihte Kitab-ı Mukaddes, esas düsturları içinden çıkarılarak ciddi bir şekilde değiştirilmiş olsaydı, bu uyuşmazlık en eski tanıklıklar vasıtası ile belli olurdu. Çünkü İ.S. 325'ten çok öncelere ait birçok eski metin halen bulunmaktadır. Ama bunlarda da düsturları değiştiren hiçbir uyuşmazlık söz konusu değildir.

İ.S. yedinci yüzyılda meydana gelen Kuran'da Kitab-ı Mukaddes'in (Tevrat, Zebur, İncil) değiştirildiği gibi bir iddia bulunmamaktadır. Tam tersine, Kitab-ı Mukaddes'in okunması tavsiye edilmektedir. Kuran'a göre tüm gerçek inanlıların Tanrı'nın Sözü'nü (Kitab-ı Mukaddes) benimsemesi gerekir.

 

"Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?" (Kur'an: Bakara 2:85)

"Kitab'ın hepsine inanırsınız." (Kur'an: Al-i İmran 3:119)

"Deyin ki: ‘bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve tanrınız birdir ve biz O'na teslim olanlarız.'"

(Kur'an: Ankebut 29:46)

"De ki: ‘Ben Allah'ın indirdiği her Kitab'a inandım ve aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Bizimle sizin aranızda tartışma (sebebi) yoktur.'" (Kuran: Şura 42:15)

Bu kısa kitapta Kutsal Kitap'ın değişmezliği hakkında birçok delil ortaya konulmuştur.

1. Tevrat'a göre Tanrı'nın Sözü değişmez.

2. İncil'e göre Tanrı'nın Sözü değişmez.

3. Kuran'a göre Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur.

4. Kuran'a göre Kutsal Kitap Hz. Muhammed'in zamanında da sapasağlam mevcuttur.

5. Hz. Muhammed'den önceki dönemden günümüze kadar Eski Ahit’in yüzlerce el yazması hâlâ mevcuttur.

6. Hz. Muhammed'den önceki dönemden günümüze gelen İncil’in binlerce el yazması hâlâ mevcuttur.

7. Bu nüshaların hepsi de aynı şeyi söylüyorlar. Nüshaların arasındaki ufak tefek imla ve kopya hataları, Kutsal Kitap'ın mana veya gerçeğini değiştirebilecek bir şey değildir.

8. İlk Hıristiyan

ataların yazıları ve eserleri de Kutsal Kitap'ın değişmezliğini açıkça gösteriyor.

9. Tanrı, insanları uzun bir süre Kendi gerçek mesajı ya da vahyinden mahrum bırakacak, ve onlara sadece büyük ölçüde çarpıtılmış, yoz ve doğru olmayan kitaplar bırakacak kadar zayıf ve güçsüz değildir. Tanrı insanlığa verdiği yazılı vahyini özel olarak Kutsal Kitap'ta saklayıp korumuştur.

 

Bunlar karşı konulamaz ve reddedilemez delillerdir. Tanrı' nın Sözü'nün güvenilir olduğunu defalarca gördük. Kitab-ı Mukaddes (Kutsal Kitap) Allah'ın Sözü'dür ve onun değiştirildiği iddiası uydurmadır. İslam dünyasında çok yaygın olduğu halde sadece bir yalan ve iftiradan ibarettir. Kutsal Kitap'ın değiştirildiğine dair hiçbir tarihsel kanıt yoktur. Üstelik Kuran'da bile Tevrat veya İncil'in değiştirilmiş olduğunu ileri süren hiçbir ayet yoktur! Eğer Kitab-ı Mukaddes yüzyıllar önce değiştirilmiş olsaydı, Kuran bu önemli noktaya değinmez miydi? Tersine, "Rabbinin sözü, hem doğrulukça hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir." (Kuran: En'am 6:34) "Allah'ın kelimeleri değişmez," (Kur' an: Yunus 10:64) diyen ayetler vardır.

Gücü her şey yeten ulu Tanrı, kendi Kutsal Sözü'nün değiştirilmesine izin vermez. Tersine, onu korur ve yerine getirir. "Allah sözünden caymaz" (Kuran: Hac 22:47). Elimizdeki Tevrat'la İncil sağlam ve güvenilirdir. Kaldı ki, eğer insan Kitab-ı Mukaddes'te öğretilenleri kabul etmek istemezse, Kutsal Kitap'ın değiştirildiği iddiasından başka bir gerekçeye başvurmak zorundadır.

Aklımıza gelen şeylerden biri de şu olabilir:

İslamiyet'in ilk çağlarında Kutsal Kitap'ın (Tevrat, Zebur ve İncil) değiştirilmesiyle ilgili bu tür boş iftiralar hiç yokken asırlar sonra ortaya çıkmalarının ve günümüzde de bazı Müslümanlar tarafından yayılmalarının sebebi nedir?

İnsanların amaçlarını yüce Allahımız'dan başka hiç kimse kesin olarak bilemez ancak tarihi incelediğimizde bazı bilimsel tahminler yürütebiliriz. İslamiyet'in ilk çağlarında okuma yazma bilme oranı çok düşük olduğundan ve ne yazık ki o çağda Kutsal Kitap'ın Arapça çevirisi mevcut olmadığı için ilk Müslümanlar Kuran ile Kutsal Kitap'ın çelişmediğini düşünüyorlardı. Zaman geçtikçe Müslüman

bilginler Kutsal Kitap'ı incelemeye başladıklarında hayal kırıklığına uğramışlardır. Kutsal Kitap'ın İslam peygamberi ve İslam inançlarına destek vereceğine onun ana öğretileriyle çeliştiğini görmüşlerdir. Tevrat, Zebur ve İncil birbirleriyle uyum içinde oldukları halde Kuran'dan çok farklıdırlar.

Ama sanki iş işten geçmişti, çünkü Kuran'a göre Kutsal Kitap doğru ve güvenilirdi. Belli ki İslam öncülerinin Kutsal Kitap hakkında fazla bir bilgileri yoktu, yoksa hem onun sağlam olduğunu söyleyip hem de birçok konuda onunla açıkça çelişecek öğretiler sunmazlardı. Hem Kuran hem de Kutsal Kitap doğru olamazdı. Birinden biri yanlış olmalıydı. Bu yüzden İslamiyet'i korumak amacıyla Kutsal Kitap'ın değiştirildiği konusunda bilime ve tarihe dayanmayan söylentiler yaymaya başlamışlardır. Bu konuda hiçbir kanıtları yokken, İznik Konseyi'nde toplanan Hıristiyan din adamlarının yüzlerce İncil içinden dört tanesini seçtiği gibi saçma sapan hikâyeler uydurmuşlardır. Yüzyıllar sonra da "Denize düşen yılana sarılır," misali sahte Barnaba İncili çıktığında ona sarılmışlardır. İslam ülkelerinde hâlâ Kutsal Kitap'ın dağıtılıp okunması engelleniyor. İncil'in sonradan değiştiği ve asıl İncil'in kaybolduğu gibi hakaretleri birçok farklı şekilde yaymaya çalışıyorlar. İyi niyetli ve gerçeğe yönelik insanlar kendi önyargılarına destek arayışında olmak yerine, tarihi ve kanıtları inceleyerek gerçeği bulmaya çalışırlar.

 

Müjde

 

Soru şudur: "Kutsal Kitap değiştirildi mi?" Tanrı'nın cevabı ise şöyledir: "Kesinlikle hayır! Her insan yalancı olsa da Tanrı'nın doğru olduğu bilinmelidir. Kutsal Kitap'ta yazılı olduğu gibi:

"‘Öyle ki, sözlerinde doğru çıkasın ve yargılandığın zaman davayı kazanasın.'" (İncil: Romalılara 3:4).

 

İncil'de İsa Mesih, kendisi Allah'ın Yaşayan Sözü (Kelâm) olarak, kendi sözleri ve ebedi hayat hakkında çok önemli birkaç söz söyledi:

"Beni reddeden ve sözlerimi kabul etmeyen kişiyi yargılayacak biri var. Söylediğim söz o kişiyi son günde yargılayacaktır."(İncil: Yuhanna 12:4

 

Dikkat! Eğer herkes son günde İsa Mesih'in sözüyle (yani İncil'e göre) yargılanacaksa, o zaman İncil kesinlikle değiştirilemez. Tanrı'nın o Sözü koruması gerekir. "Tanrı kullarıyla (haşa) dalga geçmez", onlarla oyun oynamaz.

İsa Mesih dedi ki:

"Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlarda sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır! Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz." (İncil: Yuhanna 5:39-40)

Dikkat edelim! Eğer birisi Hz. İsa'nın bir peygamber olduğuna tanıklık edip, aynı zamanda O'nun kendi hakkındaki sözlerini kabul etmezse, bu mantıklı ve inandırıcı bir davranış olur mu?

"İsa ona, ‘Yol, gerçek ve yaşam ben'im' dedi. ‘Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez.'" (İncil: Yuhanna 14:6)

"Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: ‘İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!'" (İncil: Yuhanna 1:29)

"Çünkü tek bir Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek bir Aracı vardır. Bu da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa'dır." (İncil: 1.Timoteyus 2:5-6)

"Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur." (İncil: Elçilerin İşleri 4:12)

"Biliyoruz ki, biz Tanrı'danız, bütün dünya ise kötü olanın denetimindedir. Yine biliyoruz ki, Tanrı'nın Oğlu gelmiş ve gerçek Olan'ı tanımamız için bize anlama gücü vermiştir. Biz gerçek Olan'dayız. O'nun Oğlu İsa Mesih'teyiz. Kendisi gerçek Tanrı ve sonsuz yaşamdır." (İncil: 1.Yuhanna 5:19-20)

 

Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında İsa Mesih'in Tanrı olduğu gerçeğini tüm sıcaklığıyla sizlerle paylaşan Kutsal Kitap'ın kesinlikle Tanrı'nın Yaşayan ve Öz Sözü (Kelâm) olduğunu ve bu müjdenin de hepimizin ortak iyiliği için olduğunu belirtmek istiyoruz. Sizleri Tanrı'nın değiştirilmemiş yazılı Sözü'nü, yani Kitab-ı Mukaddes: Tevrat, Zebur ve İncil'i açık fikirle inceleyip İsa'nın gerçekten Kim olduğunu araştırmaya davet ediyoruz.

Kutsal kitap.org tan alıntıdır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Barnaba İncil'i Gerçeği ve Çelişkileri

Son yıllarda birçok Müslüman'ın iddia ettiği şey şudur: "Kuran'da bugünkü Hıristiyanlarca kullanılan İncil'den değil, Barnaba İncilinden söz ediliyor." Sözü edilen Barnaba İncili tamamen bir sahtekârlık ürünüdür. Barnaba İncili adıyla basılmış olan kitap incelenirse, yazarın İsa Mesih'in havarisi olmadığı gibi İsrail'i hiç görmemiş birisi olduğu ortaya çıkar. Barnaba İncili aslında 16. yüzyılda İtalya'da yazılmıştır ve yazarının Hıristiyanlıktan İslamiyet'e geçmiş birisi olduğu bilinmektedir. Barnaba İncili, Hıristiyanlığı kötülemek ve Müslümanlığı yüceltmek için İ.S. 16. yüzyılda yazılan sahte bir eserdir. 17. yüzyıla kadar, Hıristiyan olsun Müslüman olsun, hiçbir yazar bu eserden alıntı yapmamış, hatta adından bile söz etmemiştir! Bu eserin sahte olduğu inkâr edilmeyecek kadar somut bir şekilde ispatlanmıştır.

Barnaba İncilinin Tarih ve Coğrafya ile İlgili Çelişkileri

 

 

İncil'deki gerçek Barnaba aslen Kıbrıslı olup asıl adı Yusuf'tu ve Yahudilerin en eğitimli kavmi olan Levililerden gelmekteydi. İsa'nın havarileri ona Barnaba "Cesaret Verici" adını vermişlerdi (İncil: Elçilerin İşleri 4:36-37). Barnaba, yaşadığı yurdu ve 1. yüzyıldaki şartları çok iyi biliyordu. Barnaba İncilinin yazarı da bunları bildiği iddiasındadır, buna karşın eser 1. yüzyılda yaşamış Barnaba gibi tahsilli bir Yahudi'nin yapamayacağı tarihi ve coğrafi hatalarla doludur. Bu eserin 1. yüzyılda Filistin yöresini değil, ortaçağ Avrupasının toplumunu anlattığı çok açıktır. Birkaç örnek vermek gerekirse:

 

1. Ne Kudüs Ne De Nasıra Deniz Kıyısında Değildir:

Barnaba'nın bizi hayrette düşüren ilk hatası, Nasıra ve Kudüs şehirlerinin bir göl ya da deniz kıyısında bulunduğunu sanmasıdır. Hz. İsa'nın büyüdüğü Nasıra kenti, en yakın göl olan Celile Gölü’nden 600 metre kadar yüksekte ve 25 kilometre kadar uzakta bulunmaktadır ve ulaşım imkanlarının günümüze göre daha kısıtılığı olduğu antik çağda böylesi bir mesafe ciddi bir uzaklıktı. Kudüs ise 811 metre yükseklikte ve en yakın göl olan Lut Gölü'nden 23 kilometre kadar uzaktaydı. Bütün bunlara rağmen Barnaba İncilinin 20. bölümüne şu ifadeler yer alır, "İsa Galile denizine gitti ve bir gemiye binerek Nasıra'ya doğru yola çıktı... Nasıra kentine gelince denizciler, İsa ne yaptıysa hepsini yaydılar." Dahası var, 151. bölüme göre Hz. İsa'nın bindiği gemi Nasıra "limanından" (!) çıkıp uzaklaşır. Bu gemi yolculuğu nerede son buluyormuş biliyor musunuz? Kudüs'te! Bölüm 152'de şunları okuyoruz, "İsa Kudüs'e gelip de..." Anlaşılan, Barnaba'ya göre Nasıra'dan Kudüs'e gemiyle gidilebilmektedir! Böylesi bir ifade, "Ankara'dan vapura binip Adana'ya gittim" demekten farksızdır!

 

2. İsa’nın Zamanında Filistin’de Şeker Yoktu:

Barnaba'nın 119. bölümünde İsa'nın şekerden söz ettiği yazılıdır. Oysa şeker Akdeniz yöresine ancak İ.S. 7. yüzyılda, Müslüman Araplar sayesinde girmiştir. Şeker sanayini Araplar İranlılardan, İranlılar ise İ.S. 6. yüzyılda Hintlilerden öğrenmişlerdi. Avrupalılar ise şekeri Müslüman Araplardan öğrendiler. Şeker 1. yüzyıl Filistin yöresinde yoktu. Hz. İsa'nın şekerden söz etmesi, otomobilden söz etmesi gibi bir durum olurdu. Böylece Barnaba İncilinde şekerden söz edilmesi yazarın sahtekârlığını açığa vurmaktadır.

 

3. Para Birimleri ile ilgili Çelişkiler:

Barnaba'nın 54. bölümünde 60 "minuti"ye bölünen bir altın dinardan söz ediliyor. Oysa Hz. İsa'nın zamanında Roma İmparatorluğu'nda dinar, altından değil gümüşten yapılırdı. Her Roma dinarı 16 "as"a, her "as" da 4 "kuadrans"a eşitti. "Minuti" diye bir para birimi yoktu. "Minuti" denilen para birimi yüzyıllar sonra ortaya çıkmış ve Roma İmparatorluğu'nda değil, İspanya'da kullanılmış bir para birimidir. Barnaba İncilinin yazarı 1. yüzyılda Filistin'de var olmayan bir paradan söz etmekte ve uydurma kitabında para birimi olarak bunu kullanmaktadır. Alınan tüm tedbirlere rağmen, her sahte eser kendini ele verir. Barnaba İncili de bu konuda bir istisna değildir.

 

4. Yargılama Usulü Ortaçağa Özgüdür:

Barnaba İncilinin 121. bölümünde anlatılan mahkeme işlemi ancak yüzyıllar sonra ortaçağda kullanılan usuldür. Sanık, yargıç tarafından sorguya çekilirken noter onun tanıklığını özetleyip kaydeder. Hz. İsa'nın yaşadığı 1. yüzyılda böyle bir kayıt usulü yoktu.

 

5. O Dönemde Ahşap Fıçı Yoktu:

Barnaba İncilinin 152. bölümünde "ahşap fıçılar" dan bahsediliyor, ancak 1. yüzyılda şarabı korumak ve saklamak için ahşap fıçı kullanması hiç bilinmeyen bir yöntemdi. O dönemde yaşayan insanlar bu işlem için deriden tulumlar kullanırlardı (Bkz. İncil: Matta 9:17).

 

6. Anlatım Tarzından Kaynaklanan Çelişkiler:

Barnaba İncilinin anlatım tarzı da dikkat çekici niteliklere sahiptir. 222 bölümden oluşan bu eserin İtalyanca metni, Toskanalı ve Venedikli ‘Diatessaron’ları örnek almıştır. Diatessaron’lar gerçek İncil'de Hz. İsa’nın hayatını anlatan ilk dört bölümü özetleyip tek cilt haline getiren eserlerdir. İ.S. 13. ve 14. yüzyıllarda hazırlanan bu tür İtalya'da çok rağbet görmüştü. Bu ebatta diatessaronlar ilk defa olarak 13. yüzyılda yazıldığına göre Barnaba İncili de ortaçağda yazılmış olmalıdır.

Dahası sahte Barnaba sık sık büyük Hıristiyan bilgini Jerom'un İ.S. 4 yüzyılda yaptığı Tevrat, Zebur ve İncil'in Latince Vulgat çevirisinden alıntı yapmaktadır. (Bkz. bölüm 74 ve Zebur: Mezmur 84:6; bölüm 12 ve Zebur: Mezmur 110:3; bölüm 118 ve Tevrat: Yeremya'nın Mersiyeleri 3:51, bölüm 4 ve İncil: Luka 2:15).

Ayrıca, Barnaba İncilinde Dante'nin şiirlerinden (İ.S. 1265-1321) pek çok alıntının bulunması, bu eserin ortaçağda yazıldığına dair bir başka kanıttır (Bkz. bölüm 60, 78, 106, 135, 217).

 

Barnaba İncilinin Kutsal Kitap ile Çelişkileri

 

 

7. Pontiyus Pilatus Hz. İsa’nın Doğumunda Vali Değildi:

Sahte Barnaba'ya göre (bölüm 3 ve 217) Pontiyus Pilatus, Hz. İsa'nın hem doğumunda hem de ölümünde Yahudiye (Filistin) ilinin Romalı valisiydi. Oysa İncil (İncil: Luka 3:1), İ.S. 1 yüzyılda yaşayan Yahudi tarihçisi Yosefus ve diğer 1. yüzyıl Roma tarihi kayıtlarına göre Pilatus, İ.S. 26 yılında, Roma İmparatoru Tiberyus'un döneminde vali atandı.

 

8. Başkahin ve Vali Pilatus Hz. İsa’nın Önünde Eğilmek İstememiştir:

Sahte Barnaba, 93. bölümde diyor ki, Yahudi başkahini (en yüksek din görevlisi), kral Hirodes ve vali Pilatus'la birlikte "İsa'nın önünde rükuya varıp tapınmak istiyordu!" Ama başkâhin ile diğer Yahudi din adamları Hz. İsa'nın can düşmanlarıydı. İkiyüzlülüklerini açığa vurduğu için O'nu yakalayıp ölüme mahkûm etmek istiyorlardı. Doğal olarak, Hz. İsa’ya eğilip tapınmak istediklerini söylemek oldukça gülünç bir durumdur! (İncil: Luka 22:47-54, 66-71; 23:1-23)

 

9. Sahte Barnaba Hz. İsa’nın Mesih Olduğunu İnkar Etmektedir:

İncil'de Hz. İsa'nın, "Mesih" (Tanrı'nın seçtiği Kurtarıcı) olduğu defalarca belirtiliyor (Tevrat: Danyel 9:24-26; Zebur: Mezmur 22:7-12; İncil: Matta 16:13-17; İncil: Yuhanna 1:41; 4:25-26), ama sahte Barnaba (bölüm 96) bunu inkâr ediyor. Kur’an-ı Kerim dahi en az 7 kez Hz. İsa'nın "Mesih" olduğunu açıkça kabul ederken sahte Barnabanın inkar etmesi düşündürücüdür (Sure 3:45; 4:157, 172; 5:17, 72; 9:30- 31).

 

10. Sahte Barnaba’ya göre Pavlus Aldatılmış bir Kişidir:

Pavlus, İncil'de büyük yer tutan mektupları Tanrısal vahiyle kaleme alan kişidir. Oysa sahte Barnaba, Pavlus'un aldatılmış biri olduğunu söylemektedir (bölüm 222). Bunun gibi sözler, sahte Barnaba'nın bu kitabı tamamen Hıristiyanlık karşıtı bir propaganda amacıyla yazdığını gösterir.

Barnaba İncili'nin Kur'an ile Çelişkileri

 

 

11. Göklerin Katları İle İlgili Uyuşmazlık:

Kuran'a göre (Kur’an: Bakara 2:29) yedi gök vardır. Oysa sahte Barnaba'ya göre göklerin sayısı dokuzdur. (bölüm 178)

 

12. Meryem’in Doğum Sancısı Çekmesi ile İlgili Çelişki:

Kur’an'a göre (Kuran: Meryem 19:23) doğum sancısı Meryem'i, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi: "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim!" Ama sahte Barnaba'ya göre "Bakire (Hz. Meryem) çocuğunu sancısız doğurdu." (bölüm 3)

 

13. Tahrif ile ilgili Çelişki:

Sahte Barnaba, kitabının 44. bölümünde Yahudi din bilginlerini Tevrat metnini tahrif etmekle suçlar. Bu suçlama herhalde Hz. İsa'nın zamanında veya daha önce yaşayan din bilginlerine yöneltilmiştir. Ama o zamanki din bilginlerinin Tevrat metnini değiştirdiklerini iddia eden hiçbir tarihsel kayıt bulunmamaktadır. Kur’an da böyle bir iddiada bulunmuyor. Gerçi Yahudileri Tevrat'ı kasıtlı olarak yanlış yorumlamak ve yanlış aktarmakla suçluyor ama daha önce de belirttiğimiz gibi, İslam peygamberi kendi zamanında okunan Tevrat'la İncil'in hakiki olduğunu biliyordu (Sure 2:113; 2:136; 3:3-4,;3:23; 3:84; 5:44).

 

Bu tür hatalar o kadar çoktur ki, tarafsız Müslümanlar Barnaba İncilinin 16. yüzyıla ait sahte bir eser olduğunu açıkça itiraf etmişlerdir. Örneğin, Pakistanlı Dr. Gulam Cilani Bark, Ağustos 1975'te Lucknow şehrinde basılan "Al-Furkan" dergisinin 48. sayfasında şunları yazmıştır:

"Hıristiyanlar eldeki İncil-i Barnaba'nın hakiki olma iddiasını çürütmüşlerdir. Buna göre eserin hakiki olma iddiası ancak Hz. Muhammed'in zamanından önce yazılmış bir kopyası ortaya çıktığı takdirde doğrulanabilir. Bu ise şimdiye kadar mümkün olmamıştır."

barnabametnimain-1.jpg

Barnaba İncili'nin sahte olduğunu kabul eden başka Müslüman bilginler de vardır. (Abbas Mahmud el-Akkad, "News Bulletin of the Near Christian Council" Paskalya 1961, sayfa 9-11; Süleyman Şahid, İslam dergisi "Impact", Londra, 1 Ocak 1974; Prof. E.R. Hambye "İslam and the Modern Age," New Delhi, Hindistan, Mayıs 1975; Prof. Muhammed Yahya el-Haşimi "Etudes Arabes" no. 48; vs.).

Kitabımızın bu bölümündeki bilgiler “İncil-i Barnaba, Bilimsel Bir Araştırma” adlı kitaptan (R. Benson, İstanbul (P.K. 107 Kızıltoprak-Kadıköy): Zafer Matbaası, 1985) özetlenmiştir. Eğer Barnaba İncili hakkında daha geniş bir araştırma yapmayı arzu ederseniz bu kitabı okumanızı tavsiye ederiz

 

 

Sonuç

İ.S. 325 yılında Yeni Ahit (İncil) veya başka bir tarihte Kitab-ı Mukaddes, esas düsturları içinden çıkarılarak ciddi bir şekilde değiştirilmiş olsaydı, bu uyuşmazlık en eski tanıklıklar vasıtası ile belli olurdu. Çünkü İ.S. 325'ten çok öncelere ait birçok eski metin halen bulunmaktadır. Ama bunlarda da düsturları değiştiren hiçbir uyuşmazlık söz konusu değildir.

İ.S. yedinci yüzyılda meydana gelen Kuran'da Kitab-ı Mukaddes'in (Tevrat, Zebur, İncil) değiştirildiği gibi bir iddia bulunmamaktadır. Tam tersine, Kitab-ı Mukaddes'in okunması tavsiye edilmektedir. Kuran'a göre tüm gerçek inanlıların Tanrı'nın Sözü'nü (Kitab-ı Mukaddes) benimsemesi gerekir.

 

"Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?" (Kur'an: Bakara 2:85)

"Kitab'ın hepsine inanırsınız." (Kur'an: Al-i İmran 3:119)

"Deyin ki: ‘bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve tanrınız birdir ve biz O'na teslim olanlarız.'"

(Kur'an: Ankebut 29:46)

"De ki: ‘Ben Allah'ın indirdiği her Kitab'a inandım ve aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Bizimle sizin aranızda tartışma (sebebi) yoktur.'" (Kuran: Şura 42:15)

Bu kısa kitapta Kutsal Kitap'ın değişmezliği hakkında birçok delil ortaya konulmuştur.

1. Tevrat'a göre Tanrı'nın Sözü değişmez.

2. İncil'e göre Tanrı'nın Sözü değişmez.

3. Kuran'a göre Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur.

4. Kuran'a göre Kutsal Kitap Hz. Muhammed'in zamanında da sapasağlam mevcuttur.

5. Hz. Muhammed'den önceki dönemden günümüze kadar Eski Ahit’in yüzlerce el yazması hâlâ mevcuttur.

6. Hz. Muhammed'den önceki dönemden günümüze gelen İncil’in binlerce el yazması hâlâ mevcuttur.

7. Bu nüshaların hepsi de aynı şeyi söylüyorlar. Nüshaların arasındaki ufak tefek imla ve kopya hataları, Kutsal Kitap'ın mana veya gerçeğini değiştirebilecek bir şey değildir.

8. İlk Hıristiyan

ataların yazıları ve eserleri de Kutsal Kitap'ın değişmezliğini açıkça gösteriyor.

9. Tanrı, insanları uzun bir süre Kendi gerçek mesajı ya da vahyinden mahrum bırakacak, ve onlara sadece büyük ölçüde çarpıtılmış, yoz ve doğru olmayan kitaplar bırakacak kadar zayıf ve güçsüz değildir. Tanrı insanlığa verdiği yazılı vahyini özel olarak Kutsal Kitap'ta saklayıp korumuştur.

 

Bunlar karşı konulamaz ve reddedilemez delillerdir. Tanrı' nın Sözü'nün güvenilir olduğunu defalarca gördük. Kitab-ı Mukaddes (Kutsal Kitap) Allah'ın Sözü'dür ve onun değiştirildiği iddiası uydurmadır. İslam dünyasında çok yaygın olduğu halde sadece bir yalan ve iftiradan ibarettir. Kutsal Kitap'ın değiştirildiğine dair hiçbir tarihsel kanıt yoktur. Üstelik Kuran'da bile Tevrat veya İncil'in değiştirilmiş olduğunu ileri süren hiçbir ayet yoktur! Eğer Kitab-ı Mukaddes yüzyıllar önce değiştirilmiş olsaydı, Kuran bu önemli noktaya değinmez miydi? Tersine, "Rabbinin sözü, hem doğrulukça hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir." (Kuran: En'am 6:34) "Allah'ın kelimeleri değişmez," (Kur' an: Yunus 10:64) diyen ayetler vardır.

Gücü her şey yeten ulu Tanrı, kendi Kutsal Sözü'nün değiştirilmesine izin vermez. Tersine, onu korur ve yerine getirir. "Allah sözünden caymaz" (Kuran: Hac 22:47). Elimizdeki Tevrat'la İncil sağlam ve güvenilirdir. Kaldı ki, eğer insan Kitab-ı Mukaddes'te öğretilenleri kabul etmek istemezse, Kutsal Kitap'ın değiştirildiği iddiasından başka bir gerekçeye başvurmak zorundadır.

Aklımıza gelen şeylerden biri de şu olabilir:

İslamiyet'in ilk çağlarında Kutsal Kitap'ın (Tevrat, Zebur ve İncil) değiştirilmesiyle ilgili bu tür boş iftiralar hiç yokken asırlar sonra ortaya çıkmalarının ve günümüzde de bazı Müslümanlar tarafından yayılmalarının sebebi nedir?

İnsanların amaçlarını yüce Allahımız'dan başka hiç kimse kesin olarak bilemez ancak tarihi incelediğimizde bazı bilimsel tahminler yürütebiliriz. İslamiyet'in ilk çağlarında okuma yazma bilme oranı çok düşük olduğundan ve ne yazık ki o çağda Kutsal Kitap'ın Arapça çevirisi mevcut olmadığı için ilk Müslümanlar Kuran ile Kutsal Kitap'ın çelişmediğini düşünüyorlardı. Zaman geçtikçe Müslüman

bilginler Kutsal Kitap'ı incelemeye başladıklarında hayal kırıklığına uğramışlardır. Kutsal Kitap'ın İslam peygamberi ve İslam inançlarına destek vereceğine onun ana öğretileriyle çeliştiğini görmüşlerdir. Tevrat, Zebur ve İncil birbirleriyle uyum içinde oldukları halde Kuran'dan çok farklıdırlar.

Ama sanki iş işten geçmişti, çünkü Kuran'a göre Kutsal Kitap doğru ve güvenilirdi. Belli ki İslam öncülerinin Kutsal Kitap hakkında fazla bir bilgileri yoktu, yoksa hem onun sağlam olduğunu söyleyip hem de birçok konuda onunla açıkça çelişecek öğretiler sunmazlardı. Hem Kuran hem de Kutsal Kitap doğru olamazdı. Birinden biri yanlış olmalıydı. Bu yüzden İslamiyet'i korumak amacıyla Kutsal Kitap'ın değiştirildiği konusunda bilime ve tarihe dayanmayan söylentiler yaymaya başlamışlardır. Bu konuda hiçbir kanıtları yokken, İznik Konseyi'nde toplanan Hıristiyan din adamlarının yüzlerce İncil içinden dört tanesini seçtiği gibi saçma sapan hikâyeler uydurmuşlardır. Yüzyıllar sonra da "Denize düşen yılana sarılır," misali sahte Barnaba İncili çıktığında ona sarılmışlardır. İslam ülkelerinde hâlâ Kutsal Kitap'ın dağıtılıp okunması engelleniyor. İncil'in sonradan değiştiği ve asıl İncil'in kaybolduğu gibi hakaretleri birçok farklı şekilde yaymaya çalışıyorlar. İyi niyetli ve gerçeğe yönelik insanlar kendi önyargılarına destek arayışında olmak yerine, tarihi ve kanıtları inceleyerek gerçeği bulmaya çalışırlar.

 

 

Müjde

 

 

Soru şudur: "Kutsal Kitap değiştirildi mi?" Tanrı'nın cevabı ise şöyledir: "Kesinlikle hayır! Her insan yalancı olsa da Tanrı'nın doğru olduğu bilinmelidir. Kutsal Kitap'ta yazılı olduğu gibi:

"‘Öyle ki, sözlerinde doğru çıkasın ve yargılandığın zaman davayı kazanasın.'" (İncil: Romalılara 3:4).

 

İncil'de İsa Mesih, kendisi Allah'ın Yaşayan Sözü (Kelâm) olarak, kendi sözleri ve ebedi hayat hakkında çok önemli birkaç söz söyledi:

"Beni reddeden ve sözlerimi kabul etmeyen kişiyi yargılayacak biri var. Söylediğim söz o kişiyi son günde yargılayacaktır."(İncil: Yuhanna 12:4

 

Dikkat! Eğer herkes son günde İsa Mesih'in sözüyle (yani İncil'e göre) yargılanacaksa, o zaman İncil kesinlikle değiştirilemez. Tanrı'nın o Sözü koruması gerekir. "Tanrı kullarıyla (haşa) dalga geçmez", onlarla oyun oynamaz.

İsa Mesih dedi ki:

"Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlarda sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır! Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz." (İncil: Yuhanna 5:39-40)

Dikkat edelim! Eğer birisi Hz. İsa'nın bir peygamber olduğuna tanıklık edip, aynı zamanda O'nun kendi hakkındaki sözlerini kabul etmezse, bu mantıklı ve inandırıcı bir davranış olur mu?

"İsa ona, ‘Yol, gerçek ve yaşam ben'im' dedi. ‘Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez.'" (İncil: Yuhanna 14:6)

"Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: ‘İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!'" (İncil: Yuhanna 1:29)

"Çünkü tek bir Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek bir Aracı vardır. Bu da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa'dır." (İncil: 1.Timoteyus 2:5-6)

"Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur." (İncil: Elçilerin İşleri 4:12)

"Biliyoruz ki, biz Tanrı'danız, bütün dünya ise kötü olanın denetimindedir. Yine biliyoruz ki, Tanrı'nın Oğlu gelmiş ve gerçek Olan'ı tanımamız için bize anlama gücü vermiştir. Biz gerçek Olan'dayız. O'nun Oğlu İsa Mesih'teyiz. Kendisi gerçek Tanrı ve sonsuz yaşamdır." (İncil: 1.Yuhanna 5:19-20)

 

Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında İsa Mesih'in Tanrı olduğu gerçeğini tüm sıcaklığıyla sizlerle paylaşan Kutsal Kitap'ın kesinlikle Tanrı'nın Yaşayan ve Öz Sözü (Kelâm) olduğunu ve bu müjdenin de hepimizin ortak iyiliği için olduğunu belirtmek istiyoruz. Sizleri Tanrı'nın değiştirilmemiş yazılı Sözü'nü, yani Kitab-ı Mukaddes: Tevrat, Zebur ve İncil'i açık fikirle inceleyip İsa'nın gerçekten Kim olduğunu araştırmaya davet ediyoruz.

Kutsal kitap.org tan alıntıdır.

[/quote

 

ona kalırsa isa da incil yazdırmamış isa nın ölümünden yıllar sonra birileri tarafından birçok değişik tarz ve anlatımda yazılmıştır,şimdi bu isanın ölümünden çook uzun yıllar sonra yazılan incillerin isa ile ne alakası var yahut isanın bu incillerden ne haberi var bu mantığa göre yani,öyle değilmi...;)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

bu forumda hem gülümsüyorum bskın yazıdda barnabas incilinin saçmalıkları çelişkileri açıklanmış.Ben bunu önceden paylaşmıştım ama malesef okumadan araştırmadan bu uyduruk kitabı gerçek diye sunuyorsunuz.

şimfi bu çelişkileri cevaplayabilri misiniz? ilk ona bakalım cevaplayamazsınız.

önce bunu bir cevaplayın sonra konuşuruz diğer soruları :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Barnaba İncil'i Gerçeği ve Çelişkileri

Son yıllarda birçok Müslüman'ın iddia ettiği şey şudur: "Kuran'da bugünkü Hıristiyanlarca kullanılan İncil'den değil, Barnaba İncilinden söz ediliyor." Sözü edilen Barnaba İncili tamamen bir sahtekârlık ürünüdür. Barnaba İncili adıyla basılmış olan kitap incelenirse, yazarın İsa Mesih'in havarisi olmadığı gibi İsrail'i hiç görmemiş birisi olduğu ortaya çıkar. Barnaba İncili aslında 16. yüzyılda İtalya'da yazılmıştır ve yazarının Hıristiyanlıktan İslamiyet'e geçmiş birisi olduğu bilinmektedir. Barnaba İncili, Hıristiyanlığı kötülemek ve Müslümanlığı yüceltmek için İ.S. 16. yüzyılda yazılan sahte bir eserdir. 17. yüzyıla kadar, Hıristiyan olsun Müslüman olsun, hiçbir yazar bu eserden alıntı yapmamış, hatta adından bile söz etmemiştir! Bu eserin sahte olduğu inkâr edilmeyecek kadar somut bir şekilde ispatlanmıştır.

Barnaba İncilinin Tarih ve Coğrafya ile İlgili Çelişkileri

 

 

İncil'deki gerçek Barnaba aslen Kıbrıslı olup asıl adı Yusuf'tu ve Yahudilerin en eğitimli kavmi olan Levililerden gelmekteydi. İsa'nın havarileri ona Barnaba "Cesaret Verici" adını vermişlerdi (İncil: Elçilerin İşleri 4:36-37). Barnaba, yaşadığı yurdu ve 1. yüzyıldaki şartları çok iyi biliyordu. Barnaba İncilinin yazarı da bunları bildiği iddiasındadır, buna karşın eser 1. yüzyılda yaşamış Barnaba gibi tahsilli bir Yahudi'nin yapamayacağı tarihi ve coğrafi hatalarla doludur. Bu eserin 1. yüzyılda Filistin yöresini değil, ortaçağ Avrupasının toplumunu anlattığı çok açıktır. Birkaç örnek vermek gerekirse:

 

1. Ne Kudüs Ne De Nasıra Deniz Kıyısında Değildir:

Barnaba'nın bizi hayrette düşüren ilk hatası, Nasıra ve Kudüs şehirlerinin bir göl ya da deniz kıyısında bulunduğunu sanmasıdır. Hz. İsa'nın büyüdüğü Nasıra kenti, en yakın göl olan Celile Gölü’nden 600 metre kadar yüksekte ve 25 kilometre kadar uzakta bulunmaktadır ve ulaşım imkanlarının günümüze göre daha kısıtılığı olduğu antik çağda böylesi bir mesafe ciddi bir uzaklıktı. Kudüs ise 811 metre yükseklikte ve en yakın göl olan Lut Gölü'nden 23 kilometre kadar uzaktaydı. Bütün bunlara rağmen Barnaba İncilinin 20. bölümüne şu ifadeler yer alır, "İsa Galile denizine gitti ve bir gemiye binerek Nasıra'ya doğru yola çıktı... Nasıra kentine gelince denizciler, İsa ne yaptıysa hepsini yaydılar." Dahası var, 151. bölüme göre Hz. İsa'nın bindiği gemi Nasıra "limanından" (!) çıkıp uzaklaşır. Bu gemi yolculuğu nerede son buluyormuş biliyor musunuz? Kudüs'te! Bölüm 152'de şunları okuyoruz, "İsa Kudüs'e gelip de..." Anlaşılan, Barnaba'ya göre Nasıra'dan Kudüs'e gemiyle gidilebilmektedir! Böylesi bir ifade, "Ankara'dan vapura binip Adana'ya gittim" demekten farksızdır!

 

2. İsa’nın Zamanında Filistin’de Şeker Yoktu:

Barnaba'nın 119. bölümünde İsa'nın şekerden söz ettiği yazılıdır. Oysa şeker Akdeniz yöresine ancak İ.S. 7. yüzyılda, Müslüman Araplar sayesinde girmiştir. Şeker sanayini Araplar İranlılardan, İranlılar ise İ.S. 6. yüzyılda Hintlilerden öğrenmişlerdi. Avrupalılar ise şekeri Müslüman Araplardan öğrendiler. Şeker 1. yüzyıl Filistin yöresinde yoktu. Hz. İsa'nın şekerden söz etmesi, otomobilden söz etmesi gibi bir durum olurdu. Böylece Barnaba İncilinde şekerden söz edilmesi yazarın sahtekârlığını açığa vurmaktadır.

 

3. Para Birimleri ile ilgili Çelişkiler:

Barnaba'nın 54. bölümünde 60 "minuti"ye bölünen bir altın dinardan söz ediliyor. Oysa Hz. İsa'nın zamanında Roma İmparatorluğu'nda dinar, altından değil gümüşten yapılırdı. Her Roma dinarı 16 "as"a, her "as" da 4 "kuadrans"a eşitti. "Minuti" diye bir para birimi yoktu. "Minuti" denilen para birimi yüzyıllar sonra ortaya çıkmış ve Roma İmparatorluğu'nda değil, İspanya'da kullanılmış bir para birimidir. Barnaba İncilinin yazarı 1. yüzyılda Filistin'de var olmayan bir paradan söz etmekte ve uydurma kitabında para birimi olarak bunu kullanmaktadır. Alınan tüm tedbirlere rağmen, her sahte eser kendini ele verir. Barnaba İncili de bu konuda bir istisna değildir.

 

4. Yargılama Usulü Ortaçağa Özgüdür:

Barnaba İncilinin 121. bölümünde anlatılan mahkeme işlemi ancak yüzyıllar sonra ortaçağda kullanılan usuldür. Sanık, yargıç tarafından sorguya çekilirken noter onun tanıklığını özetleyip kaydeder. Hz. İsa'nın yaşadığı 1. yüzyılda böyle bir kayıt usulü yoktu.

 

5. O Dönemde Ahşap Fıçı Yoktu:

Barnaba İncilinin 152. bölümünde "ahşap fıçılar" dan bahsediliyor, ancak 1. yüzyılda şarabı korumak ve saklamak için ahşap fıçı kullanması hiç bilinmeyen bir yöntemdi. O dönemde yaşayan insanlar bu işlem için deriden tulumlar kullanırlardı (Bkz. İncil: Matta 9:17).

 

6. Anlatım Tarzından Kaynaklanan Çelişkiler:

Barnaba İncilinin anlatım tarzı da dikkat çekici niteliklere sahiptir. 222 bölümden oluşan bu eserin İtalyanca metni, Toskanalı ve Venedikli ‘Diatessaron’ları örnek almıştır. Diatessaron’lar gerçek İncil'de Hz. İsa’nın hayatını anlatan ilk dört bölümü özetleyip tek cilt haline getiren eserlerdir. İ.S. 13. ve 14. yüzyıllarda hazırlanan bu tür İtalya'da çok rağbet görmüştü. Bu ebatta diatessaronlar ilk defa olarak 13. yüzyılda yazıldığına göre Barnaba İncili de ortaçağda yazılmış olmalıdır.

Dahası sahte Barnaba sık sık büyük Hıristiyan bilgini Jerom'un İ.S. 4 yüzyılda yaptığı Tevrat, Zebur ve İncil'in Latince Vulgat çevirisinden alıntı yapmaktadır. (Bkz. bölüm 74 ve Zebur: Mezmur 84:6; bölüm 12 ve Zebur: Mezmur 110:3; bölüm 118 ve Tevrat: Yeremya'nın Mersiyeleri 3:51, bölüm 4 ve İncil: Luka 2:15).

Ayrıca, Barnaba İncilinde Dante'nin şiirlerinden (İ.S. 1265-1321) pek çok alıntının bulunması, bu eserin ortaçağda yazıldığına dair bir başka kanıttır (Bkz. bölüm 60, 78, 106, 135, 217).

 

Barnaba İncilinin Kutsal Kitap ile Çelişkileri

 

 

7. Pontiyus Pilatus Hz. İsa’nın Doğumunda Vali Değildi:

Sahte Barnaba'ya göre (bölüm 3 ve 217) Pontiyus Pilatus, Hz. İsa'nın hem doğumunda hem de ölümünde Yahudiye (Filistin) ilinin Romalı valisiydi. Oysa İncil (İncil: Luka 3:1), İ.S. 1 yüzyılda yaşayan Yahudi tarihçisi Yosefus ve diğer 1. yüzyıl Roma tarihi kayıtlarına göre Pilatus, İ.S. 26 yılında, Roma İmparatoru Tiberyus'un döneminde vali atandı.

 

8. Başkahin ve Vali Pilatus Hz. İsa’nın Önünde Eğilmek İstememiştir:

Sahte Barnaba, 93. bölümde diyor ki, Yahudi başkahini (en yüksek din görevlisi), kral Hirodes ve vali Pilatus'la birlikte "İsa'nın önünde rükuya varıp tapınmak istiyordu!" Ama başkâhin ile diğer Yahudi din adamları Hz. İsa'nın can düşmanlarıydı. İkiyüzlülüklerini açığa vurduğu için O'nu yakalayıp ölüme mahkûm etmek istiyorlardı. Doğal olarak, Hz. İsa’ya eğilip tapınmak istediklerini söylemek oldukça gülünç bir durumdur! (İncil: Luka 22:47-54, 66-71; 23:1-23)

 

9. Sahte Barnaba Hz. İsa’nın Mesih Olduğunu İnkar Etmektedir:

İncil'de Hz. İsa'nın, "Mesih" (Tanrı'nın seçtiği Kurtarıcı) olduğu defalarca belirtiliyor (Tevrat: Danyel 9:24-26; Zebur: Mezmur 22:7-12; İncil: Matta 16:13-17; İncil: Yuhanna 1:41; 4:25-26), ama sahte Barnaba (bölüm 96) bunu inkâr ediyor. Kur’an-ı Kerim dahi en az 7 kez Hz. İsa'nın "Mesih" olduğunu açıkça kabul ederken sahte Barnabanın inkar etmesi düşündürücüdür (Sure 3:45; 4:157, 172; 5:17, 72; 9:30- 31).

 

10. Sahte Barnaba’ya göre Pavlus Aldatılmış bir Kişidir:

Pavlus, İncil'de büyük yer tutan mektupları Tanrısal vahiyle kaleme alan kişidir. Oysa sahte Barnaba, Pavlus'un aldatılmış biri olduğunu söylemektedir (bölüm 222). Bunun gibi sözler, sahte Barnaba'nın bu kitabı tamamen Hıristiyanlık karşıtı bir propaganda amacıyla yazdığını gösterir.

Barnaba İncili'nin Kur'an ile Çelişkileri

 

 

11. Göklerin Katları İle İlgili Uyuşmazlık:

Kuran'a göre (Kur’an: Bakara 2:29) yedi gök vardır. Oysa sahte Barnaba'ya göre göklerin sayısı dokuzdur. (bölüm 178)

 

12. Meryem’in Doğum Sancısı Çekmesi ile İlgili Çelişki:

Kur’an'a göre (Kuran: Meryem 19:23) doğum sancısı Meryem'i, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi: "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim!" Ama sahte Barnaba'ya göre "Bakire (Hz. Meryem) çocuğunu sancısız doğurdu." (bölüm 3)

 

13. Tahrif ile ilgili Çelişki:

Sahte Barnaba, kitabının 44. bölümünde Yahudi din bilginlerini Tevrat metnini tahrif etmekle suçlar. Bu suçlama herhalde Hz. İsa'nın zamanında veya daha önce yaşayan din bilginlerine yöneltilmiştir. Ama o zamanki din bilginlerinin Tevrat metnini değiştirdiklerini iddia eden hiçbir tarihsel kayıt bulunmamaktadır. Kur’an da böyle bir iddiada bulunmuyor. Gerçi Yahudileri Tevrat'ı kasıtlı olarak yanlış yorumlamak ve yanlış aktarmakla suçluyor ama daha önce de belirttiğimiz gibi, İslam peygamberi kendi zamanında okunan Tevrat'la İncil'in hakiki olduğunu biliyordu (Sure 2:113; 2:136; 3:3-4,;3:23; 3:84; 5:44).

 

Bu tür hatalar o kadar çoktur ki, tarafsız Müslümanlar Barnaba İncilinin 16. yüzyıla ait sahte bir eser olduğunu açıkça itiraf etmişlerdir. Örneğin, Pakistanlı Dr. Gulam Cilani Bark, Ağustos 1975'te Lucknow şehrinde basılan "Al-Furkan" dergisinin 48. sayfasında şunları yazmıştır:

"Hıristiyanlar eldeki İncil-i Barnaba'nın hakiki olma iddiasını çürütmüşlerdir. Buna göre eserin hakiki olma iddiası ancak Hz. Muhammed'in zamanından önce yazılmış bir kopyası ortaya çıktığı takdirde doğrulanabilir. Bu ise şimdiye kadar mümkün olmamıştır."

barnabametnimain-1.jpg

Barnaba İncili'nin sahte olduğunu kabul eden başka Müslüman bilginler de vardır. (Abbas Mahmud el-Akkad, "News Bulletin of the Near Christian Council" Paskalya 1961, sayfa 9-11; Süleyman Şahid, İslam dergisi "Impact", Londra, 1 Ocak 1974; Prof. E.R. Hambye "İslam and the Modern Age," New Delhi, Hindistan, Mayıs 1975; Prof. Muhammed Yahya el-Haşimi "Etudes Arabes" no. 48; vs.).

Kitabımızın bu bölümündeki bilgiler “İncil-i Barnaba, Bilimsel Bir Araştırma” adlı kitaptan (R. Benson, İstanbul (P.K. 107 Kızıltoprak-Kadıköy): Zafer Matbaası, 1985) özetlenmiştir. Eğer Barnaba İncili hakkında daha geniş bir araştırma yapmayı arzu ederseniz bu kitabı okumanızı tavsiye ederiz

 

 

Sonuç

İ.S. 325 yılında Yeni Ahit (İncil) veya başka bir tarihte Kitab-ı Mukaddes, esas düsturları içinden çıkarılarak ciddi bir şekilde değiştirilmiş olsaydı, bu uyuşmazlık en eski tanıklıklar vasıtası ile belli olurdu. Çünkü İ.S. 325'ten çok öncelere ait birçok eski metin halen bulunmaktadır. Ama bunlarda da düsturları değiştiren hiçbir uyuşmazlık söz konusu değildir.

İ.S. yedinci yüzyılda meydana gelen Kuran'da Kitab-ı Mukaddes'in (Tevrat, Zebur, İncil) değiştirildiği gibi bir iddia bulunmamaktadır. Tam tersine, Kitab-ı Mukaddes'in okunması tavsiye edilmektedir. Kuran'a göre tüm gerçek inanlıların Tanrı'nın Sözü'nü (Kitab-ı Mukaddes) benimsemesi gerekir.

 

"Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?" (Kur'an: Bakara 2:85)

"Kitab'ın hepsine inanırsınız." (Kur'an: Al-i İmran 3:119)

"Deyin ki: ‘bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve tanrınız birdir ve biz O'na teslim olanlarız.'"

(Kur'an: Ankebut 29:46)

"De ki: ‘Ben Allah'ın indirdiği her Kitab'a inandım ve aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Bizimle sizin aranızda tartışma (sebebi) yoktur.'" (Kuran: Şura 42:15)

Bu kısa kitapta Kutsal Kitap'ın değişmezliği hakkında birçok delil ortaya konulmuştur.

1. Tevrat'a göre Tanrı'nın Sözü değişmez.

2. İncil'e göre Tanrı'nın Sözü değişmez.

3. Kuran'a göre Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur.

4. Kuran'a göre Kutsal Kitap Hz. Muhammed'in zamanında da sapasağlam mevcuttur.

5. Hz. Muhammed'den önceki dönemden günümüze kadar Eski Ahit’in yüzlerce el yazması hâlâ mevcuttur.

6. Hz. Muhammed'den önceki dönemden günümüze gelen İncil’in binlerce el yazması hâlâ mevcuttur.

7. Bu nüshaların hepsi de aynı şeyi söylüyorlar. Nüshaların arasındaki ufak tefek imla ve kopya hataları, Kutsal Kitap'ın mana veya gerçeğini değiştirebilecek bir şey değildir.

8. İlk Hıristiyan

ataların yazıları ve eserleri de Kutsal Kitap'ın değişmezliğini açıkça gösteriyor.

9. Tanrı, insanları uzun bir süre Kendi gerçek mesajı ya da vahyinden mahrum bırakacak, ve onlara sadece büyük ölçüde çarpıtılmış, yoz ve doğru olmayan kitaplar bırakacak kadar zayıf ve güçsüz değildir. Tanrı insanlığa verdiği yazılı vahyini özel olarak Kutsal Kitap'ta saklayıp korumuştur.

 

Bunlar karşı konulamaz ve reddedilemez delillerdir. Tanrı' nın Sözü'nün güvenilir olduğunu defalarca gördük. Kitab-ı Mukaddes (Kutsal Kitap) Allah'ın Sözü'dür ve onun değiştirildiği iddiası uydurmadır. İslam dünyasında çok yaygın olduğu halde sadece bir yalan ve iftiradan ibarettir. Kutsal Kitap'ın değiştirildiğine dair hiçbir tarihsel kanıt yoktur. Üstelik Kuran'da bile Tevrat veya İncil'in değiştirilmiş olduğunu ileri süren hiçbir ayet yoktur! Eğer Kitab-ı Mukaddes yüzyıllar önce değiştirilmiş olsaydı, Kuran bu önemli noktaya değinmez miydi? Tersine, "Rabbinin sözü, hem doğrulukça hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir." (Kuran: En'am 6:34) "Allah'ın kelimeleri değişmez," (Kur' an: Yunus 10:64) diyen ayetler vardır.

Gücü her şey yeten ulu Tanrı, kendi Kutsal Sözü'nün değiştirilmesine izin vermez. Tersine, onu korur ve yerine getirir. "Allah sözünden caymaz" (Kuran: Hac 22:47). Elimizdeki Tevrat'la İncil sağlam ve güvenilirdir. Kaldı ki, eğer insan Kitab-ı Mukaddes'te öğretilenleri kabul etmek istemezse, Kutsal Kitap'ın değiştirildiği iddiasından başka bir gerekçeye başvurmak zorundadır.

Aklımıza gelen şeylerden biri de şu olabilir:

İslamiyet'in ilk çağlarında Kutsal Kitap'ın (Tevrat, Zebur ve İncil) değiştirilmesiyle ilgili bu tür boş iftiralar hiç yokken asırlar sonra ortaya çıkmalarının ve günümüzde de bazı Müslümanlar tarafından yayılmalarının sebebi nedir?

İnsanların amaçlarını yüce Allahımız'dan başka hiç kimse kesin olarak bilemez ancak tarihi incelediğimizde bazı bilimsel tahminler yürütebiliriz. İslamiyet'in ilk çağlarında okuma yazma bilme oranı çok düşük olduğundan ve ne yazık ki o çağda Kutsal Kitap'ın Arapça çevirisi mevcut olmadığı için ilk Müslümanlar Kuran ile Kutsal Kitap'ın çelişmediğini düşünüyorlardı. Zaman geçtikçe Müslüman

bilginler Kutsal Kitap'ı incelemeye başladıklarında hayal kırıklığına uğramışlardır. Kutsal Kitap'ın İslam peygamberi ve İslam inançlarına destek vereceğine onun ana öğretileriyle çeliştiğini görmüşlerdir. Tevrat, Zebur ve İncil birbirleriyle uyum içinde oldukları halde Kuran'dan çok farklıdırlar.

Ama sanki iş işten geçmişti, çünkü Kuran'a göre Kutsal Kitap doğru ve güvenilirdi. Belli ki İslam öncülerinin Kutsal Kitap hakkında fazla bir bilgileri yoktu, yoksa hem onun sağlam olduğunu söyleyip hem de birçok konuda onunla açıkça çelişecek öğretiler sunmazlardı. Hem Kuran hem de Kutsal Kitap doğru olamazdı. Birinden biri yanlış olmalıydı. Bu yüzden İslamiyet'i korumak amacıyla Kutsal Kitap'ın değiştirildiği konusunda bilime ve tarihe dayanmayan söylentiler yaymaya başlamışlardır. Bu konuda hiçbir kanıtları yokken, İznik Konseyi'nde toplanan Hıristiyan din adamlarının yüzlerce İncil içinden dört tanesini seçtiği gibi saçma sapan hikâyeler uydurmuşlardır. Yüzyıllar sonra da "Denize düşen yılana sarılır," misali sahte Barnaba İncili çıktığında ona sarılmışlardır. İslam ülkelerinde hâlâ Kutsal Kitap'ın dağıtılıp okunması engelleniyor. İncil'in sonradan değiştiği ve asıl İncil'in kaybolduğu gibi hakaretleri birçok farklı şekilde yaymaya çalışıyorlar. İyi niyetli ve gerçeğe yönelik insanlar kendi önyargılarına destek arayışında olmak yerine, tarihi ve kanıtları inceleyerek gerçeği bulmaya çalışırlar.

 

 

Müjde

 

 

Soru şudur: "Kutsal Kitap değiştirildi mi?" Tanrı'nın cevabı ise şöyledir: "Kesinlikle hayır! Her insan yalancı olsa da Tanrı'nın doğru olduğu bilinmelidir. Kutsal Kitap'ta yazılı olduğu gibi:

"‘Öyle ki, sözlerinde doğru çıkasın ve yargılandığın zaman davayı kazanasın.'" (İncil: Romalılara 3:4).

 

İncil'de İsa Mesih, kendisi Allah'ın Yaşayan Sözü (Kelâm) olarak, kendi sözleri ve ebedi hayat hakkında çok önemli birkaç söz söyledi:

"Beni reddeden ve sözlerimi kabul etmeyen kişiyi yargılayacak biri var. Söylediğim söz o kişiyi son günde yargılayacaktır."(İncil: Yuhanna 12:4

 

Dikkat! Eğer herkes son günde İsa Mesih'in sözüyle (yani İncil'e göre) yargılanacaksa, o zaman İncil kesinlikle değiştirilemez. Tanrı'nın o Sözü koruması gerekir. "Tanrı kullarıyla (haşa) dalga geçmez", onlarla oyun oynamaz.

İsa Mesih dedi ki:

"Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlarda sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır! Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz." (İncil: Yuhanna 5:39-40)

Dikkat edelim! Eğer birisi Hz. İsa'nın bir peygamber olduğuna tanıklık edip, aynı zamanda O'nun kendi hakkındaki sözlerini kabul etmezse, bu mantıklı ve inandırıcı bir davranış olur mu?

"İsa ona, ‘Yol, gerçek ve yaşam ben'im' dedi. ‘Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez.'" (İncil: Yuhanna 14:6)

"Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: ‘İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!'" (İncil: Yuhanna 1:29)

"Çünkü tek bir Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında tek bir Aracı vardır. Bu da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa'dır." (İncil: 1.Timoteyus 2:5-6)

"Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur." (İncil: Elçilerin İşleri 4:12)

"Biliyoruz ki, biz Tanrı'danız, bütün dünya ise kötü olanın denetimindedir. Yine biliyoruz ki, Tanrı'nın Oğlu gelmiş ve gerçek Olan'ı tanımamız için bize anlama gücü vermiştir. Biz gerçek Olan'dayız. O'nun Oğlu İsa Mesih'teyiz. Kendisi gerçek Tanrı ve sonsuz yaşamdır." (İncil: 1.Yuhanna 5:19-20)

 

Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında İsa Mesih'in Tanrı olduğu gerçeğini tüm sıcaklığıyla sizlerle paylaşan Kutsal Kitap'ın kesinlikle Tanrı'nın Yaşayan ve Öz Sözü (Kelâm) olduğunu ve bu müjdenin de hepimizin ortak iyiliği için olduğunu belirtmek istiyoruz. Sizleri Tanrı'nın değiştirilmemiş yazılı Sözü'nü, yani Kitab-ı Mukaddes: Tevrat, Zebur ve İncil'i açık fikirle inceleyip İsa'nın gerçekten Kim olduğunu araştırmaya davet ediyoruz.

Kutsal kitap.org tan alıntıdır.

[/quote

 

ona kalırsa isa da incil yazdırmamış isa nın ölümünden yıllar sonra birileri tarafından birçok değişik tarz ve anlatımda yazılmıştır,şimdi bu isanın ölümünden çook uzun yıllar sonra yazılan incillerin isa ile ne alakası var yahut isanın bu incillerden ne haberi var bu mantığa göre yani,öyle değilmi...;)

Sevgili göçmenoğlu,İsa kelamın kendisi olduğu için Incil yazdırmamıştır.Ama o her zaman dünyada olmayacağı için sonraki nesiller için İncil yazılmaya başlanmıştır.Evet haklısınız Incil bir çok kişi tarafından yazılmıştır...Fakat içerikleri aynıdır...Herkes bilir eskiden binlerce İncil mevcuttu.Fakat bu İncillerin hepsinde İsa'nın rab ve kurtarıcı olduğu,üçü-birlik esası bütün İncillerde vardı.Fakat bu İncillerin elenme sebepleri Kilise kayıtlarında bulunmamaları ve şu andaki kabul edilen 4 kanonik İncil'den daha güvenilir olmayabilirlik şüphesidir.Çünkü 4'üde 1. ağızdan anlatılmadır.Yani bütün İncillerin içerikleri aynıydı.Çok sonra yazılan İncil derken abartmayalım lütfen.İncil 1.ağız ve öğrencilerinden yazılmadır.Matta ve Yuhanna 1.ağızken.Luka ve Markos ise onların öğrencileriydiler...Yani bu İncillerin İsa ile ne alakası var dersen şu alakası var,bu İncilleri yazan 1. ağızlardır.Burada bir güvenirlikte söz konusudur.Yani İncilleri yazan kişiler birebir yaşamış insanlardır.

Sevgiler.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Binlerce İncil'den kastım bir çok insan binlerce İncil diye bahsettiğinden dolayı bende karşı taraf için anlaşılabilir olması için "binlerce İncil" diye kullandım.

Anlamaya çalışarak okuyalım lütfen.

Sevgiler.

karşı taraf anlasın derken onların binlerce incil olduğu iddasını kabul etmiş gibi konuşmuş oluyorsunuz.cümlelerinizi dikkatli seçmelisiniz.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

karşı taraf anlasın derken onların binlerce incil olduğu iddasını kabul etmiş gibi konuşmuş oluyorsunuz.cümlelerinizi dikkatli seçmelisiniz.

Düz okursanız bahsettiğiniz gibi anlarsanız.Binlerce İncil iddiasını kabul ettim>>>açıklama yaptım.Tartışma yaparken kişinin iddiasını yanlışlanamak yerine ilkönce bahsettiği cinsden cevap vermek en iyisidir.Çünkü herkes sizin gibi "Nerdeyse bir protestan rahibine ders verebilecek kadar" bir bilgide olmuyor.Apokrifal yerine "Binlerce İncil"

şeklinde kullanmayı kişinin daha iyi anlaması için tercih ettim ki kişinin daha iyi anladığını umuyorum.

Günümüzde ortaya çıkan en küçük çelişkili bir kitap dahii İncil şeklinde adlandırılıyorsa benim binlerce incil dememde mahsur yoktur.Dediğim gibi anlamaya çalışarak okuyalım herkesi sizin gibi bilgili değil.

Sevgiler.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

 Paylaş

×
×
  • Yeni Oluştur...